Boşanma öncesinde ve dava açıldıktan sonra kadın ve erkek bakımından yaşanan bazı olaylara dair diğer tarafın eylem ve açıklamalarının, her iki taraf yönüyle boşanmada af kapsamında kabul edildiği bilinmektedir.
Boşanma için genel ve özel boşanma sebepleri ve bu kapsamda dava açma söz konusu olduğu halde kanun hükmü çerçevesinde kişinin boşanma davası açtığı eşinin davranışlarını ve eylemlerini zımnen veya açıkça affederek evliliğini sürdürmesi mümkündür. Bu gibi haller Yargıtay kararlarında yer alan ve AF KABUL EDİLEN HALLER olarak nitelendirilmektedir.
1. Birlikte tatile gitme ve birlikte aynı odayı paylaşarak zaman geçirme
2. Birlikte yaşamaya başlamak ve aynı evde hayat sürdürmek, cinsel birliktelik kurmak
3. Terk etmeden sonra eve dönme yönünde ihtar göndermek
4. Boşanma davasından feragat ederek evliliğin devamına dair niyet bildirmek
5. Askerlik veya uzun seyahat dönüşü eşi konuta davet etmek ve niyetini bildirmek
6. Barışma girişimlerinde bulunmak ve duruşmada boşanmak istemediğini beyan etmek
7. Boşanma nedenleri ortaya çıktıktan sonra evlilik birliğinin uzun süre kesintisiz devam etmesi
8. Meydana gelen şiddet olayları sonrasında buna rağmen evde kalmak ve normal yaşamına devam etmek
9. Karşılıklı olarak birlikte hayat sürdürmek konusunda anlaşmak ve önceki eylemleri sorun etmemek
10. Af niteliğinde olabilecek somut diğer eylemler ve açıklamalar
Boşanma davalarında af bir iddiadır ve bunun gerçekleştiğini ileri süren taraf (genellikle kusurlu olduğu iddia edilen davalı eş), affedildiğini ispatlamakla yükümlüdür.
Yazışmalar ve mesaj kayıtları yanında kişinin affettiğini gösteren ancak beyan içermeyen davranışları da af kapsamında mahkeme dikkate alınabilir. Bunun yanında affetmeye dair tanık beyanları da iki taraf bakımından af yönüyle önem taşır.
Affetme kayıtsız şartsız olmalı ve bir şarta bağlı olarak yapılmamalıdır.
Bununla birlikte af kapsamında olduğu değerlendirlen ve bu iddia bakımından dayanılan deliller mahkemeye sunulmalı ve affın gerçekleştiği konusunda objektif olarak yargılama merciinin vicdani kanıya varması sağlanmalıdır. Kısacası kişi affedildiğini iddia etse bunu ispatlaması ve bunun af niteliğinde olduğunun da Yargıtay kararları gereğince hukuken kabulü gereklidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/13152 E. 2017/10906 K. sayılı Kararı “Affın kabul edilebilmesi için affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle kanıtlaması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların yılbaşı günü çocukları için bir araya geldiği, hava muhalefeti nedeniyle davacı kadın ile davalı erkeğin aynı evde kaldığı taraf ve tanık beyanları ile sabit olup bu durum tarafların evlilik birliğini devam ettirmek üzere bir araya geldiğini göstermeye yeterli değildir. Bu durumda kusurlu davranışların affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulüne olanak bulunmamaktadır.” şeklindedir.
Af kapsamına giren eylemler ve davranışlar her ne kadar genel anlamda yargı kararları ile şekillenmiş olsa da her ilişki bakımından bunun ayrı ayrı değerlendirilmesi ve affın o ilişki bakımından varlığının ortaya konulması gerektiği bilinmektedir.
Affın bazı hakların ve taleplerin ileri sürülmesi bakımından da hak kaybına sebep olacağı dikkate alınmalıdır.
