Uzun Dönem İkamet İzni Nasıl Alınır?

Uzun dönem ikamet izni, hem Avrupa Birliğine ve küresel-bölgesel gelişmelere uyum hem de ülkenin ihtiyaçları çerçevesinde Türk-mevzuatına girmiş bir olgudur. Avrupa Birliği (AB), adalet, özgürlük, güvenlik, ve refah bölgesi oluşturarak, AB vatandaşlarının yanı sıra AB sınırları dahilin de bulunan üçüncü ülke vatandaşı yabancılarında bu özgürlüklerden yararlanması sağlamıştır.

Avrupa Birliği mevzuatına uyum kapsamında, Avrupa Birliği Uzun Dönem İkamet İzni Yönergesine uyum sağlayarak, “Türkiye’de yaşamayı hayatının merkezi haline getirmiş, ülkeye güçlü bağlarla bağlanmış,  aynı zamanda, kendi ayakları üzerinde durabilen, ülkeye katkısı olabilecek yabancılara” uzun dönemli ikamet izni verilmesi Türk hukukunda pozitif bir şekilde yerini almıştır.

Uzun dönem ikamet izni yabancılara; Türk vatandaşlarının sahip olduğu haklara yakın haklar tanımaktadır. Uzun dönemli ikamet izni alan yabancılar, diğer yabancılar oranla sınırdışı, ikamet izninin uzatılmaması gibi konularda daha fazla hukuki güvenceye kavuşmaktadırlar. Bunun yanı sıra, çalışma, sosyal haklar, eğitim vb. haklardan daha kolay ve fazla faydalanmaktadırlar. Uzun dönemli ikamet izni sahibi yabancılara bu kadar geniş hakların tanınmasında şüphesiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararların büyük etkisi bulunmaktadır.

Ülkemizde uzun dönem ikamet izninden mülteciler, şartlı mülteciler, geçici koruma altında bulunanlar, vatansız kişiler faydalanamamaktadır. Bu yabancılar aynı mevzuat içerisinde farklı rejimlere tabidirler.

Yabancının uzun dönemli ikamet izni alabilmesi için her şeyden önce Türkiye’ye yük olmayacak şekilde yeterli kaynaklara sahip olması gerekmektedir. Bu kaynakların yanı sıra sağlık ve sosyal güvencesi bulunmalıdır.

Uzun Dönem İkamet İzni Almak İçin Şartlar Nelerdir?

6458 sayılı Yabancılar Ve Uluslararası Koruma Kanununun 42, 43 ve 44. maddelerinde uzun dönem ikamet izni yer almaktadır. Türkiye’de uzun (sürekli) dönem ikamet izni alabilmek için;

  • Türkiye’de kesintisiz olarak en az sekiz yıldır ikamet izni almış olmak,
  • İkametinin en az son üç yılında sosyal yardım almamış olmak,
  • Kendisi ve ailesinin geçimini sağlayacak yeterli ve düzenli gelir kaynağına sahip olmak,
  • Geçerli sağlık sigortasına sahip olmak,
  • Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturmamak,

şartları yasada yer almaktadır. Uzun dönemli ikamet izni bulunan yabancılar Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanabilmektedirler. Ancak askerlik yapma yükümlülüğü, seçme ve seçilme, kamu görevlerine girme, muaf olarak araç ithal etme haklarından muaf tutulmaktadırlar.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu 11/4/2013 tarihinde yayınlanmasına rağmen, ikamet izinleriyle ilgili bölümlerde bir yıl sonra yürürlüğe girmiştir. Kanunda 11/04/2015 tarihinden itibaren bir yıl içinde valiliklere yazılı olarak müracaat eden yabancılar, bu Kanunda ikamet izinleriyle ilgili kendilerine tanınan haklardan yararlanma haklı saklı tutulmuştur. Göç İdaresinin istatistik sayfasında henüz uzun dönem ikamet iznine dair bir bilgi bulunmamaktadır.

Avrupa Birliği Yönergesinde uzun dönemli ikamet izni almanın şartı;

  • Beş yıl kesintisiz ikamet etmek,
  • Kendi ayakları üzerinde durabilmek ve
  • Kamu güvenliği açısından problem teşkil etmemektir.

Avrupa Birliği ülkeleri şartları uyan yabancılara, otomatik olarak uzun dönem ikamet iznini vermektedir.

Ancak Türkiye, beş yıllık ikamet süresini, “sekiz yıl yasal ikamet” olarak belirlemiştir. Ayrıca tüm şartlar yeterli olsa dahi İçişleri Bakanlığının onayını da şart koşmuştur. Bu hakkın verilmesini otomatik bir işlem olmaktan çıkartarak, idari takdir yetkisi kapsamına almıştır. Ülkenin içinde bulunduğu konjonktüre (kamu güvenliği/kamu düzeni/bölgesel konjonktür/siyasi konjonktür vb.) göre yabancıya uzun dönem ikamet izni verilmesinde de son söz sahibidir.  İlgili madde Göç Politikaları Kurulunun belirlediği şartlara uyan yabancılara da uzun dönemli ikamet izni verileceğinin belirtilmesi bu kanıyı güçlendirmektedir.

“Yabancılarda Oturma İzni” başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Boşanmada mal paylaşımı davaları kapsamında avukatın müvekkiline sunduğu değer artış ve katkı payı alacağı dava dosyası.
Değer Artış (Katkı) Payı Alacağı

Değer Artış (Katkı Payı) Alacağı

Türk Medeni Kanunu m. 227 uyarınca, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız olarak katkı sağlaması durumunda talep edebileceği alacak hakkıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden farklı olarak, doğrudan spesifik bir mala yapılan maddi veya emek bazlı katkıyı ifade eder.

Katkı Payı Alacağının Doğması İçin Gereken Şartlar
Geçerli Bir Evlilik: Katkının yapıldığı dönemde taraflar arasında resmi evlilik bulunmalıdır (nişanlılık dönemindeki katkılar genel hükümlere tabidir).

Karşılıksız Katkı: Yapılan katkı karşılığında uygun bir bedel alınmamış olmalıdır.

Bağışlama Olmaması: Katkının net bir şekilde bağışlama (jest) amacıyla yapılmamış olması gerekir.

Olağan Yükümlülükleri Aşması: Ailevi görevler kapsamındaki sıradan, ufak tefek yardımlar veya iş görmeler katkı payı sayılmaz.

Feragat Edilmemesi: Eşlerin bu alacak hakkından yazılı bir sözleşme ile vazgeçmemiş olması şarttır.

Hesaplama ve Tasfiye Kriterleri
Rayiç Bedel Esası: Alacak miktarı, malın katkı sağlandığı andaki değerine göre değil, tasfiye (mahkeme karar) tarihindeki güncel rayiç değerine göre hesaplanır. Bu değer bilirkişi ve keşif yoluyla belirlenir.

Değer Kaybı Durumu: Eğer mal değer kaybetmişse, hak kaybını önlemek için katkının başlangıçtaki (ilk yapıldığı andaki) değeri esas alınır.

Katkının Kaynağı: Katkı yapan eş kendi kişisel malından harcama yaptıysa değer artışının tamamını talep edebilir. Eğer katkıyı edinilmiş malından yaptıysa, değer artışının yarısı oranında alacak hakkı doğar.

Elden Çıkarılan Mallar: Eğer tasfiyeye konu mal daha önce satılmış veya elden çıkarılmışsa, hakim hakkaniyet ilkesine göre alacak miktarını belirler.

Mavi gökyüzü arka planında, elinde terazi ve kılıç tutan beyaz adalet heykeli ve "Hukuk Fakültesi Nedir?" yazısı.
Hukuk Fakültesi Nedir?

Eğitim Süreci: Hukuk fakültesi; hakim, savcı ve avukat yetiştiren 4 yıllık bir lisans programıdır (bazı okullarda yabancı dil hazırlığı bulunabilir). Özellikle 3. ve 4. sınıflarda yoğun ders çalışma ve okuma gerektiren, ilgiye dayalı zorlu bir eğitimdir.

Öne Çıkan Üniversiteler: 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki 94 fakülte arasından Ankara, İstanbul, Hacettepe, Hacı Bayram-ı Veli, Marmara ve Galatasaray Üniversiteleri en iyi devlet okulları olarak öne çıkmaktadır. Ankara ve İstanbul üniversiteleri en köklü ekollerdir.

Avukat Olma Şartları: Mezun olduktan sonra avukatlık mesleğini yapabilmek için; Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nı (HMGS) geçmek, 1 yıllık (6 ay adliye, 6 ay avukat yanı) zorunlu staj sürecini tamamlamak ve baroya kayıt yaptırarak ruhsat almak zorunludur.

Stajyerlik ve Ücret: Staj başvurusu için diploma ve adli sicil kaydı gibi çeşitli resmi evraklar istenir. Stajyer avukatlar için kanunla belirlenmiş standart bir maaş yoktur; ücret ödemesi çalışılan büronun büyüklüğüne ve şartlarına göre değişir.

CMK ve Baro Avukatlığı: Maddi gücü olmayan vatandaşlara baro tarafından tahsis edilen avukatlara “baro avukatı” denir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) avukatı olabilmek için ise ruhsat aldıktan sonra baroların düzenlediği özel meslek içi eğitim seminerlerini başarıyla tamamlamak ve sisteme kaydolmak şarttır.