Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı kişinin kendi rızası ile yaptığı ve hayattayken ölümü sonrasında icra edilmesi gereken bir işlemi ifade etmektedir. Ölüm kesileştikten sonra ve tıbbi aanlamda nüfus kaydına ölüm tescil olunduktan sonra organ bağışı konusu ölen kişi bakımından gündeme gelir.

          2238 sayılı Organ Ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’da bu konu düzenlenmiştir (Md. 14). Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak e-Devlet Kapısı veya Sağlık Bakanlığınca kurulan bilişim sistemleri üzerinden beyan etmiş ya da resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtmiş veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklamış ise ölüden organ veya doku alınır. Bağışçının sağlığında açıkladığı iradesinin yakınlarının hilafına olması halinde bağışçının iradesi esas alınır. Birinci fıkrada belirtilen hallerin bulunmaması durumunda, sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin, bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölüden organ veya doku alınır.

          Ancak bu işlemin aileden ve onların iradesinden bağımsız  bir şekilde uygulanması ülkemizde kolay değildir ve çoğu zaman aile beyanı ve rızası alındığı bilinen bir olgudur.

          Bunun için devlet uygulamasında “Organ ve Doku Bağışı ve İptali” sekmesi üzerinden işlemleri yapmak mümkündür.

          Ölen eşinizin organ bağışını iptal etmek için e-Devlet Kapısı‘nı kullanmak gerekmektedir.

          e-Devlet sistemindeki Organ ve Doku Bağışı Sorgulama ve İptali sayfasına girerek eşinizin bağışını sonlandırabilirsiniz. Ayrıca, varsa eşinizin organ bağış kartı iptal edilmeli ve imha edilerek işlemin devam etmesine hiçbir surette izin verilmemelidir.

          Eşiniz hayattayken resmi organ bağışında bulunmuş olsa bile, tıbbi süreçte ailenin onayı alınması gerekmektedir.

          Eşinizin vefatı sonrasında eğer tıbbi bir süreç sonucunda hastanede vefat etmişse, hastanedeki organ nakli koordinatörüne bu durumu bildirmeniz, bağışın iptal edilmesi veya yapılmaması için ailenin iradesinin dikkate alınmasını talep etmeniz gerekmektedir.

          Toplumsal tepki ve talepler bakımından Kanun hükmü ve kişinin yaşarken verdiği rızası esas alınsa da organ bağışı ahlaki ve dini yönleri de bulunan ve ailevi bir sorumluluğu da beraberinde getiren bir durum olduğundan toplumsal taleplere ve istemlere duyarlı olunması bakımından tıbbi süreçte ve icra aşamasında bu konular önem taşımaktadır.

          İzinsiz ve ailenin rızası alınmadan yapılan organ bağışı amaçlı müdahalelerin hukuki sorumluluk doğurması da mümkündür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.

Askerlikten Muafiyet Ve Koşulları

Türkiye’de askerlik yükümlülüğü genel bir vatandaşlık görevi olmakla birlikte bazı sağlık sorunları, engellilik durumları ve özel mesleki statüler nedeniyle askerlikten muafiyet mümkündür. Bu yazıda askerlikten muafiyet şartları, sağlık raporu süreci, muafiyet sağlayan hastalıklar ve askerliğe elverişli değildir raporunun nasıl alındığı detaylı olarak açıklanmaktadır.