Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişana devam edilmesinin beklenemeyeceği ve/veya ileride evlenileceği yönündeki inancın sarsılmasına vesile olabilecek davranış veya olgular olarak kabul edilen ve nişanı sonlandırmaya gerekçe teşkil eden nişanlı olunan kişi kaynaklı halleri ifade etmektedir.

          Nişanlanma, karşılıklı evlenme vaadi ile kurulan bir medeni hukuk ilişkisidir ve evlenmenin ön aşamasını teşkil eder. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda ayrı bir kurum olarak düzenlenmiştir. Nişanlanma, farklı sebeplerle sona erse de tek taraflı olarak haklı sebeplere istinaden nişanın bozulması da mümkündür. TMK Md. 118-123 hükümleri arasında düzenlenmiştir.

          TMK Md. 118 gereğince nişanlanma evlenme vaadiyle olur. Nişanlanma, kadın ve erkeğin karşılıklı evlenme vaadinden kaynaklanan bir sözleşmedir, aile hukuku kapsamında kurulan bir ilişki ve evlenme amaçlı karşılıklı bağlanmadır. TMK Md.199/I hükmünde de açıkça belirtildiği gibi nişanlanma, evlenmeye zorlama hakkı vermemektedir.

          II. Nişanın bozulmasının sonuçları

          1. Maddî tazminat

          Madde 120- Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.

          Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.

          Manevî tazminat

          Madde 121- Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

          Nişanlanma tek taraflı olarak belirli hallerde haklı veya haksız sebeplere dayalı olarak taraflardan birisince ileri sürülerek bozulabilir. Nişanı bozmanın, bozucu yenilik doğuran bir hak olduğu ileri sürülmektedir.

          Bozma örtülü veya açık bir irade beyanı ile yapılabileceği tarafların tavırlarından, hareketlerinden, iletişimi kesmesinden vb. durumlardan da anlaşılabilmektedir. Bozma iradesinin iletilmesi ile nişanlanma sona ermektedir denilebilir.

          Nişanın bozulması için haklı bir sebebe ihtiyaç yoktur ve bozma bakımından haklı veya haksız sebeplere dayanılması sadece sonraki maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından önem taşır.

          TMK Md.120’de açıkça ifade edildiği gibi maddi tazminat talebi için ya taraflardan birinin nişanı haklı sebep olmaksızın bozması ya da nişanın karşı tarafa yükletilebilen bir sebeple bozulması var olmalıdır. Haklı sebeplerin varlığı hakimin TMK Md. 4 kapsamındaki tespitleri ile belirlenir.

          Sebebin haklı olup olmadığının tespitinde hâkim, tarafların sosyal-kültürel durumlarını, örf ve adetlerini, toplumun değer yargılarını vb. nazara almalıdır.

          Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişana devam edilmesinin beklenemeyeceği ve/veya ileride evlenileceği yönündeki inancın sarsılmasına vesile olabilecek davranış veya olgular olarak kabul edilebilmektedir. Nişanın bozulmasında haklı sebebin bulunmaması, borçlar hukukundaki hukuka aykırı davranışın bir veçhesini teşkil eder ve bu kapsam mütalaa edilir.

          Nişanın haklı sebep olmaksızın bozulması durumunda maddi tazminat talep edilebilmesi, nişanlanma ile doğan asli edim yükümlülüğü olan evlenme vaadine aykırılığın bir gereğidir. Şartlar uygun olmasına rağmen nikâh yapılmasından imtina edilmesi, evlenmenin sürüncemede bırakılması gibi haller gerçekleşmiş olmalıdır. Nişanın taraflardan birine yükletilebilen bir haklı sebeple bozulmasında ise nişanı bozan taraf tazminat isteminde bulunmaktadır. Bu durumda, nişanlılık nedeniyle taraflara yüklenen bir yükümlülüğün ihlali ile ortaya çıkmaktadır.

          Nişanlılığı sona erdiren haklı sebepler bakımından, evliliği sona  erdiren boşanma sebeplerine göre daha geniş değerlendirme yapılması gereklidir ve kanununda sayılan ilkelere göre sonuca varılır.

          Sebebin haklı olup olmadığı noktasında objektif koşullar incelenir.

          Haklı sebepler olarak Yargıtay kararları ışığında aşağıdaki halleri genel anlamda sıralamak mümkündür:

  • Nişanlanmanın üzerinden makul bir zaman geçmesine rağmen evlilikle ilgili herhangi bir adım atılmaması,
  • Nişanlıya kötü muamelede bulunulması, aldatma veya sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışların gerçekleştirilmesi,
  • Taraflardan birinin ekonomik durumunun ciddi şekilde kötüleşmesi veya yeni bir bakım yükümlülüğü altına girmesi,
  • Nişanlılık sürecinde tarafların birbirlerini daha yakından tanımaları sonucunda ciddi karakter ve yaşam tarzı uyuşmazlıklarının ortaya çıkması,
  • Kişinin özel hayatına ilişkin evlilik kararını etkileyebilecek önemli bir bilginin sonradan öğrenilmesi,
  • Bulaşıcı bir hastalığın ortaya çıkması ya da evlenmeye engel teşkil eden bir durumun (mevcut evlilik, gaiplik, evlenme yasağı vb.) sonradan tespit edilmesi,
  • Nişan sonrasında düğün, ev masrafları, takılar ve benzeri konularda aşırı, ölçüsüz ve karşı tarafı bezdirici nitelikte taleplerde bulunulması,
  • Nişanlanan kişinin daha önce mevcut bir nişanlılığının bulunması veya nişanlandıktan sonra başka bir kişiyle de nişanlanması (ikinci nişanlılık).

Nişanlılık, taraflara birbirlerini ve ailelerini daha yakından tanıma imkânı veren bir süreçtir. Bu nedenle haklı sebeplerin varlığı her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.

Askerlikten Muafiyet Ve Koşulları

Türkiye’de askerlik yükümlülüğü genel bir vatandaşlık görevi olmakla birlikte bazı sağlık sorunları, engellilik durumları ve özel mesleki statüler nedeniyle askerlikten muafiyet mümkündür. Bu yazıda askerlikten muafiyet şartları, sağlık raporu süreci, muafiyet sağlayan hastalıklar ve askerliğe elverişli değildir raporunun nasıl alındığı detaylı olarak açıklanmaktadır.

Fazla Çalışma Ücreti Nedir Ve Nasıl Hesaplanır?

Fazla çalışma ücreti, haftalık 45 saati aşan çalışmalar bakımından işçiye ödenmesi gereken ek ücrettir. İş Kanunu kapsamında fazla mesai ücretinin hesaplanması ve işçinin hakları belirli kurallara tabidir.