1. OLAY
Şüpheli Müvekkil A.E. hakkında yurtta kaldığı ve FETÖ ile ilişkisi olduğu ve 2010 Yılı KPSS sınavına dair soruları önceden aldığı ve haksız bir şekilde kamuya girdiği şeklinde iddiaları içeren iddianame tanzim edilmiştir. Şüpheli hakkında soruşturma devam ederken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüphelinin 2010 yılı KPSS Genel Yetenek ve Genel Kültür testlerinde, bilirkişi incelemesi sonucunda şüpheli olan şahıslardan olduğu bilgisinin Cumhuriyet Başsavcılığımızca gönderildiği, akabinde şüpheli hakkında UYAP üzerinden yapılan sorgulama sonucunda, Ankara ilinde resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturması bulunması sebebiyle ilgili dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve iş bu soruşturma dosyası ile birleştirildiği,
Birleştirilen söz konusu dosyada, şüphelinin, 2010 yılında yapılan KPSS sınavında sınavdan önce sızdığı belirtilen üç sorudan en az bir soruda yanlış seçeneğe giden ve sınavdan önce sınava ait soruları temin ettikleri hususunda kuvvetli şüpheli olarak nitelendirilen şahıslardan olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarına ilişkin soruşturmaya devam olunduğu ve bu şekilde şüpheli hakkındaki soruşturmanın tamamlandığı,
Soruşturmaya konu olayda, şüphelinin örgüt bünyesi içerisinde hareket ettiği, örgüt içerisinde faaliyet yürüttüğü, bu doğrultuda şüphelinin örgüt tarafından kamu kurumlarında üst düzey yönetici olarak yerleştirilmek istenen şahıslardan olduğu, N.U. isimli şahsın fişlemesinin de bu hususu desteklediği, şüphelinin sınavdan önce diğer örgüt mensuplarından soru ve cevapları elde ettiği, resmi belge niteliğindeki cevap kağıdına, önceden öğrendiği işaretlemeleri yapıp, gerçekte olmayan bir durumun ortaya çıkmasını sağlayarak, cevap kağıdını içerik itibariyle başkalarını aldatacak şekilde sahte olarak düzenlediği, oluşturduğu bu sahte belgeyi hile unsuru olarak kullanıp kamu kurumu olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı aldatarak, sınava giren diğer adaylar zararına ve kendi yararına olacak şekilde sınavı kazandığına dair belge düzenlettirdiği, bu şekilde şüphelinin üzerine atılı zincirleme şekilde silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla; delillerin takdiri mahkemenize ait olmak üzere şüphelinin yargılamasının yapılarak üzerine atılı suçun sübutu halinde yukarıda belirtilen sevk maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA kArar verilmesi istenmiştir.
Buna göre;
*Ankara 32. AĞır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen mahkumiyet kararı ile “Sanıgın 29/06/2016 ve 11/08/2016 tarihli bilirkisi raporlarına göre; kuvvetli süpheli olarak nitelendirilmesi, örgüt yapılanmasında yer alan sahıs Semih kod N.U.’nın dijital materyallerinde yukarıda izah edildigi üzere sanıga iliskin bilgilerin bulunması, sanıgın bu sahıs ile irtibatına iliskin beyanları, yine yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere sanığın 2009-2010-2011 yıllarındaki KPSS deki dogru-yanlıs cevap sayılarındaki bariz farklılıklar, sanığın savunmasında 2010 yılı Ocak veya Subat ayından itibaren FETÖ ile iliskisini kestigi, kavgalı olarak ayrıldıgı için Bursa’yı terkettigi, Ankara’dan sınava hazırlanmak için kitaplar alarak memleketi Tokat’a gittigi, ders çalısma ile kahvehane isi birarada gitmeyince Ankara’ya kız arkadası oldugu için onun yanına geldigi ve kız arkadasımın babasının evinde babası ile birlikte yasamaya basladıgı, bu evde kalarak KPSS sınavına hazırlandığı yönündeki savunmalarının hayatın olagan akısına uygun olmaması birlikte degerlendirildiğinde sanıgın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluslarının zararına olarak dolandırıcılık suçundan cezalandırılması konusunda beraatine ve terör örgütü üyeliği suçundan ise 6 Yıl 3 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
*Sonrasında istinaf incelemesinde karar onanmış ve Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılmıştır.
*Yargıtay tarafından yapılan inceleme sonucunda verilen karar ile eksik inceleme dayalı olarak hüküm kurulduğuna,
Sanık hakkında beyanda bulunan S.G.’ün duruşmaya çağrılıp dinlenilmesinden, şüphelinin beyanlarında geçen A. B. hakkında da aynı suçtan soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı tetkik edilerek yargılama sırasında ifadesinin alınmasından, beyanlarının tespitinin mümkün olmaması ve hakkında kovuşturma veya soruşturma bulunduğunun saptanması halinde emniyet, savcılık ve mahkemede alınan tüm beyanları dosyaya getirtilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Temyiz aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan, Zeynettin Ç. ve Celal C.’nin ifade ve teşhis tutanaklarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunarak Celal C.’nin ifadesinde geçen Y.K. hakkında da aynı suçtan soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı tetkik edilerek yargılama sırasında ifadesinin alınmasından, beyanlarının tespitinin mümkün olmaması ve hakkında kovuşturma veya soruşturma bulunduğunun saptanması halinde emniyet, savcılık ve mahkemede alınan tüm beyanları dosyaya getirtilmesinden diyeceklerinin sorulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
Bölge adliye mahkemesi karar başlığında mahkumiyet kararı verilen silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun tarihlerinin gösterilmemesi,
Gerekçeleriye Bozma Kararı verilmiştir.
Yeniden Yargılama
Bozma kararı sonrasında tensip tutanağı düzenlenmek suretiyle eksiklikler bakımından gerekli müzekkereler yazılmış ve duruşma günü verilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda;
“Sanığa İsnat Edilen Kamu Kurum ve Kuruluşları Aleyhine Dolandırıcılık Suçu Açısından Yapılan Değerlendirmede:
Sanık hakkında 2010 yılında gerçekleştirilen KPSS sorularını ele geçirdiği iddiasıyla kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-e maddesi gereğince cezalandırılmasının talep edildiği,
Sanığın 10 Temmuz 2010’da KPSS sınavına girdiği, bu sınavdan aldığı puan ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş müfettişliği yardımcılığı sınavına başvurduğu ve 2011 yılı mart ayında halen çalıştığı bakanlıkta görevine başladığı anlaşılmıştır.
Sanığın 29/06/2016 ve 11/08/2016 tarihli bilirkişi raporlarında kuvvetli şüpheli olarak nitelendirilmişse de; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.05.2024 tarihli ve 2022/1886 esas 2024/7129 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi kanaat bildiren bilirkişi raporlarının, sanığın hileli bir davranışla soruları önceden temin ettiğini göstermeye yeterli olmadığı, bilirkişi raporlarını teyit eder başkaca delil, beyan, bilgi bulunmadığı, zira dosya kapsamında dinlenen tanıkların ifadelerinde sınav sorularının verilmesine ilişkin sanıkla ilgili herhangi bir beyanda bulunmadıkları gözetildiğinde, sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin, mahkûmiyetini gerektirir inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığından atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekmiştir.
Sanığa İsnat Edilen Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak Suçu Açısından Yapılan Değerlendirmede:
Yukarıda ilgili bölümde ayrıntılı yer verildiği üzere; toplanan deliller, sanığın ikrar içeren beyanları, tüm dosya kapsamı nazara alındığında; sanığın örgüt ile irtibatının öğrencilik dönemlerinde başladığı, üniversite eğitimi sırasında örgüte ait evlerde kalarak örgüt literatüründe “bölge lise mesullüğü” ve “ev abiliği” denilen görevleri üstlendiği, yine Semih Kod N.U.’ın dijital materyallerinde sanık ile ilgili şifrelenmiş şekilde bilgilerin bulunduğu ve bu bilgilerde sanığın “mülakat değer” sütunu altında “4” yazıldığı tespit edilmişse de; söz konusu soyut nitelikteki kodlamanın doğru olduğunu destekler dosyada bir delil bulunmadığı, sanığın ve tanıkların anlattığı olay ve eylemlerin 2010 yılı ve öncesine ilişkin olduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihlerde örgütsel nitelikte eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna dair dosyada herhangi bir beyan, bilgi ve delil bulunmadığı, 2010 yılı ve öncesi döneme ilişkin belirtilen eylem ve bağlantısının ise sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu amacı bilerek örgütle organik bir bağ kurup hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk boyutuna ulaşmamış olması gözetilerek sanığın atılı suçtan CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.1-“ denilmiş ve HÜKÜM bölümünde ise “Sanık hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık” suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince atılı suçlardan ayrı ayrı BERAATİNE,” hükmolunmuştur.
2. OLAY
Şüpheli Müvekkil ve eski EGM mensubu N.A. hakkında hazırlanan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İddianamesinde; “… şüphelinin veri inceleme raporuna göre A5 ile kodlanması, başka dosya şüphelilerinin ifadelerine göre silahlı terör örgütü mensuplarının “sohbet” olarak adlandırdıkları örgütsel toplantılara katılması, başkalarını bu toplantılara davet etmesi, himmet toplaması, HTS analizi sonucu emniyet mahrem imamlarıyla farklı tarihlerde çok sayıda irtibatının tespit edilmesi, emniyet mahrem imamlarıyla aynı tarih aralığında konaklama kaydının bulunması, mali analiz raporuna göre Bank Asya hesap bilgileri ile yapılan para transferleri birlikte değerlendirildiğinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacını benimsediği, hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütle organik bağ kurduğu, bu şekilde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği hususunda hakkında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphenin mevcut olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla” denilerek silahlı terör örgütü üyeliğinden cezalandırılması istenmiştir. Şüphelinin daha önce ise Komiser Yardımcılığı Yükselme Sınavında soruları önceden aldığı konusundaki iddialar bakımından ise KYO Kararı verilmiştir.
Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda “…sanığın Ankara Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yaparlarken ihraç edildiği, tanık beyanları, HTS Analiz Raporu, Konaklama kaydı ile para transferleri ve Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital materyallerde yer alan veriler değerlendirilerek, sanığın atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de ceza mahkûmiyeti herhangi bir ihtimale değil kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları uyarınca, silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Bu kapsamda sanık hakkında beyanlarda bulunan tanıkların sanık hakkında beyanlarının 1998-2007 yıllarına ilişkin olduğu, o tarihten sonra sanığın örgüt ile irtibatına ilişkin başkaca bir tanık beyanına rastlanılmadığı, Konaklama kaydının örgüsel olduğuna ilişkin somut bir tespitin bulunmadığı, belirtilen bir konaklama kaydının seminer amaçlı görev icabı gittiği yönündeki savunmasının aksini gösterir bir deilinin bulunmadığı, HTS analiz raporunda farklı şahıslarla telefon irtibatının bulunduğu belirtilen şahısları tanımadığı, bu görüşmelerin örgütsel olarak yapıldığına ilişkin bu hususu destekler mahiyette bir delile de rastlanılmadığı, Bankasya hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında kaldığı yine Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen verilerde yer alan bilgiler bakımından da değerlendirme yapıldığında, dijital verilerdeki kodlamanın kim tarafından hangi amaçla yapıldığının belli olmadığı, başka birileri tarafından sanıkların dahli olmadan yapılan kodlamaların başka delillerle desteklenmediği sürece tek başına mahkumiyete yeterli olmayacağı, söz konusu tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt ile sempati ve iltisak boyutunu aşacak şekilde, örgüt ile organik bağ kurduklarını, örgüt kapsamında çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik gerektiren eylemlerde bulunduklarını her türlü şüpheden uzak ve kesin bir şekilde ispat etmeye elverişli nitelikte olmadığı kanaatine varılarak sanığın atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işledikleri konusunda, kesin, mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından, “şüpheden sanık yararlanır” evrensel hukuk ilkesi de dikkate alınarak sanıkların CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. “ denilmiştir.
Karar Yargıtay temyiz incelemesinde eksik inceleme gerekçesiyle bozulmuş ve alınan kararda “… Gizli tanık Garson’dan ele geçirilen Micro SD kartın üzerinde yapılan inceleme sonucunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından sanığa “FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ” ifade eden “A5” kodunun verildiği nazara alındığında; sanık hakkında yeniden güncel veri inceleme raporunun istenilmesi ile UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının da araştırılması, elde edilecek tüm bu delillerin ve CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması, sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, ..” Bozma sebebi kabul edilmiştir.
Yaılan yeniden yargılama sonucunda ise eksiklikler giderilerek yeniden sanığın beraatine hükmolunmuştur.
Gerekçeli Kararda buna dair şu tespitlere yer verilmiştir:
“…Sanık, Ankara-Bala İlçe Emniyet Müdürlüğünde komiser olarak görevliyken 701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen FETÖ/PDY emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin dijital verilerin incelenmesi sonucunda düzenlenen veri inceleme raporunda Tüm Liste de; “A5 “(FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişi) olarak kodlandığı, sanık hakkında Güncel Liste ve Tüm Emekli Listesinde kaydının bulunmadığı görülmüştür.
Tanık M.B.’nın şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde sanık hakkında özetle; ”Mikail isimli şahsın o dönem Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde çalışan polis memurlarından oluşan ortalama 6-7 grubu olduğunu, her grupta da yaklaşık 5-6 polis memuru bulunduğunu, bu polis memurları gruplarından sadece memleketinin Osmaniye ili Bahçe ilçesi olduğunu hatırladığı 2007 yılında Ankara’ya tayini çıkan N.A. isimli polis memuru olduğunu, bu şahsın daha sonra komiser yardımcısı olduğunu, sohbete gitmiş olduğu polis memurlarına risale, F. Gülenin yazdığı kitaplardan bölümler okuyarak sohbet verdiğini, sohbete gelen polis memurlarını bir ile beş arasında derecelendirdiğini, N.A.’un kendisinin kategorisinde beşlik şahıs olduğunu” beyan etmiştir.
Tanık M.B.’nın mahkememizce alınan beyanında özetle, 2006 yılı itibariyle örgütün sohbet toplantılarına gitmeye başladığını, M.K. isimli şahıs aracılığıyla sanıkla tanıştığını, sanığın bulunduğu sohbet gruplarında sohbet abiliği yaptığını, bu sohbet toplantılarında Kur’an okuma, hadis, siyer, tesfir ve kelam dersleri yapıldığını, FETÖ CD’lerinin izletilmediğini, kitaplarının okunmadığını, sohbetler esnasında zarfların içine bir miktar sadaka adı altında para toplandığını, sohbete gelen hemen hemen herkesin bu şekilde para verdiğini, sohbete gelen kişileri zaman zaman ankesörlü telefondan aradığını, sanığın kod isminin olmadığını, bir süre sonra sanığın komiser yardımcılığı sınavını kazandığını ve Ankara iline tayinin çıktığını hatırladığını, daha sonra kendisiyle sadece arkadaş olarak irtibatının olduğunu beyan etmiştir.
Tanık Y.B.’in şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde sanık hakkında özetle; ”1998-2002 yılları arasında Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak çalışan ve çay daveti adı altında dini sohbetlerde bulunduğunu söylediği şahsın N.A. olduğunu, Hicabi olmadığı zamanlarda sanığın da para topladığını ancak kime verdiğini bilmediğini” beyan etmiştir.
Tanık Y.B.’in mahkememizce alınan beyanında özetle, 1998 yılında Diyarbakır iline tayin olduğunu, burada örgüt toplantılarına katıldığını, sanığın da bu sohbet toplantılarına katıldığını, sohbet olacağını bazen sanığın bildirdiğini bazen de sohbet sorumlusu olan Hicabi isimli abinin haber verdiğini, 2002 yılında tayin olana kadar bu sohbet toplantılarına katıldığını, bu sohbetlere bazı zamanlar dışarıdan ders vermeye hocaların da geldiğini, bu şahısların Kur’an okuma ve dini bilgiler verme şeklinde eylemleri olduğunu, örgütçe düzenlenen sohbetlerde Y.U., E.Ç., sanık ve H.D.’in olduğunu, imkanı olmayan öğrencilere yardım, gazete ve dergi aboneliği yapılacağı belirtilerek kendilerinden aylık belli bir miktar para toplandığını, para toplama görevini Hicabi’nin yaptığını, o olmadığında E.Ç.’in topladığını, her ikisi de yoksa sanığın topladığını beyan etmiştir.
Tanık M.T’ın şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde sanık hakkında özetle; ”1999 yılında Diyarbakır’a tayini çıktığını, H.D.’in organize ettiği sohbetlere kendisi haricinde aynı şubede görev yapan … N.A. isimli şahısların da katıldığını, sohbet toplantılarının sırası ile bu şahısların evlerinde olduğunu, sohbetlere sivil hiç kimse katılmadığını, sohbetlerde risale okunduğunu, F. Gülene ait video gösterimi yapıldığını, ayda bir defa himmet toplandığını” beyan etmiştir.
Tanık M.T.’ın mahkememizce alınan beyanında özetle, 1999 yılında Diyarbakır iline tayini çıktıktan sonra sanıkla örgüt sohbetlerine katıldıklarını, sohbetlerde Risale-i Nur okunduğunu, FETÖ CD’leri izlendiğini, namaz kılıp Kur’an okuduklarını, 2007 yılında sanık komiser olana kadar sohbetlere gittiklerini, sanığın sohbetlerde katılımcı olduğunu, kendisinin himmet verdiğini, himmeti kişisel olarak verdiklerini, toplu olarak vermediklerini beyan etmiştir.
Tanık H. P.’nın ihbar edilen sıfatı ile alınan ifadesinde özetle; ”2005 yılının sonları gibi güvenlik şubede çalışan Adanalı N.A. isimli polis memurunun kendisini sohbet toplantılarına davet ettiğini, ilk etapta kabul etmediğini, sonrasında bir gün eşi ile evini ziyarete geldiğini, sanık polis memurunun kutu çıkarıp bir iki lira sadaka gibi para topladığını, bu paraları öğrenciye vereceklerini söylediklerini” beyan ederek sanığı teşhis ettiği görülmüştür.
Tanık H.P.’nın mahkememizce alınan beyanlarında özetle, 2006 yılında Diyarbakır ilinde sanıkla tanıştıklarını, farklı şubede çalıştıklarını, kendisinin Kur’an öğrettiğini isterse kendisine öğretebileceğini söylediğini, daha sonra sanığın evine gittiğini, evinde tanımadığı birkaç kişinin daha olduğunu, bu evde Kur’an okuma, namaz kılma ve ara sıra fotokopi kağıdı gibi bir kağıttan bir şeyler okuma dışında bir şeye şahit olmadığını, Kur’an okumayı başaramadığı için gitmek istemediğini ve sanığın davetlerine gitmemeye başladığını, 2007 yılında sanığın komiserlik sınavını kazanarak Diyarbakır ilinden gittiğini beyan etmiştir.
19/08/2016 tarihinde BİMER’e yapılan müracaat ile ilgili ifadesi alınan M.A.’ın sanıkla ilgili olarak özetle ”FETÖ terör örgütü ile ilişkisinin olabileceğini düşündüğünü ancak bu iddiası ile ilgili delilinin olmadığını” beyan etmiştir.
Sanığın aşamalarda yaklaşık olarak 15 yıldır kullandığını beyan ettiği ve abonelik kaydı kendisi üzerine bulunan 0505 … numaralı GSM hattının ve abonelik kaydı kendisi üzerine bulunan ancak eşinin kullandığını beyan ettiği 0505 … numaralı GSM hattının HTS verileri BTK’dan temin edilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamındaki diğer şüpheliler ve emniyet mahrem yapılanmasında yer alan kişilerle irtibatına ilişkin yapılan çalışmada sanığın aşağıdaki tabloda detayları belirtilen şekilde emniyet mahrem yapılanmasında yer alan …… isimli kişilerle irtibatının tespit edildiği görülmüştür.
Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün yazısı ekindeki 05/04/2021 tarihli tespit tutanağında; sanığın Ankara-Kızılcahamam ilçesinde bulunan Asya Termal Tatil Köyünde 11/05/2012 – 13/05/2012 tarihleri arasında konaklama kaydının bulunduğu, Afyon ilinde bulunan Korel Termal Otel’de 30/08/2013 – 01/09/2013 tarihleri arasında … isimli emniyet mahrem yapılanması içerisinde yer alan kişilerle konaklama kaydının bulunduğu tespit edilmiştir.
Sanığın Bank Asya hesabı ile ilgili olarak MASAK’ın mali analiz raporu incelendiğinde sanığın Bankasya nezdinde 2008 yılında açılmış bir hesabının bulunduğu, bu hesabında Şubat 2014 öncesinde herhangi bir bakiyenin bulunmadığı, Şubat 2014 döneminde 500 TL, Mart 2014 ay sonu bakiyesinin de 1003 TL olduğu sonraki dönemlerde herhangi bir kayda değer (0 TL ile 10 TL arasında) bakiyenin bulunmadığı ayrıca haklarında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu kapsamında soruşturma/kovuşturma bulunan şahıslarla para transferine ilişkin kayıtların bulunduğu görülmüştür.
24.08.2017 tarihli tutanakta; sanığın, Bankasya hesabında 31/12/2013-24/12/2014 tarihleri arasında “para artışı olan/yeni hesap açtıran” şahıslar arasında bulunmadığı görülmüştür.
Sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında ”1994 yılında Nazilli Polis Okuluna gittiğini, daha sonra İzmir’de göreve başladığını, 1998 yılında Diyarbakır’a şark görevi için gittiğini, 2007-2008 yıllarında Bursa’da komiserlik kursunu kazandığını, kurs sonrası 2008 yılında Genel Müdürlüğe atandığını, burada yaklaşık 2017 yılı Ocak ayının sonuna kadar çalıştığını, daha sonra Bala İlçe Emniyet Müdürlüğünde çalıştığını ve ihraç olduğunu, 2008 yılında faizsiz bir banka olmasından dolayı kredi kartı kullanımı için Bank Asya’da hesap açtırdığını, 505 213 39 94 numaralı hattı yaklaşık olarak 15 yıldır kullandığını, Asya Termal Tatil Köyündeki konaklamasını hatırlamadığını, gittiyse de tatil amaçlı gittiğini, örgüt mensubu olmadığını, örgütte görev almadığını, Afyon ilindeki Korel Termal Otel’e seminer amaçlı görevli olarak gittiğini ancak … isimli kişileri tanımadığını, Bylock kullanmadığını, hakkındaki beyanları ve kodlamayı kabul etmediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini” beyan ettiği,
Sanığın mahkeme huzurunda alınan savunmasının soruşturma aşasında alınan savunmalarıyla benzer mahiyette olduğu görülmüştür.
Yukarıda belirtildiği üzere her ne kadar sanığın Ankara Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yaparken ihraç edildiği, tanık beyanları, HTS Analiz Raporu, Konaklama kaydı ile para transferleri ve Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital materyallerde yer alan veriler değerlendirilerek, sanığın atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, ceza mahkûmiyeti herhangi bir ihtimale değil kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları uyarınca, silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Bu kapsamda sanık hakkında beyanlarda bulunan tanıkların sanık hakkında beyanlarının 1998-2007 yıllarına ilişkin olduğu, o tarihten sonra sanığın örgüt ile irtibatına ilişkin başkaca bir tanık beyanına rastlanılmadığı, Konaklama kaydının örgüsel olduğuna ilişkin somut bir tespitin bulunmadığı, belirtilen bir konaklama kaydının seminer amaçlı görev icabı gittiği yönündeki savunmasının aksini gösterir bir deilinin bulunmadığı, HTS analiz raporunda farklı şahıslarla telefon irtibatının bulunduğu belirtilen şahısları tanımadığı, bu görüşmelerin örgütsel olarak yapıldığına ilişkin bu hususu destekler mahiyette bir delile de rastlanılmadığı, Bankasya hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında kaldığı yine Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen verilerde yer alan bilgiler bakımından da değerlendirme yapıldığında, dijital verilerdeki kodlamanın kim tarafından hangi amaçla yapıldığının belli olmadığı, başka birileri tarafından sanıkların dahli olmadan yapılan kodlamaların başka delillerle desteklenmediği sürece tek başına mahkumiyete yeterli olmayacağı, bozma sonrası yapılan yargılamada sanık hakkında yeniden güncel veri inceleme raporunun temin edildiği ve UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının da araştırıldığı ancak yeni bir beyan, bilgi ve belge mevcut olmadığının görüldüğü, söz konusu tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgüt ile sempati ve iltisak boyutunu aşacak şekilde, örgüt ile organik bağ kurduklarını, örgüt kapsamında çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik gerektiren eylemlerde bulunduklarını her türlü şüpheden uzak ve kesin bir şekilde ispat etmeye elverişli nitelikte olmadığı kanaatine varılarak sanığın atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işledikleri konusunda, kesin, mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından, “şüpheden sanık yararlanır” evrensel hukuk ilkesi de dikkate alınarak sanıkların CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” Denilerek yeniden BERAATİNE hükmolunmuştur.” denilmiştir.
3. OLAY
Müvekkil A.Y. hakkında Bankasya hesabı bulunması, Asya Termal Hotel’de konaklama kayıtları bulunması, Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğü Tem Şube Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen 24/03/2017 tarihli araştırma tutanağında şüphelinin Kimse Yok Mu derneğine bağışta bulunduğunun belirlenmesi, tepe yöneticilerinden Hüseyin S. ile telefon görüşme kaydının bulunduğunun bildirildiği, Bankasya’da 50780 müşteri nolu ve 29/07/1998 açılış tarihli hesabının bulunduğu, 2014 Yılı Şubat ayı itibariyle hesap bakiyesinin 20000 TL olduğu, 2014 Yılı Mart ayı itibariyle hesap bakiyesinin 20000 TL olduğu, 2014 Yılı Mayıs ayı itibariyle hesap bakiyesinin 5000 TL olduğu, 2014 Yılı Haziran ayı itibariyle hesap bakiyesinin 5000 TL olduğu, 2014 Yılı Temmuz ayı itibariyle hesap bakiyesinin 5000 TL olduğu, 2014 Yılı Ağustos ayı itibariyle hesap bakiyesinin 5000 TL olduğu, Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM Büro Amirliğinin 17/11/2017 tarihli yazısı ekinde bulunan tutanakta şüphelilerden A.Y.’nin KHK ile kapatılan kurumlarda SGK kaydının bulunduğunun bildirildiği ve genel anlamda örgüt ile ilişkiini gösteren bu bilgiler çerçevesinde terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması istenmiştir.
Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda isnad edilen suçtan A.Y. hakkında “Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de, tanıkların birbirleriyle tutarlı beyanlarından sanığın Ankara Organize Sanayi Bölgesinde esnafların katılımıyla yapılan Fetö/Pdy terör örgütünün sohbet toplantılarına katıldığı, bu sohbetlerde Fetullah GÜLEN’in CD ve videolarını izlendiği vaazlarının dinletildiği bu şekilde örgüt propagandası yapıldığı ve talimatların iletildiği, bu sohbetlerin sohbete katılan esnafların iş yerlerinde veya evlerinde ,örgütün öğrenci yurtlarında yapıldığı, sanığın evinde de sohbet düzenlendiği, sanığın bir kaç kez sohbete katıldığını ikrar ettiği, sohbetlerin 17/25 Aralık sürecinden sonra da devam ettiği, örgüte kurban bağışı altında yardım topladığı, Banka Asya hesap hareketleri ve örgüt liderinin talimatı döneminde bu talimata uyarak Bank Asyaya katılım hesapları açarak para yatırdığı, Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tepe yöneticilerinden olan Hüseyin Saruhan ile görüşme kaydının bulunduğu, örgütle iltisaklı Asya Termal Tatil Köyünde Konaklama kayıtlarının bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı Osman Dirlik ile aralarında para transferinin bulunduğu, Kimse Yok Mu isimli örgütle iltisaklı derneğe bağışta bulunduğu, bu şekilde örgüte maddi yardım da sağlandığı, Sanığın KHK ile kapatılan Ankara Sanayici ve İş Adamları Derneğine kaydının bulunduğu, derneğin denetim kurulu başkanı olduğu, hakkında Fetö/Pdy irtibatı nedeniyle soruşturma yürütülen Uluslararası Yöneticiler Derneğine üye kaydının bulunduğu hususları ile dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın bu eylemlerinin, silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin oluşması nedeniyle suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, sanığın bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olarak silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüş, sanığın ve müdafiinin atılı suçu inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklanan delillerin mahiyeti ve ispat gücü dikkate alındığında mahkememizde herhangi bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiş, bu sebeple üzerine atılı FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.” Denilerek mahkumiyetine 6 Yıl 3 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
Karar Yargıtay temyiz incelemesi kapsamında Bozulmuştur.
Bozma Kararında; “…Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan Kemal U.’nun, Emre Can E.’nin ve ifade tutanakları hükümdan sonra gelen Salih Y.’nin doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun’un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi ve Anayasanın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınmasından, hükümden sonra gelen ihbar tutanaklarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılarak ihbar edenlerin açık kimliklerinin tespiti ile tanık sıfatıyla usulüne uygun biçimde dinlenmelerinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Tayin edilen temel cezanın 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca artırılması sırasında 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası yerine fıkra belirtilmeksizin yalnızca 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi olarak gösterilmesi,…” gerekçesine yer verilmiştir.
Bozma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda; yargılamada iki ayrı duruşmada tanıklar davet edilerek suçlama bakımından beyanları alınmıştır. Sonrasında Beraat Kararı alınmış ve Gerekçeli Karar’da buna dair şu tespitlere yer verilmiştir:
“… SANIĞIN EYLEMLERİ VE HUKUKİ DURUMU:
Sanık hakkında düzenlenen iddianame kapsamına göre mahkememizce yapılan yargılama sonucunda yukarıda açıklanan ve mahkememizce FETÖ/PDY silahlı terör örgütü olduğu kabul edilen örgüte üye olma suçuna ilişkin dosyadaki tüm bilgi, belge ve sair deliller kapsamına göre;
Sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye olma suçundan eylemine uyan TCK 314/2 madde gereğince cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açıldığı;
Sanığın, hakkında ihbarda bulunulan Lojismatik İletişim Bilişim İnşaat ve Sosyal Hizmetler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin %70 ortağı olduğu ve şirketin maddi işlemlerini takip takip ettiği,
Tanık İ.Ö.’in alınan beyanında; “…sanıkların ikisini de tanıdığını, …halen Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde FETÖ örgüt üyesi olmak suçlamasıyla yargılandığını, o dosyada A.Y. ile ilgili de beyanda bulunduğunu, OSB’de esnafların katılımıyla yapılan, ifadesinde belirttiği hocalar tarafından verilen ve bu Fethullah GÜLEN cemaati denilen yapıya mensup hocaların verdiği bir iki toplantıya sohbete sanığın da katıldığını gördüğünü, … Bu sohbetlerin müsait olan esnaf arkadaşların iş yerlerinde yapıldığını, 2014’den sonra çok seyrek yapılmaya başlandığını, sanığı bir iki defa bu toplantılarda gördüğünü…” beyan ettiği,
Tanık Y.K.’ın alınan beyanında; “…Sanığı Sincan Organize Sanayi bölgesinde, OSBİT genel sekreteri olması sebebiyle tanıdığını, aynı zamanda Balgat’da bulunan Toros Öğrenci Yurdu’nda yapılan dini sohbetlere katılmış olması sebebiyle de tanıdığını, …Bu sohbetlerde genelde Fetullah GÜLEN’in CD ve videoları izletildiğini, vaazlarının dinletildiğini, sanıklar hakkında FETÖ ile ilgili başkaca bir bilgisi olmadığını…” beyan ettiği,
Uyap Bilgi Bankası kapsamında yapılan sorgulamada Ankara 23 ACM 2018/147 E. Sayılı dosyada savunması alınan K.U.’un beyanında; “…OSB’de esnafların katılımıyla yapılan, ifadesinde belirttiği hocalar tarafından verilen ve bu Fethullah GÜLEN cemaati denilen yapıya mensup hocaların verdiği toplantıya sohbete sanığın da katıldığını gördüğünü, … Bu sohbetlerin müsait olan esnaf arkadaşların iş yerlerinde veya evlerinde de yapıldığını, sanığın evinde de bu sohbetlerin yapıldığını ve sanığın evindeki sohbetlere de katıldığını, 2014 yılı ortalarına kadar bu sohbetlere katıldığını” beyan ettiği,
-Ankara Batı CBS Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 01/11/2018 tarih ve 2017/21406 CBS Soruşturma Dosyası sayılı yazısında Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğü Muhabere Büro Amirliğini 01/08/2016 tarihinde arayan erkek şahsın “zaman gazetesinde kurye olarak çalıştığını, abonelerin adreslerini vermek istediğini” söylemesi şeklindeki ihbarı ile zaman gazetesi abonelerine ait isim listesinde sanığın da bulunduğu,
-112 Acil Çağrı merkezine 19/07/2016 tarihinde yapılan ihbarda “Sanığın Ankara Sanayi Odasında Genel sekreter olarak çalışıyor… bunlar fetullahçı ” şeklinde olduğu, 11/08/2016 tarihinde yapılan ihbarda “A.Y., Sincan 1.OSB Büyükhun Caddesinde bulunan tır garajını çalıştırdığı, Hüseyin S.B. isimli şahsın Gazi Üniversitesinde şoför olarak çalıştığını, şahsın telefonunun … olduğunu, iki şahsında Fetöye yardım yaptıkları ve topladıklarını ayrıca toplantılara katıldıklarını” 28/08/2016 tarihinde yapılan ihbarda; “A.Y.in Ankara sanayi odasında çalıştığını, Eryaman’da oturduğunu, Sincan 1.Organize Sanayi bölgesinde tır parkını işlettiğini, Fetöye maddi destek sağladığını, tır parkı içerisindeki pide kebap salonunda bir sene önceye kadar hep cumartesi günleri toplanıp yemek yediklerini, oğlu T.Y.’in Sanayi Odasında çalıştığını ” belirten ihbarlar yapıldığı,
-Emre C.E.’ün Sincan TEM Büro Amirliğinin 11/04/2017 tarihli 11/08/2016 ve 26/08/2016 tarihli ihbarlara ilişkin düzenlenen bilgi alma tutanağında ; “Boş zamanlarında kendi iş yerleri olan ve 1. Organize Sanayi Bölgesi içerisinde faliyet gösteren Orsan Nakliyat ŞTİ. Abisine yardımcı olmak maksadıyla gittiğini, A.Y. isimli şahsın burada otopark işletmeciliğini yaptığını OSB Yönetiminde de görevli olduğunu, kendisini oradan tanıdığını, hafta sonları genellikle cumartesi günleri otopark içerisinde bulunan Orbi lokantasında FETÖ/PDY örgütüne mensup şahıslar ile toplanıp yemek yiyerek sohbet ettiklerini, oradaki garsonlara sorduğunda bunların örgüt abilerinden olduğunu duyduğunu, Ayrıca A.Y. isimli şahsın kurban bayramlarında tüm esnafları dolaşıp örgüt adına kurban derileri topladığını, şahsın sosyal medya hesaplarında Fetullah Gülen ile ilgili çok sayıda paylaşım olduğunu gördüğünü, o sebeple cumhurbaşkanının çağrısı üzerine bu vatan hainlerini ihbar ettiğini” belirttiği,
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında tepe yöneticilerinden olan Hüseyin Saruhan ile 65 saniye görüşme kaydının bulunduğu, Sanığın örgütle iltisaklı olduğu tespit olunan Asya Termal Tatil Köyünde Konaklama kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği, Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı Osman Dirlik ile aralarında para transferinin bulunduğunu, Sanığın Kimse Yok Mu isimli örgütle iltisaklı derneğe bağışta bulunduğu,
Sanığın KHK ile kapatılan Ankara Sanayici ve İş Adamları Derneğine kaydının bulunduğu, derneğin denetim kurulu başkanı olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibatı nedeniyle hakkında soruşturma yürütülen Uluslararası Yöneticiler Derneğine( YÖNETDER) üye kaydının bulunduğu,
-Sanığın ayrıntısı dosyada mevcut hesap ekstrelerinden de anlaşılacağı üzere FETÖ/PDY terör örgütünün finansal organı olan Bank Asya ya FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin ve yöneticilerinin 2013 yılı Aralık ayında Bank Asya’da hesap açılması ve para yatırılması yönündeki talimatı üzerine 2014 yılından itibaren sanığın Bank Asya nezdinde bulunan hesabında artış olduğu, sanık A.Y.’nin 50780 müşteri nolu ve 29/07/1998 açılış tarihli hesabının bulunduğu, 04/02/2014 tarihinde sanık tarafından hesabına 25.000,00 TL yatırıldığı, 2014 Yılı Şubat ayı itibariyle hesap bakiyesinin 20.000 TL olduğu, 2014 Yılı Mart ayı bakiyesinin 20000 TL olduğu, 2014 Yılı Mayıs hesap bakiyesinin 5000 TL olduğu, 2014 Yılı Haziran ayı bakiyesinin 5000 TL, 2014 Yılı Temmuz ayı bakiyesinin 5000 TL, 2014 Yılı Ağustos ayı itibariyle hesap bakiyesinin 5000 TL olduğu, sanığın 04.02.2014 tarihinin örgüt liderinin talimatından sonra para yatırdığı iddialarıyla sanık hakkında cezalandırılması talebiyle düzenlenen iddianamede;
Bozma ilamından sonra dinlenen tanık K.U.’un beyanında özetle; sanığın FETÖ ile bağlantısı olup olmadığını bilmediğini, birkaç defa dini toplantılarda sanıkla karşılaştığı ancak bunların dini sohbetler olduğunu beyan ettiği,
Bozma ilamından sonra dinlenen tanık Emre C.E.’ün beyanında özetle; 2016 darbe girişiminden sonra Cumhurbaşkanı tarafından yapılan bildiğiniz şahısları şikayet edin çağrısı üzerine sanığı şikayet ettiğini hatırladığını, sanığın FETÖ mensubu olduğuna, toplantılar olduğuna dair çevreden duyduğu şeyler olduğu ancak detaylarını bilmediği, bu toplantılarda neler konuşulduğunu bilmediğini beyan ettiği,
Bozma ilamından sonra dinlenen Tanık S.Y’un beyanında özetle; herkesin dini amaçlı yapı içerisinde olduğu dönemde sanığın sohbetlere gidip geldiğini bildiği ancak 2010 öncesine dair bu hususu bildiği, 2010 sonrasında sohbete gidip gitmediğini bilmediği, 2010 – 2013 yılları arasında Ankara Sanayi Odasında çalıştığı, Ankara Sanayi Odası yöneticisi ile sanığın bulunduğu yerin yöneticisinin aynı olduğu, evrak götürüp getirirken sanıkla karşılaştığı ancak bu döneme dair FETÖ ile bağlantısı olup olmadığını bilmediği, sohbet düzenleyip düzenlemediğini bilmediği ama sohbete katıldığını duyduğunu beyan ettiği,
Bozma ilamı gereği olarak TEMBİS sisteminden araştırma yapılarak sanık hakkında başkaca beyan olup olmadığının, varsa beyan ve teşhis tutanaklarının örneklerinin gönderilmesinin istenmesi hususunda yazılan müzekkeremize 08.06.2026 tarihinde cevap verildiği, verilen cevapta sanığın isminin dinlenen tanıkların beyanlarında geçtiğinin belirtildiği,
Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 esas 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır(Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında;
ByLock kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan, dosya kapsamında yer alan savunmasına göre de örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar tanık beyanlarına göre örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına katılması dışında örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde olduğu Mahkememizce kabul edilmekle; sanık akkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmışsa da sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varılmakla sanığın beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Sanık A.Y. hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK’nun 314/2 ve 3713 sayılı yasanın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varılmakla CMK 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,…” denilmiştir.
