Kasten yaralama suçu, bir kimsenin vücuduna acı vermek ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak suretiyle işlenen suçtur. Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenmiştir ve temel hâlinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Yaralama basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse ceza 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasına döner ve suç şikâyete bağlı hâle gelir.
İçindekiler
- Kasten Yaralama Suçu Nedir?
- Suçun Unsurları
- Mevzuatta Kasten Yaralama: TCK 86, 87 ve 88
- Kasten Yaralama Cezası Tablosu (2026)
- Basit Kasten Yaralama (TCK 86/1)
- Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilen Yaralama (TCK 86/2)
- Nitelikli Haller ve Cezayı Artıran Nedenler (TCK 86/3)
- Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK 87)
- Kemik Kırığı ve Çıkığı (TCK 87/3)
- Yaralama Sonucu Ölüm Meydana Gelmesi (TCK 87/4)
- İhmali Davranışla Kasten Yaralama (TCK 88)
- Haksız Tahrik İndirimi (TCK 29)
- Meşru Savunma ve Sınırın Aşılması
- Kasten Yaralama ile Öldürmeye Teşebbüs Ayrımı
- Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma
- HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezasına Çevirme
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Maddi ve Manevi Tazminat Davası
- Ceza Hesabı: Uygulamalı Örnek
- Yargıtay Kararları
- Sıkça Sorulan Sorular
Kasten Yaralama Suçu Nedir?
Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” kısmında, “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümü altında düzenlenmiştir. Suçla korunan hukuki değer kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüdür. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ceza hukuku alanındaki karşılığıdır.
Kanun, suçun oluşması için üç alternatif netice öngörmüştür. Bunlardan herhangi birinin gerçekleşmesi suçun tamamlanması için yeterlidir:
- Vücuda acı verilmesi: Fiziksel ağrı veya ızdırap oluşturan her türlü etki. Tokat atmak, yumruk vurmak, tekmelemek, saç çekmek, ısırmak bu kapsamdadır.
- Sağlığın bozulmasına neden olunması: Bedensel veya ruhsal sağlıkta bozulma meydana getirmek. Kişiye zehirli madde vermek, hastalık bulaştırmak, ruhsal travma oluşturmak örnek verilebilir.
- Algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunması: Kişinin idrak, muhakeme veya duyu yeteneklerinde bozulma yaratmak. Uyuşturucu veya uyarıcı madde verilerek bilincin bulandırılması bu kapsamdadır.
Suçun oluşması için mağdurun vücudunda mutlaka görünür bir iz veya yara kalması gerekmez. Acı verme tek başına yeterlidir. Buna karşılık, salt korkutma veya tehdit içeren söz ve davranışlar bu suçu değil, duruma göre tehdit suçunu ya da cebir suçunu oluşturur. Sözle gerçekleştirilen onur kırıcı davranışlar ise hakaret suçu kapsamında değerlendirilir.
Suçun Unsurları
Fail ve Mağdur
Kasten yaralama suçunun faili herkes olabilir; özgü suç değildir. Mağdur ise yaşayan bir insan olmalıdır. Kendi vücuduna zarar veren kişi bu suçun faili olmaz, zira suçla korunan hukuki değer kişinin kendi tasarruf alanındadır. Ancak askerlik hizmetinden kaçmak amacıyla kendini yaralama gibi özel kanunlarda ayrıca düzenlenmiş hâller bunun istisnasıdır.
Anne karnındaki cenine yönelen fiiller kasten yaralama değil, çocuk düşürtme suçunu oluşturur. Ölmüş bir kişinin bedenine yönelen fiiller ise kişinin hatırasına hakaret kapsamında değerlendirilir.
Maddi Unsur (Fiil)
Suç serbest hareketli bir suçtur. Kanun, neticeye götüren hareketi belirli bir biçimle sınırlamamıştır; yukarıda sayılan üç neticeden birini doğurmaya elverişli her hareket suçu oluşturabilir. Fiil doğrudan bedensel temasla işlenebileceği gibi, araç kullanılarak, hayvan üzerinden veya dolaylı yollarla da gerçekleştirilebilir.
Suç neticeli bir suçtur. Hareketin gerçekleşmesi yeterli olmayıp, kanunda öngörülen neticelerden birinin meydana gelmesi ve hareket ile netice arasında illiyet bağı bulunması zorunludur. Netice meydana gelmemişse teşebbüs hükümleri devreye girer.
Manevi Unsur (Kast)
Suç ancak kasten işlenebilir. Fail, hareketinin mağdurun vücut bütünlüğünü ihlal edeceğini bilmeli ve bu neticeyi istemelidir. Doğrudan kast yanında olası kast ile de işlenebilir; failin neticeyi öngörmesine rağmen “olursa olsun” diyerek hareketine devam etmesi hâlinde olası kast gündeme gelir.
Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu meydana gelen yaralamalarda kast bulunmadığından fiil bu suçu değil, taksirle yaralama suçunu (TCK m. 89) oluşturur. Kast ile taksir arasındaki ayrım, cezanın türü ve miktarı bakımından belirleyicidir.
Hukuka Aykırılık Unsuru
Tipe uygun fiilin varlığı tek başına cezalandırma için yeterli değildir; fiilin aynı zamanda hukuka aykırı olması gerekir. Aşağıdaki hukuka uygunluk nedenlerinden birinin varlığı hâlinde fiil suç oluşturmaz:
- Meşru savunma (TCK m. 25/1): Kendisine veya başkasına yönelen haksız bir saldırıyı def etmek zorunluluğuyla, saldırı ile orantılı biçimde hareket edilmesi.
- Zorunluluk hâli (TCK m. 25/2): Ağır ve muhakkak bir tehlikeden korunmak için başka çare bulunmaması.
- Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası (TCK m. 26): Sporcunun kurallara uygun hareketi, tıbbi müdahalede hastanın aydınlatılmış onamı gibi hâller.
- Kanun hükmünü icra (TCK m. 24): Kolluk görevlisinin yakalama sırasında kanunda öngörülen ölçüde zor kullanması.
Mevzuatta Kasten Yaralama: TCK 86, 87 ve 88
Kasten yaralama, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda üç madde hâlinde düzenlenmiştir. TCK 86 suçun temel ve nitelikli hâllerini, TCK 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerini, TCK 88 ise ihmali davranışla işlenmesini düzenler.
TCK Madde 86 — Kasten Yaralama
(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
f) Canavarca hisle,işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.
Not: (a) bendindeki “boşandığı eşe” ibaresi ile (f) bendindeki “canavarca hisle” nitelikli hâli, 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile eklenmiştir. Bu nedenle 2022 öncesi işlenen fiillerde lehe kanun uygulaması bakımından suç tarihinin tespiti önem taşır.
Kasten Yaralama Cezası Tablosu (2026)
Aşağıdaki tablo, kasten yaralama suçunun tüm hâllerinde öngörülen ceza aralıklarını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu bir arada göstermektedir.
| Suçun Hâli | Kanun Maddesi | Ceza | Şikâyet | Uzlaştırma |
|---|---|---|---|---|
| Temel (basit) kasten yaralama | TCK 86/1 | 1 – 3 yıl hapis | Aranmaz (re’sen) | Tabidir |
| Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen yaralama | TCK 86/2 | 4 ay – 1 yıl hapis veya adli para cezası | Şikâyete bağlı | Tabidir |
| Nitelikli hâller (a–e bentleri) | TCK 86/3 | Temel cezanın yarısı oranında artırılır | Aranmaz | Tabi değildir |
| Canavarca hisle işlenmesi | TCK 86/3-f | Temel ceza bir kat artırılır | Aranmaz | Tabi değildir |
| Neticesi sebebiyle ağırlaşmış — birinci derece | TCK 87/1 | Ceza bir kat artırılır; alt sınır 3 yıl | Aranmaz | Tabi değildir |
| Neticesi sebebiyle ağırlaşmış — ikinci derece | TCK 87/2 | Ceza iki kat artırılır; alt sınır 5 yıl | Aranmaz | Tabi değildir |
| Kemik kırılması veya çıkığı | TCK 87/3 | Ceza yarısına kadar artırılır | Aranmaz | Tabi değildir |
| Yaralama sonucu ölüm (temel hâl üzerinden) | TCK 87/4 | 8 – 16 yıl hapis | Aranmaz | Tabi değildir |
| Yaralama sonucu ölüm (nitelikli hâl üzerinden) | TCK 87/4 | 12 – 18 yıl hapis | Aranmaz | Tabi değildir |
| İhmali davranışla işlenmesi | TCK 88 | Ceza üçte ikisine kadar indirilebilir | Duruma göre | Tabidir |
Tabloda yer alan artırım oranları, önce TCK 86’ya göre belirlenen temel ceza üzerinden uygulanır. Birden fazla artırım nedeni bulunması hâlinde artırımlar sırayla ve her biri önceki sonucu üzerinden hesaplanır.
Basit Kasten Yaralama (TCK 86/1)
TCK 86/1, suçun temel şeklini düzenler ve 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörür. Bu hâlde suç şikâyete bağlı değildir; savcılık, olayı öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatmakla yükümlüdür. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi kamu davasını düşürmez, ancak uzlaştırma kurumu devreye girebilir.
Temel cezanın 1 ile 3 yıl arasında belirlenmesinde mahkeme, TCK 61’de sayılan ölçütleri gözetir: suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zararın ağırlığı, failin kast yoğunluğu ve güttüğü amaç. Uygulamada, alt sınırdan uzaklaşılması hâlinde bunun gerekçesinin kararda somut olarak gösterilmesi gerekir; aksi hâl bozma nedenidir.
Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilen Yaralama (TCK 86/2)
Yaralamanın mağdur üzerindeki etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif ise, TCK 86/2 uygulanır ve ceza 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasına döner. Bu, cezayı önemli ölçüde hafifleten bir düzenlemedir ve uygulamada en sık tartışılan hususlardan biridir.
Bu fıkranın uygulanması bakımından iki nokta belirleyicidir:
- Adli rapor zorunluluğu: Etkinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı, hekim tarafından düzenlenen adli raporla tespit edilir. Mahkemenin kendi değerlendirmesiyle bu sonuca varması mümkün değildir. Rapor çelişkili veya yetersizse Adli Tıp Kurumu’ndan görüş alınması gerekir.
- Şikâyet şartı: Bu hâlde suç şikâyete bağlıdır. Mağdurun şikâyeti yoksa soruşturma yapılamaz; şikâyetten vazgeçme hâlinde dava düşer. Şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır (TCK m. 73).
Uygulamada basit tıbbi müdahale kapsamında değerlendirilen tipik durumlar arasında yüzeysel sıyrık ve ekimoz (morarma), hafif şişlik, pansuman ile giderilebilen küçük kesikler yer alır. Buna karşılık dikiş atılmasını gerektiren kesikler, kemik bütünlüğünü etkileyen travmalar ve hastanede yatarak tedavi gerektiren durumlar bu kapsamın dışındadır.
Önemli bir ayrım: TCK 86/2 yalnızca temel hâl bakımından uygulanır. Fiil aynı zamanda TCK 86/3’teki nitelikli hâllerden birini taşıyorsa, yaralama basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olsa bile şikâyet aranmaz ve ceza artırılır.
Nitelikli Haller ve Cezayı Artıran Nedenler (TCK 86/3)
TCK 86/3, suçun daha ağır cezalandırılmasını gerektiren altı hâli sayar. Bu hâllerin varlığında şikâyet aranmaz ve ceza kural olarak yarı oranında, canavarca hisle işlenmesi hâlinde ise bir kat artırılır.
| Bent | Nitelikli Hâl | Artırım | Açıklama |
|---|---|---|---|
| a | Üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı | 1/2 | Anne, baba, dede, nine, çocuk, torun, eş, boşanılan eş ve kardeş. Üvey ilişkiler ve nişanlılık bu kapsamda değildir. |
| b | Kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı | 1/2 | Yaş küçüklüğü, ileri yaş, hastalık, engellilik veya bilinç kaybı gibi nedenlerle direnç gösteremeyecek durumda olmak. |
| c | Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle | 1/2 | Saldırı ile mağdurun kamu görevi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Görevden kaynaklanmayan kişisel husumet bu kapsamda değildir. |
| d | Kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanması suretiyle | 1/2 | Failin kamu görevlisi olması ve görevinin sağladığı olanağı kullanması gerekir. |
| e | Silahla | 1/2 | TCK 6/1-f’deki geniş silah tanımı esas alınır; ateşli silahlar yanında bıçak, sopa, taş gibi saldırıda kullanılmaya elverişli her türlü araç bu kapsamdadır. |
| f | Canavarca hisle | 1 kat | 7406 sayılı Kanun ile eklenmiştir. Failin acı çektirmekten haz duyması, olağan dışı bir zalimlikle hareket etmesi hâlinde uygulanır. |
Silahla İşlenmesi Hâlinde Silah Kavramı
Uygulamada en sık gündeme gelen nitelikli hâl, suçun silahla işlenmesidir. TCK 6/1-f, silah kavramını geniş tanımlar. Bu tanıma göre ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal ve biyolojik maddeler silah sayılır.
Bu geniş tanım nedeniyle, günlük hayatta silah sayılmayan birçok nesne bu suç bakımından silah olarak değerlendirilebilir. Odun, demir çubuk, cam parçası, kemer tokası, ayakkabı gibi araçlarla gerçekleştirilen yaralamalarda somut olayın koşulları ve aracın kullanılma biçimi dikkate alınarak değerlendirme yapılır. Belirleyici olan, aracın saldırıda kullanılmaya elverişli olup olmadığıdır.
Buna karşılık, failin yalnızca vücut gücünü kullandığı hâllerde (yumruk, tokat, tekme) silah nitelikli hâli uygulanmaz. Yargıtay uygulamasında, elin veya ayağın silah sayılmayacağı yerleşmiş bir kabuldür.
Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK 87)
Kasten yaralama fiili, failin kastettiğinden daha ağır bir netice doğurmuşsa TCK 87 uygulanır. Bu düzenleme, failin kastının yaralamaya yönelik olduğu ancak fiilin ağır sonuçlar doğurduğu hâlleri kapsar. Fail bu ağır neticeyi istememiş olsa dahi, netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir (TCK m. 23).
Kanun, ağır neticeleri iki derece hâlinde ayırmıştır.
Birinci Derece Ağır Neticeler (TCK 87/1)
Aşağıdaki neticelerden biri meydana gelmişse ceza bir kat artırılır ve verilecek ceza, temel hâle giren durumlarda 3 yıldan, nitelikli hâle giren durumlarda 5 yıldan az olamaz:
- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması
- Konuşmasında sürekli zorluk oluşması
- Yüzünde sabit iz kalması
- Yaşamını tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması
- Gebe bir kadına karşı işlenip çocuğunun vaktinden önce doğması
İkinci Derece Ağır Neticeler (TCK 87/2)
Daha ağır sayılan aşağıdaki neticelerde ceza iki kat artırılır ve verilecek ceza temel hâlde 5 yıldan, nitelikli hâlde 8 yıldan az olamaz:
- İyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girilmesi
- Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi
- Konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybolması
- Yüzünün sürekli değişikliğe uğraması
- Gebe bir kadına karşı işlenip çocuğunun düşmesi
“Yüzde sabit iz” ile “yüzün sürekli değişikliği” arasındaki ayrım uygulamada sık tartışılır. Sabit iz, yüzde kalıcı ancak kişinin görünümünü esaslı biçimde değiştirmeyen izdir; sürekli değişiklik ise kişinin yüz görünümünü belirgin biçimde bozan, üçüncü kişilerde acıma veya ürküntü uyandıran değişikliktir. Bu ayrımın tespiti adli tıp uzmanlığını gerektirir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın tüm ayrıntıları, adli rapor değerlendirmesi ve Yargıtay uygulaması için Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçu (TCK m. 87) başlıklı ayrıntılı incelememizi okuyabilirsiniz.
Kemik Kırığı ve Çıkığı (TCK 87/3)
Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması hâlinde, TCK 86’ya göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılır.
Bu fıkranın uygulanmasında iki aşamalı bir değerlendirme yapılır:
- Kırık veya çıkığın varlığı: Radyolojik görüntüleme ve adli raporla tespit edilir.
- Hayat fonksiyonlarına etki derecesi: Adli Tıp Kurumu uygulamasında kırığın etkisi hafif (1. derece), orta (2.–3. derece) veya ağır (4.–5. derece) olarak derecelendirilir. Artırım oranı bu dereceyle bağlantılı olarak belirlenir.
Artırım oranının “yarısına kadar” ifadesiyle düzenlenmiş olması, mahkemeye takdir yetkisi tanır. Ancak bu takdir keyfi kullanılamaz; hangi oranın neden uygulandığı, adli rapordaki derecelendirmeye atıfla kararda gerekçelendirilmelidir. Uygulamada, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisi belirlenmeden doğrudan azami oranda artırım yapılması bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.
Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir husus: kemik kırığı aynı zamanda TCK 87/1 veya 87/2’de sayılan neticelerden birine de yol açmışsa, failin lehine olan değil, daha ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır. İki fıkranın birlikte uygulanması suretiyle mükerrer artırım yapılamaz.
Yaralama Sonucu Ölüm Meydana Gelmesi (TCK 87/4)
Kasten yaralama sonucunda mağdurun ölmesi hâlinde, failin kastı öldürmeye yönelik olmadığından kasten öldürme suçu değil, TCK 87/4 uygulanır. Öngörülen ceza:
- Fiil TCK 86/1’e (temel hâl) giriyorsa 8 yıldan 16 yıla kadar hapis
- Fiil TCK 86/3’e (nitelikli hâl) giriyorsa 12 yıldan 18 yıla kadar hapis
Bu suç tipinde failin sorumluluğu, yaralama bakımından kast, ölüm neticesi bakımından ise taksire dayanır. Failin ölüm neticesini öngörmesi ve kabullenmesi hâlinde artık olası kastla öldürme gündeme gelir ve nitelendirme değişir. Kastın tespiti; kullanılan aracın niteliği, darbenin vurulduğu bölge, darbe sayısı ve şiddeti, fail ile mağdur arasındaki ilişki, olay öncesi ve sonrası davranışlar birlikte değerlendirilerek yapılır.
Mağdurun ölümü, aldığı yara nedeniyle değil de araya giren bağımsız bir nedenle gerçekleşmişse illiyet bağı kesilir ve TCK 87/4 uygulanmaz. Bu durumda fail yalnızca meydana getirdiği yaralama neticesinden sorumlu tutulur.
TCK 87/4 kapsamındaki fiillerde öngörülen ceza miktarı nedeniyle yargılama ağır ceza mahkemesinde görülür.
İhmali Davranışla Kasten Yaralama (TCK 88)
TCK 88, kasten yaralamanın icrai değil ihmali bir davranışla işlenmesi hâlini düzenler ve cezanın üçte ikisine kadar indirilebileceğini öngörür. Maddede, bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşulların göz önünde bulundurulacağı belirtilmiştir.
Buna göre ihmali davranışla kasten yaralamadan söz edilebilmesi için failin, neticeyi önlemek bakımından hukuki bir yükümlülük altında bulunması gerekir. Bu yükümlülük kanundan, sözleşmeden veya önceden gerçekleştirilen tehlikeli bir davranıştan doğabilir. Örnek olarak, bakım yükümlülüğü bulunan kişinin bakıma muhtaç kimsenin tedavisini kasten ihmal etmesi verilebilir.
İndirim oranı “üçte ikisine kadar” biçiminde düzenlendiğinden mahkemenin takdir yetkisi bulunur. Bu takdirin kullanımında ihmalin ağırlığı, failin yükümlülüğünün niteliği ve meydana gelen neticenin boyutu gözetilir.
Konunun ayrıntıları için Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi (TCK m. 88) başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Haksız Tahrik İndirimi (TCK 29)
Haksız tahrik, kasten yaralama davalarında en sık başvurulan cezayı azaltan nedendir. TCK 29’a göre, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye verilecek ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.
İndirimin uygulanabilmesi için dört koşulun birlikte bulunması gerekir:
- Haksız bir fiilin varlığı: Tahriki oluşturan fiil hukuka aykırı olmalıdır. Hukuka uygun bir davranış, örneğin kolluk görevlisinin kanuna uygun müdahalesi, tahrik oluşturmaz.
- Hiddet veya şiddetli elem: Haksız fiil failde öfke veya derin üzüntü meydana getirmiş olmalıdır.
- Nedensellik bağı: Suç, bu ruh hâlinin etkisi altında işlenmelidir. Haksız fiil ile suç arasında makul bir zaman bağlantısı bulunmalıdır.
- Tahrikin failden kaynaklanmaması: Failin kendi haksız davranışıyla yarattığı tepkiye dayanarak tahrik indiriminden yararlanması mümkün değildir.
İndirim oranının belirlenmesinde tahrikin ağırlığı esas alınır. Hafif tahrikte dörtte bire yakın, ağır tahrikte dörtte üçe yakın indirim uygulanır. Mahkemenin hangi oranı neden seçtiğini gerekçelendirmesi zorunludur.
Karşılıklı yaralama olaylarında, tarafların her birinin diğeri bakımından tahrik oluşturup oluşturmadığı ayrı ayrı değerlendirilir. Kavgada ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesi hâlinde, uygulamada her iki taraf bakımından da tahrik indirimi uygulanması yönünde bir eğilim bulunmaktadır.
Meşru Savunma ve Sınırın Aşılması
Meşru savunma, fiili hukuka uygun hâle getiren ve cezalandırmayı tamamen ortadan kaldıran bir nedendir. TCK 25/1 uyarınca, kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde zorunlulukla def etmek durumunda kalan kimseye ceza verilmez.
Koşullar şunlardır:
- Saldırının haksız olması: Hukuka aykırı bir saldırı bulunmalıdır.
- Saldırının güncel olması: Saldırı başlamış, sürüyor ya da tekrarı muhakkak olmalıdır. Sona ermiş bir saldırıya karşı gerçekleştirilen fiil savunma değil, intikam niteliği taşır.
- Savunmada zorunluluk: Saldırıyı def etmek için başka makul bir yol bulunmamalıdır.
- Orantılılık: Savunma, saldırının ağırlığıyla dengeli olmalıdır.
Savunmada sınırın aşılması hâlinde TCK 27 devreye girer. Sınır taksirle aşılmışsa ve fiil taksirli suç olarak da cezalandırılıyorsa, taksirli suça ilişkin ceza altıda birinden üçte birine kadar indirilerek uygulanır. Sınır mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılmışsa faile hiç ceza verilmez (TCK m. 27/2).
Kasten Yaralama ile Öldürmeye Teşebbüs Ayrımı
Uygulamada en çok tartışılan ve sanığın hukuki durumunu en çok etkileyen ayrım budur. Zira kasten yaralama 1–3 yıl hapis cezasını gerektirirken, kasten öldürmeye teşebbüs çok daha ağır cezalara yol açar.
Ayrım, failin kastının yönü belirlenerek yapılır. Kastın tespitinde Yargıtay uygulamasında istikrarlı biçimde şu ölçütler birlikte değerlendirilir:
- Kullanılan aracın niteliği: Öldürmeye elverişli olup olmaması.
- Darbenin isabet ettiği bölge: Hayati bölge (baş, göğüs, karın, boyun) olup olmaması.
- Darbe sayısı ve şiddeti: Tek darbe mi, sürekli ve yoğun saldırı mı.
- Failin engel bir neden olmaksızın eylemine kendiliğinden son verip vermemesi: Kendiliğinden vazgeçme, öldürme kastının bulunmadığına işaret eden güçlü bir ölçüttür.
- Olay öncesi ve sonrası davranışlar: Tehdit içeren sözler, olay sonrası mağdura yardım edilmesi veya kaçılması.
- Taraflar arasındaki ilişki ve husumetin derecesi.
Bu ölçütlerden yalnızca birine dayanarak sonuca varılması yerinde değildir. Örneğin bıçak kullanılmış olması tek başına öldürme kastını göstermez; bıçağın vücudun hangi bölgesine, hangi şiddetle ve kaç kez kullanıldığı birlikte değerlendirilmelidir.
Zincirleme Kasten Yaralama
Aynı mağdura karşı, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez kasten yaralama fiili işlenmişse TCK 43 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır ve tek cezaya hükmedilerek bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Buna karşılık, fiiller aynı anda ve tek bir eylem bütünlüğü içinde gerçekleşmişse zincirleme suç değil tek suç vardır. Aynı olayda birden fazla darbe vurulması tek bir kasten yaralama suçunu oluşturur.
Mağdur sayısı birden fazlaysa zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; her mağdur bakımından ayrı suç oluşur ve TCK 43/2 uyarınca aynı neviden fikri içtima kuralları dikkate alınır.
Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma
Kasten yaralama suçunda şikâyet, zamanaşımı ve uzlaştırma rejimi, suçun hangi fıkraya girdiğine göre değişir. Aşağıdaki tablo bu farkları özetlemektedir.
| Suçun Hâli | Şikâyet | Şikâyet Süresi | Dava Zamanaşımı | Uzlaştırma |
|---|---|---|---|---|
| TCK 86/1 — temel hâl | Aranmaz | — | 8 yıl | Tabidir |
| TCK 86/2 — basit tıbbi müdahale | Şikâyete bağlı | 6 ay | 8 yıl | Tabidir |
| TCK 86/3 — nitelikli hâller | Aranmaz | — | 8 yıl | Tabi değildir |
| TCK 87/1 ve 87/2 | Aranmaz | — | 8–15 yıl | Tabi değildir |
| TCK 87/3 — kemik kırığı | Aranmaz | — | 8 yıl | Tabi değildir |
| TCK 87/4 — ölüm | Aranmaz | — | 15 yıl | Tabi değildir |
| TCK 88 — ihmali davranış | Duruma göre | 6 ay | 8 yıl | Tabidir |
Şikâyet süresi bakımından, TCK 73 uyarınca süre fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; geçirilmesi hâlinde şikâyete bağlı suçlarda dava açılamaz.
Dava zamanaşımı, TCK 66 uyarınca suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda süre sekiz yıldır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerde ve ölümle sonuçlanan olaylarda ceza üst sınırı yükseldiğinden zamanaşımı süresi de uzar.
Uzlaştırma bakımından CMK 253 belirleyicidir. Kasten yaralama suçu, üçüncü fıkra hariç olmak üzere TCK 86 ve TCK 88 kapsamında uzlaştırmaya tabidir. Yani nitelikli hâllerde (TCK 86/3) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerde (TCK 87) uzlaştırma yolu kapalıdır. Uzlaştırmanın koşulları ve süreci hakkında CMK Madde 253 Uzlaşma Nedir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Uzlaştırmanın başarıyla sonuçlanması hâlinde, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir; kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesine karar verilir. Bu durumda sanık hakkında adli sicil kaydı oluşmaz.
HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezasına Çevirme
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Kasten yaralama davalarında en çok merak edilen konulardan biri hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumudur. Bu kurum önemli bir değişim geçirmiştir ve 2024 sonrası verilen kararlarda yeni rejim uygulanmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, 01.06.2023 tarihli kararıyla CMK 231’deki HAGB düzenlemesini iptal etmiş, iptalin yürürlüğünü 01.08.2024 tarihine bırakmıştır. Bu tarih gelmeden, 7499 sayılı Kanun ile kurum yeniden düzenlenmiş ve yeni rejim 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla HAGB kaldırılmamış, yeniden yapılandırılmıştır.
Yeni düzenlemeyle getirilen temel değişiklikler:
- Sanığın kabulü şartı kaldırılmıştır. Eskiden HAGB için sanığın bunu kabul etmesi gerekiyordu; artık mahkeme koşullar varsa bu karara re’sen hükmedebilir.
- Kanun yolu değişmiştir. HAGB kararlarına karşı eskiden itiraz yolu açıktı; artık istinaf kanun yoluna tabidir. Bu, kararın bölge adliye mahkemesinde esastan incelenmesi anlamına gelir.
- Üst sınır değişmemiştir. HAGB’ye ancak iki yıl veya daha az süreli hapis cezalarında hükmedilebilir.
Geçiş hükmü uyarınca, 01.06.2024 tarihinden önce verilen kararlarda eski rejim (kabul şartı ve itiraz yolu), bu tarihten sonra verilen kararlarda ise yeni rejim uygulanır.
Kasten yaralama suçunun temel hâlinde ceza 1–3 yıl arasında belirlendiğinden, alt sınırdan veya alt sınıra yakın ceza verilip indirimler uygulandığında sonuç ceza iki yılın altına inebilir ve HAGB mümkün hâle gelir. TCK 86/2 kapsamındaki yaralamalarda ise cezanın üst sınırı bir yıl olduğundan HAGB uygulanma olasılığı yüksektir.
HAGB kararı verilmesi hâlinde sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenmezse ve yükümlülüklere uyulursa hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer. Bu kararlar adli sicil kaydında görünmez; yalnızca kendisine özgü sistemde tutulur. Ayrıntılar için Adli Sicil Kaydı Ne Zaman Silinir? yazımıza bakabilirsiniz.
Cezanın Ertelenmesi
TCK 51 uyarınca, iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sınır, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler bakımından üç yıldır.
Ertelemenin koşulları: kişinin daha önce kasten işlediği bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat oluşması. Erteleme hâlinde bir yıldan üç yıla kadar denetim süresi belirlenir.
Adli Para Cezasına Çevirme
TCK 50 uyarınca, bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. TCK 86/2 kapsamındaki yaralamalarda kanun zaten seçimlik olarak adli para cezası öngörmüştür; bu hâlde mahkeme doğrudan adli para cezasına hükmedebilir.
Ayrıca kısa süreli hapis cezası, TCK 50’de sayılan diğer seçenek yaptırımlara da (kamuya yararlı işte çalıştırma, belirli haklardan yoksun bırakma gibi) çevrilebilir. Cezanın infaz aşamasındaki olanaklar için Denetimli Serbestlik Nedir? yazımızı inceleyebilirsiniz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kasten yaralama suçunda görevli mahkeme, öngörülen ceza miktarına göre belirlenir:
| Suçun Hâli | Görevli Mahkeme |
|---|---|
| TCK 86 (tüm fıkralar) | Asliye Ceza Mahkemesi |
| TCK 87/1, 87/2 ve 87/3 | Asliye Ceza Mahkemesi |
| TCK 87/4 (ölümle sonuçlanan) | Ağır Ceza Mahkemesi |
| TCK 88 | Asliye Ceza Mahkemesi |
Yetkili mahkeme, CMK 12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir. Yaralama fiilinin gerçekleştiği yer ile neticenin meydana geldiği yer farklıysa, her iki yer mahkemesi de yetkilidir.
Mağdur, sanık aleyhine ceza davasına katılma talebinde bulunabilir. Katılan olarak davaya dahil olunması, mağdura kanun yollarına başvurma dahil önemli usul hakları sağlar. Bu haklar için Mağdur ile Şikayetçinin Hakları — CMK 234 yazımıza bakabilirsiniz.
Kasten Yaralamada Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Kasten yaralama fiili, ceza sorumluluğunun yanında hukuki sorumluluk da doğurur. Mağdur, uğradığı zararların tazmini için failden maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Bu talep, haksız fiil hükümlerine (TBK m. 49 vd.) dayanır.
Maddi tazminat kapsamında istenebilecek kalemler:
- Tedavi giderleri (hastane, ilaç, ameliyat, fizik tedavi, protez)
- Ulaşım ve refakatçi giderleri
- Çalışma gücünün kaybından doğan kazanç kaybı
- İş gücü kaybı sürekliyse, bakiye ömür boyunca oluşacak kazanç kaybı
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar
Manevi tazminat, mağdurun duyduğu acı, elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini amaçlar. Miktarın belirlenmesinde olayın oluş biçimi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusur dereceleri ve meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınır.
Tazminat davası, ceza davasından bağımsız olarak hukuk mahkemesinde açılabilir. Zamanaşımı bakımından TBK 72 uyarınca zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren on yıl süre bulunur. Ancak fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, bu daha uzun süre uygulanır.
Ceza mahkemesinin kusur ve maddi olguya ilişkin tespitleri hukuk mahkemesini bağlamaz; ancak maddi olayın varlığına ilişkin kesinleşmiş tespitler hukuk mahkemesinde de dikkate alınır.
Ceza Hesabı: Uygulamalı Bir Örnek
Kasten yaralama cezasının nasıl hesaplandığını somut bir örnekle görmek, sürecin anlaşılmasını kolaylaştırır.
Olay: Fail, tartışma sırasında mağduru sopa ile bir kez vurmuş; adli raporda mağdurun kolunda kırık tespit edilmiş, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1. derece) olarak belirlenmiştir. Mağdurun hakaret içeren sözleri tahrik oluşturmuştur. Failin sabıkası yoktur.
| Aşama | Dayanak | İşlem | Sonuç |
|---|---|---|---|
| 1. Temel ceza | TCK 86/1 | Alt sınırdan belirleme | 1 yıl |
| 2. Silahla işleme | TCK 86/3-e | Yarı oranında artırım | 1 yıl 6 ay |
| 3. Kemik kırığı | TCK 87/3 | Hafif derece — 1/6 oranında artırım | 1 yıl 9 ay |
| 4. Haksız tahrik | TCK 29 | 1/4 oranında indirim | 1 yıl 3 ay 22 gün |
| 5. Takdiri indirim | TCK 62 | 1/6 oranında indirim | 1 yıl 1 ay 3 gün |
Sonuç ceza iki yılın altında kaldığından, koşulları varsa HAGB veya erteleme uygulanabilir. Bu örnek yalnızca yöntemi göstermek amacıyla verilmiştir; her dosyada oranlar somut olayın özelliklerine göre farklılaşır ve mahkemenin takdir yetkisi bulunur.
Kasten Yaralama Suçunda Yargıtay Kararları
Aşağıda, kasten yaralama suçuna ilişkin Yargıtay uygulamasından seçilmiş kararlar yer almaktadır. Kararlar; adli raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, suçta kullanılan aletin elverişliliği, kastın tespiti, tahrik ve nitelikli hâllerin uygulanması gibi başlıklar altında incelenmiştir.
Mağdurun yaralanmasına ilişkin raporlar arasında çelişki giderilmelidir
Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizine gelince;
Ateşli silah ile yaralanan mağdurun yaralanmasına ilişkin … İlçe Devlet Hastanesinin 15/09/2014 tarihli geçici raporunda mevcut yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği hususunun 1 ay sonra belli olacağının belirtildiği, aynı hastanenin 04/11/2014 tarihli kesin raporunun muayene kısmında, mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği kaydedildiği halde aynı raporun sonuç kısmında yaralanmanın “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olmadığının” tesbit edildiği, bu haliyle 04/11/2014 tarihli raporda çelişki bulunduğu anlaşılmakla, söz konusu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği hususunu gösterir şekilde, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre yöntemine uygun rapor alınması gerektiği gözetilmeden, yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozma nedenidir. (Y4.CD, 28/09/2021 T, 2021/8428 E., 2021/22797 K.)
Sanığın, suçta kullandığı aletin elverişliliği, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri ile katılanda meydana gelen yaralanmaların yeri, nitelikleri ve nicelikleri ile sanığın eylemine son verme sebebi dikkate alındığında kastının, öldürmeye yönelik olduğunun ve kasten yaralama olarak değerlendirilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Somut olay değerlendirildiğinde; katılanın, kardeşi …’e ait telefonu geri istemek için sanığı telefonla aradığı, telefonu istediği ve vermedikleri takdirde polisi arayacağını bildirdiği, bunun üzerine sanığın katılana nerede olduğunu sorduğu ve sanığın olay yerine, öldürmeye elverişli bıçak üzerinde olduğu hâlde gittiği, katılanın hayati bölgelerine iki bıçak darbesi ile vurduğu, bu yaralanmalar neticesinde katılanın mide, barsak ve karaciğer olmak üzere çoklu iç organ yaralanması ve aort kesisi meydana gelecek şekilde yaralandığı, olay sebebiyle nabzının geçici olarak alınamadığı, hayati tehlike geçirdiği, katılanı bu şekilde yaralayan sanığın, olay yerindeki kalabalık tarafından kovalanması üzerine olay yerinden kaçtığı anlaşılmıştır. Sanığın, suçta kullandığı aletin elverişliliği, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri ile katılanda meydana gelen yaralanmaların yeri, nitelikleri ve nicelikleri ile sanığın eylemine son verme sebebi dikkate alındığında kastının, öldürmeye yönelik olduğu hususunda Mahkemece yapılan tespitte hukuka aykırılık bulunmamıştır. (Y6. CD,03/10/2022 T, 2022/7574 E. , 2022/12834 K.)
Mağdurda darp-cebir izi bulunmaması ile mağdur ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilmelidir.
Sanık savunması, mağdurun adli raporuna göre vücudunda darp ve cebir izinin olmaması, tanık … …’ın aşamalardaki, tanık …’in hazırlık aşamasındaki beyanları ve mağdurun yargılama aşamasındaki anlatımı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalmasına rağmen sanık hakkında tamamlanmış suç hükümlerine göre ceza tayini bozma nedenidir. (Y1. CD, 08/11/2022 T, 2022/7545 E., 2022/8667 K.)
Sanığın, katılanın kafasına kuru sıkı silahı dayamak şeklindeki eyleminin devamında yaralama gerçekleştiğinden eylem bir bütün olarak silahla kasten yaralama suçunu oluşturur.
Sanığın, katılanla arasında alacak verecek meselesinden dolayı çıkan tartışmada önce katılanın kafasına kuru sıkı silahı dayayarak bir kaç el tetiğe dokunduğu, kuru sıkı silahtan mermi kovanının yere düştüğü, akabinde kuru sıkı silahın kabzası ile katılanın kafasına vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilir mahiyette yaraladığı iddia ve kabul edilen olayda, sanığın, katılanın kafasına kuru sıkı silahı dayamak şeklindeki eylemiyle yaralamaya yönelik kastını açıkladığı ve sonra katılanı yaraladığı, eyleminin bir bütün olarak silahla kasten yaralama suçunu oluşturması ve bu suç bakımından hüküm kurulmuş olması karşısında, tehdit suçundan karar vermeye yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması,( Y4.D 13/09/2021T, 2021/7637 E., 2021/21330 K.)
BTM ile giderilebilir yaralamaya dair rapor bulunması iddianame düzenlenebilmesi için yeterlidir
İncelenen somut olayda, müştekinin, olay günü resmi nikahlı eşi olan şüpheli tarafından darp edildiğini ve kendisine hakaret edildiğini iddia ederek şikayetçi olduğu, dosya arasında bulunan … Numune Hastanesi tarafından düzenlenen 04/12/2018 tarihli adli rapor ile müştekinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralanmasının bulunduğunun belirtilmesi ve şüphelinin hazırlık beyanında müştekiye hakaret ettiğini beyan etmesi karşısında, CMK’nın 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin iddianame düzenlenebilmesi ve suçların işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır.( Y4. CD 09/06//2021 T, 2020/34972 E., 2021/18569 K.)
Yaralamaya dair rapora ve sanığın ikrarına rağmen beraat verilmesi bozma nedenidir
Sanık …’nın yaralama eylemine ilişkin, müştekinin, Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 07/02/2014 tarihli raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığının anlaşılması ve sanık …’nın duruşmada da tekrarladığı soruşturma aşamasındaki beyanında, müştekiye vurduğunu kabul etmesi karşısında, adli rapora ve sanığın anlatımına neden itibar edilmediği açıklanıp tartışılmadan, sanık hakkında yaralama suçundan beraat hükmü kurulması bozma nedenidir. ( Y4. CD 28/01/2021 T, 2020/34449 E., 2021/2846 K.)
Küçük yaştaki mağduru terk etme sırasında BTM ile yaralanan mağdura karşı olası kast ihtimali değerlendirilmelidir
Sanığın yaşı küçük olan oğlu mağdur …’u terk etme sırasında mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir mahiyette yaralandığının kabul edildiği olayda; sanığın olası kast ile hareket edip etmediğinin tartışılarak belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi bozma nedenidir. (Y4.CD 25/10/2021T, 2020/29659 E., 2021/25245 K.)
Karşılıklı yaralama olayında haksız tahrik değerlendirilmelidir
Müştekiler …ve …’in olay günü otobüs durağında bekleyen sanık …’in yanına geldikleri, müşteki …’ün sanık …’ten alacağını istemesi üzerine çıkan tartışmada, müşteki …’in sanık …’in yüzüne ve karnına vurmak suretiyle müştekiyi basit tıbbi müdahale ile giderilebilir mahiyette yaraladığı, temyiz dışı diğer sanık …’ın olaya dahil olmasından sonra sanığın, müşteki …’i suçtan sonra ele geçirilen bıçakla tehdit ettiği kabul edilen olayın çıkış sebebi üzerinde durularak, müşteki ve sanığın karşılıklı tahrik oluşturabilecek eylemleri saptanıp, haksız davranışların öncelik sonralık durumu, etki-tepki biçiminde gelişip gelişmedikleri, ağırlık düzey ve derecelerine göre denge bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre sanık lehine TCK’nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün uygulanma olanağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, (Y4.CD 12/04/2021T, 2020/27959 E. , 2021/12869 K.)
Kasten yaralamanın üstsoya karşı silahla işlenmesi halinde birden fazla nitelikli hal bir arada gerçekleştiğinden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza verilmelidir
1-Sanığın çıkan tartışma sırasında anne ve babasına taş atıp, tehdit ettiği, adli rapor içeriğine göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığının anlaşılması karşısında eyleminin kesintiye uğramadığı, sanığın eyleminin kasten yaralama suçunun irade açıklaması olup olmadığı tartışılarak yaralama eyleminin irade açıklaması olduğunun kabulü halinde yalnızca kasten yaralama suçundan hüküm kurulması yerine tehdit suçundan da hüküm kurulması,
2-Kasten yaralama suçunun üst soya karşı, silahla işlenmesi karşısında, TCK’nın 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, aynı Kanunun 86/3-a – e maddesindeki iki nitelikli halin gerçekleştiği gözetilerek, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-TCK’nın 61/6. maddesine aykırı olarak, tehdit suçundan, aynı Kanunun 62. maddesi uyarınca yapılan indirim sırasındaki hesap hatası nedeniyle sonuç cezanın 6 ay 7 gün yerine, 6 ay 20 gün olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini bozma nedenidir. (Y4.CD 24/11/2022 T, 2020/27384 E. , 2022/23503 K.)
Nitelikli yaralama suçunun beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olan kişiye karşı işlenmesi şikayete tabi değildir
TCK’nın 86/3-b maddesi gereğince yaralama suçunun beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olan kişiye karşı işlenmesi halinde takibinin şikayete bağlı olmadığı ve mağdur …’in 15 yaşını doldurmamış olduğu gözetilmeden karar verilmesi bozma nedenidir. (Y4.CD, 01/04/2019 T, 2014/51368 E. , 2019/5730 K.)
TCK’nın 86/3-b maddesinde öngörülen artırım nedeninin uygulanmaması bozma nedenidir.
Sanığın beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak 11 yaşındaki katılanı yaralamasından dolayı, TCK’nın 86/3-b maddesinde öngörülen artırım nedeninin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozma nedenidir. (Y4.CD, 06.05.2015, 2013/14516 E. , 2015/28421 K.)
Kamu görevlisi olan mağdura karşı atılı suçu işleyen sanığın cezasında TCK’nın 86/3-c maddesi gereğince artırım yapılması gerekir
TCK’nın 256. maddesinde düzenlenen ” zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” suçunun oluşabilmesi için suçu işleyen kişinin zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisi olması gerektiği ancak incelenen dosyada sanığın serbest meslek sahibi, mağdurun kamu görevlisi oldukları anlaşıldığından temel cezanın tayin edildiği hüküm fıkrasında koşulları oluşmadığı halde TCK’nın 256. maddesi delaletiyle yazılması hususunun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Kamu görevlisi olan mağdura karşı atılı suçu işleyen sanığın cezasından TCK’nın 86/3-c maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. (Y8. CD 12.04.2022 T, 2022/629 E., 2022/5909 K.)
Mağdurun kamu görevlisi olup olmadığı görev belgesi ile belirlenmelidir
Dosya kapsamından olayın meydana geldiği hastanede güvenlik amiri olarak görev yaptığı anlaşılan mağdur …’ın görev belgesi dosyaya getirtilerek kamu görevlisi olup olmadığı hususu tartışılmaksızın eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanığın TCK’nın 86/3.c maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi bozma nedenidir. (Y 4.CD 07/10/2021 T, 2021/22939 E. , 2021/23841 K.)
Kamu görevlisi sanığın zor kullanma yetkisi sınırını aşması halinde yaralama suçunun cezasında artırım yapılır
Jandarma Karakol Komutanı olarak görev yapan sanığın, kanun ve yönetmeliklerden kaynaklanan zor kullanma yetkisinde sınırı aşmak suretiyle atılı suçu işlediği anlaşılmakla; hakkında TCK’nın 86/1. maddesine göre belirlenen temel hapis cezasının, TCK’nın 86/3-d maddesine göre artırılması gerektiği gözetilmeyerek sanığa eksik ceza tayin edilmesi bozma nedenidir. ( Y 8.CD 19.04.2022 T, 2022/639 E. , 2022/6193 K.)
Özel güvenlik görevlisi olan sanığın yasal koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılarak TCK’nın 86/3-d maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmelidir
Sanığın, parkta güvenlik görevlisi olarak çalıştığı anlaşılmakla; özel güvenlik görevlisi olarak çalışabilmek için 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlamış olmak ve 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni almak zorunlu olup, anılan Kanun’un 23. maddesi de dikkate alınarak sanığın yukarıda açıklanan koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılarak TCK’nın 86/3-d maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmelidir. (Y4.CD 03/03/2021 T, 2018/536 E. , 2021/7313 K.)
Kamu görevlisi olan sanıkların katılana karşı zor kullanma yetkisini aşarak işledikleri kasten yaralama eylemi TCK’nın 86/3-d maddesindeki nitelikli yaralama suçuna vücut verir
Olay yerine sonradan gelen sanık polis memurlarının araç içerisinde kelepçeli haldeki katılana karşı zor kullanmayı haklı gösterecek sebep bulunmadığı halde sanıklardan…’in kafasına yumruk atmak, …’in ise göğsüne vurmak suretiyle zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçunu işlediklerinden bahisle mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de, katılanın cebinden çıkardığı bıçakla motosikletli polis timi mensubu olan …’a saldırmak istemesi nedeniyle çıkan arbedede polis memurları …. ve…. tarafından etkisiz hale getirilmesi için kuvvet uygulandığı ve kelepçe takılarak yardımcı ekip anonsu yapıldığı, bu sırada çevrede toplanan mahalle sakinlerinin dağıtılması için havaya üç el ateş edildiği, katılanın kargaşadan yararlanarak kaçmaya çalıştığı ve kelepçeli halde yere düştükten sonra olay yerine gelen Asayiş Büro Amirliğinde görevli sanıklardan… …. ve …’ın katılanı ekip otosuna bindirdiği ve karakola götürdüğü anlaşılan olayda, sanıkların atılı suçu kabul etmeyerek katılanın ekip otosuna bindirildiği sırada başından ve yüzünden yaralı olduğu yönündeki beyanı, katılanın da kendisini en çok motosikletli polis timlerinin darp ettiği yönündeki anlatımı karşısında, maddi gerçeğin her türlü kuşkudan uzak olarak belirlenmesi için katılandaki yaralanmanın, haklarında meşru savunma nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen motosikletli polis timlerinin eylemleri ve katılanın vücudunda meydana getirdiği yaralanmanın derecesi de dikkate alınmak suretiyle, sonradan olay yerine gelen sanıkların katılana yönelik eylemleriyle gerçekleşip gerçekleşmediği ve illiyet bağı bulunup bulunmadığı, var ise TCK’nın 86. maddesinin hangi fıkrasına temas ettiği hususlarında Adli Tıp Kurumundan rapor alınmak suretiyle belirlenmesinden sonra hukuki durumlarının ayrı ayrı tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Sanıklar hakkında temel cezanın tayininde uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/06/2008 gün ve 2008/149-163, 13/11/2007 gün 2007/171-235 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin CMK’nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu, sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, “Şartları oluşmadığından CMK 231 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına.” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kamu görevlisi olan sanıkların katılana karşı zor kullanma yetkisini aşarak işledikleri kasten yaralama eyleminin TCK’nın 86/3-d maddesinde yer aldığı şekilde kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştiği anlaşılmasına rağmen bu madde uyarınca arttırım yapılmaması suretiyle eksik cezalar tayin edilmesi bozma nedenidir. ( Y5.CD 02/11/2017 T, 2017/4622 E., 2017/4666 K.)
Yaralama suçunda kullanılan sandalye silahtan sayılır
Sanığın yaralama eylemini TCK’nın 6. maddesi gereğince silahtan sayılan sandalye ile gerçekleştirmesine rağmen TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanmaması bozma nedenidir. (Y4. CD 05/04/2022 T, 2022/5887 E. , 2022/9435 K.)
Mağdurun beyanı, raporu ve suçta kullanıldığı iddia ve kabul olunan bıçağın ele geçmemesi karşısında TCK m 86/3-e maddesi uygulanamaz
Mağdur …’nın duruşmadaki beyanında, sanık …’nin, elini muhtemelen tırnaklarıyla yaraladığını bildirmesi, mağdurun raporu ve suçta kullanıldığı iddia ve kabul olunan bıçağın ele geçmemesi karşısında; sanık …’nin yaralama suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükümde TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini bozma nedenidir. (Y4. CD 22/11/2021 T, 2021/21550 E., 2021/27160 K.)
Ceza tayininde TCK’nın 61/5. maddesinde öngörülen sıralamaya uyulmalıdır
Kasten yaralama suçundan tayin edilen temel cezada önce TCK’nın 35. maddesi uyarınca teşebbüs hükümlerine göre indirim uygulanıp sonrasında TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, TCK’nın 61/5. maddesinde öngörülen sıralamaya aykırılık oluşturacak biçimde ceza tayini bozma nedenidir. (Y4. CD 23/05/2022 T, 2022/11 E. , 2022/12906 K.)
02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı yasa ile SSÇ’ler açısından TCK’nın 86/3-e, 31/3. maddesinde tanımı yapılan kasten silahla yaralama suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı gözetilmeli ve lehe kanun değerlendirmesi yapılmalıdır
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk … hakkında mağdur …’ya yönelik hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde,
Suça sürüklenen çocuk hakkında yapılan yargılama sonucunda atılı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak, hükmün açıklanmasına karar verildiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde işlediği suça ilişkin ilamı ile mahkumiyetine ilişkin kararında suçun silahla yaralama suçunu oluşturduğu, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendi uyarınca ”Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuk bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar” arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 86/3-e, 31/3. maddesinde tanımı yapılan kasten silahla yaralama suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35.maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi suretiyle, hükmün açıklanıp açıklanmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir. (Y6. CD 20.01.2022 T, 2021/5413 E. , 2022/489 K.)
Muşta ele geçmese de TCK m. 86/3-e uygulanmalıdır
Sanığın, kasten yaralama eylemini ele geçirilemeyen ve silahtan sayılan muşta ile gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCK’nın 86/3-e maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi bozma nedenidir. (Y6.CD 16/12/2021 T, 2021/4918 E. , 2021/19728 K.)
Çenede kesi oluşturan sopa ile yaralamada sopa ele geçmese de silahtan sayılır
Katılan hakkında düzenlenen adli raporlara göre katılanın çenesinde 3×1 cm.’lik kesi olduğunun belirtilmesi, katılanın aşamalarda suça sürüklenen çocuğun çenesine sert bir cisimle vurduğunu beyan etmesine rağmen, yerinde olmayan ”..her ne kadar üzerine atılı suçu silahtan sayılan sopa ile işlediği iddia olunmuş ise de, ele geçirilemeyen ve üzerinde inceleme yapılamayan sopanın silahtan sayılamayacağı..” şeklindeki gerekçe ile TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi bozma nedenidir.
.( Y3.CD 17.03.2015 T, 2014/32643 E., 2015/9718 K.)
Kasten yaralama suçları hemen her gün ülkemizin çeşitli yerlerinde yaşanan olaylardandır ve savcılık ve ceza mahkemelerindeki dosyaların çok önemli bir kısmı bu dosyaları oluşturmaktadır. Yaralamanın gerçekleşme şekli ve niteliği ile toplanacak deliller konusu karmaşık bir konu olduğundan, bu hususta hukukî yardım alınması sağlıklı olacaktır. Hukukî destek ve yardıma OR Hukuk ve Danışmanlık olarak hazırız.
Sıkça Sorulan Sorular
Kasten yaralama suçunun cezası ne kadar?
Temel hâlde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Yaralama basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanır. Nitelikli hâllerin varlığında ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmesi hâlinde bir kat artırılır.
Kasten yaralama şikâyete bağlı mı?
Kural olarak değildir. Yalnızca TCK 86/2 kapsamındaki, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen yaralamalar şikâyete bağlıdır. Nitelikli hâllerde ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerde şikâyet aranmaz; savcılık re’sen soruşturma yapar.
Kasten yaralamada şikâyetten vazgeçilirse ne olur?
Suç şikâyete bağlıysa (TCK 86/2) şikâyetten vazgeçme hâlinde dava düşer. Şikâyete bağlı olmayan hâllerde vazgeçme davayı düşürmez, ancak uzlaştırma kapsamındaki suçlarda uzlaşma sağlanması davayı sona erdirir.
Kasten yaralama suçu uzlaşmaya tabi mi?
TCK 86’nın birinci ve ikinci fıkraları ile TCK 88 uzlaştırmaya tabidir. TCK 86/3’teki nitelikli hâller ve TCK 87’deki neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâller uzlaştırma kapsamı dışındadır.
Tokat atmak kasten yaralama sayılır mı?
Evet. Tokat, vücuda acı veren bir fiil olduğundan kasten yaralama suçunu oluşturur. Etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeyse TCK 86/2 uygulanır ve suç şikâyete bağlı olur.
Kasten yaralamada HAGB verilir mi?
Sonuç cezanın iki yıl veya daha az olması ve diğer koşulların bulunması hâlinde verilebilir. 01.06.2024 tarihinden sonra verilen kararlarda sanığın kabulü aranmaz ve karara karşı istinaf yolu açıktır.
Kasten yaralama suçunda zamanaşımı kaç yıl?
Temel hâlde ve nitelikli hâllerde dava zamanaşımı sekiz yıldır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerde ve ölümle sonuçlanan olaylarda ceza üst sınırı yükseldiğinden zamanaşımı süresi de uzar; TCK 87/4 bakımından on beş yıldır.
Yumruk atmak silahla yaralama sayılır mı?
Hayır. Failin yalnızca vücut gücünü kullandığı hâllerde silah nitelikli hâli uygulanmaz. El, ayak veya yumruk silah sayılmaz. Ancak kemer tokası, cam parçası, sopa gibi bir araç kullanılmışsa TCK 6’daki geniş silah tanımı gereği nitelikli hâl gündeme gelir.
Karşılıklı kavgada her iki taraf da ceza alır mı?
Kural olarak evet; her iki taraf da birbirini yaraladığı ölçüde ayrı ayrı sorumlu olur. Ancak biri bakımından meşru savunma koşulları varsa o kişiye ceza verilmez. İlk haksız hareketin kimden geldiği belirlenemiyorsa uygulamada her iki taraf bakımından haksız tahrik indirimi uygulanabilmektedir.
Kasten yaralama ile öldürmeye teşebbüs nasıl ayrılır?
Failin kastının yönüne bakılır. Kullanılan aracın öldürmeye elverişliliği, darbenin hayati bölgeye isabet edip etmediği, darbe sayısı ve şiddeti, failin engel bir neden olmaksızın eylemine son verip vermediği birlikte değerlendirilir. Tek bir ölçüte dayanarak sonuca varılamaz.
Kasten yaralama davasında tazminat istenebilir mi?
Evet. Mağdur, tedavi giderleri ve kazanç kaybı gibi kalemleri maddi tazminat olarak, duyduğu acı ve elem için manevi tazminat olarak isteyebilir. Tazminat davası hukuk mahkemesinde ayrıca açılır.
Kasten yaralama suçunda avukat zorunlu mu?
Kanunen zorunlu değildir; ancak nitelendirme, adli raporun değerlendirilmesi, tahrik ve meşru savunma savunmaları ile HAGB ve erteleme taleplerinin usulüne uygun ileri sürülmesi teknik bilgi gerektirir. Bu nedenle hukuki destek alınması önemle tavsiye edilir.
Sonuç
Kasten yaralama suçu, basit bir tokatla da işlenebilen ancak ölümle sonuçlandığında on sekiz yıla kadar hapis cezası gerektiren, ceza aralığı çok geniş bir suç tipidir. Bu genişlik, dosyanın doğru nitelendirilmesini belirleyici hâle getirir.
Uygulamada sonucu en çok etkileyen noktalar şunlardır: adli raporun içeriği ve yaralamanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı, kullanılan aracın silah sayılıp sayılmayacağı, kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesi, haksız tahrik ve meşru savunma koşullarının bulunup bulunmadığı, suçun uzlaştırma kapsamında olup olmadığı. Bu hususların her biri, hem şikâyet rejimini hem de sonuç cezayı doğrudan değiştirir.
Gerek şüpheli veya sanık gerek mağdur konumunda olan tarafların, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren hukuki destek almaları; ifade verilmeden önce dosyanın incelenmesi, adli rapora itiraz sürelerinin kaçırılmaması ve uzlaştırma sürecinin bilinçli yönetilmesi bakımından önem taşır.