Belirli Bir Süre Ayrı Yaşanılırsa Otomatik Boşanılır mı?

4721 sayılı TMK Md. 166’da evlilik birliğinin sarsılması ve boşanma sebebi olarak da ayrı yaşamaya dair özel bir hükme yer verilmiştir Maddede “(Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.” denilmiştir. Otomatik boşanma değil, belirli koşulların var olması halinde hakimce tarafların boşanmasına karar verme şeklinde bir düzenleme yapılmıştır ve burada ailenin korunması bakımından koruyucu bir düzenleme yer almaktaydı.

          Burada ayrı yaşama bakımından ve bunun boşanma ile sonuçlanması yönüyle bazı kurallar düzenlenmiştir.

          Buna göre; ortak hayatın kurulamaması nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için gerekli olan şartlar şunlardır:

          a) Daha önce kanunda düzenlenen başka bir sebeple boşanma davası açılmış olmalıdır,

          b) Açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiş olmalıdır,

          c) Boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmiş olmalıdır,

          d) Bu süre içerisinde ortak hayatın yeniden kurulması mümkün olmamalı ve  mevcut durum bu kapsamda tarafların ayrı yaşamaları ile sonuçlanmış olmalıdır.    

          Bu şartlar birlikte gerçekleştiği takdirde hakim tarafların boşanmasına karar vermek zorundadır.

          Buna otomatik boşanma denilmişse de hukukumuzda boşanma hakim kararı ile gerçekleşen bir evliliğin son bulması halidir. Boşanmanın burada gerçekleşmesi bakımından sıralanan koşulların var olduğu herhangi bir eş tarafından ileri sürülürse hakim gerekli tetkiki yaptıktan sonra koşulların birlikte var olması halinde artık boşanmaya karar vermek durumundadır.

          Daha önce üç yıl olan bu süre Anayasa Mahkemesi Kararı çerçevesinde 1 yıl olarak yeniden düzenlenmiştir. AYM, 22 Şubat 2024 tarihli, 2023/116 E. ve 2024/56 K. sayılı kararında bu kuralı iptal etmiştir. Ankara 18. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu üzerine alınan kararda, mahkeme itiraz başvurusunda, düzenlemede belirlenen 3 yıllık sürenin adil olmadığını, bu durumun eşlerin uzun süre boyunca boşanamamalarına ve bunun da evlilik dışı ilişkilere yol açtığını öne sürmüştür. Bu suretle kuralla kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının yanı sıra devletin aileyi koruma yükümlülüğünün de ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 5., 12., 14., 17. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

          AYM’ce yapılan değerlendirme sonucunda 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmolunan bu karar esas alınarak maddede yer alan süre 1 yıl olarak yeniden düzenlenmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Boşanmada mal paylaşımı davaları kapsamında avukatın müvekkiline sunduğu değer artış ve katkı payı alacağı dava dosyası.
Değer Artış (Katkı) Payı Alacağı

Değer Artış (Katkı Payı) Alacağı

Türk Medeni Kanunu m. 227 uyarınca, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız olarak katkı sağlaması durumunda talep edebileceği alacak hakkıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden farklı olarak, doğrudan spesifik bir mala yapılan maddi veya emek bazlı katkıyı ifade eder.

Katkı Payı Alacağının Doğması İçin Gereken Şartlar
Geçerli Bir Evlilik: Katkının yapıldığı dönemde taraflar arasında resmi evlilik bulunmalıdır (nişanlılık dönemindeki katkılar genel hükümlere tabidir).

Karşılıksız Katkı: Yapılan katkı karşılığında uygun bir bedel alınmamış olmalıdır.

Bağışlama Olmaması: Katkının net bir şekilde bağışlama (jest) amacıyla yapılmamış olması gerekir.

Olağan Yükümlülükleri Aşması: Ailevi görevler kapsamındaki sıradan, ufak tefek yardımlar veya iş görmeler katkı payı sayılmaz.

Feragat Edilmemesi: Eşlerin bu alacak hakkından yazılı bir sözleşme ile vazgeçmemiş olması şarttır.

Hesaplama ve Tasfiye Kriterleri
Rayiç Bedel Esası: Alacak miktarı, malın katkı sağlandığı andaki değerine göre değil, tasfiye (mahkeme karar) tarihindeki güncel rayiç değerine göre hesaplanır. Bu değer bilirkişi ve keşif yoluyla belirlenir.

Değer Kaybı Durumu: Eğer mal değer kaybetmişse, hak kaybını önlemek için katkının başlangıçtaki (ilk yapıldığı andaki) değeri esas alınır.

Katkının Kaynağı: Katkı yapan eş kendi kişisel malından harcama yaptıysa değer artışının tamamını talep edebilir. Eğer katkıyı edinilmiş malından yaptıysa, değer artışının yarısı oranında alacak hakkı doğar.

Elden Çıkarılan Mallar: Eğer tasfiyeye konu mal daha önce satılmış veya elden çıkarılmışsa, hakim hakkaniyet ilkesine göre alacak miktarını belirler.

Mavi gökyüzü arka planında, elinde terazi ve kılıç tutan beyaz adalet heykeli ve "Hukuk Fakültesi Nedir?" yazısı.
Hukuk Fakültesi Nedir?

Eğitim Süreci: Hukuk fakültesi; hakim, savcı ve avukat yetiştiren 4 yıllık bir lisans programıdır (bazı okullarda yabancı dil hazırlığı bulunabilir). Özellikle 3. ve 4. sınıflarda yoğun ders çalışma ve okuma gerektiren, ilgiye dayalı zorlu bir eğitimdir.

Öne Çıkan Üniversiteler: 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki 94 fakülte arasından Ankara, İstanbul, Hacettepe, Hacı Bayram-ı Veli, Marmara ve Galatasaray Üniversiteleri en iyi devlet okulları olarak öne çıkmaktadır. Ankara ve İstanbul üniversiteleri en köklü ekollerdir.

Avukat Olma Şartları: Mezun olduktan sonra avukatlık mesleğini yapabilmek için; Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nı (HMGS) geçmek, 1 yıllık (6 ay adliye, 6 ay avukat yanı) zorunlu staj sürecini tamamlamak ve baroya kayıt yaptırarak ruhsat almak zorunludur.

Stajyerlik ve Ücret: Staj başvurusu için diploma ve adli sicil kaydı gibi çeşitli resmi evraklar istenir. Stajyer avukatlar için kanunla belirlenmiş standart bir maaş yoktur; ücret ödemesi çalışılan büronun büyüklüğüne ve şartlarına göre değişir.

CMK ve Baro Avukatlığı: Maddi gücü olmayan vatandaşlara baro tarafından tahsis edilen avukatlara “baro avukatı” denir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) avukatı olabilmek için ise ruhsat aldıktan sonra baroların düzenlediği özel meslek içi eğitim seminerlerini başarıyla tamamlamak ve sisteme kaydolmak şarttır.