Zina Nedeniyle Boşanma Davası ve Şartları 2026

II. ÇEKİŞMELİ BOŞANMA SEBEPLERİ

II. 1. ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI

          Cinsel sadakate aykırılığı ifade eden zina, mutlak ve kanunda düzenlenen bir boşanma sebebidir. Zina, evlilik dışı cinsel birlikteliği ifade eder ve hukukumuza TCK’da suç olarak düzenlenmemiştir. Zina sadece özel bir boşanma sebebidir.

“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

          I. Zina

          Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

          Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

          Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

Koşulları

          a) Zinanın gerçekleştiği tarihte eşler arasında resmi nikahla yapılmış ve hukuken geçerli bir evlilik söz konusu olmalıdır.

b) Zina olarak kabul edilebilecek cinsel sadakate aykırı eylem boşanma davası açılan eş tarafından yapılmış olmalıdır. Zina, kadın veya erkeğin evlilik birliği devam ederken isteyerek başka bir kadın veya erkekle cinsel ilişki kurmasıdır. Zina, hem erkek hem de kadın için geçerli olan ve tek bir sefer gerçekleşmesi yeterli bir boşanma sebebi teşkil eden bir fiildir. Zina yapılan kişinin evli veya bekar ya da hayat kadını gibi bir kişi olması önem arz etmez. Önemli olan cinsel sadakate aykırı zina eyleminin bir kusur olarak davası eş tarafından işlenmiş olmasıdır.

c) Zina yapan eş, cinsel eylemi isteyerek ve kendi iradesi ile gerçekleştirmiş olmalıdır.

d) Zina yapan eşi diğer eş affetmemiş olmalıdır. TMK Md. 161/3 gereğince affeden eşin dava hakkı yoktur. Affetme örtülü veya açık bir irade beyanı ile olabilir. Zinayı bilen ve öğrenen eşin hiçbir şey olmamış gibi evliliğini devam ettirmesi zımni bir aftır.

Zina Sayılan Fiiller

Zina, cinsel tatmin amacıyla erkekle kadının doğal veya anal yoldan birleşmiş olmalarını ya da cinsel tatmin amacıyla duhul olmasa dahi sevişmenin gerçekleşmiş olmasını ifade eder.

Kadın ve erkeğin evli olmadan birleşme amaçlı olmasa dahi cinsel tatmin için yaptıkları cinsel eylemlerin de zina kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir.

          Zina Sayılmayan Fiiller

Teşebbüs aşamasında kalan ve henüz gerçekleşmemiş olan “zina girişimlerini” bir boşanma sebebi olarak “zina” başlığı altında kabul etmek mümkün değildir.

Flört etmek, cinsel tatmin amacıyla öpüşmek, koklaşmak, karşılıklı cinsel yazışmalar ve gönderimler yapmak, birlikte seyahat etmek, el ele kamuya açık alanda dolaşmak gibi eylemler zinanın varlığına dair karine teşkil etse de eylem olarak “zina” olarak kabul edilmeyen iki cins arasındaki cinsel davranışlardır.

Aynı cinsten kişilerin cinsel tatmine yönelik davranışlarının da literatürde zina olarak kabul edilmemesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu davranışlar haysiyetsiz hayat sürme kapsamında incelenmesi gereken cinsel olgulardır. Diğer yandan hayvanla cinsel tatmin sağlamak ya da kişinin kendisini tatmine yönelik eylemleri (vibratör kullanmak, cinsel oyuncaklar vb.) de zina kabul edilmemektedir.

          Zinanın Varlığını Gösteren Olgular

Zina kesin olarak cinsel birlikteliğin gerçekleştiği ile ortaya konulabilir ya da bu yönde kanıtlar var olmalıdır. Yargıtay, kuvvetli emarelerin varlığını zinanın ispatında yeterli kabul etmiştir. Belirli olgular zinaya dair haller kabul edilir:

* Başkasıyla birlikte yaşama ve aynı konutu paylaşma,

* Başka bir kadın veya erkekle eşin uygunsuz fotoğraflarının varlığı ve aralarında cinsel mahremiyet kalmamış olması,

* Otelde birlikte aynı odada kalmak, birlikte seyahat etmek/tatile gitmek ve kişiyi sosyal ortamlarda eş olarak tanıtmak,

* Müşterek konuta kadın veya erkeğin, eşinin rızası dışında ve makul bir gerekçe olmadan karşı cinsi alması,

*Evden çıkıp giderek karşı cinse ait birinin evinde konaklamak.

          Zina Sebebiyle Boşanma Davasının Açılması

Zina sebebine dayalı açılan davada kusurlu olan ve zina eden eş Davalı iken Davacı davayı ikame eden eştir. Dava, eşlerden birinin yerleşim yerinde veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesinde açılmalıdır.

Açılan boşanma davası maktu vekalet ücretine tabidir ve yine maddi ve manevi tazminat talebine bağlı olmaksızın maktu harç ödenir.

          Kararlar

          *“…Medeni Kanunun 129. maddesi ile zina eylemindeki eşlerin biri birine karşı sadakat mükellefiyetlerini bozan ahlaki yapı, boşanma sebebi kabul edilmiştir. Boşanma nedeni olarak ceza hukuku çerçevesinde tamamlanmış bir zinanın varlığı ve kanıtlanması amaçlamamıştır. Büyük bir gizlilik içinde oluşması doğal olan zina fiilinin tam bir görgüye dayanarak kanıtlanması pek nadir olmaktadır. Zina olayının varlığı bazı ipuçları, tavır ve davranışlardan çıkarılacak karinelerle kabul edilmelidir. Bu itibarla, zina için gerekli ortama girilmiş ancak elde olmayan nedenlerle eylemin tamamlanamamış olması, bir başka anlatımla eylemin eksik kalkışma derecesinde kalması da zina sebebiyle boşanma için yeterlidir…” (Y2.HD, 20.09.1976 T., 5323/6399 E.K., Ersöz, s. 52, dn.238)

          *“…Dava, münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesine dayanan zina hukuki sebebine dayalı boşanma talebidir. Buna göre, dava hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer (TMK.md.161/2). Davacı kocanın, eşinin bir başka erkekle zina ettiğini Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/304 esas, 2010/134 karar sayılı dosyasının 15.09.2009 tarihli duruşmasında öğrendiği, zina nedeniyle boşanma davasını 01.04.2010 tarihinde açtığı, bu durumda davanın yasada öngölen altı aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında boşanma davasına münhasıran zina sebebine (TMK.m.161) dayalı olarak açıldığı konusunda bir çekişme de bulunmamaktadır. Durum böyley- ken, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken, yazılı olduğu şekilde boşanma kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” (Y2.HD, 23/10/2014 T., 2014/19822 E, 2014/20613 K.)

          *“…Davacı kadın tarafından zina (TMK m. 161) hukuki sebebine dayanılarak boşanma isteminde bulunulmuş, mahkemece tarafların zina nedeniyle boşanmalarına karar verilmiştir. Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşul, “cinsel ilişkinin” varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. Davalı erkeğin bir başka kadınla cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış değildir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı erkeğin başka bir kadınla evden çıkarken ve sokakta yürürken görüldüğü anlaşılmakla beraber, evlilik sırasında, bir başka kadınla cinsel birleşmenin gerçekleştiği dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davalı erkeğin bu davranışları zina değil, “güven sarsıcı davranış” niteliğinde olup; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi gereğince boşanmayı gerektiren kusurlu davranıştır. Bu durumda, zina hukuki sebebine dayanılarak açılmış boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.” (Y2.HD, 09/04/2018 T., 2016/15989 E., 2018/4730 K.)

          * …Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı (kadın)’ın 16.07.2010 günü ortak konuta erkek aldığı, bu şahsın banyoda yarı çıplak vaziyette gizlenmiş halde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu vakıa mahkemece de sabit kabul edilmiştir. Kadının, yalnızken bir başka erkeği ortak konuta alması ve bu şahsın yarı çıplak vaziyette gizlenirken yakalanması zinanın varlığına delalet eder. Bu bakımdan zina kanıtlanmıştır. Davacı-karşı davalı kocanın boşanma davasının zina sebebiyle kabulü gerekirken, bu yön nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” (Y2.HD, 25/06/2013 T., 2012/16833 E., 2013/17864 K.)

Zina (aldatma) sözlük anlamı olarak, evli bir erkek ya da kadının, eşinden başka biriyle kendi isteğiyle kurduğu cinsel ilişki olarak tanımlanmaktadır. Zina (aldatma) nedeniyle boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Boşanma Sebepleri” başlığı altında düzenlenmiştir.

TMK’nın 161.maddesine göre; “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zinanın üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Zina(Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davasında Süre Şartı

Zinayla sadakatsizliğe uğrayan eş zinayı öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde boşanma davası açmalıdır. Bu süre içinde dava açılabileceği gibi dava açma hakkı olan eş açık veya zımni olarak zinayı yapan eşi affedebilir. Bu durumda dava hakkı sona erer. Dava açma hakkının azami süresi ise beş yıldır (TMK 161).

Zinada Sayı Şartı Var Mıdır?

Hayır yoktur. Yasak ilişkinin bir kez gerçekleşmesi boşanma için yeterlidir.

Zina özel boşanma sebeplerinden biri olmakla beraber sadakat yükümlülüğüne aykırı bir davranış olduğundan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına da neden olmaktadır. Bu yüzden bu davada hem özel boşanma nedenine hem de genel boşanma nedenine dayanılabilir.

Zinada İspat Araçları Nelerdir? Hangi Eylemler Zinadır? Zinada İrade Şart Mıdır?

Zinada (aldatmanın) eylemin  gerçekleştiği kesin olmaya yakın delillerle ispatlanmalıdır. Suçüstü ispat çoğu zaman imkânsızdır. Zinanın varlığı her türlü delille ispatlanabilir. İspat yükü davacıdadır. Uygulamada genellikle görüntüye dayalı delillerden zinanın gerçekleştiği sonucuna varılmaktadır. Bu eylem sonucunda çocuk doğduğu taraflardan biri tarafından iddia edilirse kan ve DNA verileri zinayı ispatlamada kullanılabilir. Yine yurtdışında olan kocanın eşinin gebe kalması, zührevi hastalıklara yakalanması, fotoğraflar, düğün yapma, mektuplar, tanık anlatımları, kesinleşmiş hükümlülük kararı, soruşturma evrakı vs. delillere örnek verilebilir.

Livata (eşcinsellik )  ve sevicilik zina değildir.

Eksik kalkışma zina için yeterlidir.  Ceza hukuku anlamında  (yani halk arasında anladığımız manada cinsel ilişkinin birebir ispatı ) tamamlanmış bir zinanın varlığının ispatı aranmaz.

Yaşama karşı ciddi tehdit ile cinsel birleşme zina sayılmayacağı halde mala karşı yapılan tehdidin etkisiyle gerçekleşen cinsel ilişki zina sayılır. İradi olması aranmaktadır. Cebir, tehdit, bayıltma vs. durumlarında veya kadının zorla ırzına geçilmesi durumunda kusur koşulu gerçekleşmediğinden zinaya dayalı boşanma davası açılamayacaktır.

İktidarsızlık, rahimin bulunmaması, cinsel soğukluk, tedavi edilemez bir ağız kokusu, ilgisizlik sonucu değiştirmez. Böyle bir sebep sadakatsizliği meşrulaştırmaz.

Aile ve Boşanma Davalarında uzman kadrosu ile hizmet veren ofisimiz boşanma avukatı olarak her zaman yanınızdadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?

Gizli Ses Kayıtlarının Suç Niteliği ve Delil Değeri Özeti
Türk hukuk sisteminde, davalarda kullanılacak delillerin mutlaka yasal yollardan elde edilmiş olması zorunludur. Metin, rıza dışında alınan gizli ses kayıtlarının Türk Ceza Kanunu (TCK Md. 132) kapsamındaki suç teşkil eden yapısını ve mahkemelerdeki geçersizliğini şu temel noktalarla açıklamaktadır:

Suçun Oluşma Şartları: Kişiler arasında yüz yüze gerçekleşen ve aleni olmayan (başkalarının duymayacağı inancıyla yapılan) konuşmaların, taraflardan en az birinin rızası olmaksızın cihazla (telefon, kayıt cihazı vb.) kaydedilmesi suçtur. Konuşmanın içeriği (özel hayat, ticari veya mesleki) bu durumu değiştirmez.

Haberleşme vs. Yüz Yüze Konuşma: TCK Md. 132 kapsamındaki suçun oluşması için konuşmanın yüz yüze olması şarttır. Telefon gibi araçlarla yapılan görüşmelerin dinlenmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” kapsamına girer. Ayrıca bir cihaz kullanmadan salt kulak misafiri olup başkasına aktarmak (dedikodu) bu madde kapsamında suç sayılmaz.

Delil Niteliğinin Olmaması: Kamusal alanda alınmış olsa dahi gizli kayıt yapmak özel hayatın ihlalidir. Suç işlenerek ve hukuka aykırı yollarla elde edildikleri için, bu tür gizli ses kayıtları ceza davalarında (CMK Md. 217) ve boşanma gibi aile hukuku davalarında kesinlikle delil olarak kullanılamaz.

Mahkemeye Sunmanın (İfşa) Riski: Gizli bir ses kaydını haklı olduğunuzu ispatlamak amacıyla mahkemeye delil olarak sunmak, aynı zamanda eylemin açığa çıkarılması (ifşa) anlamına gelir. Bu durumda kaydı sunan kişi, TCK Md. 132/1-3 kapsamında hem “hukuka aykırı kaydetme” hem de “ifşa etme” olmak üzere iki ayrı suç işlemiş sayılabilir.

Turuncu kılıflı bir cep telefonunun ekranında işlem yapan bir kişinin elleri, arka planda dizüstü bilgisayar ve üst kısımda "HTS Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
HTS Kayıtları Delil Olur mu?

HTS (Historical Traffic Search), cep telefonu görüşmeleri, mesajlaşmalar ve baz istasyonu sinyalleri gibi iletişim verilerinin geriye dönük trafik kayıtlarıdır.

İçerik Değil, Trafik Bilgisi Sunar: HTS kayıtları iletişimin kiminle, hangi saatte ve hangi baz istasyonundan yapıldığını gösterir. Ancak konuşmaların veya mesajların içeriğini barındırmaz. Nokta atışı bir konum vermez; baz istasyonunun bulunduğu bölgeye göre 0 – 35 km arasında değişen yaklaşık bir lokasyon sunar. Operatörler bu verileri 2 ila 5 yıl arasında saklar.

Delil Olarak Kullanımı ve Yetersizliği: HTS kayıtları hem ceza davalarında (cinayet, örgüt üyeliği vb.) hem de hukuk davalarında (boşanma, aldatma vb.) delil olarak kullanılabilir. Ancak içerikten yoksun olduğu için tek başına kesin bir delil değildir ve mutlak suretle tanık, fotoğraf veya sosyal medya kayıtları gibi diğer somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Erişim Şartları (Hukuka Uygunluk): HTS kayıtlarına sadece mahkeme/hâkim kararıyla erişilebilir (CMK Md. 135). Usulsüz elde edilen veriler mahkemelerde hukuka aykırı delil sayılarak reddedilir. Talep yolları üçe ayrılır: Savcılık soruşturmaları (Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla), istihbarat faaliyetleri ve kişisel hukuk davaları (Mahkeme kararıyla).

AYM ve Yargıtay’ın Yaklaşımı:

Anayasa Mahkemesi (AYM), içeriği belli olmayan görüşme kayıtlarının ve HTS verilerinin bir kişiyi tutuklamak için gerekli “kuvvetli suç belirtisi” olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Yargıtay kararlarına göre de içeriği tespit edilemeyen sinyal kayıtları, telefonun başkası tarafından da kullanılabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, tek başına mahkûmiyet için yeterli bir kanıt oluşturmaz.

Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?

İletmiş olduğunuz metnin özeti aşağıdadır:

WhatsApp Kayıtlarının Delil Niteliği Özeti

WhatsApp şirketinin merkezinin ABD’de bulunması ve veri gizliliği politikaları sebebiyle, yazışma kayıtlarının doğrudan şirketten istenmesi (devlet güvenliği gibi çok istisnai haller dışında) mümkün değildir. Bu nedenle yargı mercilerine sunulan kayıtlar doğrudan taraflar tarafından temin edilmektedir. Kayıtların değiştirilebilir dijital veriler olması sebebiyle, ekran görüntüsü yerine akışı gösteren orijinal bir video kaydı ile sunulması delil değerini artırır; aksi takdirde mahkemelerce bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulur.

WhatsApp kayıtlarının üç temel yargı alanındaki değerlendirmesi şu şekildedir:

Ceza Hukuku Bakımından: Soruşturmalarda şüpheyi ortaya koyan veya destekleyen önemli bir delildir. Ancak, bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmesi şarttır. Başkalarının haberleşme gizliliğini ihlal ederek veya suç işlenerek elde edilen kayıtlar, CMK Md. 217 kapsamında hukuka aykırı sayılır ve delil olarak kabul edilmez.

Hukuk ve İş Davaları Bakımından: HMK Md. 199 kapsamında elektronik delil olarak kabul edilir. Yasal sınırı aşmayan borç/alacak davalarında ispat aracı olarak kullanılırken, iş davalarında (iş akdi feshi, işyeri gruplarındaki yazışmalar vb.) uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınır.

Aile Hukuku (Boşanma Davaları) Bakımından: Aldatma gibi kusurların ispatında sıklıkla kullanılsa da teknolojik olarak manipülasyona (ekleme/çıkarma) çok açıktır. Bu nedenle Yargıtay kararları gereği, WhatsApp yazışmaları tek başına “kesin delil” niteliği taşımaz. Hükme esas alınabilmesi için mutlaka diğer maddi delillerle (tanık, fotoğraf vb.) desteklenmesi ve orijinalliğinin teyit edilmesi gerekir.

Ahşap zemin üzerinde iki ayrı ev maketi ve ebeveyn-çocuk figürlerinin ortasında duran hakim tokmağı ile üstte "Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?" yazısı.
Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?

Çocuğun Velayeti ve Velayetin Değiştirilmesi Özeti
Velayetin Süresi: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre velayet, kural olarak çocuk 18 yaşına gelip ergin oluncaya kadar devam eder. Erginlikle birlikte velayet son bulur (ancak kanuni şartlar oluşursa kişi vesayet altına alınabilir).

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri: Şartların değişmesi halinde 18 yaşından önce velayet değişikliği davası açılabilir. Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, sağlık sorunları, çocuğun bakımının aksatılması veya diğer ebeveynin talebi bu değişikliğe gerekçe oluşturabilir.

Çocuğun İradesi (12 Yaş Kriteri): 12 yaş ve üzerindeki çocukların idrak gücü gelişmiş kabul edildiğinden, mahkemeler velayet kararlarında çocuğun tercihini ve beyanını büyük ölçüde dikkate alır.

Aile Yükümlülüklerinin İhlali (TCK Md. 233): Velayet sahibi ebeveynin çocuğun eğitimini aksatması veya kötü alışkanlıklara/madde bağımlılığına yönelmesine göz yumması suç teşkil eder ve doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebidir.

Yaş Gruplarının Önemi: Çocuğun bulunduğu spesifik yaş grubu (0-3, 4-7, 8-12, 13-17), hem velayetin ilk kime verileceği konusunda hem de sonrasındaki velayet değişikliği davalarında mahkemeler için belirleyici bir kriterdir.

Ahşap masa etrafında karşılıklı oturan iki kişinin elleri, ortada boşanma evrakı, kalem, iki altın alyans ve "Boşanmada Aldatma Nasıl İspat Edilir?" yazısı.
Boşanmada “Aldatma” Nasıl İspat Edilir?

Boşanma davalarında aldatma (zina) eyleminin ispatlanabilmesi, sürece yayılan özenli bir çalışmayı ve mahkemeye mutlaka hukuka uygun yollarla elde edilmiş delillerin sunulmasını gerektirir. Metinde öne çıkan ispat araçları ve hukuki sınırlar şunlardır:

Hukuka Uygun İspat Araçları (Geçerli Deliller):

İletişim Kayıtları: Olağan dışı haberleşme trafiğini gösteren SMS, WhatsApp mesajları ve HTS (arama/sinyal) dökümleri.

Tanık Beyanları: Aldatan eşin üçüncü kişiyle olan uygunsuz iletişimini ve ilişkisini doğrulayan şahit anlatımları.

Belgeler ve Kayıtlar: Uçak biletleri, banka/kredi kartı ekstreleri ve kolluk kuvvetlerince tutulan geçici konaklama kayıtları. (Yargıtay içtihatlarına göre, karşı cinsten iki kişinin aynı otel odasında konaklaması veya başkasından çocuk sahibi olunması zinanın kesin delili sayılmaktadır).

Görsel Deliller: Özel hayatın gizliliğini ihlal etmeden, sadece kamusal alanlarda (herkese açık yerlerde) çekilmiş destekleyici fotoğraf ve video kayıtları.

Hukuka Aykırı İspat Araçları (Geçersiz Deliller):

Eve veya araca gizli kamera/ses kayıt cihazı yerleştirmek, eşin telefon şifresini kırarak mesajlarını gizlice okumak hukuka aykırıdır ve bu deliller mahkemede reddedilir.

Türkiye’de “özel dedektiflik” yasal bir meslek statüsünde olmadığı için, bu kişiler vasıtasıyla toplanan verilerin hukuki geçerliliği sorunludur ve makul bir süzgeçten geçirilmesi gerekir.

Süreç Yönetimi: Davacı eşin, boşanma davası sürecinde veya öncesinde bu kanıtları stratejik olarak toplaması ve mahkemeye bir avukatın hukuki yardımıyla, aşama aşama sunması davanın seyri açısından büyük önem taşımaktadır.