“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
Tefecilik
Madde 241- (1) Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek:14/4/2020-7242/14 md.) Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Madde 242- (1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.”
Tefecilik Suçu
Modern hukuk sistemlerinde para borcu verme ve buna dair faizlendirme ve kazanç elde etme yetkisi bankalara yani izinle kurulmuş bulunan ve kanuna göre işlevlerine devam eden finans kuruluşlarına tanınmış bir yetkidir. Buna aykırı surette kazanç kastıyla borç vermek ve geleneksel yöntemler dışında ve afaki faiz oranları ile ve hukuk düzeninin korumadığı yöntemler ile gelir elde etmek yasaklanmıştır. Tefecilik, topluma karşı işlenen ekonomik bir suçtur.
Tefecilik suçunun maddi unsuru kazanç elde etmek maksadıyla bir başkasına ödünç para vermektir. Kazanç unsuru; faiz talebi, vade farkı, fahiş getiri şartı, menfaat karşılığı senet alma, alacağın yüksek miktarda devri gibi şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Ancak kazanç niteliği olaydan olaya değişebilir ve kazancın nasıl elde edildiği suçun işlenmesinde önem arz eder. İzlenen suç politikası nedeni ile burada yalnızca ödünç parayı veren kişi bu suçun failidir. Ödünç parayı alan kişi açısından herhangi bir cezai yaptırım öngörülmemiştir.
Ödünç para vermenin kazanç elde etmek kastıyla verilmesi yeterlidir. Ayrıca paranın faiz ile veya başka bir ad altında verilmesi suçun oluşumu açısından önemli değildir. Kazanç para olabileceği gibi bunun karşılığı olan maddi değeri olan eşya da olabilir. Ödünç verilen para dışında ekstra kazanç amacı gütmeyen para verme hallerinde söz konusu suçun oluşmayacağı açıktır. Suçun temel unsuru ödünç para vermenin kazanç kastıyla olmasıdır ve kişinin durumundan istifade ile yapılmasıdır. Örneğin paraya ihtiyacı olan kişiye yardımcı olmak amacıyla para verip bir süre sonra geri alınması tefecilik kapsamında değerlendirilemez.
Tefecilik suçu takibi şikayete bağlı bir suç olarak düzenlenmemiştir. Bu düzenleme suçun niteliği ve ekonomik yaşama verdiği zarardan kaynaklanmaktadır. Suçun re’sen soruşturması zorunludur. Şikayetten vazgeçme, ceza davasının düşmesine neden olmaz.
Tefecilik uzlaşma kapsamında yer alan bir suç da değildir.
Tefecilik suçunun dava zamanaşımı süresi 15 yıl olarak kanunda belirlenmiştir. Tefecilik suçunun yargılamasında asliye ceza mahkemesi görevlidir.
Tefeciliğin İşlenme Yöntemleri
1. Doğrudan Tefecilik
Bir ödünç paranın azami gelir elde edilmek suretiyle belirli bir süre sonra borçludan tahsili yöntemidir.
2 milyon TL’nin 5 ay sonra 3 milyon TL olarak alınması böyle bir tefeciliktir ve borçlu bunu ödemek bakımından tefeci ile anlaşamlı ve usule aykırı şekilde sırf ödünç para almak üçün bunu kabul etmiş olmalıdır.
2. Senet Kırdırma
Türk Ticaret Kanuna göre poliçe, bono ve çek kambiyo senetleridir. Kambiyo senetleri kural olarak ödeme araçlarıdır. İşte bu tip senetlerin amacı dışında kullanılarak tefecilik suçunun işlenmesi de mümkündür. Örneğin vadesi gelmemiş bononun vadesinden önce başkasına verilerek karşılığında bonoda yazılı meblağdan daha az bir paranın alınması durumunda tefecilik suçu oluşur. Çünkü, bu durumda bononun el değiştirmesi, kişiler arasındaki alacak borç ilişkisine dayanmamaktadır. Başka bir ifadeyle bu durumda, ödeme aracı olan bononun kendisi satılmakta ve satın alınmaktadır. Bu haliyle de tefecilik suçu ortaya çıkmaktadır.
3. Pos Tefeciliği
Pos cihazları ticari hayatta yaygın bir şekilde kullanılan ödeme aracıdır. Bu yöntemde para alacak olan kişinin, kredi kartından çekilen miktardan daha azının ona verilmesi söz konusudur. Örneğin paraya ihtiyacı olan bir kişi kuyumcuya gidiyor. Herhangi bir mal almadan kredi kartı ile kuyumcunun pos cihazından 2.000 TL para çektiriyor. Karşılığında da 1.500 TL para alıyor. İşte bu durumda kuyumcu tarafından pos tefeciliği yöntemiyle suç işlenmiş olacaktır.
4. Kanun Dışı Faizle Yetkili Olmadan Para Vermek ve Faizlendirmek
Yetkili olmadan faizle borç verme işlemi yapmak ve buna istinaden gelir elde etmek ya da bu suretle işlenen her türlü eylem. Kazanç anlamına gelen bir gelirin ödünç verilen para suretiyle elde edilmesi yeterlidir.
Suçun Düzenlenmesinin Sebepleri
90 sayılı ÖDÜNÇ PARA VERME ĠġLERĠ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME 1980’li yıllarda yürülüğe girmiştir ve o dönemde borç para vermek suretiyle yaygın bir şekilde kazanç elde edilmesi şeklinde toplumsal eğilimin var olması sonrasında ekonomik düzenin sağlanması amacıyla bu KHK ile düzenleme yapılmış ve ekonomik gelişmeler ile birlikte bu KHK yürürlükten kaldırılmıştır.
KHK’da ikrazatçı, devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler olarak tanımlanmıştır. İkrazatçılık yapmak o dönemde de izne tabi olarak yapılan bir para ödünç vermesi şeklinde işlemektedir.
Tüzel Kişilerce Suçun İşlenmesi
Bu suçun tüzel kişilerce de işlenmesi mümkündür. Tüzel kişi adına ödünç para verme ve kazanç elde etme de yaygın bir suç işleme yöntemidir. Bu durumda sorumlu gerçek kişiler yanında suça konu olan tüzel kişiler hakkında da onlara özgü güvenlik tedbirlerini uygulanması gereklidir. Bu tedbirler 5237 sayılı Kanun’un 60 ıncı maddesine düzenlenmiştir. Buna göre;
Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar verilir.
Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır.
Yağma Suçundan Farkı
Tefecinin parayı cebir ve zor ile istemesi veya alması halinde yapma suçu oluşur. Yağmada bir zor gücü kişiye borçluya karşı kullanılmalıdır. Tefeci parayı kazanç amacıyla ödünç verdiğinde bu suçu işlemiş olur. Devamında parayı almak için cebir ve tehdit kullandığında ise ayrıca yağma suçunu işlemiş olacaktır. İşlenen eylemlerin ayrı ayrı tefriki ile her iki suç bakımından değerlendirilmesi gereklidir.




