Saldırı Amacıyla Trafikte Araçtan İnmek ve Cezası

2026 yılında yapılan ve TBMM’nce onaylanarak yürürlüğe giren 7574 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Kanun’un karayollarında trafiğin akışını düzenleyen 46 ncı maddesinde düzenleme yapılmıştır. Bu makalede incelenen kabahate ilişkin ilgili madde hükmü şöyledir:

            Karayollarında trafiğin akışı:

            Madde 46 – …

            (Ek fıkra:12/2/2026-7574/10 md.) Trafikte saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip etmek veya bu amaçla araçtan inmek yasaktır.

            (Değişik fıkra:12/2/2026-7574/10 md.) Bu maddenin;

            a) İkinci fıkrasının (a), (b), (d), (k), (l) ve (m) bentlerine uymayan sürücülere 5.000 Türk lirası,

            b) İkinci fıkrasının (c), (e) ve (h) bentlerine uymayan sürücülere 10.000 Türk lirası,

            c) İkinci fıkrasının (f) ve (i) bentlerine uymayan sürücülere 20.000 Türk lirası,

            d) İkinci fıkrasının (g), (j) ve (n) bentlerine uymayanlara 90.000 Türk lirası,

            e) Üçüncü fıkrasına uymayanlara 3.000 Türk lirası,

            f) Dördüncü fıkrasına uymayanlara 180.000 Türk lirası,

            idari para cezası uygulanır. İkinci fıkranın (g), (j) ve (n) bentleri ile dördüncü fıkra hükümlerine uymayan sürücülerin sürücü belgeleri altmış gün süreyle geri alınır ve araçları altmış gün süre ile trafikten menedilir. İkinci fıkranın (n) bendinin otoyol, köprü, viyadük veya tünelde ihlal edilmesi halinde verilecek idari idari para cezası ile sürücü belgesi geri alma ve araç trafikten men süreleri iki kat olarak uygulanır.”

            Son yıllarda toplumda şiddet eğiliminin artması ve toplumsal gerilimler ile birlikte trafikte güvenli seyir de önemli hale gelmiş, basın yayın organlarına yansıyan haberlerde trafikte tartışma, kavga, laf atma ve ağız dalaşı gibi olaylar yaygın ve sıradan olmuştur. Bunu önlemek babında kanuni düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuş ve 2918 sayılı Kanun’da yapılan düzenleme ile kabahat eylemlerine yer verilerek idari yaptırımlar belirlenmiştir.

            Bu kapsamda trafikte saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip etmek veya bu amaçla araçtan inmek kanunen trafiğin akışı bakımından yasak ve idari yaptırıma tabi bir eylem olarak düzenlenmiş ve bu fiili işleyenlere idari para cezası ve devamındaki tedbirlerin uygulanması kayıt altına alınmıştır. Derhal ülke genelinde kolluk personelince bu yaptırımlar uygulanmaya başlanmıştır.

            İdari yaptırımın uygulanmasında öncelikle kameralı tespit, olaya ilişkin kolluk tutanağı ve ilgili tanık beyanları gibi tespite imkan veren olgular önem taşımaktadır. Çok yaygın bir şekilde meydana gelen bu olayların kameralı cihazlar veya kayıt altına alan cihazlar ile tespiti ya da MOBESE kameraları ile belirlenmesi de mümkündür. Burada tespit kolluğun re’sen yapacağı bir işlem olmakla birlikte kolluk denetim sahası ve gözetim alanı dışında işlenen ancak görüntüsü elde edilen ya da basına yansıyan olaylara da kollukça müdahale edilmesi gerekmektedir.

            Kolluk, 2559 sayılı PVSK Md.2 kapsamında suç ve kabahat işlenmesini önlemek, işlenmekte ise devamına mani olmak ve Md. 13 gereğince de suç ve kabahat faillerini belirlemek ve yakalamak ile gerekli adli ve kanuni işlemleri haklarında icra etmekle görevli kanun uygulayıcısıdır.

            Tamamen saldırı kastıyla araçtan inmek ve bunun öncesinde ısrarlı bir şekilde aracı takip ederek izlemek ve duruncaya kadar takip etmek yaptırıma tabi bir kabahat olarak kanunda kabul edilmiştir.

            Bu eylemi işleyenlerin fail olarak hem sürücü hem de yolcular olabileceği kanun metninden anlaşılmaktadır.

            Bu kapsamda öncelikle kişiler hakkında ayrı ayrı idari para cezası uygulanacaktır. Kaç kişi eylemi işlemişse o kadar sayıda idari yaptırım uygulanacaktır. Tek fiil değil fail sayısınca fiil söz konusudur.

            Sonrasında ise buna ek olarak bahse konu kabahati işleyen sürücülerin sürücü belgeleri altmış gün süreyle geri alınır ve araçları altmış gün süre ile trafikten men edilir.

            Kabahat karşılığında hem idari para cezası hem de caydırıcı olması bakımından 5326 sayılı Kanun kapsamında olan idari tedbirlerin sürücüler hakkında uygulanması benimsenmiştir.

            Kabahatlerde iki tür zamanaşımı söz konusudur. Soruşturma zamanaşımı süresi 3 yıldır ve fiilin işlendiği tarihten itibaren 3 yıl içerisinde eylemin tespit edilerek yaptırım uygulanması mümkündür.

            Yerine getirme zamanaşımı ise uygulanan cezanın tatbiki bakımından önem taşır ve bu süre ise kanunda idari yaptırım kararının kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl olarak düzenlenmiştir. Fiilin işlenmesinden sonra 3 yıldan fazla bir zaman geçmişse artık o fiile ilişkin idari yaptırım kararı düzenlenemez.

            Diğer yandan kabahatlere idari yaptırım uygulanması ve düzenlenecek tutanaklar ve idari yaptırımın kim ya da kimler tarafından uygulanacağı Kanun’da ve ilgili alt düzenleyici metinlerde belirlenmiştir.

            İdari yaptırım karar evrakı bahse konu kabahatler ve trafik kabahatleri bakımından en az iki trafik polisi tarafından birlikte ve eşanlı imzalanmalıdır. Kanunda ve ilgili metinlerde (İçişleri Bakanlığı’nın 2005/94 Nolu Genelgesi) tek başına hiçbir trafik ve kolluk personeline idari yaptırım düzenleme yetkisi verilmemiştir.

            Sadece Cumhuriyet savcısı, Vali ve bazı kabahatlerde Kurumun üst düzey yetkilisine münhasıran tek başına idari yaptırım karar tutanağı düzenleme yetkisi verilmiştir.             Dolayısıyla bir evrakın İdari Yaptırım Karar Tutanağı ismini taşıması halinde mutlak surette en az iki kamu görevlisi veya kolluk personelince eşanlı ve o anda birlikte imza edilmesi zaruridir. Aksi halde düzenlenen evrakın hukuken sakat ve icra edilemez olduğu açıktır. Tek başına “Trafik İdari Yaptırım Karar Tutanağı         “ düzenleyen trafik polislerine böyle bir yetki verilmemiştir ve düzenledikleri belgelerin icra edilebilir olmadığı ve Sulh Ceza Hakimliklerince iptali gerektiği ve tutanak vasfı taşımadığı açıktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Boşanmada mal paylaşımı davaları kapsamında avukatın müvekkiline sunduğu değer artış ve katkı payı alacağı dava dosyası.
Değer Artış (Katkı) Payı Alacağı

Değer Artış (Katkı Payı) Alacağı

Türk Medeni Kanunu m. 227 uyarınca, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız olarak katkı sağlaması durumunda talep edebileceği alacak hakkıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden farklı olarak, doğrudan spesifik bir mala yapılan maddi veya emek bazlı katkıyı ifade eder.

Katkı Payı Alacağının Doğması İçin Gereken Şartlar
Geçerli Bir Evlilik: Katkının yapıldığı dönemde taraflar arasında resmi evlilik bulunmalıdır (nişanlılık dönemindeki katkılar genel hükümlere tabidir).

Karşılıksız Katkı: Yapılan katkı karşılığında uygun bir bedel alınmamış olmalıdır.

Bağışlama Olmaması: Katkının net bir şekilde bağışlama (jest) amacıyla yapılmamış olması gerekir.

Olağan Yükümlülükleri Aşması: Ailevi görevler kapsamındaki sıradan, ufak tefek yardımlar veya iş görmeler katkı payı sayılmaz.

Feragat Edilmemesi: Eşlerin bu alacak hakkından yazılı bir sözleşme ile vazgeçmemiş olması şarttır.

Hesaplama ve Tasfiye Kriterleri
Rayiç Bedel Esası: Alacak miktarı, malın katkı sağlandığı andaki değerine göre değil, tasfiye (mahkeme karar) tarihindeki güncel rayiç değerine göre hesaplanır. Bu değer bilirkişi ve keşif yoluyla belirlenir.

Değer Kaybı Durumu: Eğer mal değer kaybetmişse, hak kaybını önlemek için katkının başlangıçtaki (ilk yapıldığı andaki) değeri esas alınır.

Katkının Kaynağı: Katkı yapan eş kendi kişisel malından harcama yaptıysa değer artışının tamamını talep edebilir. Eğer katkıyı edinilmiş malından yaptıysa, değer artışının yarısı oranında alacak hakkı doğar.

Elden Çıkarılan Mallar: Eğer tasfiyeye konu mal daha önce satılmış veya elden çıkarılmışsa, hakim hakkaniyet ilkesine göre alacak miktarını belirler.

Mavi gökyüzü arka planında, elinde terazi ve kılıç tutan beyaz adalet heykeli ve "Hukuk Fakültesi Nedir?" yazısı.
Hukuk Fakültesi Nedir?

Eğitim Süreci: Hukuk fakültesi; hakim, savcı ve avukat yetiştiren 4 yıllık bir lisans programıdır (bazı okullarda yabancı dil hazırlığı bulunabilir). Özellikle 3. ve 4. sınıflarda yoğun ders çalışma ve okuma gerektiren, ilgiye dayalı zorlu bir eğitimdir.

Öne Çıkan Üniversiteler: 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki 94 fakülte arasından Ankara, İstanbul, Hacettepe, Hacı Bayram-ı Veli, Marmara ve Galatasaray Üniversiteleri en iyi devlet okulları olarak öne çıkmaktadır. Ankara ve İstanbul üniversiteleri en köklü ekollerdir.

Avukat Olma Şartları: Mezun olduktan sonra avukatlık mesleğini yapabilmek için; Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nı (HMGS) geçmek, 1 yıllık (6 ay adliye, 6 ay avukat yanı) zorunlu staj sürecini tamamlamak ve baroya kayıt yaptırarak ruhsat almak zorunludur.

Stajyerlik ve Ücret: Staj başvurusu için diploma ve adli sicil kaydı gibi çeşitli resmi evraklar istenir. Stajyer avukatlar için kanunla belirlenmiş standart bir maaş yoktur; ücret ödemesi çalışılan büronun büyüklüğüne ve şartlarına göre değişir.

CMK ve Baro Avukatlığı: Maddi gücü olmayan vatandaşlara baro tarafından tahsis edilen avukatlara “baro avukatı” denir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) avukatı olabilmek için ise ruhsat aldıktan sonra baroların düzenlediği özel meslek içi eğitim seminerlerini başarıyla tamamlamak ve sisteme kaydolmak şarttır.