Fazla Çalışma Ücreti Nedir Ve Nasıl Hesaplanır?

Fazla Çalışma Süresi Nedir?

          Fazla çalışma, haftalık çalışma süresi olan 45 saati aşan,  günlük 11 saati aşan çalışmalardır ve bir işçinin günlük azami çalışma süresi 14 saattir. Günlük çalışma sürelerine ilişkin düzenlemeler emredicidir. Haftalık çalışma süresi, işyerinde haftanın çalışılan günlerine günde 11 saati aşmamak koşuluyla dağıtılabilir.

          Ayrıca İş Kanunu Md. 66’da düzenlenen bazı haller çalışma süresinden sayılmaktadır: süt izni kullanan kadının durumu bu şekildedir ancak ara dinlenmeler çalışma süresinden sayılmaz. Çay molaları çalışma süresinden sayılmaz.

          Gece çalışmaları bakımından günlük 7,5 saati aşan gece çalışması fazla çalışmadır. Haftalık 45 saati aşmasına gerek yoktur.

Bir çalışmanın fazla çalışma kabul edilebilmesi için belirli şartlar aranır:

          a)Fazla çalışma sebebi var olmalıdır.

          b)Fazla çalışma yasağı bulunmamalıdır.

          c)İşçi fazla çalışmayı onaylamalıdır (Gemi adamları bakımından bu onay aranmaz),

          İş Kanunu Md. 41/8 gereğince fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 275 saatten fazla olamaz.   Haftalık 45 saati aşan çalışma olması halinde fazla mesai söz konusu olur. İşçinin günlük 11 saati aşan her çalışması Yargıtay uygulaması gereğince fazla çalışma olarak kabul edilmelidir.

          Fazla Çalışma Süresi Alacağının Hesaplanması

          Fazla çalışma ücreti alacağında zamanaşımı süresi 5 yıldır.

          Öncelikle yargılama bakımından fazla çalışma süresinin tespit edilmesi ve bilirkişice çalışma zamanlarına göre hesaplama yapılması gereklidir. Nöbeti erken devralmak gibi işçinin kendi iradesi kaynaklı çalışma süresini artıran süreler de hesaplamada dikkate alınamaz.

          Fazla çalışma süresinin hesaplanmasında yarım saatten az olan süreli yarım saat; yarım saati aşan süreler ise bir saat sayılır.

           Fazla çalışma ücreti normal mesai ücretinin % 50 daha fazlasıyla ödenir. Nispi emredici bir hüküm kabul edilen bu oran taraflar arasında varılan anlaşma ile artırılabilir ancak azaltılamaz. Dolayısıyla normal mesai ücretinin ne kadar olduğu öncelikle belirlenmiş olmalıdır.

          Fazla çalışma ücreti, genel tatil ve hafta tatili ücretleri fesih tarihindeki ücret üzerinden değil, hak kazanılan döneme ait çıplak brüt ücret üzerinden hesaplanır. Fazla çalışmanın sonucu olan ödeme brüt ücrete göre belirlenmesi gereken bir alacaktır.

          Fazla çalışmaların uzun bir döneme yayılması halinde ortaya çıkan yüksek miktar üzerinden işveren lehine hakkaniyet indirimi yapılmasını da Yargıtay benimsemiş bulunmaktadır.

          Hesaplama dava dilekçesine işçinin talep ettiği fazla çalışma sürelerine dair ödeme hesabıyla sınırlıdır. Hafta içi fazla mesaisinin ödenmesini isteyen işçi bakımından ayrıca hafta sonu fazla mesai hesabı da eklenemez.

          Buna görme hesaplamada;

          1. Çalışanın 1 aylık 225 saat mesai süresi üzerinden öncelikle saatlik mesai ücreti brüt ücretine göre belirlenir.

          2. Belirlenen ücrete % 50 artırım uygulanır ve fazla mesai için ödenmesi gereken ücret ortaya çıkar.

          3. İşçinin ne kadar fazla çalışma süresi olduğu belirlenir ve bununla % 50 artırım uygulanan saatlik ücreti çarpılır.

          4. Ortaya çıkan sonuç işçinin toplam alacağı ücrettir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.