Suçluyu Kayırma Suçu (TCK m. 283)

Suçluyu Kayırma Suçu (TCK m. 283)

Suçluyu Kayırma Nedir?

Suçluyu kayırma suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlamaktır.

Suçluyu Kayırma Suçu Mevzuatımızda Nerede Düzenlenmiştir?

Suçluyu kayırma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 283. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni;

Suçluyu kayırma

Madde 283- (1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.” şeklindedir.

Madde gerekçesi şu şekildedir;

“MADDE 283.– Madde metninde, işlenmiş olan bir suçun failine, su­çun işlenişine herhangi bir şekilde iştirak etmeksizin, yardımda bulunulması cezaî müeyyide altına alınmıştır. Bununla güdülen amaç, suç işlendikten sonra failin herhangi bir şekilde yardım görmesini engellemektir. Bu suretle ceza adaletinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Ceza muhakemesinin ama­cını oluşturan maddî gerçeğin araştırılıp ortaya çıkarılması ve bu suretle adil bir yargıya varılması, suç şüphesi altında bulunan kişinin dahi esasta menfa­atine bir husustur. Çünkü insan şahsîyetinin tekâmülü, ancak hakikat ve adaletle mümkün olabilecektir. Maddî gerçeğin tespitine dayalı olarak mah­kemece hükmolunan ceza veya tedbirin infazı, suçlu kişinin işlediği suçtan dolayı içinde bulunduğu kusurluluk durumundan ibra olmasını, yani yeniden topluma kazandırılmasını sağlayacaktır. Bu bakımdan, suç şüphesi altında bulunan kişinin yargılanmasının veya hükümlü kişinin mahkûm olduğu ce­zanın veya tedbirin infazının engellenmesi, ceza adaletinin gerçekleşmesini engelleyecektir.

Bu suçun konusu, daha önce işlenmiş olan bir suçun işlenişine her­hangi bir şekilde iştirak etmiş olan bir kişidir. Kayrılan kişi, önceki suçun faili veya şeriki olabilir. Bu kişi, önceden işlenen bir suçtan mahkûm olmuş bir kişi olabileceği gibi, sadece şüpheli veya sanık olması nedeniyle aranan bir kişi de olabilir.

Sanık veya mahkûm olan kimsenin saklanmasına yönelik her hareket, bu suçun oluşmasını sağlayacaktır. Sanık veya mahkûmun belli bir yerde saklanmasının temin edilmesinden başka; bu kişi, soruşturmanın veya infa­zın engellenmesi amacıyla örneğin bir başka ülkeye kaçırılmış olabilir. Bu tür fiilleri de söz konusu suç kapsamında değerlendirmek gerekir.

Belirtmek gerekir ki, hakkında tutuklama veya mahkûmiyet kararı ve­rilen kişinin bir yerde barınmasını temin etme durumunda dahi, bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir.

Bu suçun oluşabilmesi için, kayrılan kişinin araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması amacıyla hareket edilmesi gerekir. Böyle bir amaç güdülmemekle beraber, kişinin insani mülahazalarla bazı ihtiyaçlarının karşılanmış olması durumunda, söz konusu suç oluşma­yacaktır.

Bu suçun faili herkes olabilir. Ancak, izlenen suç siyaseti gereğince, kayırma suçundan dolayı cezalandırılabilmesi için, kişinin önceden işlenmiş olan suça herhangi bir şekilde iştirak etmemiş olması aranmıştır. Keza, ka­yırma suçunun konusunu belli akrabalık ilişkisi içinde bulunan kişilerin  oluşturması hâlinde de cezaya hükmedilmeyecektir.

Kişinin önceden işlenmiş olan asıl suça fail veya şerik olarak iştirak etmiş olması veya suçun konusunu oluşturan kişilerle belli akrabalık ilişkisi içinde bulunması, bu suç açısından sadece bir şahsî cezasızlık sebebi oluş­turmaktadır. Şahsî cezasızlık sebebinin bulunduğu hâllerde işlenen fiil suç ve dolayısıyla haksızlık oluşturma özelliğini muhafaza etmektedir. Ancak, kişinin ceza hukuku açısından sorumluluğu cihetine gidilmemektedir.”

Suçluyu kayırma suçunun konusu suçun üzerinde işlendiği kişi ya da şeylerdir. Gene öncül suçu işleyen suçlu da suçluyu kayırma suçunun konusudur.

Suç işleyen bir kişi ve suçun varlığı, suçluyu kayırma suçunun ön koşuludur. Kayırılan suçlu ise ön suçun faili ya da ortağı olabilir.

Suçluyu Kayırma Suçunun Unsurları Nelerdir ve Hangi Durumlarda Oluşur?

Suçluyu kayırma suçunun maddi unsuru suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlamaktır. İmkan sağlama sayılabilecek her davranış suçun hareket unsuru olabilir. Bu nedenle serbest hareketli bir suçtur. Ancak imkan sağlama hareketinin suç delillerini gizleme, yok etme veya değiştirme şeklinde olmaması gerekir. Çünkü bu durumda TCK m. 281’de düzenlenen suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu oluşacaktır. İmkan sağlama fiili suç işleyen kimseye ilişkin olmalıdır.

Suçluyu kayırma suçunun oluşabilmesi için imkan sağlama eyleminin elverişli ve amaca uygun nitelikte olması yeterlidir, ayrıca amaçlanan imkanın sağlanmış olması şart değildir. Elverişli nitelikteki imkan sağlama hareketinin icrası ile suç oluştuğundan suçun ani hareketle ya da temadi eden eylemlerle gerçekleşmesi mümkündür. Başka bir ifade ile suçun oluşması için imkanın sağlanması yeterli olup, suçluyu bulmaya yönelik araştırma veya yakalamaya yönelik tedbirlerin başarısızlıkla neticelenmesi aranmaz.

Araştırma; işlenen suça ilişkin delillerin toplanması, fail ve mağdurun belirlenmesi ile fiille ilişkilerinin tespiti hususundaki işlemlerdir. Bu anlamda bu suç sadece kaçan ya da saklanmak isteyen faile yardımdan ibaret değildir. Failin kayırılan kişi olduğunun anlaşılmasının engellenmesi için araştırmanın yanlış yönlere sevk edilmesi de suçlunun kayırılmasıdır.

Yakalama; suç işlediği konusunda hakkında makul şüphe bulunan kişinin hakim kararı olmadan savcı tarafından gözaltına alınması ya da serbest kalana dek kişinin özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasıdır. Suçlunun yakalanmasının önüne geçilmesi için hakkında yakalama kararı bulunması zorunlu değildir. Suçluyu kayırma suçunun oluşabilmesi için failin yakalanmadan kurtulması için imkan sağlamak gerekli olup; yakalanan kişinin kaçmasına yardım etmek suçluyu kayırma suçuna değil, TCK m. 294/1’de düzenlenen kaçmaya imkan sağlama suçuna vücut verir.

Tutuklama; suçu işlediği konusunda hakkında kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri bulunan kişinin hakim kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmasıdır ve  bir koruma tedbiridir. Tutuklanmanın engellenmesi için imkan sağlanması bu suçun oluşmasına neden olur. Tutuklanan kişinin kaçmasına yardım etmek ise TCK m. 294/1’de düzenlenen kaçmaya imkan sağlama suçuna vücut verir.

Hükmün infazı; kesinleşmiş mahkumiyet kararının infazı anlamına gelir. Suçluyu kayırma suçunun oluşabilmesi için infaz işlemlerinin başlamış olması gerekir. Bu anlamda,  teslim olması tebliğine karşı gelen ya da hakkında çıkarılan infaza yönelik yakalama emri bulunan kimsenin infazdan kurtulması, kaçması için imkan sağlanması halinde bu suç oluşacaktır. Hükmün infazı başladıktan sonraki kaçmaya yönelik imkan sağlama hareketleri ise suçluyu kayırma değil; TCK m. 294/2’de düzenlenen hükümlünün kaçmasına imkan sağlama suçunu oluşturacaktır.

Suçun manevi unsuru kasttır ve bu suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.

Suçun Takibi Şikayete Bağlı Mıdır ve Suçu Kovuşturmayla Görevli Mahkeme Neresidir?

Suçun takibi şikayete bağlı değildir. Bu suç resen soruşturulur ve kovuşturulur.

Suçluyu kayırma suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Ancak suçun avukat tarafından görevi esnasında işlenmesi halinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58 ve devamı maddeleri uyarınca  özel soruşturma ve kovuşturma usulleri uygulanır. Bu halde soruşturma için suç yerinin bulunduğu yer savcılığı, kovuşturma izni sonrasında en yakın ağır ceza mahkemesi ve başsavcılığı; kovuşturma yönünden ise suç yeri ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Suçun Yaptırımı Ve Nitelikli Halleri Nedir?

TCK m. 283/1. maddede düzenlenen suçun temel şekli olan suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlamak suçunun cezası  altı aydan beş yıla kadar hapis cezasıdır.

TCK m. 283/2. maddeye göre bu suçun nitelikli hali olan kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

TCK m. 283/3’e göre bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.

Suçluyu Kayırma Suçu ile Suçu Üstlenme Suçu Arasında İçtima Olur Mu?

TCK m. 283’te düzenlenen suçluyu kayırma suçu suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlamak olarak tanımlanmıştır. Bu sebeple suç üstlenme ve suçluyu kayırma suçlarının fiilleri tipiklik yönünden birbirine denk gelmektedir. Bu iki suç arasındaki içtima ilişkisi özel-genel hüküm ilişkisiyle çözümlenmelidir. TCK m. 283’te düzenlenen suçluyu kayırma maddesindeki suç tanımı, 270. maddede düzenlenen suç üstlenme suçunu da kapsadığından daha genel niteliktedir, suç üstlenme suçu ise özel niteliktedir. Bu nedenle iki suçun çakıştığı durumlarda suç üstlenme suçuna ilişkin hükme öncelik tanınmalı ve suç üstlenmeye ilişkin hüküm uygulanmalıdır.

Suçluyu Kayırma Ve Suça Yardım Etme Arasında Fark Var Mı?

Suçluyu kayırma suçu TCK m. 283’te düzenlenmiş müstakil bir suçtur. Suça yardım etme ise TCK m. 39’da düzenlenmiş olup, suça iştirak hallerinden biridir. Yardım etme suçun işlenmesi esnasında ya da öncesinde söz konusu olurken; suçluyu kayırma ise önceden işlenmiş olan bir suçtan dolayı kişinin araştırma, yakalanma, tutuklanma ya da hükmün infazından kurtulması için kişiye imkan sağlanmasıdır. Bu nedenle suçluyu kayırma ve suça yardım etme birbirinden hem nitelik, hem zaman hem de hareket unsurları bakımından tamamen farklı kavramlardır.

Suçluyu Kayırma Suçunda Zamanaşımı Süresine Ne Kadardır?

Suçluyu kayırma suçunda zamanaşımı süresi 8 yıldır.

SUÇLUYU KAYIRMA SUÇU KONUSUNDA YARGITAY UYGULAMALARI

Sanığın yaptığı yaralamalı trafik kazası sonrası taksirle yaralama suçundan yargılanmasını engellemek amacıyla temyiz dışı kalan kardeşinden trafik kazasını kendisinin yaptığını söylemesini istemekten ibaret eylemi, suçluyu kayırma suçuna azmettirme suçunu oluşturur

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 270 inci maddesinde tanımlanan suç üstlenme suçunun oluşması için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilinde suç oluşturması gerektiği somut olayda ise; sanığın yaptığı yaralamalı trafik kazası sonrası taksirle yaralama suçundan yargılanmasını engellemek amacıyla temyiz dışı kalan kardeşinden trafik kazasını kendisinin yaptığını söylemesini istemekten ibaret eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 283 üncü maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçluyu kayırma suçuna azmettirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. ( Y 8. CD 22.02.2024 T, 2023/4430 E.,  2024/1633 K.)

Ele geçen suç teşkil eden tabanca ile ilgisi bulunmayan hükümlü hakkında suçluyu kayırma suçundan ihbarda bulunmak suretiyle 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması bozma nedenidir

…inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlünün oğlu olan … hakkında Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2020 tarihli ve 2019/6923 soruşturma sayılı dosyası üzerinden 6136 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açıldığı, Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.10.2022 tarihli kararında Mahkemenin kabulüne göre, inceleme dışı sanık …’in bu tabancayı 19.11.2019 tarihinde 5.000,00 TL karşılığında …’e sattığı ve 10 ** *** plaka sayılı araç içerisinde bulundukları sırada teslim ettiği, …’in tabancayı teslim almasının akabinde Bandırma’dan Burhaniye’ye doğru yola çıktığı, söz konusu aracın Balıkesir’de Karesi İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince durdurulduğu ve içerisinden suça konu tabanca şarjör ve fişeğin ele geçirildiği belirtilerek …’in eyleminin 6136 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu, ancak bu eylemi nedeniyle Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2019/17505 sayılı soruşturma dosyasında 30.01.2020 tarihli karar ile ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Mahkemece … hakkında herhangi bir karar verilebilmesi için bu kararın kaldırılması gerektiği, bu durumun diğer sanıklar yönünden yargılamayı uzatacağından … hakkında açılan davanın tefriki ile yeni esasa kaydına karar verildiği ve 2022/498 sayılı yeni esas üzerinden Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30.01.2020 tarihli, 2019/17505 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılarak 6136 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılıp açılmayacağı hususunda gereğinin takdir ve ifası için ihbarda bulunulduğu, Balıkesir 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.01.2023 tarihli kararı ile … hakkında 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30.01.2020 tarihli, 2019/17505 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına karar verildiği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan kontrolde Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/498 Esas sayılı dosyasından … hakkında yüklenen suçun seri muhakeme usulüne tabi olması nedeniyle Mahkemece yapılan ihbar sonucu kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasının ardından … hakkında Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2023 tarihli talepnamesi ile açılan dava neticesinde Balıkesir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli kararı ile 6136 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi uyarınca 3.600,00 TL ve 300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın itiraz edilmeksizin 23.02.2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmekle, söz konusu …’den ele geçen suç teşkil eden tabanca ile ilgisi bulunmayan hükümlü hakkında suçluyu kayırma suçundan ihbarda bulunmak suretiyle 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. ( Y 8. CD 28.11.2024 T 2023/2487 E,.  2024/9124 K.)

Kendisi açısından suç olmayan bir eylemi üstlenen failin fiili suçluyu kayırma suçuna vücut verir

Alkolün etkisiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işleyen arkadaşının yargılanmasının engellenmesine imkan sağlamak için aracı kendisinin kullandığı yönünde beyanda bulunan hükümlü …’ın alkolsüz olması nedeniyle üstlendiği fiilin kendisi yönünden suç oluşturmaması dikkate alındığında, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde suç üstlenme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. ( Y 8. CD  27.11.2024 T, 2023/2094 E.,  2024/9093 K.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.