Rütbelerin Geri Alınması Konusunda AYM İptal Kararının Değerlendirilmesi

Rütbelerin Geri Alınması, kişilerin uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvan ve sıfatları kullanamaması ve yine bu unvan ve sıfatların sağladığı haklardan yararlanamaması sonucunu doğuran bir tedbirdir.

Rütbelerin geri alınması, olağanüstü hal (OHAL) döneminde hukukumuza giren bir kavramdır. OHAL KHK’ları ile emekli olan, meslekten ya da Devlet memurluğundan çıkarılan veya müstafi sayılan kişilerin rütbeleri, bu kişilerin terör örgütlerine irtibatı veya iltisakı iddiasıyla alınmıştır.

OHAL sonrası dönemde çıkarılan 7145 sayılı Kanun ile ilgili Kanun ve KHK’lara eklenen maddelerle de rütbelerin geri alınması işlemleri devam ettirilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin konusuna göre yer vereceğimiz iptal kararında, rütbelerin geri alınması konusunda iki değerlendirme yapılmıştır:

Birincisi, 7145 sayılı Kanun’un 21.maddesiyle 6749 sayılı Kanun’un 4.maddesinin 2.fıkrasına eklenen 3.cümlesi (Asker kişilerin askeri rütbelerinin alınması),

İkincisi ise, 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesiyle 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 35/D maddesidir.

Yazımızı, Anayasa Mahkemesi kararında yer alan sıraya bağlı olarak, yukarıda belirttiğimiz iki rütbelerin geri alınması hali açısından oluşturacağız.

A) OHAL Döneminde Kamu Görevinden Çıkarılan Asker Kişilerin Rütbelerinin Geri Alınması

15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında 21 Temmuz 2016 tarihinde olağanüstü hal ilan edilmiştir. Bu çerçevede 23 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazetede 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yayımlanmış, bu KHK’da kişilerin ne şekilde kamu görevinden çıkarılacağına ilişkin ilke ve kurallar belirlenmiştir.

667 sayılı KHK daha sonra kanunlaşarak 29 Ekim 2016 tarihli Resmi Gazetede, 6749 sayılı Kanun olarak, yayımlanmıştır.

6749 sayılı Kanun’un “Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler” başlıklı 4.maddesinin 1.fıkrasında hangi kamu görevlisinin hangi usullere bağlı olarak kamu görevinden çıkarılacağı ifade edildikten sonra;

2.fıkrasında;

(2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır.” Hükmüne yer verilmiştir.

OHAL sonrası dönemde 31 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7145 sayılı Kanunun 21.maddesi ile yukarıda belirtilen 2.fıkraya Birinci fıkra uyarınca kamu görevinden çıkarılan asker kişilerin askeri rütbeleri, mahkeme kararı aranmaksızın karar tarihinden geçerli olmak üzere geri alınır.” Hükmü eklenmiştir.

1)Düzenlemeye İlişkin İptal Talebi

OHAL döneminde kamu görevinden çıkarılan asker kişilerin rütbelerinin alınmasını düzenleyen 6749 sayılı Kanun’un 4.maddesinin 2.fıkrasına eklenen 3.cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu düşünen milletvekilleri, maddenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapmışlardır.

İptal talebinde, dava konusu kuralla;

  • OHAL döneminde kamu görevinden çıkarılan asker kişilerin rütbelerinin mahkeme kararı aranmaksızın geri alınacağının hükme bağlandığı,
  • Rütbenin kişilerin sosyal ve ekonomik haklarını belirleyen bir statü olduğu,
  • Usulüne uygun bir soruşturma yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan rütbelerinin geri alınmasının kişilerin sosyal ve ekonomik haklarını doğrudan etkileyeceği,
  • MGK kararına dayalı olarak söz konusu işlemin yapılmasının yetki gaspı niteliği taşıdığı,
  • Kuralın yer aldığı maddenin (1) numaralı fıkrasında yer alan aidiyet, irtibat ve iltisak kavramlarının içeriğinin belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu,
  • Ayrıca kuralın geçmişe yürütülerek kazanılmış hakların ihlal edildiği, bu açıdan kanunilik ölçütünün karşılanmadığı,
  • Mahkeme kararı olmadan kişilere suçlu muamelesi yapılarak rütbelerinin geri alınmasının masumiyetlerini de zedelediği belirtilerek,

Kuralın Anayasa’nın 2., 6., 35., 38. ve 118. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2) Anayasa Mahkemesinin Konuyla İlgili İptal Kararı ve Kararın Gerekçesi

Anayasa Mahkemesi, 12.01.2023 tarihli ve 32071 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 30.06.2022 tarihli ve E: 2018/137; K: 2022/86 sayılı kararıyla iptale konu Kanun maddesinden ve madde kapsamından bahsettikten sonra;

  • Kuralın geçmişe yönelik etki ve sonuç doğurarak asker kişilerin rütbelerinin geri alınması yönünde ilave tedbir öngördüğünü,
  • Kuralda asker kişilerle ilgili öngörülen ilave tedbirin olağanüstü hâlin ilanına sebep olan tehdit veya tehlikelerin bertaraf edilmesine yönelik olduğunu,
  • Kuralın olağanüstü hal dönemini aşan bir düzenleme olduğunu,
  • Rütbelerin geri alınması hususunun sonuçları itibarıyla kişilerin mesleki kazanımlarına bağlı olarak itibarları ve sosyal hayatlarında üçüncü kişilerle kuracakları ilişkiler üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini,
  • Bu haliyle kuralın özel hayatı ciddi anlamda etkileyebileceğini, bu çerçevede Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan kişilerin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkıyla yakından ilgili olduğunu ve bu hakka sınırlama getirdiğinin açık olduğunu,
  • Sonradan yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmamasının hukukun genel ilkelerinden biri olduğunu ve bu durumun hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu,
  • Kuralın geçmişte kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili ilave tedbir öngörmek suretiyle geriye yürütüldüğünü, tamamlanmış hukuksal durumlar üzerinde doğrudan etki ve sonuç meydana getirdiğini,
  • Bunun yanında kanunilik denetiminde kuralların keyfî bir şekilde uygulanmasını önleyecek güvencelerin sağlanmadığını,
  • Maddede bahsi geçen kişilerin haklarındaki isnatlara cevap verme ve bunlara karşı delil sunma imkânının tanındığı bir soruşturma çerçevesinde iddia, savunma ve delillerin tartışılarak ulaşılan sonucun dayandığı maddi ve hukuki temelleri gösteren gerekçeler açıklanmadan kamu görevinden çıkarıldığını,
  • Dolayısıyla kuralın geçmişe yürütülerek uygulanmasıyla birlikte kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili bireyselleştirme yapılmadan rütbelerin alınması tedbirinin uygulandığının anlaşıldığını,
  • Buna göre tedbir öncesi bireyselleştirme sağlanmadan kamu görevinden çıkarılan asker kişilerin tamamının rütbelerinin geri alınmasını düzenleyen kuralla kişilerin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına getirilen sınırlama kanunilik şartını taşımadığı gibi söz konusu sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkesiyle de bağdaşmadığını,

Belirterek kuralın, Anayasa’nın 13. ve 20.maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.

B) OHAL Sonrası Dönemde Kamu Görevinden Çıkarılan Kişilerin Rütbelerinin Geri Alınması

OHAL döneminin sona ermesiyle birlikte 31 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve Anayasa Mahkemesine bazı maddelerinin iptali istemiyle başvurulan 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Geçici 35.madde eklenmiştir.

Yazımızın konusu itibariyle bizi ilgilendiren kısım 375 sayılı KHK’nın Geçici 35/D maddesidir.

375 sayılı KHK’nın Geçici 35/D maddesinde;

  • Türk Silahlı Kuvvetlerinden,
  • Jandarma Genel Komutanlığından,
  • Sahil Güvenlik Komutanlığından ve
  • Emniyet Teşkilatından

herhangi bir sebeple ayrılmış; emekli olmuş, istifa etmiş veya çıkarılmış olanlardan terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin rütbelerinin ilgili bakanın onayıyla alınacağı öngörülmüştür.

1)Düzenlemeye İlişkin İptal Talebi

6749 sayılı Kanunla ilgili yukarıda yer verdiğimiz taleplerin birçoğuna burada da yer verilmiştir.

Ayrıca TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatından emeklilik, istifa, disiplin, sözleşmenin feshi gibi nedenlerle ayrılan ve terör örgütü veya benzeri yapılarla bağlantısı olduğu değerlendirilen kişilerin rütbelerinin alınması bunların sağladığı haklardan ve statüden yararlanma gibi birtakım kazanımlarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğu belirtilmiştir. Bu açıdan kuralda öngörülen tedbirin Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına sınırlama getirdiği ifade edilmiştir.

2) Anayasa Mahkemesinin Konuyla İlgili İptal Kararı ve Kararın Gerekçesi

Anayasa Mahkemesi, 12.01.2023 tarihli ve 32071 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 30.06.2022 tarihli ve E: 2018/137; K: 2022/86 sayılı kararıyla iptale konu Kanun maddesinden ve madde kapsamından bahsettikten sonra;

  • Kuralda geçen iltisak ve irtibat kavramlarının objektif anlamının, kapsam ve sınırlarının durum ve şartlara göre yargı içtihatlarıyla değerlendirilerek belirlenebileceği gözetildiğinde anılan ifadelerin kategorik olarak belirsiz olduğunun söylenemeyeceğini,
  • Kurallarda yer alan kişilerin daha önce çalıştığı kurumun sağladığı statüden kaynaklanan avantajları kamu güvenliği aleyhine kullanabilmesinin mümkün olduğunu,
  • Kurallarda kişiler hakkında rütbelerin geri alınması işlemi tesis edilirken bu sıfatın sağladığı avantajların ortadan kaldırıldığını,
  • Dolayısıyla kurallar kapsamında kamu görevinden farklı nedenlerle ayrılmış olan kişilerin terör örgütü veya benzeri yapılarla bağlantıları olduğu gerekçesiyle rütbelerinin alınmasının millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanmasına yönelik meşru bir amacının bulunduğunu,
  • Rütbelerinin alınmasını öngören kuralın millî güvenlik, demokratik anayasal düzen ve kamu güvenliğinin sağlanması ve korunması amaçlarına ulaşma bakımından elverişli olmadığının söylenemeyeceğini,
  • Olağan koşullarda bir mahkeme hükmüne bağlı olarak ya da farklı nedenlerle rütbelerin geri alınması mümkünken, dava konusu kuralda benimsenen esaslar çerçevesinde söz konusu tedbirin uygulanmasının meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olup olmadığının ortaya konulmasının zorunlu olduğunu,
  • İrtibat ve iltisak kavramlarına sonuç bağlanarak rütbelerin geri alınması işleminin yetkili mercilerin değerlendirmelerine bırakılmasının millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması amaçlarına ulaşma bakımından gerekli olduğunu,
  • Kurallarda kişiler hakkında rütbelerin geri alınması kararı verilmeden önce ilgili merciler tarafından uygun vasıtalarla savunma ve delil sunma imkânı sağlanmak suretiyle kişilerin sürece katılımını sağlayacak herhangi bir usulün benimsenmediğinin görüldüğünü,
  • Bu çerçevede kişilerin haklarındaki isnatlara cevap verme ve bunlara karşı delil sunma imkânının tanındığı bir soruşturma süreci yürütülmeden ve bu süreç sonunda somut olgu ve olaylar çerçevesinde iddia, savunma ve delillerin tartışılarak ulaşılan sonucun dayandığı maddi ve hukuki temelleri gösteren gerekçeler açıklanmadan yetkili mercilerce rütbelerinin alınmasına imkân tanınmasının millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması amacı bakımından demokratik bir toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olduğunun söylenemeyeceğini,
  • Bunun yanında tedbir kararına karşı idari yargıda dava açma imkânının bulunması olağan dönem koşullarında rütbelerin geri alınması kararı öncesinde bireyselleştirme koşulunun sağlanmadığı söz konusu tedbir sürecini millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması amacı bakımından ölçülü hâle getirmeyeceğini,

Belirterek kuralın, Anayasa’nın 13., 20., 36., 38. ve 118. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.

C) Anayasa Mahkemesi Kararının Anlamı ve Mevcut Davalara Etkisi

Yukarıda yaptığımız açıklamalar doğrultusunda Anayasa Mahkemesi;

OHAL dönemi sonrasında çıkarılan bir Kanunla 6749 sayılı Kanun’un 4.maddesinin 2.fıkrasına eklenen 3.cümlesinin, kuralın geçmişe yürütülerek uygulanmasıyla birlikte kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili bireyselleştirme yapılmadan rütbelerin geri alınması tedbirinin uygulanmasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

375 sayılı KHK’nın Geçici 35/D maddesi çerçevesinde ise, herhangi bir şekilde savunma hakkı tanınmadan rütbelerin geri alınması tedbirinin uygulanmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verdiğimiz kararıyla, rütbelerin geri alınması konusundaki Kanun ve KHK maddeleri iptal edildiğinden, gerek 6749 sayılı Kanun gerekse de 375 sayılı KHK’nın Geçici 35/D maddesi uyarınca rütbeleri geri alınan ve davaları devam eden kişiler yönüyle olumlu kararlar verileceği açıktır.

Kesinleşen davalar için ise Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu kullanılmak suretiyle, derece mahkemelerince verilen kararların temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini ileri sürmek mümkündür.

Yine rütbelerin geri alınması tedbiri nedeniyle uğranılan zararların, özellikle parasal hakların iadesi, ilgili kurumlara başvurularak talep edilmesi de mümkündür.

D) Anayasa Mahkemesi Kararının OHAL Döneminde Rütbeleri Alınan Kişileri Etkilemesi Mümkün Müdür?

Anayasa Mahkemesi kararı incelendiğinde, kararın OHAL sonrası dönemde Resmi Gazetede yayımlanan 7145 sayılı Kanunun bazı hükümlerine yönelik olduğu, bu çerçevede OHAL sonrası dönemde rütbelerin geri alınması tedbiri uygulanan kişileri kapsadığı açıktır.

Ancak bilindiği üzere rütbelerin geri alınması tedbiri yalnızca OHAL sonrası dönemde değil; OHAL döneminde de, özellikle 675 ve 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle, uygulanmıştır.  

675 ve 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerde, ekli listelerde yer alan ve emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan veya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılan ile müstafi sayılan Emniyet teşkilatı personelinin rütbeleri geri alınmıştır.

Bu kişilerin de Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde herhangi bir bireyselleştirme yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan rütbeleri geri alınmıştır.

Bu haliyle Anayasa Mahkemesi kararında, OHAL döneminde KHK’larla rütbeleri alınan kişilerle, özellikle Emniyet teşkilatı personeli ile, ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamış ise de, Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10.maddesi çerçevesinde, aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanması gerektiği kanaatindeyiz.

Bu durumda olan kişilerin, belirtilen Anayasa Mahkemesi kararına yönelik değerlendirmelerini dava dosyalarına sunmaları ve yine rütbelerinden kaynakları hakların iadesi yönünde ilgili idarelere başvuru yapmaları yerinde olacaktır.

“Araştırma Merkezine Atanma Konusunda AYM İptal Kararının Değerlendirilmesi” başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Yanıt

  1. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı iptal kararının usule ilişkin olduğu, Anayasa Mahkemesince rütbelerin geri alınamayacağından bahisle iptal kararı verilmediği, kanun koyucu tarafından Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda yeni bir kanuni düzenleme yapılacağı, dolayısıyla işbu kararın davacının rütbesinin geri alınmasına doğrudan ve nihai olarak engel olmayacağı, ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce iptal edilen düzenlemeler uyarınca tesis edilen rütbelerin geri alınma işlemlerini geçersiz kılacağı, bunun yanında kanun koyucu tarafından Anayasa Mahkemesinin anılan kararı ve gerekçesi dikkate alınarak getirilecek yeni kanuni düzenlemeler uyarınca davacının rütbesinin tekrar geri alınabileceği ve bunun sonucunda davacının durumunun tekrar değerlendirileceği de açık olduğundan, yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının ödenmesi ve iadesine hükmedilmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
    Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin rütbelerin geri alınmasına ilişkin kısmının iptaline, davanın yoksun kalınan parasal ve özlük hakların ödenmesi ve iadesine yönelik kısmı yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yapılan 377,90 TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, A.A.Ü.T uyarınca takdir edilen 5,500,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, artan posta avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf yolu açık olmak üzere, 16/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
    Bu karar ile haklarımı aldığıma sevinmeli miyim. Ayrıca benim yargılandığım dava da beraat ile sonuçlandı .Tazminat davası açtım onu da kazandım . gerçekten yeni bir düzenleme yapıp tekrar rütbem alınır mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.