Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanmada af, eşlerden birinin diğer eşin boşanma sebebi oluşturabilecek kusurlu davranışını öğrendikten sonra onu açıkça affetmesi veya davranışlarıyla evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koymasıdır. Affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılanan olaylar, kural olarak daha sonra boşanma davasında kusur olarak ileri sürülemez.

Ancak bir davranışın af sayılıp sayılmayacağı her boşanma davasında somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Eşlerin aynı evde bulunması, çocuklar nedeniyle görüşmesi veya zorunlu sebeplerle bir araya gelmesi tek başına mutlaka af anlamına gelmez.

Boşanma Davasında Af Ne Demektir?

Boşanma hukukunda af; kusurlu davranışı bilen eşin, bu davranışa rağmen evlilik birliğini devam ettirme iradesini açık veya örtülü biçimde ortaya koymasıdır.

Af iki şekilde ortaya çıkabilir:

Açık af, eşin sözlü veya yazılı olarak karşı tarafı affettiğini açıkça belirtmesidir.

Örtülü (zımni) af ise açık bir beyan bulunmamasına rağmen kişinin davranışlarından affetme ve evlilik birliğini sürdürme iradesinin anlaşılmasıdır.

Bu nedenle boşanma davalarında yalnızca eşlerin ne söyledikleri değil, affedildiği ileri sürülen olaydan sonraki davranışları da önem taşır.

Boşanmada Hangi Davranışlar Af Sayılabilir?

Yargıtay uygulaması ve somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki davranışlar, başka olgularla birlikte değerlendirildiğinde af veya en azından hoşgörüyle karşılama yönünde delil oluşturabilir:

  1. Kusurlu davranış öğrenildikten sonra eşlerin barışarak ortak yaşama yeniden başlaması,
  2. Evlilik birliğini sürdürme iradesini gösterecek şekilde birlikte yaşamaya devam edilmesi,
  3. Kusurlu olaydan sonra eşlerin evlilik ilişkisini olağan biçimde sürdürmesi,
  4. Barışma sonrasında birlikte tatile veya balayına gidilmesi,
  5. Boşanma davasından barışma nedeniyle feragat edilmesi ve ortak hayatın yeniden kurulması,
  6. Ayrılık sonrasında eşin ortak konuta dönmesinin istenmesi ve evlilik birliğinin devam ettirilmek istenildiğinin ortaya konulması,
  7. Terk nedeniyle boşanmaya ilişkin koşullarda eşe ortak konuta dönmesi için ihtar gönderilmesi,
  8. Önceki olayların geride bırakıldığı konusunda tarafların anlaşması ve buna uygun davranması,
  9. Kusurlu davranış bilinmesine rağmen eşlerin barışarak karı-koca hayatını yeniden sürdürmesi,
  10. Somut olayın özelliklerine göre affetme iradesini tereddütsüz biçimde ortaya koyan diğer söz, yazışma ve davranışlar.

Ancak bu davranışlardan herhangi birinin bulunması otomatik olarak af sonucunu doğurmaz. Mahkeme; olayın niteliğini, tarafların davranışlarını, bir araya gelme nedenini ve gerçekten evlilik birliğini sürdürme iradesinin bulunup bulunmadığını birlikte değerlendirir.

Aynı Evde Yaşamaya Devam Etmek Af Sayılır mı?

Eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmesi tek başına mutlaka af anlamına gelmez. Aynı konutta kalmanın ekonomik zorunluluk, çocukların durumu, barınma ihtiyacı veya başka bir zorunluluktan kaynaklanması mümkündür.

Bu nedenle önemli olan yalnızca fiziksel olarak aynı konutta bulunmak değil, tarafların kusurlu olaydan sonra evlilik birliğini gerçekten sürdürme iradesiyle ortak hayatı devam ettirip ettirmedikleridir.

Örneğin eşlerin çocukları nedeniyle aynı evde kısa süre bulunmaları ile barışıp yeniden karı-koca hayatı yaşamaya başlamaları aynı hukuki sonucu doğurmayabilir.

Cinsel İlişkiye Girmek Af Sayılır mı?

Kusurlu olay öğrenildikten sonra eşlerin cinsel birlikteliğinin devam etmesi, somut olayın özelliklerine göre af veya hoşgörüyle karşılama değerlendirmesinde önemli bir delil olabilir.

Ancak cinsel birlikteliğin varlığı da tek başına ve her durumda otomatik olarak af sonucunu doğuran bir kural şeklinde değerlendirilmemelidir. Diğer davranışlar ve tarafların evlilik birliğini devam ettirme iradesiyle birlikte incelenmesi gerekir.

Birlikte Tatile Gitmek Af Sayılır mı?

Kusurlu davranış öğrenildikten sonra eşlerin barışarak birlikte tatile veya balayına gitmeleri, evlilik birliğinin sürdürülmek istendiğine ilişkin güçlü bir olgu oluşturabilir.

Bununla birlikte seyahatin amacı ve koşulları önemlidir. Çocuk nedeniyle veya başka bir zorunluluk sebebiyle birlikte seyahat edilmesi ile tarafların barışarak tatil yapması aynı şekilde değerlendirilemez.

Dolayısıyla birlikte tatile çıkmanın af sayılıp sayılmayacağı somut olayın bütün koşullarına göre belirlenir.

Boşanma Davasından Feragat Etmek Af Sayılır mı?

Boşanma davasından feragat edilmesi, özellikle feragat sonrasında tarafların barışarak ortak hayatı yeniden kurmaları halinde, önceki olayların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirmeye konu olabilir.

Ancak burada da yalnızca usulî feragat işleminin varlığına bakılması yerine feragatin nedeni ve sonrasında tarafların davranışları değerlendirilmelidir.

Daha sonra yeni bir boşanma davası açılması halinde ise feragatten veya barışmadan sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar ayrıca değerlendirilebilir.

Barışma Girişiminde Bulunmak Af Sayılır mı?

Her barışma girişimi af değildir.

Eşlerden birinin evliliği kurtarmak amacıyla görüşme teklifinde bulunması, aile büyüklerini araya sokması veya barışma ihtimalini değerlendirmesi tek başına geçmişteki bütün kusurlu davranışların affedildiğini göstermeyebilir.

Af sonucunun kabulü için davranışların gerçek bir affetme ve evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyup koymadığı araştırılmalıdır.

Çocuk İçin Bir Araya Gelmek Af Sayılır mı?

Hayır. Eşlerin yalnızca müşterek çocuk nedeniyle bir araya gelmesi tek başına af olarak kabul edilemez.

Anne ve babanın çocuğun doğum günü, sağlık durumu, eğitimi, özel günleri veya kişisel ihtiyaçları nedeniyle görüşmeleri mümkündür. Bu görüşmelerden eşlerin yeniden evlilik birliğini sürdürmek istedikleri sonucu kendiliğinden çıkarılamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.10.2017 tarihli, 2016/13152 E. ve 2017/10906 K. sayılı kararında da tarafların yılbaşı günü çocukları nedeniyle bir araya gelmeleri ve hava koşulları nedeniyle aynı evde kalmaları, evlilik birliğini sürdürme iradesinin varlığını göstermeye yeterli görülmemiştir.

Yargıtay bu kararında af olgusunun kabulü için affetmeyi ortaya koyan fiilî bir tutum veya davranış bulunması ve af iddiasında bulunan kişinin bunu somut delillerle ispatlaması gerektiğini vurgulamıştır.

Şiddetten Sonra Aynı Evde Kalmaya Devam Etmek Af Sayılır mı?

Şiddete uğrayan eşin aynı evde kalmaya devam etmesi tek başına şiddeti affettiği anlamına gelmez.

Ekonomik nedenler, müşterek çocuklar, barınma imkânının bulunmaması, ailevi koşullar veya başka sebepler kişinin konuttan hemen ayrılamamasına neden olabilir.

Bu nedenle özellikle fiziksel şiddet vakalarında yalnızca “evden ayrılmadı” olgusundan hareket edilerek af sonucuna ulaşılması doğru değildir. Affın kabulü için sonraki davranışların gerçekten kusurlu eylemi affetme ve evlilik birliğini sürdürme iradesini gösterip göstermediği değerlendirilmelidir.

Affedilen Olaylar Boşanma Davasında Kusur Sayılır mı?

Kural olarak affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış kusurlu davranışlar boşanma davasında eşe yeniden kusur olarak yüklenemez.

Bu nedenle boşanma davasında kusur belirlemesi yapılırken yalnızca hangi olayların gerçekleştiği değil, olaylardan sonra tarafların barışıp barışmadıkları ve önceki davranışların affedilip affedilmediği de önem taşır.

Ancak aftan sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar farklıdır. Eşin önceki olayları affetmiş olması, daha sonra gerçekleşen yeni boşanma sebeplerine dayanmasını engellemez.

Zina Affedilirse Boşanma Davası Açılabilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde zina nedeniyle boşanma bakımından açık bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre affeden tarafın zina sebebine dayanarak dava hakkı yoktur.

Bu nedenle eşinin zina eylemini öğrendikten sonra onu affeden eş, daha sonra aynı zina vakıasına dayanarak TMK m.161 kapsamında boşanma talep edemez.

Bununla birlikte affın bulunup bulunmadığı ve sonraki dönemde yeni kusurlu davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Hayata Kast veya Pek Kötü Davranış Affedilirse Dava Açılabilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde de benzer şekilde affeden tarafın dava hakkının bulunmadığı düzenlenmiştir.

Dolayısıyla hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmada da affın bulunup bulunmadığı davanın hukuki sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Boşanmada Affı Kim İspatlamalıdır?

Boşanma davasında af olgusuna dayanan taraf, affın gerçekleştiğini ispatlamalıdır.

Örneğin kendisine yüklenen kusurlu davranışın diğer eş tarafından daha önce affedildiğini savunan eş, bu iddiasını somut delillerle ortaya koymalıdır.

Af iddiasının ispatında somut olayın özelliklerine göre;

  • WhatsApp ve diğer mesajlaşmalar,
  • SMS ve e-postalar,
  • tarafların yazılı açıklamaları,
  • tanık beyanları,
  • fotoğraf ve diğer hukuka uygun deliller,
  • birlikte yapılan seyahatlere ilişkin kayıtlar,
  • ortak hayatın yeniden kurulduğunu gösteren olgular

değerlendirilebilir.

Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması ayrıca önem taşır.

Affetmek İçin Açıkça “Seni Affettim” Demek Gerekir mi?

Hayır. Boşanma hukukunda af yalnızca açık bir söz veya yazılı beyanla gerçekleşmez.

“Seni affettim” şeklindeki açık bir beyan güçlü bir delil olmakla birlikte kişinin davranışları da örtülü af iradesini gösterebilir.

Bu nedenle mahkeme mesajların yanında tarafların olaydan sonraki fiilî yaşamlarını ve davranışlarını da değerlendirir.

Affın Şarta Bağlı Olması Mümkün müdür?

Af değerlendirmesinde kişinin geçmişteki kusurlu davranışı gerçekten geride bırakıp bırakmadığı önemlidir. “Bir daha yapmazsan devam ederiz” gibi ifadeler ile kesin ve koşulsuz bir affetme iradesi aynı nitelikte olmayabilir.

Bu nedenle şartlı barışma teklifleri veya evliliği kurtarmaya yönelik deneme süreçleri her durumda kesin af olarak yorumlanmamalıdır.

Af ile Hoşgörüyle Karşılama Arasındaki Fark Nedir?

Yargıtay boşanma davalarında yalnızca açık “af” kavramını değil, bazı durumlarda “en azından hoşgörüyle karşılama” değerlendirmesini de kullanmaktadır.

Her iki durum da kusur belirlemesi bakımından önem taşıyabilir. Ancak somut olayda gerçekten af veya hoşgörü bulunup bulunmadığı, olay sonrasındaki davranışlar ve evlilik birliğinin nasıl sürdürüldüğü değerlendirilerek belirlenir.

Yargıtay’a Göre Boşanmada Af Nasıl Belirlenir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/13152 E., 2017/10906 K. sayılı kararındaki temel yaklaşım oldukça önemlidir.

Karara göre af iddiasının kabul edilebilmesi için affetmeyi gösteren fiilî bir tutum veya davranış bulunmalı ve af iddiasında bulunan taraf bunu somut delillerle kanıtlamalıdır.

Söz konusu olayda eşler müşterek çocukları nedeniyle yılbaşı günü bir araya gelmiş ve hava koşulları nedeniyle aynı evde kalmıştır. Yargıtay, bu durumun tek başına evlilik birliğini devam ettirmek amacıyla bir araya gelindiğini göstermediğine karar vermiştir.

Bu karar, boşanma davalarında af konusunda önemli bir ayrımı ortaya koymaktadır:

Bir araya gelmek başka, barışarak evlilik birliğini yeniden sürdürmek başkadır.

OR Hukuk Değerlendirmesi

Boşanma davalarında af iddiası yalnızca “taraflar olaydan sonra görüşmeye devam etti”, “aynı evde kaldılar” veya “birlikte fotoğrafları var” şeklindeki tekil olgular üzerinden değerlendirilmemelidir.

Önemli olan, kusurlu davranışı bilen eşin sonraki tutumlarının evlilik birliğini sürdürme ve geçmişteki olayı geride bırakma iradesini objektif olarak ortaya koyup koymadığıdır.

Özellikle müşterek çocuk nedeniyle iletişim kurulması, zorunlu olarak aynı konutta bulunulması, ekonomik nedenlerle konutun terk edilememesi veya evliliği kurtarmak amacıyla bir barışma ihtimalinin denenmesi ile kesin affetme iradesi birbirinden ayrılmalıdır.

Diğer taraftan gerçek bir barışmanın ardından ortak hayatın yeniden kurulması, evlilik ilişkisinin olağan biçimde sürdürülmesi ve geçmişteki olayların geride bırakıldığını gösteren davranışların birlikte bulunması af iddiasını güçlendirebilir.

Bu nedenle boşanma davasında af değerlendirmesi yapılırken tek bir davranıştan ziyade olayların kronolojisi ve tarafların affedildiği iddia edilen olaydan sonraki bütün davranışları birlikte incelenmelidir.

Boşanmada Af Hakkında Sık Sorulan Sorular

Aynı evde kalmak af sayılır mı?

Tek başına hayır. Aynı evde kalmanın nedeni ve tarafların evlilik birliğini sürdürme iradesi birlikte değerlendirilir.

Cinsel ilişkiye girmek af sayılır mı?

Cinsel birlikteliğin devamı af değerlendirmesinde önemli bir olgu olabilir; ancak somut olayın diğer koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuk için görüşmek af sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Yargıtay, yalnızca müşterek çocuk nedeniyle bir araya gelinmesinin af için yeterli olmayabileceğini kabul etmektedir.

Birlikte tatile gitmek af sayılır mı?

Barışma sonrasında birlikte tatile gidilmesi af yönünde güçlü bir olgu oluşturabilir. Ancak seyahatin amacı ve tarafların diğer davranışları da dikkate alınır.

Boşanma davasından vazgeçmek affetmek midir?

Boşanma davasından feragat ve sonrasında ortak hayatın yeniden kurulması af değerlendirmesinde önemlidir. Ancak feragatin nedeni ve sonraki olaylar ayrıca incelenmelidir.

Şiddetten sonra aynı evde yaşamak af mıdır?

Tek başına değildir. Şiddete uğrayan kişinin ekonomik, ailevi veya başka nedenlerle aynı evde kalması mümkündür.

Affedilen olay tekrar boşanma sebebi yapılabilir mi?

Kural olarak affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylar daha sonra kusur olarak ileri sürülemez. Ancak aftan sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar ayrıca boşanma sebebi oluşturabilir.

Zina affedilebilir mi?

Evet. TMK m.161 uyarınca zina eylemini affeden eşin bu zina vakıasına dayanarak dava hakkı bulunmaz.

Affı kim ispatlar?

Affın gerçekleştiğini ileri süren taraf, iddiasını somut ve hukuka uygun delillerle ispatlamalıdır.

“Seni affettim” demeden de af gerçekleşebilir mi?

Evet. Affetme iradesi kişinin davranışlarından açıkça anlaşılıyorsa örtülü af gündeme gelebilir.

Sonuç

Boşanmada af, geçmişte gerçekleşmiş kusurlu davranışların boşanma ve kusur değerlendirmesinde dikkate alınıp alınmayacağını doğrudan etkileyebilen önemli bir hukuki olgudur.

Birlikte yaşamaya yeniden başlamak, barışarak ortak hayatı sürdürmek, birlikte tatile çıkmak veya açıkça affettiğini bildirmek somut olayın özelliklerine göre af yönünde değerlendirilebilir. Buna karşılık yalnızca çocuklar nedeniyle görüşmek, zorunlu olarak aynı evde bulunmak veya evliliği kurtarmak amacıyla barışmayı denemek her durumda af anlamına gelmez.

Bu nedenle boşanma davalarında affın varlığı, kapsamı, hangi olayların affedildiği ve aftan sonra yeni kusurlu davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanmada af, eşlerden birinin diğer eşin boşanma sebebi oluşturabilecek kusurlu davranışını öğrendikten sonra onu açıkça affetmesi veya davranışlarıyla evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koymasıdır. Affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılanan olaylar, kural olarak daha sonra boşanma davasında kusur olarak ileri sürülemez.

Ancak bir davranışın af sayılıp sayılmayacağı her boşanma davasında somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Eşlerin aynı evde bulunması, çocuklar nedeniyle görüşmesi veya zorunlu sebeplerle bir araya gelmesi tek başına mutlaka af anlamına gelmez.

Boşanma Davasında Af Ne Demektir?

Boşanma hukukunda af; kusurlu davranışı bilen eşin, bu davranışa rağmen evlilik birliğini devam ettirme iradesini açık veya örtülü biçimde ortaya koymasıdır.

Af iki şekilde ortaya çıkabilir:

Açık af, eşin sözlü veya yazılı olarak karşı tarafı affettiğini açıkça belirtmesidir.

Örtülü (zımni) af ise açık bir beyan bulunmamasına rağmen kişinin davranışlarından affetme ve evlilik birliğini sürdürme iradesinin anlaşılmasıdır.

Bu nedenle boşanma davalarında yalnızca eşlerin ne söyledikleri değil, affedildiği ileri sürülen olaydan sonraki davranışları da önem taşır.

Boşanmada Hangi Davranışlar Af Sayılabilir?

Yargıtay uygulaması ve somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki davranışlar, başka olgularla birlikte değerlendirildiğinde af veya en azından hoşgörüyle karşılama yönünde delil oluşturabilir:

  1. Kusurlu davranış öğrenildikten sonra eşlerin barışarak ortak yaşama yeniden başlaması,
  2. Evlilik birliğini sürdürme iradesini gösterecek şekilde birlikte yaşamaya devam edilmesi,
  3. Kusurlu olaydan sonra eşlerin evlilik ilişkisini olağan biçimde sürdürmesi,
  4. Barışma sonrasında birlikte tatile veya balayına gidilmesi,
  5. Boşanma davasından barışma nedeniyle feragat edilmesi ve ortak hayatın yeniden kurulması,
  6. Ayrılık sonrasında eşin ortak konuta dönmesinin istenmesi ve evlilik birliğinin devam ettirilmek istenildiğinin ortaya konulması,
  7. Terk nedeniyle boşanmaya ilişkin koşullarda eşe ortak konuta dönmesi için ihtar gönderilmesi,
  8. Önceki olayların geride bırakıldığı konusunda tarafların anlaşması ve buna uygun davranması,
  9. Kusurlu davranış bilinmesine rağmen eşlerin barışarak karı-koca hayatını yeniden sürdürmesi,
  10. Somut olayın özelliklerine göre affetme iradesini tereddütsüz biçimde ortaya koyan diğer söz, yazışma ve davranışlar.

Ancak bu davranışlardan herhangi birinin bulunması otomatik olarak af sonucunu doğurmaz. Mahkeme; olayın niteliğini, tarafların davranışlarını, bir araya gelme nedenini ve gerçekten evlilik birliğini sürdürme iradesinin bulunup bulunmadığını birlikte değerlendirir.

Aynı Evde Yaşamaya Devam Etmek Af Sayılır mı?

Eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmesi tek başına mutlaka af anlamına gelmez. Aynı konutta kalmanın ekonomik zorunluluk, çocukların durumu, barınma ihtiyacı veya başka bir zorunluluktan kaynaklanması mümkündür.

Bu nedenle önemli olan yalnızca fiziksel olarak aynı konutta bulunmak değil, tarafların kusurlu olaydan sonra evlilik birliğini gerçekten sürdürme iradesiyle ortak hayatı devam ettirip ettirmedikleridir.

Örneğin eşlerin çocukları nedeniyle aynı evde kısa süre bulunmaları ile barışıp yeniden karı-koca hayatı yaşamaya başlamaları aynı hukuki sonucu doğurmayabilir.

Cinsel İlişkiye Girmek Af Sayılır mı?

Kusurlu olay öğrenildikten sonra eşlerin cinsel birlikteliğinin devam etmesi, somut olayın özelliklerine göre af veya hoşgörüyle karşılama değerlendirmesinde önemli bir delil olabilir.

Ancak cinsel birlikteliğin varlığı da tek başına ve her durumda otomatik olarak af sonucunu doğuran bir kural şeklinde değerlendirilmemelidir. Diğer davranışlar ve tarafların evlilik birliğini devam ettirme iradesiyle birlikte incelenmesi gerekir.

Birlikte Tatile Gitmek Af Sayılır mı?

Kusurlu davranış öğrenildikten sonra eşlerin barışarak birlikte tatile veya balayına gitmeleri, evlilik birliğinin sürdürülmek istendiğine ilişkin güçlü bir olgu oluşturabilir.

Bununla birlikte seyahatin amacı ve koşulları önemlidir. Çocuk nedeniyle veya başka bir zorunluluk sebebiyle birlikte seyahat edilmesi ile tarafların barışarak tatil yapması aynı şekilde değerlendirilemez.

Dolayısıyla birlikte tatile çıkmanın af sayılıp sayılmayacağı somut olayın bütün koşullarına göre belirlenir.

Boşanma Davasından Feragat Etmek Af Sayılır mı?

Boşanma davasından feragat edilmesi, özellikle feragat sonrasında tarafların barışarak ortak hayatı yeniden kurmaları halinde, önceki olayların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirmeye konu olabilir.

Ancak burada da yalnızca usulî feragat işleminin varlığına bakılması yerine feragatin nedeni ve sonrasında tarafların davranışları değerlendirilmelidir.

Daha sonra yeni bir boşanma davası açılması halinde ise feragatten veya barışmadan sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar ayrıca değerlendirilebilir.

Barışma Girişiminde Bulunmak Af Sayılır mı?

Her barışma girişimi af değildir.

Eşlerden birinin evliliği kurtarmak amacıyla görüşme teklifinde bulunması, aile büyüklerini araya sokması veya barışma ihtimalini değerlendirmesi tek başına geçmişteki bütün kusurlu davranışların affedildiğini göstermeyebilir.

Af sonucunun kabulü için davranışların gerçek bir affetme ve evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyup koymadığı araştırılmalıdır.

Çocuk İçin Bir Araya Gelmek Af Sayılır mı?

Hayır. Eşlerin yalnızca müşterek çocuk nedeniyle bir araya gelmesi tek başına af olarak kabul edilemez.

Anne ve babanın çocuğun doğum günü, sağlık durumu, eğitimi, özel günleri veya kişisel ihtiyaçları nedeniyle görüşmeleri mümkündür. Bu görüşmelerden eşlerin yeniden evlilik birliğini sürdürmek istedikleri sonucu kendiliğinden çıkarılamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.10.2017 tarihli, 2016/13152 E. ve 2017/10906 K. sayılı kararında da tarafların yılbaşı günü çocukları nedeniyle bir araya gelmeleri ve hava koşulları nedeniyle aynı evde kalmaları, evlilik birliğini sürdürme iradesinin varlığını göstermeye yeterli görülmemiştir.

Yargıtay bu kararında af olgusunun kabulü için affetmeyi ortaya koyan fiilî bir tutum veya davranış bulunması ve af iddiasında bulunan kişinin bunu somut delillerle ispatlaması gerektiğini vurgulamıştır.

Şiddetten Sonra Aynı Evde Kalmaya Devam Etmek Af Sayılır mı?

Şiddete uğrayan eşin aynı evde kalmaya devam etmesi tek başına şiddeti affettiği anlamına gelmez.

Ekonomik nedenler, müşterek çocuklar, barınma imkânının bulunmaması, ailevi koşullar veya başka sebepler kişinin konuttan hemen ayrılamamasına neden olabilir.

Bu nedenle özellikle fiziksel şiddet vakalarında yalnızca “evden ayrılmadı” olgusundan hareket edilerek af sonucuna ulaşılması doğru değildir. Affın kabulü için sonraki davranışların gerçekten kusurlu eylemi affetme ve evlilik birliğini sürdürme iradesini gösterip göstermediği değerlendirilmelidir.

Affedilen Olaylar Boşanma Davasında Kusur Sayılır mı?

Kural olarak affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış kusurlu davranışlar boşanma davasında eşe yeniden kusur olarak yüklenemez.

Bu nedenle boşanma davasında kusur belirlemesi yapılırken yalnızca hangi olayların gerçekleştiği değil, olaylardan sonra tarafların barışıp barışmadıkları ve önceki davranışların affedilip affedilmediği de önem taşır.

Ancak aftan sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar farklıdır. Eşin önceki olayları affetmiş olması, daha sonra gerçekleşen yeni boşanma sebeplerine dayanmasını engellemez.

Zina Affedilirse Boşanma Davası Açılabilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde zina nedeniyle boşanma bakımından açık bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre affeden tarafın zina sebebine dayanarak dava hakkı yoktur.

Bu nedenle eşinin zina eylemini öğrendikten sonra onu affeden eş, daha sonra aynı zina vakıasına dayanarak TMK m.161 kapsamında boşanma talep edemez.

Bununla birlikte affın bulunup bulunmadığı ve sonraki dönemde yeni kusurlu davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Hayata Kast veya Pek Kötü Davranış Affedilirse Dava Açılabilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde de benzer şekilde affeden tarafın dava hakkının bulunmadığı düzenlenmiştir.

Dolayısıyla hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmada da affın bulunup bulunmadığı davanın hukuki sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Boşanmada Affı Kim İspatlamalıdır?

Boşanma davasında af olgusuna dayanan taraf, affın gerçekleştiğini ispatlamalıdır.

Örneğin kendisine yüklenen kusurlu davranışın diğer eş tarafından daha önce affedildiğini savunan eş, bu iddiasını somut delillerle ortaya koymalıdır.

Af iddiasının ispatında somut olayın özelliklerine göre;

  • WhatsApp ve diğer mesajlaşmalar,
  • SMS ve e-postalar,
  • tarafların yazılı açıklamaları,
  • tanık beyanları,
  • fotoğraf ve diğer hukuka uygun deliller,
  • birlikte yapılan seyahatlere ilişkin kayıtlar,
  • ortak hayatın yeniden kurulduğunu gösteren olgular

değerlendirilebilir.

Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması ayrıca önem taşır.

Affetmek İçin Açıkça “Seni Affettim” Demek Gerekir mi?

Hayır. Boşanma hukukunda af yalnızca açık bir söz veya yazılı beyanla gerçekleşmez.

“Seni affettim” şeklindeki açık bir beyan güçlü bir delil olmakla birlikte kişinin davranışları da örtülü af iradesini gösterebilir.

Bu nedenle mahkeme mesajların yanında tarafların olaydan sonraki fiilî yaşamlarını ve davranışlarını da değerlendirir.

Affın Şarta Bağlı Olması Mümkün müdür?

Af değerlendirmesinde kişinin geçmişteki kusurlu davranışı gerçekten geride bırakıp bırakmadığı önemlidir. “Bir daha yapmazsan devam ederiz” gibi ifadeler ile kesin ve koşulsuz bir affetme iradesi aynı nitelikte olmayabilir.

Bu nedenle şartlı barışma teklifleri veya evliliği kurtarmaya yönelik deneme süreçleri her durumda kesin af olarak yorumlanmamalıdır.

Af ile Hoşgörüyle Karşılama Arasındaki Fark Nedir?

Yargıtay boşanma davalarında yalnızca açık “af” kavramını değil, bazı durumlarda “en azından hoşgörüyle karşılama” değerlendirmesini de kullanmaktadır.

Her iki durum da kusur belirlemesi bakımından önem taşıyabilir. Ancak somut olayda gerçekten af veya hoşgörü bulunup bulunmadığı, olay sonrasındaki davranışlar ve evlilik birliğinin nasıl sürdürüldüğü değerlendirilerek belirlenir.

Yargıtay’a Göre Boşanmada Af Nasıl Belirlenir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/13152 E., 2017/10906 K. sayılı kararındaki temel yaklaşım oldukça önemlidir.

Karara göre af iddiasının kabul edilebilmesi için affetmeyi gösteren fiilî bir tutum veya davranış bulunmalı ve af iddiasında bulunan taraf bunu somut delillerle kanıtlamalıdır.

Söz konusu olayda eşler müşterek çocukları nedeniyle yılbaşı günü bir araya gelmiş ve hava koşulları nedeniyle aynı evde kalmıştır. Yargıtay, bu durumun tek başına evlilik birliğini devam ettirmek amacıyla bir araya gelindiğini göstermediğine karar vermiştir.

Bu karar, boşanma davalarında af konusunda önemli bir ayrımı ortaya koymaktadır:

Bir araya gelmek başka, barışarak evlilik birliğini yeniden sürdürmek başkadır.

OR Hukuk Değerlendirmesi

Boşanma davalarında af iddiası yalnızca “taraflar olaydan sonra görüşmeye devam etti”, “aynı evde kaldılar” veya “birlikte fotoğrafları var” şeklindeki tekil olgular üzerinden değerlendirilmemelidir.

Önemli olan, kusurlu davranışı bilen eşin sonraki tutumlarının evlilik birliğini sürdürme ve geçmişteki olayı geride bırakma iradesini objektif olarak ortaya koyup koymadığıdır.

Özellikle müşterek çocuk nedeniyle iletişim kurulması, zorunlu olarak aynı konutta bulunulması, ekonomik nedenlerle konutun terk edilememesi veya evliliği kurtarmak amacıyla bir barışma ihtimalinin denenmesi ile kesin affetme iradesi birbirinden ayrılmalıdır.

Diğer taraftan gerçek bir barışmanın ardından ortak hayatın yeniden kurulması, evlilik ilişkisinin olağan biçimde sürdürülmesi ve geçmişteki olayların geride bırakıldığını gösteren davranışların birlikte bulunması af iddiasını güçlendirebilir.

Bu nedenle boşanma davasında af değerlendirmesi yapılırken tek bir davranıştan ziyade olayların kronolojisi ve tarafların affedildiği iddia edilen olaydan sonraki bütün davranışları birlikte incelenmelidir.

Boşanmada Af Hakkında Sık Sorulan Sorular

Aynı evde kalmak af sayılır mı?

Tek başına hayır. Aynı evde kalmanın nedeni ve tarafların evlilik birliğini sürdürme iradesi birlikte değerlendirilir.

Cinsel ilişkiye girmek af sayılır mı?

Cinsel birlikteliğin devamı af değerlendirmesinde önemli bir olgu olabilir; ancak somut olayın diğer koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuk için görüşmek af sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Yargıtay, yalnızca müşterek çocuk nedeniyle bir araya gelinmesinin af için yeterli olmayabileceğini kabul etmektedir.

Birlikte tatile gitmek af sayılır mı?

Barışma sonrasında birlikte tatile gidilmesi af yönünde güçlü bir olgu oluşturabilir. Ancak seyahatin amacı ve tarafların diğer davranışları da dikkate alınır.

Boşanma davasından vazgeçmek affetmek midir?

Boşanma davasından feragat ve sonrasında ortak hayatın yeniden kurulması af değerlendirmesinde önemlidir. Ancak feragatin nedeni ve sonraki olaylar ayrıca incelenmelidir.

Şiddetten sonra aynı evde yaşamak af mıdır?

Tek başına değildir. Şiddete uğrayan kişinin ekonomik, ailevi veya başka nedenlerle aynı evde kalması mümkündür.

Affedilen olay tekrar boşanma sebebi yapılabilir mi?

Kural olarak affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylar daha sonra kusur olarak ileri sürülemez. Ancak aftan sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar ayrıca boşanma sebebi oluşturabilir.

Zina affedilebilir mi?

Evet. TMK m.161 uyarınca zina eylemini affeden eşin bu zina vakıasına dayanarak dava hakkı bulunmaz.

Affı kim ispatlar?

Affın gerçekleştiğini ileri süren taraf, iddiasını somut ve hukuka uygun delillerle ispatlamalıdır.

“Seni affettim” demeden de af gerçekleşebilir mi?

Evet. Affetme iradesi kişinin davranışlarından açıkça anlaşılıyorsa örtülü af gündeme gelebilir.

Sonuç

Boşanmada af, geçmişte gerçekleşmiş kusurlu davranışların boşanma ve kusur değerlendirmesinde dikkate alınıp alınmayacağını doğrudan etkileyebilen önemli bir hukuki olgudur.

Birlikte yaşamaya yeniden başlamak, barışarak ortak hayatı sürdürmek, birlikte tatile çıkmak veya açıkça affettiğini bildirmek somut olayın özelliklerine göre af yönünde değerlendirilebilir. Buna karşılık yalnızca çocuklar nedeniyle görüşmek, zorunlu olarak aynı evde bulunmak veya evliliği kurtarmak amacıyla barışmayı denemek her durumda af anlamına gelmez.

Bu nedenle boşanma davalarında affın varlığı, kapsamı, hangi olayların affedildiği ve aftan sonra yeni kusurlu davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Boşanma öncesinde ve dava açıldıktan sonra kadın ve erkek bakımından yaşanan bazı olaylara dair diğer tarafın eylem ve açıklamalarının, her iki taraf yönüyle boşanmada af kapsamında kabul edildiği bilinmektedir.

            Boşanma için genel ve özel boşanma sebepleri ve bu kapsamda dava açma söz konusu olduğu halde kanun hükmü çerçevesinde kişinin boşanma davası açtığı eşinin davranışlarını ve eylemlerini zımnen veya açıkça affederek evliliğini sürdürmesi mümkündür. Bu gibi haller Yargıtay kararlarında yer alan ve AF KABUL EDİLEN HALLER olarak nitelendirilmektedir.

1. Birlikte tatile gitme ve birlikte aynı odayı paylaşarak zaman geçirme

2. Birlikte yaşamaya başlamak ve aynı evde hayat sürdürmek, cinsel birliktelik kurmak

3. Terk etmeden sonra eve dönme yönünde ihtar göndermek

4. Boşanma davasından feragat ederek evliliğin devamına dair niyet bildirmek

5. Askerlik veya uzun seyahat dönüşü eşi konuta davet etmek ve niyetini bildirmek

6. Barışma girişimlerinde bulunmak ve duruşmada boşanmak istemediğini beyan etmek

7. Boşanma nedenleri ortaya çıktıktan sonra evlilik birliğinin uzun süre kesintisiz devam etmesi

8. Meydana gelen şiddet olayları sonrasında buna rağmen evde kalmak ve normal yaşamına devam etmek

9. Karşılıklı olarak birlikte hayat sürdürmek konusunda anlaşmak ve önceki eylemleri sorun etmemek

10. Af niteliğinde olabilecek somut diğer eylemler ve açıklamalar

            Boşanma davalarında af bir iddiadır ve bunun gerçekleştiğini ileri süren taraf (genellikle kusurlu olduğu iddia edilen davalı eş), affedildiğini ispatlamakla yükümlüdür.

            Yazışmalar ve mesaj kayıtları yanında kişinin affettiğini gösteren ancak beyan içermeyen davranışları da af kapsamında mahkeme dikkate alınabilir. Bunun yanında affetmeye dair tanık beyanları da iki taraf bakımından af yönüyle önem taşır.

            Affetme kayıtsız şartsız olmalı ve bir şarta bağlı olarak yapılmamalıdır.

            Bununla birlikte af kapsamında olduğu değerlendirlen ve bu iddia bakımından dayanılan deliller mahkemeye sunulmalı ve affın gerçekleştiği konusunda objektif olarak yargılama merciinin vicdani kanıya varması sağlanmalıdır. Kısacası kişi affedildiğini iddia etse bunu ispatlaması ve bunun af niteliğinde olduğunun da Yargıtay kararları gereğince hukuken kabulü gereklidir.

            Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/13152 E. 2017/10906 K. sayılı Kararı “Affın kabul edilebilmesi için affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle kanıtlaması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların yılbaşı günü çocukları için bir araya geldiği, hava muhalefeti nedeniyle davacı kadın ile davalı erkeğin aynı evde kaldığı taraf ve tanık beyanları ile sabit olup bu durum tarafların evlilik birliğini devam ettirmek üzere bir araya geldiğini göstermeye yeterli değildir. Bu durumda kusurlu davranışların affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulüne olanak bulunmamaktadır.” şeklindedir.

            Af kapsamına giren eylemler ve davranışlar her ne kadar genel anlamda yargı kararları ile şekillenmiş olsa da her ilişki bakımından bunun ayrı ayrı değerlendirilmesi ve affın o ilişki bakımından varlığının ortaya konulması gerektiği bilinmektedir.

            Affın bazı hakların ve taleplerin ileri sürülmesi bakımından da hak kaybına sebep olacağı dikkate alınmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Tedbir Nafakası Nedir, Kimler Alabilir ve Ne Kadar Sürer?

Tedbir nafakası; boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşlerin ve çocukların geçim ve bakım ihtiyaçlarını korumaya yönelik geçici bir önlemdir. Bu yazıda TMK 169 ve 197 kapsamında kimlerin nafaka alabileceği, miktarın nasıl belirlendiği, süresi ve tahsil yolları açıklanmaktadır.