Sigara ve Alkol Kaçakçılığı Suçu

Sigara ve Alkol Kaçakçılığı Suçu

Sigara ve Alkol Kaçakçılığı Suçu Mevzuatımızda Nerede Düzenlenmiştir?

Sigara ve alkol kaçakçılığı suçu 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (KMK) 3. maddesinin 18. ve devamı fıkralarında düzenlenmiştir. Madde metni;

“(18) (Değişik: 18/6/2014-6545/89 md.) Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.

(19) (Mülga: 18/6/2014-6545/89 md.)

(20) (Mülga: 18/6/2014-6545/89 md.; Yeniden düzenleme: 28/11/2017-7061/93 md.) Ticari amaçla; makaron veya yaprak sigara kâğıdını, içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde doldurulmuş olarak satanlara, satışa arz edenlere, bulunduran ve nakledenlere üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.[6][7]

(21) (Ek:30/11/2022-7423/8 md.) Tarım ve Orman Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.[8]

(22) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır.

(23) (Ek: 18/6/2014-6545/89 md.)Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/61 md.) Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindedir.

KMK m. 3/18’de düzenlenen kaçakçılık suçunun konusu;

* Sigara, puro ve sair tütün mamulleri,

* Makaron,

*Yaprak sigara kağıdı,

* Etil alkol,

* Metanol,

* Alkollü içeceklerdir.

Kaçak Ürün Bulundurmak Suç Teşkil Eder Mi?

Kaçak ürün bulundurmak, kaçakçılığa konu eşyayı ticari amaçla zilyedinde tutmaktır. KMK m. 3/18’e göre kaçak alkol ve sigarayı ticari amaçla bulundurmak suçtur.

Suçun Maddi  Ve Manevi Unsurları Nelerdir?

KMK m. 3/18’e göre suçun maddi unsuru  ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

* ticari amaçla üretmek, bulundurmak veya nakletmek,

* satışa arz etmek veya satmak,

* bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın almaktır.

Bu suçun manevi unsuru kasttır ve suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Yani fail burada bu ürünlerin kaçak olduğunu bilmeli ve ticari amaçla fiilleri gerçekleştirmelidir.

Suçun Faili Kim Olur: Taşıyan Mı, Satan Mı, Alan Mı?

Sigara ve alkol kaçakçılığı suçunun faili herkes olabilir, fail olmak için özel bir koşul aranmamıştır. Ancak kaçak sigara ve alkolü ticari amaç olmaksızın alan, bulunduran ve taşıyan kimse fail olmayacaktır. Kişinin fail olabilmesi için sigara ve alkolün kaçak olduğunu bilmesi ve ticari amaçla KMK m. 3’te belirtilen hareketleri gerçekleştirmesi gerekir. Kaçak ürünle yakalanma halinde yakalanan kimsenin ürünlerin kaçak olup olmadığını bilmesi ve ticari amaçla hareket ettiğinin tespiti halinde hakkında adli işlem yapılacaktır. Bu nedenle kaçak ürünleri bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla taşıyan, satan ve alan herkes fail olacaktır.

Sigara ve Alkol Kaçakçılığı Suçunun Cezası Nedir?

KMK m. 3/18’e göre sigara ve alkol kaçakçılığının cezası üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Ancak, tütün mamullerinin, makaron, yaprak sigara kâğıdı,etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, KMK m. 3/10. fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur ve verilecek ceza 3 yıldan az olamaz.

Suça Konu Malların Değeri Ceza Üzerinde Etkili Midir?

KMK m. 3/23’e göre suça konu malların değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır. Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.

Kaçakçılık Suçu Sabıka Kaydına İşler Mi?

Suçun failinin ceza mahkemesinde yargılanıp mahkum olması ve mahkumiyet kararının kesinleşmesi halinde kaçakçılık suçu sabıka kaydına işlenecektir.

Suçun Takibi Şikayete Bağlı Mıdır?

Bu suçun takibi şikayete bağlı değildir ve re’sen soruşturulup kovuşturulur.

Suçu Kovuşturmayla Görevli Mahkeme Neresidir?

KMK m. 17/2’ye göre bu kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye ceza mahkemelerinde görülür. Ancak bu suçlarla bağlantılı olarak resmî belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.

Etkin Pişmanlık Halinde Ne Olur?

KMK m. 5/1’e göre sigara ve alkol kaçakçılığı suçuna iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağlaması halinde cezalandırılmaz. Haber alındıktan sonra fiilin bütünüyle ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden kişiye verilecek ceza üçte iki oranında indirilir.

Gene KMK m. 5/2’ye göre ise etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;

a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,

b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında,

indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır. Ancak etkin pişmanlığa dair KMK m. 5/2 hükmü mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz. (KMK m. 5/3)

Suçun Tabi Olduğu Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Sigara ve alkol kaçakçılığı suçunun olağan zamanaşımı süresi 8 yıldır.

SİGARA VE ALKOL KAÇAKÇILIĞI  SUÇU İLE İLGİLİ YARGITAY UYGULAMALARI

Araçta bulunan kaçak sigaraların miktar itibarı ile ticari mahiyette olduğu kabul edilmelidir

I-Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Sanık … Hakkındaki Beraat Hükmüne İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;

Suç tarihinde sürücü bulunduğu araçta ele geçen kaçak sigara miktarı itibarıyla ticari mahiyette olduğu, sanığın alınan savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik soyut beyanlarına itibar edilerek, sanığın atılı kaçakçılık suçundan mahkûmiyeti yerine, oluşa ve dosya kapsamına uymayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

II-Sanık … Hakkında Verilen Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden;

Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

1. 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3. maddesinin 22. fıkrasının ”3/23.” madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,

2. Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun’un 3/18-son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun’un 3/5, 3/10, 3/10-son maddeleri gereğince uygulama yapılması gerekirken aynı Kanun’un 3/18. maddesi gereğince hüküm tesisi,

3. 5237 sayılı Kanun’un 3/1. maddesindeki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” düzenlemesi ile aynı Kanun’un 61. maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurlarının dikkate alınması gerekmekte olup, suç konusu 13.600 karton sigaranın miktar ve değeri gözetildiğinde, temel cezanın tayininde hakça oranda alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerekirken, sanık hakkında asgari hadden hüküm kurulması,

4. Dava konusu kaçak sigaraların müsaderesi sırasında 5607 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur. ( Y 7. CD2025/365 E.,  2025/2811 K.,  2023/10360 K.)

7242 sayılı Kanunun 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 23. fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin, söz konusu maddenin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun’da hüküm altına alınması nedeniyle ancak anılan Kanun uyarınca belirlenecek temel cezaya tatbik edilebilir

10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3. maddesinin 22. fıkrasının “23 üncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 23. fıkrasına eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin, söz konusu maddenin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun’da hüküm altına alınması nedeniyle ancak anılan Kanun uyarınca belirlenecek temel cezaya tatbik edilebileceği gözetilmeden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’a göre belirlenen temel cezadan sonra uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması bozma nedenidir. ( Y 7. CD 12.02.2025 T, 2025/150 E.,  2025/2341 K.)

Hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşya yasak delil niteliğindedir, bu eşyanın kaçak olmasın durumu değiştirmez

Tüm dosya kapsamının incelenmesinde yapılan istihbari çalışmalarda sanığın merdiven altında kaçak alkol bulundurduğunun öğrenilmesi üzerine, kolluk görevlilerince şahsın yanına gelindiği ve hakkında ihbar olduğunun söylendiği, sanığın da bu ihbarı doğrulayarak kendi rızası ile 12 litre alkolü teslim ettiği olayda; sanık … kaçak eşya konusunda mahkemece 5271 sayılı CMK’nun 116-119 maddelerine göre verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet Savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet Savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, sanığın suça konu eşyaları ticari amaçla bulundurduğuna dair herhangi bir ikrarı da bulunmadığı nazara alındığında Anayasa’nın 38/2, 5271 sayılı CMK’nun 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına göre hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, katılan … İdaresi vekilinin ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 02.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ( Y 7. CD 02.06.2021 T, 2018/18298 E.,  2021/7381 K.)

Usulüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” sayılmaları ve mahkûmiyet hükmüne dayanak teşkil edememelerinin kabulü mümkün değildir

Usulüne uygun alınan arama ve el koyma kararı gereği sanığın evinde arama yapıldığı sırada Cumhuriyet savcısının hazır bulunması gerektiği, Cumhuriyet savcısının hazır bulunmaması halinde ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin hazır bulunması gerekirken, 5271 sayılı Kanun’un 119 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bu düzenlemeye aykırı olarak yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de, usulüne göre alınmış bir arama kararı bulunan somut olayda bu karara ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itirazın olmadığı, sanığın arama sonucunda ele geçen eşyaların kendine ait olduğu ve evinde ele geçirildiğine, geçimini sağlamak için ürettiğine ilişkin ikrarının mevcut olduğu, arama işlemine ve arama yapılırken bir takım hakların ihlal edildiğine yönelik olarak sanıktan gelen herhangi bir yakınmanın bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.06.2007 tarihli ve 2007/7-147 Esas, 2007/159 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere; usulüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” sayılmalarının ve mahkûmiyet hükmüne dayanak teşkil edememelerinin kabul edilemeyeceği gözetilerek sanığın üzerine atılı suçtan mahkûmiyeti yerine, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. ( Y 7. CD 23.02.2023 T, 2022/10498 E.,  2023/1529 K.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.