Zina İddiası Sebebiyle İftira Davası Açılabilir Mi ?

Zina iddiası sebebiyle iftira davası açılabilir mi ve iftira suçunun unsurları

TCK 267 md. – İftira Suçunun Unsurları

• Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla,

• İşlemediğini bildiği halde,

•Hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, 

• Bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etme, şeklindedir.

  1. Öncelikle sorunun ŞEKİL ŞARTI yönünden yani Yetkili Makamlara İhbar veya Şikayette Bulunma Şartı yönünde değerlendirilmesi gerekir. Buna göre;

Hukuka aykırı fiil isnadının yetkili makamlara ihbarda veya şikayette bulunmak suretiyle veya basın-yayın yoluyla yapılması gerekir. Bu kapsamda Mahkemeye sunulan dilekçe, delil ve beyanlar bu şartı karşılar mı sorusunun cevaplanması gerekir.

CMK’nın 158. maddesinde ihbar ve şikâyetleri kabule yetkili makamları belirtmiştir. Buna göre, suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir. … Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir. İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir (CMK md. 158/1, 2, 3, 4).

Yargıtay kararlarında, hukuk ya da idare mahkemesi dava dilekçesinde ileri sürülen isteklerin, askıda bırakılmamış ceza soruşturması başlatılmasına yönelik yetkili makam nezdinde resmi ihbar/savcılığa başvuru gibi bir şekilde yapılmadığı takdirde iftira suçunun unsurlarının tümünün gerçekleşmeyeceği yönünde değerlendirmelere yer verilmektedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi ve 4. Hukuk Dairesinin birçok kararında ortak ilke ise:

“Hukuk yargılamasında veya taraflar arasında görülen davadaki iddia ve savunmalar, CMK m.158 kapsamında yetkili makama yapılmış ihbar veya şikâyet niteliği taşımaz.” şeklindedir.

Ancak;

• Mahkeme, dilekçedeki isnadı resen Cumhuriyet Savcılığına bildirirse, o zaman dilekçe dolaylı ihbar niteliği kazanır, ancak bunun sorumluluğu mahkemeye yapan değil, ihbar etiketiyle yapan kabul edilir.

• Hukuk davasında dava veya beyan dilekçesinde: “Bu kişi hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum” diyorsa bu durumda artık CMK 158 md. anlamında ihbar niteliği taşır. Fakat salt hukuk mahkemesinde “… sen hırsızlık yaptın” şeklinde iddia ileri sürülmesi, CMK 158 md. kapsamında ihbar/şikâyet sayılması için yeterli değildir.

“Tanık olduğu davanın duruşması için yapılan tebligat üzerine duruşmaya gelen ve tebligat üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan eden sanığın, iftira suçu yönünden yetkili makamlara herhangi bir ihbar veya şikayette bulunmaması karşısında müsnet iftira suçunun, tanık için çıkarılan davetiyedeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki beyanın, görülmekte olan dava ile ilgili maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engelleme amacına yönelmediğinden yalan tanıklık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi BOZMAYI gerektirmiştir.” (Yargıtay 16. CD., E. 2015/4398 K. 2015/5295 T. 24.12.2015) 

Buna karşın uygulamadan farklı olarak teoride durum aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir.

İhbar;niteliği bakımından hukuki sonuç elde etmeye yönelik bir irade beyanı değildir, aksine sadece cezalandırılması gereken bir eylemin varlığı hakkında mevcut bilgilerin ilgili makamlara ulaştırılmasıdır. (Erem, Faruk Diyalektik Açıdan Ceza Yargılaması Hukuku, Işın Yayıncılık, Ankara 6.Baskı,1986,s 247-Dr.Mustafa İberya Arıkan/İftira Suçu sy.54)

Bu durumda göreviyle bağlantılı olarak, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini öğrenen kamu görevlisi bu durumu yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür (TCK md. 279). Bundan dolayı görevleriyle bağlantılı olarak kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren suçlarda tüm kamu görevlileri yetkili makamdır. Kamu görevlileri, görevlerini yaptıkları sırada ve göreve ilişkin olarak bir suçun işlendiğini öğrendiklerinde bunu yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdürler. Bu açıdan örneğin hukuk mahkemelerinde sosyal inceleme raporu yazacak olan uzman kişiye asılsız isnatlar içerecek beyanlar da iftira suçunda sebebiyet verir zira uzman kişinin hazırlayacağı rapor ilgili mahkemesine gönderilir. Mahkemeler, savcılıklar, kolluk merkezleri, valilik, kaymakamlık, elçilik ve konsolosluklar yetkili makam sayılırlar. (ARTUK-GÖKÇEN-YENİDÜNYA: Ceza Hukuku, s. 742.)Bildirim yükümlülüğü olan makamlar, iftira suçu açısından “yetkili makam” sayılırlar. Adliyeye ya da idari makama, yapılan ihbar ya da şikâyeti iletmekle yükümlü olmayan makamlara yapılan ihbar ya da şikâyetlerde, bu suç oluşmaz. (İftira ve Suç Uydurma Suçları, Akif Yıldırım)

  • Suçun MADDİ UNSURU olan “Hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etme” şeklindeki eylem ise aşağıdaki gibi değerlendirilebilir:

Yürürlükteki mevzuata göre soruşturulmaya veya kovuşturulmaya müsait olmayan isnat; iftira suçuna sebebiyet vermez.“İşlenemez nitelikte suç”un isnadı halinde, suç soruşturması/kovuşturması yapılamayacağından iftira suçu oluşmaz. (Yargıtay 4. CD., 21.03.2002, 197/4466)

İftira suçunun oluşması için, isnat olunan eylemin “kovuşturulabilir” nitelikte olması gerekir. İdari yaptırım gerektiren hukuka aykırı fiillerin isnadı bakımından da aynı koşul aranacaktır. Böylece af veya zamanaşımı gibi nedenlerle soruşturulması/kovuşturulması mümkün olmaktan çıkmış bir suç veya idari yaptırım gerektiren bir fiil isnat edilmiş ise, iftira oluşmaz. Aynı şekilde, Özel hukukta “haksız fiil” olarak nitelendirilen (hukuki ihtilaf niteliğindeki) fiillerin masum kimseye isnat edilmesi halinde, bu eylemler idari bir yaptırım da gerektirmiyorlarsa iftira suçu oluşmaz. Borçlu olmayan bir kimsenin borcunu ödemediğinden bahisle yetkili makamlara şikayet edilmesinde olduğu gibi. Bu durumlarda koşulları varsa hakaret suçu oluşabilir. (Yargıtay 4. CD., 25.3.2002, 2432/4518-,BAYRAKTAR: İftira, s. 198; GÖZÜBÜYÜK: Adliye, s. 488; TOROSLU: Ceza Hukuku, s. 312)

Adli ve İdari yaptırım uygulanmasını gerektirmeyecek nitelikteki isnatlar iftira suçuna sebebiyet vermez. Adli soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını gerektirmeyen, idari yaptırım uygulanmasına da sebebiyet vermeyen bu nitelik ve içerikteki isnatlarda işlenemez suç söz konusu olur. Adli soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını gerektirecek hukuka aykırı fiil ise ancak suç isnadıyla mümkündür. Kanunlarda suç olarak tanımlanmayan hukuka aykırı fiiller açısından adli soruşturma ve kovuşturma başlatılması mümkün değildir. 

SONUÇ:

Somut olay açısından boşanma davasında davacı tarafından dilekçede gerçekte olmadığı halde davalının “zina yaptığı” isnadında bulunulması durumunda, dilekçede veya duruşmadaki beyanda özellikle “Bu kişi hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum” şeklinde bir talep yoksa CMK 158 md. kapsamında yetkili bir makama yapılan ihbar niteliği taşımayacağı için suçun şekli şartı oluşmayacaktır. Bunun dışında zina TCK yada özel yasalarda suç olarak düzenlenmediğinden yürürlükteki mevzuata göre de soruşturulmaya veya kovuşturulmaya müsait olmayan dolayısıyla işlenemez suç niteliğinde olan bu isnat; iftira suçuna sebebiyet vermeyecektir.

Ancak boşanma davasındaki “zina yaptığı” isnadı iftira suçunu oluşturmasa da bu eylem Yargıtay kararlarına göre HAKARET SUÇUNU oluşturabilir.

“Şeref ve haysiyet ihlal eden fiiller, suç niteliğinde değilseler ya da idari bir yaptırımı gerektirmiyorlarsa bunların isnadı iftira suçunu değil hakaret suçunu meydana getirir. Aynı şekilde sınırları belli olmayan, soyut, genel ifadeler diğer koşulları da varsa hakaret suçunu oluşturabilir. Örneğin birisine “hırsız, çalıp çırpma ile geçiniyor” şeklinde isnatta bulunmak hakaret suçunu oluşturur.”  (4. CD., 06.11.2006, 5119/15842 – 4. CD. 22.06. 2000, 3427/3781)

Bunun dışında alternatif olarak, HMK ve TMK’ya göre kişilik haklarına saldırı nedeniyle maddi / manevi tazminat davası açılabilir.

Yargıtay içtihatlarında; boşanma dava dilekçesinde yer alan ağır ve gerçek dışı isnatlar, kişilik haklarına saldırıdır ve manevi tazminata hükmedilebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Belirli Bir Süre Ayrı Yaşanılırsa Otomatik Boşanılır mı?

Belirli bir süre ayrı yaşanması tek başına otomatik boşanma sonucunu doğurmaz. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma ancak mahkeme kararıyla gerçekleşebilir. Daha önce açılan boşanma davasının reddedilmesi, kararın kesinleşmesinden sonra bir yıl boyunca ortak hayatın yeniden kurulamaması ve eşlerden birinin talepte bulunması halinde hakim boşanmaya karar verebilir. Bu yazıda ayrı yaşamanın boşanmaya etkisi, gerekli şartlar ve güncel yasal düzenlemeler açıklanmaktadır.

Marka ve Telif Hakkı Suçları Nelerdir?

Marka ve telif hakkı suçları, başkalarına ait marka, eser, yazılım, müzik, kitap ve diğer fikri mülkiyet ürünlerinin izinsiz kullanılması, çoğaltılması veya ticari amaçla değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan hukuka aykırı fiillerdir. Bu yazıda marka hakkına tecavüz suçları, telif hakkı ihlalleri, uygulanabilecek cezalar, şikayet süresi ve açılabilecek hukuk davaları detaylı olarak incelenmektedir.

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.