Müvekkil iş sahibi Sanık G.K.’nın firmasında çalıştığını iddia eden işçinin, işini yapma sırasında işyerinde yaralanması ve bedensel zarar görmesi nedeniyle ve şikayeti üzerine Müvekkil hakkında taksirle yaralamaya sebep olma ve gerekli güvenlik önlemlerini işyerinden almadığında bahisle soruşturma başlatılmış ve iddianame tanzim edilmiştir.
İddianameye göre; Müştekinin aldırılan doktor raporunda BTM ile giderilemeyecek, vücudundaki kemik kırığının ağır (4) derecede olduğu ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına sebebiyet verecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Tanığın konuya ilişkin alınan beyanında; “Benim ilgili firma hakkında herhangi bir bilgim yoktur. Ben boş zamanlarımda yevmiye usulü günlük işlerde çalışırım. Olay tarihinden iki gün önce Geoplas isimli şirkete ait iş yerinde çalışmaya başladım. Olay tarihinden bir gece önce beni kuzenim aradı. İsmail TURAN adında şahsın emekliliğinin yakın olduğunu, paraya ihtiyacı olduğunu gelip benim çalıştığım yerde çalışıp çalışamayacağını sordu. Ben de isterse gelip çalışabileceğini söyledim. Ben ilgili iş yerinde işçiydim. İsmail’in geldiği gün kaza olayı yaşandı. Kendisini hastaneye ben götürdüm. … ve …. isimli işyerinin aynı şirketler grubuna ait olduğunu öğrendi. Biz başlamadan önce şirketin taşındığını öğrendik. Bu sebeple şirket ve şüpheli adresi arasında farklılıklar bulunabilir, zaten biz boş fabrikada çalıştık. Bütün bilgim ve görgüm bundan ibarettir.” şeklinde açıklamada bulunduğu,
Bu bağlamda şüpheli iş sahibi Müvekkilin üzerine atılı Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçunu işlediği müşteki beyanı, doktor raporu ,bilirkişi raporu , şüpheli savunması ve toplanan delillerle tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüpheli hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek ölçüde yeterli şüphe bulunduğu anlaşılmakla;
Yukarıda kabul edilen eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununu 89/1,89/2-a-b maddesinde tanımlanan “Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma” suçunu oluşturduğu ve şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunduğu denilerek cezalandırılması istenmiştir.
*İlk olarak basit yargılama usulüne göre yargılama yapılmıştır ve bu kapsamda olaya dair anlatımların ve olayın nasıl ve nerede meydana geldiğine dair anlatımların gerçekçi olmadığı mahkemeye yasal savunma süresi içerisinde bildirilmiş ve bu kapsamda olayda Müvekkilin bir sorumluluğu bulunmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca Sanığın alınan ifadesinde “Dosyada isimleri geçen işçileri tanımam, kendilerine herhangi bir is yaptırmadım. Müşteki işçinin iş kazası sonucu yaralanması ile ilgili bir bilgiye sahip degilim. Kendisinin yaralanmasına konu olan is kazası …. firmasında meydana gelmemistir. Ayrıca Sincan ilçesi Temelli ve Malıköy mahallelerinde bulunan organize sanayi bölgelerinde herhangi bir is yerimiz veya bize ait bir tesis yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
*Basit Yargılama Usulü kapsamında Ankara Batı 10. Asliye Ceza Mahkemesince alınan karar ile sanık müvekkilin iş sahibi olarak olay tarihinde katılanın, işyerinde vinç operatörü olarak çalıstıgı, suç tarihinde sirkete ait santiye alanında geçirmis oldugu kaza nedeniyle kemik kırıgı olusacak sekilde yaralandıgı, her ne kadar sanık tarafından suç konu sirketin kendisine ait olmadıgı ve katılanın kendisinin çalısanı olmadıgı yönünde savunmada bulunulmus ise de, sorusturma asamasında dinlenen tanık Ismail Turan’ ın çalıstıkları sirketin sanıga ait sirket grubuna ait oldugu ancak sonradan kazanın gerçeklestigi alandan sirketin tasındıgını beyan etmis olmakla, sanıgın suçtan kurtulmaya yönelik beyanına itibar edilmeyerek, Müstekinin 26/04/2024 tarihinde Ankara Bilkent Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen Adli Muayene raporunda vücudundaki yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif ölçüde olmadıgı, duyularından ve organlarından birinin islevinin sürekli zayıflaması niteliginde lezyon oldugu, vücuttaki kemik kırıgının hayat fonksiyonlarına etkisinin 4 (agır) derece olacak sekilde yaralandıgı, düzenlenen bilirkisi raporunda ise sanık G.K. açısından yerine getirmedigi yükümlülüklerinin meydana gelen olayda temel etken unsurlar oldugu belirtilmis olmakla, sanıgın kusurlu eylemi ile katılanın yaralanmasına neden olmak suretiyle üzerine atılı suçu isledigi anlasılmakla, sanık işyeri sahibinin üzerine atılı Taksirle Bir Kisinin Yaralanmasına Neden Olma suçu sabit görüldügünden, TCK’ nun 61/1 maddesi geregince taksire dayalı kurusunun agırlıgı dikkate alınarak, sanıgın eylemine uyan TCK’nın 89/1 maddesi geregince neticeten 50.400,00 TL ADLI PARA CEZASI ile CEZALANDIRILMASINA hükmolunmuştur.
*Basit Yargıla Usulüne göre verilen karara itiraz edilmiş ve duruşmalı yargılama usulüne geçilmiştir. Bu kapsamda işçi müştekinin, işyerinin adresi ve kazanın meydana geldigi yerle ilgili bir bilgi vermediği; bununla birlikte çalıstığı is yerinin sahibi ve tam olarak nerede olduğu ile ilgili bir bilgi vermediği, bunun yanında kollukça yer gösterme ile değil telefon görüşmesi işçi ile yapılmak suretle olay yerine gidilmeden tespit yapıldığı, kazanın meydana geldiği ifade edilen Sincan Ilçesi Temelli ve Malıköy Mahallelerinde bulunan Organize Sanayi Bölgelerinde Müvekkil sanığın herhangi bir is yeri veya kendisine ait bir tesisi bulunmadığı, basit yargılanam usulünün uygulanmasına imkan olmadığı, iddianamenin eksik ve yetersiz olduğu, Müvekkil sanığın işveren sıfatının bulunmadığı ve kusur durumu bakımından işveren sıfatı var olmayan Müvekkil sanık ile bağ ve nedensellik ilişkisi kurulmadan işlem yapılarak cezalandırmaya gidilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle itiraz edilmiştir.
*İtiraz sonrası duruşmalı yargılama yapılmıştır.
*Ankara Batı. 15. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada ayrıca yazılı savunmamız sunulmuştur.
*Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;
“…İddia, savunma ve tüm dosya kapsamından; vinç operatörü olan katılanın olay günü yaşadığı iş kazası neticesinde yaralandığını , katılan vekilinin Ankara Batı Cumhuriyet Başavcılığına müracaat ederek sanık hakkında “Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma ” suçundan şikayetçi olduğu sanığın alınan beyanında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, Katılanın aldırılan doktor raporuna göre BTM ile giderilemeyecek , vücudundaki kemik kırığının ağır (4) derecede olduğu ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına sebebiyet verecek nitelikte olduğu , Tanık İsmail E.’ın alınan beyanında ; “Benim ilgili firma hakkında herhangi bir bilgim yoktur. Ben boş zamanlarımda yevmiye usulü günlük işlerde çalışırım. Olay tarihinden iki gün önce … isimli şirkete ait iş yerinde çalışmaya başladım. Olay tarihinden bir gece önce beni kuzenim aradı. İsmail T. adında şahsın emekliliğinin yakın olduğunu, paraya ihtiyacı olduğunu gelip benim çalıştığım yerde çalışıp çalışamayacağını sordu. Ben de isterse gelip çalışabileceğini söyledim. Ben ilgili iş yerinde işçiydim. İsmail’in geldiği gün kaza olayı yaşandı. Kendisini hastaneye ben götürdüm. … ve …. isimli iş yerinin aynı şirketler grubuna ait olduğunu öğrendi. Biz başlamadan önce şirketin taşındığını öğrendik. Bu sebeple şirket ve sanık adresi arasında farklılıklar bulunabilir, zaten biz boş fabrikada çalıştık. Bütün bilgim ve görgüm bundan ibarettir.” şeklinde beyanda bulunduğu, 15.06.2026 tarihli alınan bilirkişi raporunda; Kazanın meydana geldiği adreste kaza tarihi itibariyle herhangi bir faaliyette bulunmaması, Katılan ile aralarındaki iş ilişkisi olduğuna dair herhangi bir bilgi, belge veya delilin dosya muhteviyatında olmaması dolayısıyla kazanın oluşumuyla ilgili illiyet bağının bulunmaması sebepleriyle sanık … şirketi yetkilisi G.K’nın kaza olayında kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, Her ne kadar sanık hakkında “taksirle yaralama” suçundan cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılamada kazanın meydana geldiği adreste kaza tarihi itibariyle … firmasının herhangi bir faaliyette bulunmaması, katılan ile aralarındaki iş ilişkisi olduğuna dair herhangi bir bilgi, belge veya delilin dosya muhteviyatında olmaması dolayısıyla kazanın oluşumuyla ilgili illiyet bağının bulunmaması sebepleriyle sanığın atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini gösterir, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ve atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından beraatine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)Her ne kadar sanık G.K. hakkında “Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma” suçunu işlediğinden bahisle TCK’nın 89/1, 89/2.a, 89/2.b, 53/6 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden ve sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca sanığın müsnet suçtan BERAATİNE,…”
Denilmiştir. Sonuç olarak nedenselik bağı ve iş ilişkisi kurulmadan yapılan yargılamada Müvekkil sanık ile iş bağı olmayan işçinin yaralanması bakımından hakkında alınan mahkumiyet kararı adil bir yargılama ile kaldırılmış ve beraatine hükmolunmuştur.