1.OLAY
Müvekkil hakkında açılan soruşturmada küçük yaştaki çocukla cinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan TCK Md. 103/2 hükmünden iddianame tanzim edilmiş ve yargılamaya geçilmiştir.
2022 yılı Ekim ya da Kasım ayında meydana geldiği ifade edilen olayda çocuğun ebeveyni de şikayetçi olmuş olup, yapılan incelemeye göre suç tarihinde fail 18 yaşını yeni bitirmiştir ve mağdur çocuk ise resmi kayıtlara göre 1 Ocak 2008 doğumlu olup, olay tarihinde 14 yaşını bitirmediği iddia edilmiştir.
Olayda mağdur kendisini 2005 doğumlu göstermiştir. Ancak çocuğun daha önce de suç faili dışında başka erkeklerle ilişkisi olduğu, cinsel deneyimi bulunduğu ve cinsel birliktelik konusunda bilgi sahibi olduğu görülmüştür.
Yapılan yargılama sonucunda;
Esas hakkında mütalaada Cumhuriyet savcısı “Yaşı küçük mağdur ile sanığın eski sevgili oldukları ve 2022 yılı Ekim ya da Kasım ayında mağdurun ikametinde buluştukları, burada rıza ile ilişkiye girdiklerinin aralarındaki mesaj kayıtlarından anlaşıldığı, ancak yaşı küçük mağdurun olay tarihinde 15 yaşından küçük olması ve sanıkla 9-10 ay civarında sevgili oldukları nazarı dikkate alındığında sanığın mağdurun yaşını bilmeme imkanı bulunmadığı ve mağdurun rızasının da yaşı itibarıyla geçerli olmadığının sabit olması karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan TCK’nın 103/2, 53/1, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.” şeklinde görüş belirtmiş ve cezalandırma talebinde bulunmuştur.
Sanığın alınan savunmalarında özetle; olay tarihinde mağdur ile sevgili olduklarını ve mağdurun rızası ile mağdurun evinde cinsel ilişkiye girdiklerini, kendisinin mağdurun olay tarihindeki yaşını 17 veya 18 olarak bildiğini, mağdurun kendisine doğum tarihinin 27.12.2005 olduğunu söylediğini, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Mağdurun alınan beyanlarında özetle; sanığın eski sevgilisi olduğunu, 2022 yılı Ekim ya da Kasım ayında sanığın kendisini görmek amacıyla ikametine geldiğini, sohbet ettikleri sırada kendisine dokunmaya başladığını, istemediğini söylemesi üzerine ”eğer istediklerimi yapmazsan ailene sevgili olduğumuzu söylerim, abine söylerim” şeklinde sözler söylediğini, daha sonra birlikte odaya geçtiklerini, ön özel bölgesine, cinsel organını sokmak suretiyle cinsel birliktelik yaşadıklarını, bu olaydan birkaç ay sonrasında ise sanığın özür dilemek istediğini söyleyerek ikametine geldiğini ve yine kendisini tehdit ettiği ve sanığın cinsel organını ön özel bölgesine sokmak suretiyle cinsel birliktelik yaşadıklarını ancak şikayetçi olmadığını belirttiği anlaşılmıştır.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 21/12/2023 tarihli adli raporunda mağdurun hymende eski (10 günden önceki bir zaman diliminde meydana gelmiş ancak tam olarak zamanı tıbben tespit edilemeyen) yırtık saptandığı, fiili livata ile uyumlu maddi bulguların olmadığı, mağdurun vücudunda olaya bağlı TCK 86 ve 87.maddeleri uyarınca değerlendirilebilecek herhangi bir yaralanma bulgusunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık savunması, mağdur beyanı, röntgen raporu, hastane raporu, adli görüşmeci raporu, mesaj kayıtları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanık ile mağdurun olay tarihinde sevgili oldukları, sanığın ikrarı ve alınan hastane raporu birlikte değerlendirildiğinde sanığın cinsel organını mağdurun ön özel bölgesine sokmak suretiyle mağdur ile cinsel ilişkiye girdikleri, mağdur ile sanık arasındaki dosya arasına alınan mesaj kayıtlarının yapılan incelemesinde mağdurun olay tarihinde sanığa yönelik “geleceksen bir şey isteyecem, koruncaz, ondan al da gel, regliyim çünkü” şeklinde mesajlar gönderdiği, sanığın “prezervatif yani” şeklinde sorması üzerine mağdurun “evet” şeklinde cevap verdiğinin görüldüğü, bu kapsamda mağdurun sanığı cinsel ilişkiye girmek amacıyla evine davet ettiğinin ve cinsel ilişkinin mağdurun rızası dahilinde olduğunun anlaşıldığı,
Her ne kadar olay tarihinde mağdur 15 yaşından küçük olsa da; mağdurun kemik yaşının tespiti amacıyla muayene edildiği ve 27/03/2024 tarihli röntgen raporunda kemik yaşının 17 yaş ile uyumlu olduğunun belirtildiği, aynı zamanda mesaj kayıtlarının incelenmesinde sanığın mağdura “senin doğum günün 27.12.2005 mi normalde” şeklinde mesaj gönderdiği, mağdurun ise “evet” şeklinde cevap verdiği ve sanığı yaşı hususunda yanılttığı, bu durumda sanığın hem mağdurun beyanı, hem de alınan rapora göre mağdurun vücut yapısının normalden daha gelişmiş olması nedeniyle mağdurun yaşı hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü, mağdurun yaşının TCK m.103/1-a ve TCK m.104 hükümleri gereğince atılı suçun maddi unsuru olduğu gözetildiğinde, bu hatasının TCK m.30/1 kapsamında sanığın kastını ortadan kaldırdığı, atılı suçun ise taksirle işlenmesinin mümkün olmadığı, bu halde sanığın fiili her ne kadar TCK m.104/1 kapsamında kalmışsa da bu fiil nedeniyle soruşturma aşamasında sanık hakkında KYOK verildiği, aynı zamanda söz konusu suçun şikayete tabi olduğu ancak mağdurun olay nedeniyle şikayetçi olmadığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan nedenler nazara alınarak sanığın, üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçundan, suçun maddi unsurlarında hataya düşmüş olması nedeniyle olayda kastı bulunmadığından TCK m.30/1 ve CMK m.223/2-c uyarınca beraatine karar verilmiş ve Sanık hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de TCK 30/1 ve 5271 sayılı CMK.’nun 223/2-c maddesi gereğince sanığın BERAATİNE hükmolunmuştur.
2.OLAY
Bu olay da rıza dışında cinsel ilişki kurulmasına ilişkindir ve Müvekkil, fail erkektir.
Müvekkil Sanığın dahil olduğu 2020 yılında meydana gelen başka bir olayda ise sanık 22 yaşındadır ve Müştekinin yoğun alkol alarak yarı baygın bir vaziyette olduğu esnada, müştekinin bu durumundan yararlanarak müştekinin rızası olmaksızın sanığın cinsel organını 20 yaşındaki müşteki kadının cinsel organına sokmak suretiyle cinsel ilişki yaşamak şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 102/2 maddesinde düzenlenen Nitelikli Cinsel Saldırı suçuna vücut verdiği ifade edilerek cezalandırılması talep edilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda;
Olaya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da Katılan olarak dahil olmuştur.
Sanığın, olay günü tanık Faruk ile birlikte araçla mağdur’u adresinden alıp, Batıkent’teki meydana gittiklerini, yemek yedikten sonra parka hareket ettiklerini, kendisinin geldikleri aracın içinde oturmayı sürdürürken mağdur ile arkadaşı Faruk’un araçtan indiklerini, saat 02.30-03.00 sularında, Faruk ile mağdurun parkın tenha bir köşesine doğru gittiklerini, gittikleri yeri göremez olduğunu, yaklaşık 1,5-2 saat parkta kaldıkları halde kendilerini araçla aramaya çıktığının ancak göremediğini, daha sonra geldiklerinde evlere doğru hareket ederek mağduru adresinin önünde indirdiklerini, Faruk ile yolculuğa devam ettiğini, yolculuk sırasında Faruk’un mağduru kastederek bana “bu sefer birşeyler yaptık, ağzına vajinasına penisimi soktum” anlamına gelen bir cümle söylediğini, belirterek olaya tanık Faruk’u dahil etmeye çalıştığı, ancak tanık Faruk’un mağdurun, geçmişte kız arkadaşı olduğunu, çok defa küsüp barıştıklarını, olayın yaşandığı 10 Temmuz 2020 günü ayrı olduklarını, en son görüştükleri bir ya da iki gün önce olduğunu, mağdur ile cinsel birliktelik yaşamadıklarını, olaydan bir ya da iki gün önce yüz yüze görüştüklerini, daha sonrasında zaten görüşmediklerini, olaydan iki gün önce Sanığın mağdurla buluşacağını sen de gel dediğini, gitmeyi kabul etmediğini, babasının o sırada Irak’ta görevde olduğunu, kendisi askeri personel olduğu için sanığa annesinin yanında kalması gerektiğini söylediğini, o günü lojmanda geçirdiğini, akşam 10’a kadar da çalıştığını 10 dan sonra eve geldiğini, ertesi günü Sanığı gördüğünü, sanık kendisine, olayın olduğu eve girdiğinde kız kardeşlerinin olduğunu, oturduklarını sohbet muhabbet ettiklerini alkol aldıklarını, alkol aldıktan sonra muhabbet ettiklerini daha sonra mağdurun kendisine yakınlaştığını, üstüne geldiğini, alkollü olduklarını, elini üzerine falan attı gibisinden bahsettiğini, Sanığın olayı anlatırken kendini işte parmakladı o işte ben kızlık zarını hissettim şeklinde bir şey söylediğini hatırlamadığını, beyan etmesiyle sanığın yargılama sırasındaki başkalaştırıcı savunmasının doğrulanmadığı, olayın hemen akabinde müdafii huzurunda alınan kolluk beyanında “müştekinin kendi elleriyle alarak kendi vücudunda gezdirip özel bölgelerine dokundurduğunu, sonra eli ile penisine dokunduğunu, ağzına almaya çalıştığını, fakat kendisinin müsade etmediğini, çıplak bir şekilde cinsel organının üzerine oturmaya çalıştığını, müştekinin kızlık zarını hissettiğini, ancak penisinin müştekinin ön cinsel bölgesine kesinlikle girmediği” şeklindeki beyanına itibar edilerek, olayın sanık ile mağdur arasında gerçekleştiğinin kabulü gerekeceği, mağdurun annesi ve kız kardeşleri tanıkların uygunluk arzeden beyanlarından anlaşılacağı üzere mağdurun aldığı alkolün etkisiyle yaşanan olay esnasında ve sabahında mağdurun kendinde olmadığı, beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu, diğer taraftan sanığın kabulüyle mağdurun 9-10 su bardağı viskiyi hızlı hızlı içtiğini savunmasına nazaran mağdurda anlatılan bu ruhsal ve bedensel durumun meydana gelmesinin mümkün olduğu, mağdurun kardeşleri tanıkların yaşları itibariyle evin reisi durumundaki annelerine güvenerek kapıya sürekli vurmak ve annelerine haber vermekle sanığı engellemeye çalıştıkları, o an için tanıkların bu kadar çabalarının olabileceğinin kabulü gerekeceği, içinde bulundukları durum itibariyle normal bir insandan beklenen hareket olan polisi çağırmamakla suçlanamayacakları, sanığın mağdurun kızlık zarını hissettiğini, ancak penisinin mağdurun ön cinsel bölgesine kesinlikle girmediğine ilişkin beyanının, aynı yaşlarda alkollü olmayan bir kadının bile sağlıklı bir erkeği kolundan tutup zorla odaya sokup, yatağın üzerine atıp, kıyafetlerini çıkarıp, akabinde kendisi soyunarak erkeğin cinsel organının üzerine oturmak suretiyle erkeğin rızası hilafına cinsel ilişki yaşaması, hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, sanığın baygın durumdaki mağduru ısrarla uyandırmaya çalışması, evi tüm ısrarlara rağmen terk etmemesi, mağdurun sakladığını iddia ettiği anahtarı kolaylıkla alıp odayı terk etmemesi, sanığın eylemini gerçekleştirmede kararlı olduğunun göstergesi olduğu, diğer taraftan mağdur ile sanık arasında önceye dayalı bir husumet bulunduğuna dair ispatlanmış dava ve belge nin dosyaya yansımadığı, üstelik yakın arkadaş oldukları, bu itibarla müştekinin iffetini ortaya koyarak şüpheliye böyle bir isnatta bulunması, iftira atması için bir sebebin olmadığı, müştekinin alkolün etkisi ile salonda uyuduğu esnada, şüpheliye müştekiyi uyandırmaması gerektiğini söyledikleri halde şüphelinin ısrarla müştekiyi uyandırmaya ve kendilerini yanlarından göndermeye çalıştığı ve akabinde müştekiyi uyandırıp odaya yönlendirdiği,Tüm bu deliller ve dosya kapsamına göre, müdafii huzurunda alınan hazırlık beyanındaki tevilli ikrarı ve bu ikrarı destekleyen ATK raporu ile, yatak odasına giren mağduru izleyerek odaya girip kapıyı kilitlediği, içkinin etkisiyle kendisinde olmadığı anlaşılan mağdura rızası dışında organ sokarak nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği, mağdurun himen muayenesinde kanamalı, yeni olması muhtemel yırtık alan görüldüğü, ensesinde de tırnak tırnak izine benzer üç alan görüldüğü, şeklindeki raporun bu hususu doğruladığı, sanığın, mağdurun parmağını vajinasına sokarak kanattığı şeklindeki savunmasının kabule değer görülmediği, mağdurun şikayetten vazgeçme sebeplerini ayrıntılı olarak anlattığı, bu sebeplerin olayda rızası olduğu anlamına gelecek beyanlar içermediği, mağdurun alkolün etkisi altında olduğunun sanık, mağdurlar ve tanıklarca detaylı olarak alınan beyanları ile kabul edildiği olay sırasında mağdurun alkolün etkisiyle beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu hal böyle olunca;
Sanığın, atılı olan “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı vücuda organ sokarak cinsel saldırı” suçunu işlediği sübuta erdiğinden, sanığın suçu işleyiş biçimi ve özelliği ile saik ve sebebi ile suçun işleniş yeri ve zamanı ile suç kastının yoğunluğu gibi unsurların dikkate alınması ile birlikte takdiren asgari hadden olmak üzere temel ceza tayini cihetine gidilmesiyle;
Sanığın sabıkasız hali ile eylem öncesi mağdurun sergilediği davranışlar ve yargılama aşamasında da şikayetinden vazgeçmesi ile sanığın eylemden duyduğu pişmanlık ve tayin edilen cezanın geleceğindeki etkisi nazara alınarak sanık hakkında TCK’nın 62/1 maddesinin uygulanmasına, tayin olunan cezanın süresine göre CMK’nın 231/5-14, TCK’nun 50/1, 51/1 maddeleri uyarınca uygulama yapılmasına yasal olarak yer olmadığına,
Sanık hakkında “alkolün etkisindeki mağduru odaya götürüp kapıyı üzerine kilitleyerek en az 20 dakika süre ile tutarak cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçunu da işlediği yönünde dosya esasında deliller mevcut olmasına göre hüküm kesinleştiğinde tarifi yapılan eyleme ilişkin cezai tahkikat icrası için Ankara CBS ye karardan bir örnek ekleneceği halde suç duyurusunda bulunulmasına, karar verilerek hüküm kurulmuştur.
Ancak istinaf aşamasında bu ceza bozulmuştur. Buna göre;
Ankara BAM 27. Ceza Dairesi’nin aldığı Kararda ise sanığı doğum gününü kutlamak için evine davet eden ve birlikte içecekleri alkolü temin eden, daha sonra sanık ile birlikte kendi iradesiyle içki içen reşit olan mağdure ile sanığın cinsel ilişkiye girdiği hususunda, doktor raporu ve mağdurenin beyanları ile sanığın tevilli ikrarı göz önüne alındığında, tartışma bulunmamakla birlikte, olay günü mağdure ile sanığın aldığı alkolün miktarına ve mağdurenin eyleme beden veya ruh bakımından mukavemetine ne derecede etkili olduğuna dair tıbbi bir delilin bulunmayışı, mağdure ile tanık anlatımları ve savunmanın bu hususta kesin nitelikte delil sayılamayacağı, eylemin cebir veya tehditle işlendiğine dair bir iddia veya raporun olmaması, onsekiz yaşının içinde bulunan tanıkların bulunduğu evde sanığın belirtilen eylemi mağdurenin rızası hilafına gerçekleştirmesinin, yine tanıkların eyleme maruz kaldığını düşünen tanıkların olayı haber vermek için kolluk yerine anneleri Neslihan’ı telefonla aramalarının ve anne Neslihan’ın da eve bulunduğu uzaklıkta gözetilerek kolluğa bilgi vermeden eve gelip suç işlediğini düşündüğü sanığı evden kovmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmaması da gözönüne alındığında, eylemin zorla veya mağdurenin isteği olmaksızın yapıldığına dair sanığın mahkûmiyetine yeterli herhangi bir delil bulunmadığından, ilk derece mahkemesinin atılı suçtan mahkûmiyetine dair kararının kaldırılarak sanığın atılı suçtan beraatine karar vermek gerekmiştir.
Bu sebeple nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan MAHKÛMİYETHÜKMÜNÜN KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
Sanığın üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçtan BERAATİNE hükmolunmuştur.