Yoksulluk Nafakası

Koyu renkli bir zemin üzerinde yan yana duran ahşap aile figürü, arka planda bir mahkeme tokmağı, iki adet evlilik yüzüğü ve üst üste dizilmiş madeni paralar görülmektedir. Görselin sol üst kısmında "Yoksulluk Nafakası" başlığı ile terazi figürlü kırmızı bir logo, sol alt köşesinde ise or.av.tr web adresi ve 0312 911 85 85 iletişim numarası yer almaktadır.

 4721 sayılı TMK Md. 175’te düzenlenen yoksulluk nafakası belirli şartlar dahilinde kararlaştırılan ve ödenen bir nafaka türüdür.

          Yoksulluk nafakası

           Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

          Koşulları

          a)Nafaka isteyen eş yoksulluğa düşecek olmalıdır.

            Boşanma ile nafaka isteyen eş önceki durumuna göre yoksulluğa düşecek ise nafaka bağlanabilir. Geçimini mevcut mali imkanları ve çalışmasıyla sağlama imkanından yoksun olduğu düşünülen kişinin yoksulluğa düşeceği kabul edilir. Bu konuda kanun, eşler arasında kadın veya erkek olarak bir ayrım yapmamıştır. Yine çalışmayan ve herhangi bir gelir ve servetten yoksun olan eş de nafaka talep edebilir.  Nafaka talep edenin yaşam standardında görünür ve mali olarak belirlenebilir nitelikte azalma olmalıdır.

          Yoksulluğa düşme halinin tespiti bakımından gerekli araştırma yapılmalı ve aşağıdaki konular incelenmelidir:

  •           Talep eden eşin çalışıp çalışmadığı ve düzenli bir geliri olup olmadığı,
  •           Düzenli geliri varsa bunun miktarı,
  •           Gelirin yoksulluğa düşmeyi engelleyecek düzeyde olup olmadığı,
  •           Gelir getiren bir işten kendi isteğiyle mi yoksa zorunluluk sebebiyle mi ayrılmış olduğu,
  •           Gelir seviyesinin asgari ücret düzeyinde olup olmadığı,
  •           Yakınlarının yardımına ihtiyaç duyup duymadığı ve onunla geçinip geçinmediği,
  •           Eşin mali durumunun nafaka istenen eşle aynı düzeyde olup olmadığı.

          b)Talepte bulunan eş kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu olmalıdır.

         Nafaka talep eden eş, boşanmaya sebep olan olaylar bakımından kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu olmalıdır.

       Ağır kusurlu eşin nafaka talep etme hakkı da yoktur. Boşanmada eşit düzeyde kusurlu olan eşin de koşullar mevcutsa nafaka ödemesi mümkündür.

         Karşı cinsten başka biriyle yaşayan eş nafaka talep edemez.

     Nafaka talep edilen eşin kusursuz olması da tek başına nafaka yükümlülüğünden onu kurtaramaz.

          c)Ödenecek nafaka miktarı bunu ödemesi gereken eşin mali gücüyle orantılı olmalıdır.

          Ödenmesi gereken nafaka bakımından kendisinden talepte bulunulan eşin mali gücü de buna uygun olmalıdır. Gelir seviyesi ve ekonomik yaşam düzeyi bakımından eşit konumda bulunan eş aleyhine nafakaya hükmedilemez.

          Çalışma gücü olduğu halde sırf işsiz olmak, kendi iradesiyle işten ayrılmış olmak gibi hallerde kişi aleyhine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir.

          d)Nafaka ödenmesi için bir talepte bulunulmalıdır

          Yoksulluk nafakası istem üzerine hakimce hükmedilen ve talep olmadan ödenmesine re’sen karar verilemeyen bir yardımdır. Talep miktarından fazlasına hükmedilemez ancak daha azına hükmedilmesi de söz konusu olabilmektedir.

          e)Talep yasal süresi içerisinde yapılmış olmalıdır

      Talep yönüyle boşanma davası devam ederken geçerli olan süre ile boşanma kararı kesinleştikten sonra yapılan talepteki süre arasında farklar mevcuttur.

          *Boşanma davası devam ederken, dava dilekçesinde, cevap dilekçesinde ya da dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında yoksulluk nafakası istenebilmektedir. İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı bakımından dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra nafaka talep edilmemiş ise tahkikat aşamasında diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah söz konusu olmadıkça nafaka talep edilemez.

          *Boşanma kararı kesinleştikten sonra 1 yıl içerisinde nafaka taleplerinin ileri sürülmesi gerekir.

          Boşanma yerine ayrılık kararı verilmişse yoksulluk ve iştirak nafakasına hükmedilemez.

          Yoksulluk Nafakasının Miktarı

          Nafakaya diğer tarafın mali gücü gözetilerek hükmedilir. Hakkaniyet ve kişilerin mali ve gelir durumları da incelenmelidir. Talepte miktar yer almalıdır.

          Yoksulluk Nafakasının Süresi

          Yoksulluk nafakasının ödenme süresi bakımından kanun koyucu bir sınırlama yapmamış hatta madde metninde “süresiz” demek suretiyle ilanihaye nafaka ödenmesine imkan sağlamıştır.

          Yoksulluk nafakasının bu niteliği sebebiyle kamuoyunda en fazla tartışılan konuların başında olduğu ve 5-6 ay süren bir evliliğin kişinin ömür boyunca nafaka ödemesine sebebiyet verdiği ifade edilmektedir.    

            Bu konuda yeniden düzenleme yapılması planlanmakta ve ileriki günlerde evli kalınan süreye göre belirlenecek bir süre boyunca nafaka ödenmesinin kanunda düzenlenmesi öngörülmektedir.

          Yoksulluk Nafakasının Ödenme Şekli

          Nafakanın toptan ve tek seferde ödenmesine kanunda imkan sağlanmıştır ve bu şekilde ödeme, ödeme yükümlülüğü getirilen kişi bakımından kolaylık ve rahatlık sağlar.

          İrat şeklinde ödeme halinde ise yaygın bir yöntem olan aralıklarla ve aydan aya yapılan ödemeyi anlamak gerekmektedir. Aralıklı ödemenin kişinin elde edeceği gelirin zamanlarına göre de belirlenmesi mümkündür.

          İrat şeklinde ödeme süresiz olabileceği gibi süre ile de sınırlanabilir.

          Görevli ve Yetkili Mahkeme

          Nafaka davaları, Aile Mahkemesinde görülür ve davacı nafaka talep eden yerleşim yerindeki mahkemede bu davayı açabilir. Açılan nafaka davalarında 1 yıllık talep edilen nafaka miktarı üzerinden nisbi harç ödenmesi gerekmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

İMAR KİRLİĞİNE NEDEN OLMA (TCK Md. 184) SUÇUNDAN BERAAT KARARI

TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu kapsamında açılan kamu davasında, dava konusu imalatın bina vasfı taşımadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı değerlendirilerek sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?

Gizli Ses Kayıtlarının Suç Niteliği ve Delil Değeri Özeti
Türk hukuk sisteminde, davalarda kullanılacak delillerin mutlaka yasal yollardan elde edilmiş olması zorunludur. Metin, rıza dışında alınan gizli ses kayıtlarının Türk Ceza Kanunu (TCK Md. 132) kapsamındaki suç teşkil eden yapısını ve mahkemelerdeki geçersizliğini şu temel noktalarla açıklamaktadır:

Suçun Oluşma Şartları: Kişiler arasında yüz yüze gerçekleşen ve aleni olmayan (başkalarının duymayacağı inancıyla yapılan) konuşmaların, taraflardan en az birinin rızası olmaksızın cihazla (telefon, kayıt cihazı vb.) kaydedilmesi suçtur. Konuşmanın içeriği (özel hayat, ticari veya mesleki) bu durumu değiştirmez.

Haberleşme vs. Yüz Yüze Konuşma: TCK Md. 132 kapsamındaki suçun oluşması için konuşmanın yüz yüze olması şarttır. Telefon gibi araçlarla yapılan görüşmelerin dinlenmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” kapsamına girer. Ayrıca bir cihaz kullanmadan salt kulak misafiri olup başkasına aktarmak (dedikodu) bu madde kapsamında suç sayılmaz.

Delil Niteliğinin Olmaması: Kamusal alanda alınmış olsa dahi gizli kayıt yapmak özel hayatın ihlalidir. Suç işlenerek ve hukuka aykırı yollarla elde edildikleri için, bu tür gizli ses kayıtları ceza davalarında (CMK Md. 217) ve boşanma gibi aile hukuku davalarında kesinlikle delil olarak kullanılamaz.

Mahkemeye Sunmanın (İfşa) Riski: Gizli bir ses kaydını haklı olduğunuzu ispatlamak amacıyla mahkemeye delil olarak sunmak, aynı zamanda eylemin açığa çıkarılması (ifşa) anlamına gelir. Bu durumda kaydı sunan kişi, TCK Md. 132/1-3 kapsamında hem “hukuka aykırı kaydetme” hem de “ifşa etme” olmak üzere iki ayrı suç işlemiş sayılabilir.

Turuncu kılıflı bir cep telefonunun ekranında işlem yapan bir kişinin elleri, arka planda dizüstü bilgisayar ve üst kısımda "HTS Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
HTS Kayıtları Delil Olur mu?

HTS (Historical Traffic Search), cep telefonu görüşmeleri, mesajlaşmalar ve baz istasyonu sinyalleri gibi iletişim verilerinin geriye dönük trafik kayıtlarıdır.

İçerik Değil, Trafik Bilgisi Sunar: HTS kayıtları iletişimin kiminle, hangi saatte ve hangi baz istasyonundan yapıldığını gösterir. Ancak konuşmaların veya mesajların içeriğini barındırmaz. Nokta atışı bir konum vermez; baz istasyonunun bulunduğu bölgeye göre 0 – 35 km arasında değişen yaklaşık bir lokasyon sunar. Operatörler bu verileri 2 ila 5 yıl arasında saklar.

Delil Olarak Kullanımı ve Yetersizliği: HTS kayıtları hem ceza davalarında (cinayet, örgüt üyeliği vb.) hem de hukuk davalarında (boşanma, aldatma vb.) delil olarak kullanılabilir. Ancak içerikten yoksun olduğu için tek başına kesin bir delil değildir ve mutlak suretle tanık, fotoğraf veya sosyal medya kayıtları gibi diğer somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Erişim Şartları (Hukuka Uygunluk): HTS kayıtlarına sadece mahkeme/hâkim kararıyla erişilebilir (CMK Md. 135). Usulsüz elde edilen veriler mahkemelerde hukuka aykırı delil sayılarak reddedilir. Talep yolları üçe ayrılır: Savcılık soruşturmaları (Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla), istihbarat faaliyetleri ve kişisel hukuk davaları (Mahkeme kararıyla).

AYM ve Yargıtay’ın Yaklaşımı:

Anayasa Mahkemesi (AYM), içeriği belli olmayan görüşme kayıtlarının ve HTS verilerinin bir kişiyi tutuklamak için gerekli “kuvvetli suç belirtisi” olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Yargıtay kararlarına göre de içeriği tespit edilemeyen sinyal kayıtları, telefonun başkası tarafından da kullanılabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, tek başına mahkûmiyet için yeterli bir kanıt oluşturmaz.

Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?

İletmiş olduğunuz metnin özeti aşağıdadır:

WhatsApp Kayıtlarının Delil Niteliği Özeti

WhatsApp şirketinin merkezinin ABD’de bulunması ve veri gizliliği politikaları sebebiyle, yazışma kayıtlarının doğrudan şirketten istenmesi (devlet güvenliği gibi çok istisnai haller dışında) mümkün değildir. Bu nedenle yargı mercilerine sunulan kayıtlar doğrudan taraflar tarafından temin edilmektedir. Kayıtların değiştirilebilir dijital veriler olması sebebiyle, ekran görüntüsü yerine akışı gösteren orijinal bir video kaydı ile sunulması delil değerini artırır; aksi takdirde mahkemelerce bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulur.

WhatsApp kayıtlarının üç temel yargı alanındaki değerlendirmesi şu şekildedir:

Ceza Hukuku Bakımından: Soruşturmalarda şüpheyi ortaya koyan veya destekleyen önemli bir delildir. Ancak, bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmesi şarttır. Başkalarının haberleşme gizliliğini ihlal ederek veya suç işlenerek elde edilen kayıtlar, CMK Md. 217 kapsamında hukuka aykırı sayılır ve delil olarak kabul edilmez.

Hukuk ve İş Davaları Bakımından: HMK Md. 199 kapsamında elektronik delil olarak kabul edilir. Yasal sınırı aşmayan borç/alacak davalarında ispat aracı olarak kullanılırken, iş davalarında (iş akdi feshi, işyeri gruplarındaki yazışmalar vb.) uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınır.

Aile Hukuku (Boşanma Davaları) Bakımından: Aldatma gibi kusurların ispatında sıklıkla kullanılsa da teknolojik olarak manipülasyona (ekleme/çıkarma) çok açıktır. Bu nedenle Yargıtay kararları gereği, WhatsApp yazışmaları tek başına “kesin delil” niteliği taşımaz. Hükme esas alınabilmesi için mutlaka diğer maddi delillerle (tanık, fotoğraf vb.) desteklenmesi ve orijinalliğinin teyit edilmesi gerekir.

Ahşap zemin üzerinde iki ayrı ev maketi ve ebeveyn-çocuk figürlerinin ortasında duran hakim tokmağı ile üstte "Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?" yazısı.
Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?

Çocuğun Velayeti ve Velayetin Değiştirilmesi Özeti
Velayetin Süresi: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre velayet, kural olarak çocuk 18 yaşına gelip ergin oluncaya kadar devam eder. Erginlikle birlikte velayet son bulur (ancak kanuni şartlar oluşursa kişi vesayet altına alınabilir).

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri: Şartların değişmesi halinde 18 yaşından önce velayet değişikliği davası açılabilir. Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, sağlık sorunları, çocuğun bakımının aksatılması veya diğer ebeveynin talebi bu değişikliğe gerekçe oluşturabilir.

Çocuğun İradesi (12 Yaş Kriteri): 12 yaş ve üzerindeki çocukların idrak gücü gelişmiş kabul edildiğinden, mahkemeler velayet kararlarında çocuğun tercihini ve beyanını büyük ölçüde dikkate alır.

Aile Yükümlülüklerinin İhlali (TCK Md. 233): Velayet sahibi ebeveynin çocuğun eğitimini aksatması veya kötü alışkanlıklara/madde bağımlılığına yönelmesine göz yumması suç teşkil eder ve doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebidir.

Yaş Gruplarının Önemi: Çocuğun bulunduğu spesifik yaş grubu (0-3, 4-7, 8-12, 13-17), hem velayetin ilk kime verileceği konusunda hem de sonrasındaki velayet değişikliği davalarında mahkemeler için belirleyici bir kriterdir.