Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: TMK 166 Kapsamı
“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
VI. Evlilik birliğinin sarsılması
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
(Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına genel bir boşanma sebebi olarak yer verilmiştir. Bu sebepler tek bir olguya dayanmayan ve birden çok olay ve anlaşmazlığın evlilik birliğini zedelemesine dayanır. Kanun hükmü bu sebeple açılan davada ortak yaşamın çekilmez hale gelmesini de bir koşul olarak aramıştır. Eski kanunda şiddetli geçimsizlik hali olarak düzenlenen bu hal, evlilik birliğini sarsacak derecede ise boşanma söz konusu olabilecektir.
Koşulları
A.Evlilik Birliğini Temelinden Sarsacak Olaylar
a) Hakaret Etmek
Hakaret, birbirine nazik davranmak ve iyi geçinmek yükümlülüğü altında olan eşlerin ilişkisini zedeleyen ve sürekli yapılması ile evliliği temelinden sarsan bir olgudur. Karşılıklı hakaret durumunda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilmelidir. Hakaret eylemleri soyut ve zamanı belirsiz olmamalıdır. Hakaret, hukukumuzda sövme ve küfretme gibi eylemleri de içeren geniş bir çerçeveye sahiptir. Ancak nelerin ve hangi söylemlerin hakaret teşkil edeceği yargı kararlarına göre belirlenecektir. Cezai anlamda sorumluluk doğuran hakaret ile boşanma sebebi olan hakaret eylemleri de birbirinden ayrılabilmektedir.
Eşin ailesine yapılan hakaretler de boşanma sebebidir. Bütün aile bireyleri bu kapsamda değerlendirilecektir. Hakaret eylemi hukuka uygun deliller ile ispat edilmelidir. İspat edilemeyen hakaret iddiası kusura sebep olamaz. Hakaretin yapıldığı konusunda tereddüt söz konusu olmamalıdır. Boşanma davasında hakaret vakıasına dayanılmalıdır. Gıyapta yapılan hakaret de ispatlanması halinde geçerli ve kabul edilebilir bir delildir.
Affedilmiş olan ve hoşgörü ile karşılanan hakaret eylemleri boşanma gerekçesi kabul edilemez. Ceza davası konusu olan hakaret eylemi delil olarak mahkemeye sunulmalı ya da mahkemece ilgili soruşturma/kovuşturma dosyanın getirilmesi sağlanmalıdır.
b) Tehdit Etmek
Tehdit, eş veya ailesine yönelik olmalıdır. Tehdit, kişinin hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle korkutmak ve zarar vereceği yönünde kaygıya neden olmaktır.
Aynı zamanda TCK Md. 106 kapsamında bir suç olan tehdit, doğrudan ve tartışmasız bir şekilde ispatı halinde boşanma sebebidir.
c) Aşağılayıcı ve Küçük Düşürücü Sözler Sarf Etmek
Hakarete göre daha geniş kapsamlı ve çerçevesi kavramsal olarak daha fazla kusur içeren söylemleri ifade eder. Eşe beddua etmek, aşağılamak, sen kimsin demek, adam yerine koymamak, kadını para ila aldığını söylemek, kadının eş ve anne olmayı haketmediğini söylemek, cahil olarak nitelemek, eşe beğenmiyorsan annenin/babanın evine git demek, eşe bunamışsın/yaşlısın demek, rencide etmek, eşi başkalarıyla kıyaslamak ve aşağılamak, mahcup etmek, eşinin kendisine kayık görmemek, sürekli eşi eleştirmek ve onu beğenmemek, toplum içinde ve sosyal ortamlarda eşini aşağılamak ve küçümsemek, giyim tarzıyla alay etmek, senden eş olmaz demek, dini duygularıyla eşin alay etmek, mesleği ve fiziki görünümüyle alay etmek, eşinin para kazanmaması sebebiyle aşağılamak, yanıma yakışmıyorsun demek, eşinin sevmediğini söylemek bu eylemlerden bazılarıdır.
d) Eşin Fiziksel Özellikleriyle Alay Etmek ve Ailesini Aşağılamak
Eşin fiziki görünümü ya da evlilik süresince değişen fiziki görünümüyle alay edilmemelidir. Yine eşin ailesine yönelik kullanılan aşağılayıcı ve olumsuz nitelemeler de boşanma sebebi teşkil edecektir.
e) Fiziksel Şiddette Bulunmak
Şiddet, 6284 sayılı Kanun ile değişik sınıflara ayrılmış olup, her türlü şiddet boşanma sebebi teşkil edecektir.
Fiziksel şiddet, eş ve ailesine ya da bu kişilerin vücut bütünlüğü ile eşya ve mallarına yönelik olabilir.
Süreklilik teşkil eden ve evden zorunlu ayrılmayı gerektiren şiddet boşanma sebebidir. Kayınvalide şiddeti de aynı şekilde temel bir boşanma sebebidir. Evden kovmak, eşe bağırmak ve üstüne yürümek de şiddettir. Eşe para vermemek de şiddettir. Şiddet olgusu her maddi olayın niteliğine göre çok geniş bir kavramsal çerçevede değerlendirmektedir.
f) Sadakat Yükümlülüğüne Aykırı Davranmak
Sadakat, evliliğin temel rüknü, eşlerin kanuni ve ahlaki yükümlülüğüdür. Sadakat nişanlılıktan itibaren önem arz eden ve nikah kıyılmasıyla tam manasıyla temel bir sorumluluk doğuran ve boşanma bakımından ona aykırı davranılması kusur kabul edilen bir hali ifade eder.
Sadakat, her türlü hukuka uygun delille ispat edilebilir. Kadın veya erkeğin, eşlerine sadakatsizlik olarak kabul edilebilecek her eylemi bu kapsamda incelenmelidir. Başkasıyla hayat sürmek, aynı evi paylaşmak, sosyal ortamlarda birlikte eş gibi zaman geçirmek vb. birçok eylem sadakate aykırılık kabul edilmektedir.
g) Evlilik Birliğine İlişkin Görevleri İhmal Etmek
Evlilik birliğinin sağlıklı devamı bakımından bu birliği teşkil eden iki eşin de kendilerine düşen sorumlulukları eksiksiz bir şekilde yerine getirmeleri ve birlik içindeki rollerine uygun davranmaları gerekir. Yapılması gereken görevlerin fiilen icra edilmemesi ya da ihmali evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olabilir ve bu da bir boşanma gerekçesi teşkil eder.
Eve ve eşine ilgisiz davranmak, alkol alıp evin geçimini gözetmemek, kazancını başka yerlere sarfetmek ve çarçur etmek, çocuğuyla ilgilenmemek, evin zaruri ihtiyaçlarını dikkate almamak ve bunlar için gerekli tedbirleri almamak, aile bireylerinini tedavileriyle ilgilenmemek, ailesinin ev içine müdahalesine göz yummak, uzun süre eve gelmemek ve aile bireyleriyle irtibat kurmamak, eşinden ayrı yerde yatmak, eşinden hamileliğini gilemek, temizlik kurallarına uymamak gibi fiiller bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.
h) Birlikte Yaşamın Gereklerine Uymamak
Birlikte yaşam, aynı evi paylaşmak ve sosyal bir aile ortamında zaman geçirmeyi ve eş olmanın gereklerine uygun davranmayı zorunlu kılar. Aile ve evlilik birliği rollerin sosyal beklenti ve ailevi taleplere göre şekillenmesi ve aile olmanın bir sonucudur.
Birliğin sağlıklı ve kanuna uygun bir şekilde devamı bakımından eşiyle bir arada olmaktan kaçınmak, iletişim kurmamak, bilerek ve isteyerek başka bir yerde yaşamayı tercih etmek, kendisine düşen görevleri ifa etmekten kaçınmak ve bahaneler uydurmak gibi bir dizi eylem bu kapsamdadır.
g) Güveni Sarsan Davranışlar Sergilemek
Güveni sarsıcı davranışlar, evlilik ile oluşan karşılıklı güven ve itimadı ortadan kaldıran olguları ifade eder ve boşanmanın temel bir sebebidir. Gece geç saatlere kadar başka kadınlarla eğlenceler yapmak, eski nişanlıyla görüşmek, kuşkuya sebep olacak şekilde telefon görüşmeleri yapmak, olağan olmayan şekilde sık sık belirli erkekle veya kadınlarla görüşmek ve telefonla konuşma, cinsel ilişki kurmak için girişimlerde bulunmak, eşiyle cinsel ilişkiden kaçınmak, karı koca hayatı yaşamamak ve bunu ifade etmek bu eylemlere örnek teşkil eder.
h) Evliliği Temelinden Sarsan Diğer Bazı Eylemler
- Mali Yönden Ortak Hayatı Sıkıntıya Sokacak Eylemlerde Bulunma
- Aile Birliği Dışındaki Hayatında Aile Birliğine Zarar Verecek Eylemler Yapmak
- Cinsel Yaşamda Kabul Edilmeyecek Eylemlerde ve İstemlerde Bulunmak
- Ortak Konutla/Yaşanılan Yerle İlgili Tutum ve Davranışlar
- Duygusal Yönden Tahribat Oluşturacak Eylemlerde Bulunmak
- İntihara Teşebbüs Etmek
- Eşinin Ailesiyle İlişkilerine Yönelik Yapılan Eylemler
- Asılsız Şikayetlerde Bulunmak
- Asılsız İsnatlarda Bulunma ve Eşi Hakkında Dedikodu Yayma
- Eşini ve Çocuklarını Evden Göndermek
- Eşinin Önceki Evliliğinden Olan Çocuklara Karşı Olumsuz Davranmak
- Eşinin Yaşam Şekline Müdahale Niteliğindeki Eylemler
- Çocuk Sahibi Olmak İstememek
- Aşırı kıskançlık göstermek
- Eşinin Ailesiyle İlişkilerine Müdahale Etmek
- Aile Sırlarını İfşa Etmek
- Eve Misafir Gelmesini İstememek, Gelenlere Rencide Edici Şekilde Davranmak
- Eşi için Muska Yaptırmak ve Muska İşleriyle Uğraşarak Eşini Huzursuz Etmek
- Kadını Ailesine Göndermek
- Eşinin Ailesini Arayarak Gelip Kızlarım Almalarını Söylemek
- Eşi İstememesine Rağmen Eve Erkek Arkadaşlarını Getirmek ve Eşinin İradesine Saygı Göstermemek
- Dinen Boşandığını İfade Etmek
- Cinsel İçerikli Sitelere Üye Olup Vakit Geçirmek
- Eşinin Bilgisi Dışında Çocuğu Aldırmak (Kürtaj Yaptırmak)
B. Evlilik Birliğini Temelinden Sarsan Eylemler Sebebiyle Ortak Hayatın Sürdürülmesinin Beklenemez Olması
Yukarıda sayılan olumsuz eylemlerin evlilik birliğini temelinden sarsması sebebiyle diğer eş bakımından ortak hayat çekilmez hale gelmiş olmalıdır. Davalı eşe dair ileri sürülen eylemlerin Davacı eş bakımından ortak hayatın devamı bakımından çekilmez hale gelmesi hakimce davacı eş yönüyle değerlendirilecektir.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Ortak hayatın kalmaması ve ortak hayatın devamı bakımından davalı eşin bir kaygı ve sorumluluk alamaması halinde davacı eş bakımından ortak bir yaşam ve evliliğin devamından da söz edilemeyecektir Bu olguyu hakim somut olaylar bakımından davacı eş yönüyle subjektif bir bakış açısıyla objektif olarak her iki eş açısından değerlendirecektir.
C. Davalı Eşin Davacı Eşin Daha Ağır Kusurlu Olduğu İtirazının İleri Sürülmesi ve Kötüye Kullanılması
İtirazın Kapsamı
Bu kapsamda açılan davalarda, sadece Davalı eşin kusuruna dayalı bir boşanma davası söz konusu değildir. Burda sadece kusura dayanılmaz. Eşler karşılıklı kusursuz olabilirler. Anlaşarak evlenen eşlerin evlilik birliği içerisinde zamanla mizaç ve karakter uyumsuzlukları, yaşam tarzlarında ve anlayışlarında farklılıklar, yetişme şekilleri ve aile yapıları bakımından biribirinden farklı oldukları ortaya çıkabilir ve yukarıda sayılan kusur halleriyle birlikte evlilik birliğinin temelinden sarsılması söz konusu olabilir. Sadece kusura dayanılmayabilir boşanma istemi bakımından.
İtirazın Kabul Edilme Şartları
- Davacı eş diğerine göre daha fazla kusurlu olmalıdır.
- Davalı eşin itirazı bir hakkın kötüye kullanılması niteliğine olmamalıdır. Davalı eşin kusuru açık ve sabit iken davaya yapılan itiraz bir hakkın kötüye kullanılması anlamına gelecektir.
- Evlilik birliğinin devamı bakımından itirazın kabulü için davalı eş ve çocuklar varsa onlar bakımından korunmaya değer bir yarar söz konusu olmalıdır. Hakim, korunmaya değer yararın varlığını ve evliliğin devamındaki gerekliliği değerlendirecektir.



