Edit Content
KURUMSAL
FAALİYET ALANLARI
MEDYA

Ceza Hukuku

Ceza hukuku, suça el konulması, suçun soruşturulması ve suç faili hakkında yasal yaptırımların uygulanmasını konu alan hukuk dalıdır. Bu gibi hukuksal süreçlerle ceza avukatı ilgilenmektedir.

Ceza Hukuku sonuçları ve baktığı suç dalları itibariyle çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Soruşturma ve kovuşturma neticesinde hapis cezası ile cezalandırılma sonucunu doğurabileceğinden, bir ağır ceza davalarında uzman bir ceza avukatı ile çalışmak her zaman yararınıza olacaktır.

Ceza Hukuku, kamu hukuku altında yer alır ve ceza yargılamasının yürütülmesine dair usul ve ilkeler de geniş anlamda bu hukuk dalı içindedir. Ceza Hukuku genel anlamda,

  • Ceza adalet sisteminin işleyişindeki temel mekanizmaları,
  • Cezalandırma sürecinde egemen olan temel kural ve ilkeleri,
  • “Ceza Genel” adı altında cezalandırma politikasındaki ülkeye özgü kaideleri ve ceza politikasının temel yönelimlerini,
  • “Suç” ve “kabahat” kabul edilen eylemleri,
  • Suçlara ve kabahatlere uygulanacak ceza yaptırımlarını,
  • Hapis cezalarını ve güvenlik tedbirlerini, denetimli serbestlik uygulamalarını ve bunların infaz edilmesine ilişkin ilkeleri,
  • Cezayı azaltan, ortadan kaldıran veya cezayı artıran nedenleri,
  • “Ceza Özel” bakımından suçların birbirinden tefrik edilmesinde esas alınan eylemleri ve her suçun kendine özgü ayırıcı nitelikleri içerir.

Ceza Mahkemeleri Nelerdir? Ceza Davalarına Hangi Mahkeme Bakar?

Ceza mahkemeleri; asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemeleridir (5235 sayılı Kanun Madde 8).

Sulh Ceza Hakimlikleri

Sulh Ceza Hakimlikleri ise kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla tesis edilmiştir (5235 sayılı Kanun Madde 10).

Bunun yanında belirli işlemlerin yapılmasında karar mercii (önleme araması gibi), idari yaptırımların yargısal denetiminde başvuru mercii olarak görev yapar. Kanun koyucu tarafından bu yargı mercileri “hâkimlik” olarak isimlendirilmiştir.

Asliye Ceza Mahkemeleri

Ağır ceza mahkemelerinin görev alanında yer almayan diğer suçların yargılaması Asliye Ceza Mahkemelerinde yapılır.

Ağır Ceza Mahkemeleri

Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere,

* Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla (Adam Öldürme, Uyuşturucu ticareti vb. suçlar)

* Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları,

* Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve,

  1. Devlet Güvenliğine Karşı Suçlar  (Md. 302-308)
  2. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (Md. 309-316)
  3. Millî Savunmaya Karşı Suçlar (Md. 317-320,321, 322, 323)
  4.  Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (Md. 326-327-328-329-330-331-333-334-335-336-337-338-339)

* 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile, görevlidir.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.

Ağır Ceza Davaları Hangi Suçları Kapsamaktadır?

Ağır ceza davalarına giren suçlar genel olarak aşağıdaki şekilde tanımlanabilir:

  • Uyuşturucu ticareti
  • Kasten yaralama,
  • Hakaret,
  • Tehdit,
  • Şantaj, Mala zarar verme,
  • Basit ve nitelikli hırsızlık,
  • Cinsel taciz,
  • Cinsel saldırı,
  • Dolandırıcılık, 
  • Yağma
  • Taksirle adam öldürme,
  • Taksirle yaralama,
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal,
  • Kişisel verilerin kaydedilmesi,
  • Vergi suçları

vb. gibi henüz sayamadığımız onlarca suç grubu ağır ceza avukatlarının ve mahkemelerinin baktığı suçlara girmektedir. Yukarıda da saydığımız gibi çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Örneğin dolandırıcılık genel başlığı altında, suç olarak nitelikli dolandırıcılık ağır ceza suçu olabilmektedir. Yine yağma suçu ağır ceza suçları arasında olabilmektedir.

Ceza Davalarında Süreç Nasıl İşler

Ceza yargılaması bir kamu davasıdır. Cumhuriyet savcısı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Md. 160-161 kapsamında KAMU ADINA suça el koymak ve soruşturma işlemlerine başlamakla görevlidir.

Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir (CMK Md .158/1-2).

Soruşturma işlemleri 5271 sayılı CMK, Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği, Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği, Adlî Kolluk Yönetmeliği vb. mevzuat çerçevesinde yürütülür.

Ceza davasının yargılama süreci; “Soruşturma” ve “Kovuşturma” olarak iki evreden oluşur,

Suç isnadı sebebiyle soruşturmaya konu olan kişi, İddianame kabul edilinceye kadar “ŞÜPHELİ” olarak kabul edilir ve İddianame’nin kabulüyle “SANIK” sıfatını kazanır.

Soruşturma Evresi

Suç şüphesinin öğrenilmesi ve olaya yetkili mercilerce el konulmasından  İddianame düzenlenip kabul edilinceye kadar geçen evredir.

Soruşturma süreci, Cumhuriyet savcısının emri altındaki adli kolluk tarafından yürütülür.

2559 sayılı PVSK Md. Ek 6 kapsamında;

  • Bir suça ilişkin olarak adlî kolluk; kendisine yapılan sözlü ihbar ve şikâyetleri ve görevi sırasında öğrendiği suça ilişkin bilgileri yazılı hale getirir.
  • Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluk, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
  •  Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen kolluk, olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhal Cumhuriyet savcısına bildirir.

Soruşturma adli kollukça tamamlandıktan ve olay yeri inceleme vb. kolluk işlemleri ile deliller toplandıktan sonra yetkili Cumhuriyet savcısı İddianame tanzim eder ve görevli ve yetkili Ceza Mahkemesine dosyayı sunar.

Soruşturma işlemleri kural olarak GİZLİDİR (CMK Md. 157). Soruşturmanın gizliliğini ihlal TCK Md. 285’te suç olarak düzenlenmiştir.

Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.

Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir (CMK Md. 171/1).

Soruşturmayı başlatma ve tamamlama yetkisi Cumhuriyet savcısındadır. Sağlıklı bir yargılama için soruşturma evresinde suça ilişkin, sanığın lehine ve aleyhine olan bütün delillerin toplanmış olması gerekir.

Mahkemece, soruşturma sonucunda hazırlanan ve sunulan İddianame kabul veya reddedilebilir (CMK Md. 174). Mahkemenin 15 günlük inceleme süresi vardır. Bu süre sonunda iade edilmeyen İddianame kabul edilmiş sayılır (CMK Md. 174/3).

Kovuşturma Evresi

İddianamenin kabulüyle başlayan, yargılama sürecini içeren ve hükmün kesinleşmesi ile sona eren evredir.

İddianamenin kabul edilmesiyle Mahkemece “Tensip Zaptı” düzenlenir, duruşma günü verilir ve esas yargılamaya geçilir.

Kast, taksir, olası kast, suçun maddi ve manevi unsurları, etkin pişmanlık, cezanın nitelikli halleri ve ağırlaştırıcı nedenleri, neticesi sebebiyle cezanın ağırlaşması, takdiri indirim nedenleri vb. konular yargılama kapsamında değerlendirilir.

CMK’da bazı suçlarda “seri muhakeme usulü (Md. 250)” ve bazı suçlarda ise “basit yargılama usulü (Md. 251)” öngörülmüştür.

Genel yargılama usulüne göre ilk derece yargılaması, yargılamayı yapan Mahkeme’nin hükmü ve gerekçeli kararın açıklanması ile son bulur.

Sonrasında verilen hükme ilişkin İstinaf Kanun Yoluna Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesine başvurulabilir (CMK Md. 272).

İstinaf süresi 7 gündür (CMK Md. 273).

İstinaf Mahkemesi hükümlerine karşı da 15 gün içinde Temyiz Kanun Yoluna Yargıtay’a başvurulabilir (CMK Md. 286 ve 291).

Süre hükmün tebliğ edildiği ya da tefhim edildiği günden sonraki gün başlar (CMK Md. 39).

İstinaf ve temyiz için öngörülen süreler, hak düşürücü süreler olup, geçirilmesi halinde verilen mahkumiyet kararları KESİNLEŞİR. Ceza yargılamasında sürelerin takibi müdafinin en önemli görevleri arasında yer alır.

İstinaf ve Temyiz başvurusu yapılması, açıklanan hükmün kesinleşmesini ENGELLER.

İstinaf kanun yolu, usul ve esasa aykırılık hallerinde yapılan bir başvuru olup, bu kapsamda inceleme yapılır.

Temyiz kanun yolu, hukuka aykırılık nedeniyle yapılır ve bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması “hukuka aykırılık” olarak kabul edilmiştir.

İstinaf ve temyiz yargılamaları talep halinde “Duruşmalı” yapılabilir.

Ağır Ceza davaları sonuçları itibari ile titiz bir şekilde takip edilmesi gereken davalardır. Res’en araştırma ilkesi gereğince suçun ortaya çıkarılmasında adli makamlar araştırmalarını talebe bağlı olmaksızın yapmaktadırlar. Bu ise müşteki, şüpheli veya sanığın süreçte etkin olmasına engel bir durum değildir.

Şüpheli veya sanığın cezalandırılmasında haksız tahrik, meşru müdafaa, suçun manevi unsuru (kast, taksir), maddi unsuru, kastın yoğunluğu, takdiri indirim nedeni, etkin pişmanlık, cezanın alt ve üst unsuru dikkate alınan hususlardır.

İlk derece mahkemesinin sanığı cezalandırılmasından sonra ise gerekli itiraz ve temyizlerin yapılması hayati bir konudur. Bu aşamada sürelerin kaçırılması halinde sanık hakkında ceza kesinleşir ve cezanın infazına başlanır.

Bir başka hayati konu ise Yargıtay incelemesi için gönderilen temyiz dilekçesidir. CMK’nın 301. Maddesi uyarınca “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” Bu nedenle temyiz dilekçesinde herhangi bir hususun unutulması; Yargıtay incelemesinde o hususun dikkate alınmamasına ve belki de sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının bozulacak iken onanması” sonucunu doğuracaktır.

Bir ağır ceza avukatı, suça ilişkin müvekkillerin bilgi verdiği andan kararın infaz aşamasına kadar çok titiz ve dikkatli bir çalışma ile müvekkillerini temsil etmektedirler.

Ceza Davalarında Ceza Avukatı Zorunlu mudur?

Ceza yargılaması bakımından ülkemizde genel anlamda ceza avukatı tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak bazı yargılamalarda müdafi olmadan yargılama yapılması usule aykırılık kabul edilmekte, bazı hallerde müdafi görevlendirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Şüpheli veya sanık, soruşturmada her zaman müdafi yardımından yararlanabilir. Buna uygun koşullara sahip değilse ve bir müdafinin hukuki yardımından yararlanabilecek konumda değilse istemi halinde müdafi görevlendirilir. Müdafi görevlendirme Baro tarafından yapılır.

Şüpheli ve sanığın müdafii yoksa;

  • Çocuk ise,
  • Kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise,
  • Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmakta ise,

KENDİSİNE soruşturma ve kovuşturma evrelerinde MÜDAFİ GÖREVLENDİRİLMESİ ZORUNLUDUR.

Müdafi Görevlendirmesi talep üzerine şöyle yapılır:

Soruşturmanın veya kovuşturmanın yapıldığı yer Barosu tarafından Müdafi;

– Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine,

– Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine,

Görevlendirilir.

Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer

Mağdur ve Şikayetçi Bakımından Avukat Görevlendirme (CMK Md. 234)

Mağdur ve şikâyetçinin de kendilerine karşı işlenen bir suçta Vekil görevlendirilmesini isteme hakları bulunmaktadır.

  • Cinsel saldırı,
  • Çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile,
  • Kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve,
  • Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda,

Baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme hakları vardır.

Mağdur;

  • onsekiz yaşını doldurmamış,
  • sağır veya dilsiz ya da
  • meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa,

İstemi aranmaksızın ZORUNLU OLARAK bir vekil görevlendirilir.

Ceza Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Öncelikle şunu belirtmek isteriz; ağır ceza suçları kapsamına giren bir durum ile karşı karşıya iseniz gerçekten iyi bir ağır ceza avukatı ile birlikte hareket etmelisiniz. Peki iyi bir ağır ceza avukatı nasıl olmalı? Avukat seçerken nelere dikkat etmelidir?

Ceza Hukukunda avukat, şüpheli veya sanık iseniz sizin “Müdafiniz” olarak görev yapar. Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukat “müdafi” olarak isimlendirilir.

Müdafi seçimi, yargısal sürecin takibi ve sağlıklı işlemesinin de ön şartıdır. Yargılamada suç bakımından şüphelinin/sanığın;

* her aşamada haklarının korunması,

* isnada yönelik savunmasının yapılması,

* itiraz ve başvuru sürelerine uyumlu bir şekilde gerekli mercilere müracaatların temin edilmesi,

* isnad edilen fiilin her yönüyle incelenmesi ve savunmanın delillendirilmesi,

Bakımından MÜDAFİ SEÇİMİ vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

Müdafi savunma kapsamında yazılı ve şifahi olarak her zaman yetkin bir kişi olarak görev yapmalı, kamu adına çalışan bir görevli olarak ifade kudreti ve yazma becerisini içeren savunması kendine özgü olmalıdır. Müdafi seçimi, savunmanın etkin bir şekilde yapılmasının vazgeçilmez bir parçasıdır ve en önemli aşamasıdır.

Müdafi yardımından yararlanmak ceza soruşturma ve kovuşturmasında önemli ve gerekli bir hukuki yardım alanıdır.

Müdafi, haklarınızın korunması ve savunulması bakımından ceza soruşturma ve kovuşturmasında gerekli hukuki yardımda bulunan görevlidir.

Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafinin yardımından yararlanabilir.

Kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.

Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir (CMK Md.149/2).

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir (CMK Md.149/2).

Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez ve kısıtlanamaz. CMK Md. 154/2 hükmünde bu konuda bazı KISITLAMALAR öngörülmüştür.

Seçeceğiniz uzman avukat öncelikle uzun zamandır bu suçlara ilişkin davalara giriyor ve girmiş olmalı. Çok yönlü ve birbiri ile bağlı suçlar olması nedeni ile bir çok konuya hakim olabilmeli. Sebep ve sonuç ilişkisini çok iyi yorumlayabilmelidir.

Yine suça ilişkin olayları çok iyi irdeleyebilmelidir. Haksız tahrik, meşru müdafaa, suçun manevi unsuru (kast, taksir), maddi unsuru, kastın yoğunluğu, takdiri indirim nedeni, etkin pişmanlık, cezanın alt ve üst unsuru gibi konuların hepsini göz önüne alabilmelidir. Yine önemli süreçlerden birisi olan itiraz yolları, Yargıtay süreci gibi süreçleri çok sıkı takip etmelidir. Her zaman müvekkilinin yararına olacak örnek çalışmaları ortaya koymalıdır.

Bunlara ilave olarak avukatınız infaz sürecince ve infaz sonrası aşamalarda da yanınızda bulunmalıdır. Örneğin 5271 sayılı İnfaz Kanunu gereğince atılması gereken adımlarda da yanınızda olmalıdır.

Aynı Ceza Davasında Birden Fazla Kişinin Aynı Müdafi Yardımından Yararlanması

Avukatın bağımsızlığını korumak bakımından menfaatleri zıt olan kişilerin vekaletnamelerinin AYNI ZAMAN DİLİMİ İÇERİSİNDE alınması Avukatlık Kanunu’nun 34, 38/b, 134 ve TBB Meslek Kuralları 2, 3, 4 ve 36 maddelerinin ihlali suretiyle disiplin suçunu oluşturur.

Birinin savunulması ancak diğer tarafın suçlanmasıyla sağlanabiliyorsa, çıkarların çatıştığı ve müdafiilerin değişik kişiler olması gerektiği kabul edilir.

Ceza yargılamasında konuyla ilgili CMK Md.152’de Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafiye verilebilir” hükmü yer almaktadır.

Savunma açısından açık bir uyumsuzluğun, yargılamaya konu suç bakımından “eylem ve menfaat farklılığının” var olduğu hallerde her şüpheli/sanık için ayrı avukatın savunma yapmasında yarar vardır.

Yargıtay, savunmalar aynı yönde ve nitelikte ise menfaat çatışmasının bulunmadığına hükmetmektedir: “Sanıkların, aşamalarda birbirlerini suçlayıcı ya da çıkar çatışması sonucunu doğurucu farklı savunmalarda bulunmadıkları ve aynı müdafinin hukuki yardımından yararlandıkları davada birisinin savunmasının öbürünün savunmasına zarar verebilecek nitelikte olmadığı gibi, ortak müdafileri tarafından da aynı doğrultuda savunma yapılmış olup, birisinin lehine, öbürünün aleyhine olacak biçimde savunmada zafiyete sebebiyet verilmediği dolayısıyla da sanıkların savunma haklarının kısıtlanmadığı anlaşılmaktadır.”

Avukat, menfaat çatışması olan bir işte, her iki tarafın da haberdar olması, hatta rıza gösterilmesi halinde bile menfaati zıt olan tarafın vekaletini alamaz.“Aralarında menfaat çatışması bulunan ve birinin savunmasının diğer sanığın savunmasında zafiyet yaratacağı açık olduğunda, sanıkların aynı müdafi tarafından savunulması hukuka aykırıdır.” (CGK 14.06.2011, 1-44/122).  

Avukat, ceza davasında savunduğu kimseye karşı, hukuk davasında (zararın tazmini için) diğer tarafın avukatlığını yapamaz. Hattâ bu iki kişinin her iki davada da aynı kişi olması da şart değildir.

Zıt çıkar ve menfaat çatışması geniş kapsamda değerlendirilmelidir. TBB Meslek Kuralları’nın 35 inci maddesine göre, avukat aynı davada birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birlikte vekaletini alamaz. 1136 sayılı Kanun Md. 38/2’de Bu zorunluluk, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.” hükmü yer almaktadır.

Kamu Davasına Kimler Katılabilir ve Katılma Nasıl Olur?

Hüküm açıklanıncaya kadar “Mağdur, Suçtan Zarar Görenler ve Malen Sorumlu Olanlar” Kovuşturma Evresinde her zaman açılan ceza davasına “KATILAN” SIFATIYLA iştirak edebilirler.

Katılma Talebi, kanun yolu yargılamasında yapılamaz.

Katılmadan önce yapılan yargılama işlemleri katılana tebliğ edilmez. Kanun yolu başvurusu için Cumhuriyet savcısına tanınan süreler katılan için de geçerlidir.

Katılan da kendi başına kanun yoluna başvurabilir. Cumhuriyet savcısının başvurusuyla bağlı değildir.

Katılmadan vazgeçme mümkündür. Ölüm katılmayı sona erdirir ve mirasçılar katılanın davadaki haklarını takip edebilirler.

Katılanın Müdafi Görevlendirilmesini Talep Hakkı

  • Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, Baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.
  • Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istemi aranmaz ve Baro tarafından ZORUNLU MÜDAFİ görevlendirilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir (CMK Md. 231).

HAGB, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını anlamına gelir.

Sanığın rızasının alınması, HAGB’de yasal bir koşuldur. Sanık rıza göstermeden bu karar alınamaz (CMK Md. 231/6). 

Belirli kanunlarda HAGB Kararı verilemeyeceğine dair sınırlamalar getirilmiştir.

HAGB’ye dair sanığın rızasının yargılamada “alınma zamanı” önemlidir. HAGB kapsamında mahkeme, hükmü tüm yasal unsurlarıyla ve aleni şekilde açıklayıp, sanığa HAGB konusundaki iradesini sormalıdır.

Karar evresinden önce, masumiyet karinesine ve yargılamanın adil bir şekilde yapılmasına zarar verebilecek ve “ihsası rey” olarak kabul edilebilecek bir aşamada sanığa HAGB konusundaki iradesi sorulmamalıdır. Karar evresine gelinmeden ve yargılamanın ilk aşamasında alınan sanığın rızası, masumiyet karinesine zarar verebilir.

HAGB’yi kabul edip etmediği konusunda sanığın açık beyanı gereklidir. Sessiz kalma kabul anlamına gelmez.

HAGB aşağıdaki hallerde verilebilir:

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmaması,
  • Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
  • Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

Gerekir. 

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetime tabi tutulur.

Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aynı sürede taksirli suçlarda HAGB Kararı verilmesi mümkündür.

Bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanık hakkında Kanun’da düzenlenen denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilebilir.

HAGB Kararı, bir sabıka kaydı olarak Adli Sicile işlenmez.

HAGB Kararı, kişi bakımından masumiyet karinesinin zedeleyecek şekilde yorumlanamaz ve bu kararın verilmesine neden olan yargılamadaki hususlar esas alınarak kişi hakkında suç yönüyle adli ve idari değerlendirme yapılamaz. Anayasa Mahkemesi’nin HAGB konusundaki kararları da bu yöndedir.

Yargılamanın Yenilenmesi ve Temel Kuralları

5271 sayılı CMK’nın 311-323 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Olağanüstü bir kanun yolu olup, kanun yolu usulüne tabidir.

Kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı tanınan başvuru yollarına “olağanüstü kanun yolları” denilmektedir. Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşen son kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur.

Yargılamanın yenilenmesinin mutlaka istek üzerine yapılması gerekmektedir. Mahkeme, kanunda düzenlenen sebepleri içeren bir talep olmadan ve re’sen (kendi kararıyla) yargılamanın yenilenmesi yoluna gidemez.

Hükümlü yargılamanın yenilenmesini talep edebilir. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesine engel değildir (CMK m.313/1).

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 313 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasına göre; hükümlü ölmüşse, eşi, üst soyu, altsoyu ve kardeşleri, şayet bu kişiler mevcut değilse Adalet Bakanı yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir.

Adalet Bakanı’nın yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunması istisnai bir haldir. Bakan, sadece yargılamanın lehe yenilenmesini isteyebilir.

Yargılamanın yenilenmesi başvurusu kural olarak herhangi bir süre sınırlamasına tabi tutulmamıştır.

CMK’nın 317 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi bunun yasal nedenleri ile delillerini de içermelidir. Yargılamanın yenilenmesi talebi kural olarak hükmü veren mahkemeye yapılmalıdır.

Yargılamanın yenilenmesi davasının açılması, hatalı olduğu iddia edilen hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkemenin infazın geri bırakılmasına ya da durdurulmasına karar vermesi mümkündür (CMK m.312). Bu konuda mahkemenin takdir yetkisi mevcuttur.

Yargılamanın yenilenmesi sebepleri CMK Md. 311’de sayma yolu ile belirlenmiştir:

Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez.

Yargılamadaki hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.

Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Talep hakkında bu Mahkemece karar verilir. Yargıtay’ın doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de hükmü vermiş olan mahkemeye başvurulur.

Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden ve talep çerçevesinde yapılan inceleme ile verilir.

Ceza hukukuna ilişkin makaleler aşağıda listelenmiştir. Bu yazılar bu gün bir çok kişiyi aydınlatmaktadır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Yine vergi hukuku avukatı olarak aşağıda sayılan vergi dava türleri konusunda danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

  1. Her türlü vergi / ceza ihbarnamelerinin iptali davaları,
  2. Ödeme emrinin iptali davaları,
  3. Haczin, e-haczin, ihtiyati haczin ve ihtiyati tahakkuk ile satış işleminin iptali davaları,
  4. Özel esaslara (Kod’a) alma ve özel esaslardan genel esaslara geçirilme talebinin reddine ilişkin işlemlere dair iptal davaları,
  5. Sermaye ve şahıs şirketlerinin kanuni temsilcileri ile ortakları adına düzenlenen ödeme emirleri ve haklarında tesis edilen haciz ve satış işlemlerinin iptali davaları,
  6. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma iddiasıyla yapılan katma değer vergisi başta olmak üzere kurumlar/gelir vergisi ile geçici vergiye ilişkin iptal davaları,
  7. Defter ve/veya belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan katma değer vergisi tarhiyatlarına ilişkin iptal davaları,
  8. Araç veya taşınmaz alım satım faaliyeti nedeniyle vergi idarelerince tesis edilen mükellefiyetlerin ve yapılan tarhiyatlar ile kesilen cezaların iptali davaları,
  9. İhtirazı kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların iptali davaları,
  10. Düzeltme-şikâyet başvurusu üzerine tesis edilen ret veya zımni ret işlemlerine karşı açılacak iptal davaları olarak listelenmektedir.

Ofisimize 0553 674 85 85 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.