Müvekkiller hakkında Fethiye Belediye Başkanlığı’nın şikayeti üzerine imar kirliğine neden olma (TCK Md. 184) suçundan soruşturma başlatılmış ve Dosya kapsamına sunulan bilirkisi raporunun; ” Google Earth uydu görüntüleri, yapı tatil zaptı ve yerinde yapılan kesif incelemeleri, yapımda kullanılan malzemelerin zamana ve kullanıma bağlı yıpranmaları ile birlikte, 3194 Sayılı Imar Kanunu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirildiğinde yapılan tek katlı hangar tipi depoya ait imalatların bina niteliğinde, ruhsata tabi oldukları, ruhsatsız yapıldıkları için kaçak insaat vasfında oldukları, bina vasfındaki imalatların, TCK 184. Madde geregi imar kirliliğine neden olma tanımı kapsamında kaldıkları, zapta esas imalatların 2022-2023 yılları arasında bir tarihte yapılarak, yapı tatil zaptı tarihine kadar geçen sürede mevcut durumlarına getirilmis oldukları, yapı tatil zaptından sonra ilave bir imalat yapılmadığı kanaatine varılmıştır.” şeklinde tanzim edilerek sunulduğu, yapı tatil zaptı tutanağının tutulduğu zaman çekilen fotograflar ile bilirkisinin yerinde incelemesi sonrası çekilen inşaatın son halini gösterir fotograflar incelendiğinde süpheliler tarafından yapılan imalatların 3194 sayılı İmar Kanunun 5. maddesinde ve Yargıtay kararlarında tanımlanan ”bina” kavramı kapsamında kaldığı, insaat bilirkisinin yerinde yaptıgı incelemede söz konusu yapının 2022-2023 yıllları arasında yapılmış oldugunun tespit edildigi ve 3194 sayılı Imar Kanunu geçici 16. maddesi ile 30443 sayılı Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine Iliskin Usul ve Esaslar tebliginin 4. Maddesinde imar barısından faydalanılarak yapı kayıt belgesi alınabilmesi için 31/12/2017 tarihinden önce yapılması gereken bir yapının bulunması gerektiği düzenleme altına alındığı, süphelilerin söz konusu insaata 31/12/2017 tarihinden sonra basladıgı ve üzerine atılı suçu ikrar ettikleri, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şüphelilerin fikir ve eylem birligi içerisinde hareket ederek Muğla Ili, Fethiye Ilçesi, Göcek Mahallesi 298 ada 11 parselde kayıtlı taşınmazda yukarıda ayrıntılı sekilde açıklandığı üzere tek katlı hangar tipi depoya ait imalatları kaçak sekilde yapmak suretiyle üzerine atılı TCK’nın 184/1 maddesinde bulunan imar kirliliğine neden olma suçunu isledikleri y.nünde kamu davası açmaya yeterli delil elde edildiği anlaşılmakla TCK Md. 184’den cezalandırılmaları iddia makamınca talep edilmiştir.
Fethiye 7. Asliye Ceza Mahkemesinde isnad edilen suçtan üç sanık hakkında ceza yargılaması yapılmıştır.
Müvekkil hakkında yapılan savunmada; dosyada müvekkilin bu yapıyı kurduğunu, yaptırdığını, inşaat sürecini yönettiğini, işçileri sevk ve idare ettiğini, malzeme temin ettiğini veya yapım faaliyetini yönlendirdiğini gösteren bağımsız ve somut bir delil bulunmamaktadır. Müvekkilin şirket ortağı olması yahut ticari faaliyeti bulunması, tek başına TCK’nın 184 maddesi kapsamında fail olduğunu göstermez. Ceza sorumluluğu şahsîdir; şirket ilişkisi, soyut ortaklık veya sonradan yapılmış bir isimlendirme, fiilin icrası üzerinde ortak hakimiyet bulunduğunu ispatlamaz.
Bu nedenle, müvekkilin yapı üzerinde herhangi bir fiili hâkimiyetinin ve iştirak iradesinin varlığı ispatlanamadığından, sırf adının kolluk beyanında geçmesi üzerinden mahkûmiyet kurulması mümkün değildir.
TCK’nın 184 maddesinin uygulanabilmesi için öncelikle suç konusu imalatın 3194 sayılı İmar Kanunu anlamında bina niteliği taşıması gerekir. Kanun koyucu “yapı” ile “bina”yı aynı şey olarak kabul etmemiştir. 3194 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yapı daha geniş bir kavram olarak tanımlanmış; bina ise kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü, insanların içine girebildiği ve oturma, çalışma, eğlenme, dinlenme, ibadet veya eşya/hayvan korunmasına elverişli olan yapılar olarak tarif edilmiştir.
Somut olayda dosyaya yansıyan ve keşif sırasında da gözlemlenen imalat; demir direk ve profil iskelet üzerine oturtulmuş, etrafı branda ile kapatılmış, çadır benzeri, sökülüp taşınabilir nitelikte, betonarme muhkem duvar sistemi bulunmayan bir yapıdır. Bu haliyle söz konusu imalatın, ceza hukuku anlamında “bina” sayılmasını gerektirecek fiziksel ve hukuki unsurları taşıdığı söylenemez.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı da bu yöndedir. Profil iskeletli, yanları açık, branda kaplamalı, sundurma yahut muhafaza düzeni niteliğindeki imalatların bina sayılmadığı; buna karşılık dört duvarı, sabit zemini ve kalıcı kullanım amacı olan prefabrik yahut tamamlanmış yapıların bina kabul edilebildiği görülmektedir. Bu ayrım yapılmadan verilecek herhangi bir mahkûmiyet, suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olacaktır.
Mahkemece yapılan keşifte, dava konusu yerde tek katlı depo niteliğinde bir imalat bulunduğu gözlemlenmiştir. Ancak asıl önemlisi, keşif sonrası alınan bilirkişi raporudur. Bu raporda; yapının 2022-2023 yıllarında yapıldığı, 31/12/2017 tarihinden sonra meydana getirildiği, yapı kayıt belgesi koşullarını taşımadığı, yapı tatil zaptı sonrası imalata devam edilmediği, iddianame düzenlendikten sonra da ilave imalat yapılmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte raporun en kritik bölümü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesi ışığında yapının “yapı” niteliğinde olduğu; buna karşın TCK’nın 184 maddesi kapsamında imar kirliliğine neden olma unsurlarının oluşmadığı yönündeki açık kanaattir.
Burada ceza hukuku açısından belirleyici olan sonuç, bilirkişinin fiziksel tespitleri ile ulaşılan hukuki nitelendirme arasında yer almaktadır. Buna göre yapı, hafif malzemeden yapılmış, depo amaçlı kullanılan, fakat bina vasfı taşımayan bir imalat olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi ayrıca, yapının ruhsata tabi olduğunu söylemiş olsa da, bu tespit idari hukuk alanına ilişkindir; otomatik olarak cezai sorumluluk doğurmaz. Ruhsat ihlali ile TCK’nın 184 maddesi kapsamındaki suç aynı şey değildir. Ceza yaptırımı için binaya ilişkin unsurun ayrıca gerçekleşmesi gerekmektedir.
Diğer kadın sanık ise savunmasında bahsi geçen yerin aslında bildiğiniz anlamda bir bina olmadığını, betonarme bir yapı niteliğinde olmadığını, sadece demir iskelet üzerine branda çekilmiş, daha çok çadır gibi geçici bir yer olduğunu, şirketin yatların bakımını yaparken üzerlerini kapatmak için kullandıklarını ve kalıcı bir yapı yapma gibi bir amacın hiç olmadığını beyan etmiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin yerleşik uygulaması da, özellikle profil iskeletli, yanları açık, branda ile kapatılmış, sundurma benzeri ve sökülüp taşınabilir nitelikteki imalatlarda bina unsurunun gerçekleşmediği kabul edilmektedir.
Dava konusu imalatın bina vasfı taşımadığı, müvekkilin bu yapıyı bizzat yaptığı veya yaptırdığına dair herhangi bir delil bulunmadığı, keşif sonucu bilirkişi raporunun açık şekilde TCK’nın 184 maddesi kapsamında suç unsurlarının oluşmadığını belirttiği, Yargıtay’ın benzer nitelikteki branda/sundurma/profil iskeletli yapılar bakımından bina unsurunun oluşmadığı yönünde kararlar verdiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2012/6634 E. , 2012/24864 K. Sayılı Kararında “….l)Imar Kanunun 5.maddesi uyarınca binanın “kendi basına kullanılabilen, üstü .rtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalısma eglenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve esyaların korunmasına yarayan yapılar” olarak tanımlanması ve bilirkisi raporu ile Izsu görevlilerince 26/01/2009 tarihinde tutulan kaçak insaat duyuru tutanagına göre ruhsatsız yapının tek katlı, çatısı eternit ve etrafı naylon ile kapatılmıs ahsap baraka olması karsısında, uzman bilirkisi ile birlikte yeniden kesif yapılıp, tutanak tanıkları usulünce dinlenerek, kaçak insaat duyuru tutanagında açıklanan ruhsata aykırı insaatın nelerden ibaret oldugu ve TCK’nın 184/1. maddesi kapsamında bina niteliginde bulunup bulunmadıgı kuskuya yer bırakmayacak biçimde saptanmadan, eksik inceleme ile mahkumiyet kararı verilmesi,…” bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/15368 E. , 2021/19260 K. Sayılı kararında ise; “…Yapı tatil tutanagında belirtilen 110 m2 sac levha profil ile olusturulan kapalı alanla ilgili kesif ve bilirkisi incelemesi yapılarak bina niteliginde olup olmadıgı ve tasınabilir veya sökülebilir nitelikte olup olmadıgı yöntemince arastırılmadan eksik kovusturma ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,…” bozma sebebi kabul edilmiştir.
Yargılamaya konu örnek olayda, sanıkların Mugla Ili, Fethiye Ilçesi, Göcek Mahallesi X ada 11 parselde kayıtlı tasınmazda ruhsatsız olarak kaçak yapı yaptıkları, söz konusu hususun Fethiye Belediyesi tarafından 01/07/2025 tarihli Yapı Tatil Zaptı ile tespit edildiği yapının fotograflanmasının ardından suç duyurusunda bulunulması üzerine yapılan sorusturma sonucunda her ne kadar sanıklar hakkında imar kirliliğine neden olma suçunu islediklerinden bahisle cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıs ise de kovuşturma asamasında yapılan kesif neticesinde düzenlenen bilirkisi raporuna göre söz konusu yapının bina vasfında olmadıgının belirlendiği, bu bağlamda sanıkların üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla sanıklar hakkında CMK’nun 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. Bu sebeple; Sanıkların üzerine atılı “İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunu işlediğinden bahisle açılmış olan kamu davasında, somut olay kapsamında sanıkların üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca sanıkların AYRI AYRI BERAATLERİNE hükmolunmuştur.



