Polis Memuru – Kamu Görevinden Çıkarma – İptal Kabul Kararı

Astsubay olarak görev yapan müvekkilin 375 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden çıkarılması sonrası açtığımız davada, işlemin iptaline karar verilmiştir.

Müvekkil Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde astsubay olarak görev yapmaktadır. Hakkında adli veya idari bir soruşturma yokken açığa alınmıştır. Açığa alındıktan sonra 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35/G maddesi uyarınca müvekkilin savunması alınmıştır.

Savunma istem yazısında müvekkil ile ilgili olarak;

  • Bank Asya’da hesabının bulunduğu ve 01.01.2014 tarihinden sonra hesabın aktif olduğu,
  • Astsubay olan kardeşinin Bank Asya’da hesabının bulunduğu ve 01.01.2014 tarihinden sonra hesabın aktif olduğu,
  • Yine kardeşinin gözaltına alınıp bırakıldığı ve hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açıldığı, hususlarına yer verilmiştir.

Savunmasının alınması sonrasında müvekkil 375 sayılı KHK’nın Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.

Astsubay – Yazdığımız Dava Dilekçesinde İleri Sürdüğümüz Hususlar

Müvekkilin son görev yeri Kocaeli olduğundan;

2577 sayılı Kanun’un 33/2 maddesi uyarınca dava, Kocaeli İdare Mahkemesinde açılmıştır.

Müvekkilin kamu görevinden çıkarılması işlemine karşı açtığımız davadaki dava dilekçemizde;

  • Müvekkilin ve abisinin Bank Asya’daki hesap hareketlerinin olağan/güncel bankacılık işlemleri olduğundan,
  • Örgüt talimatı ile herhangi bir para hareketi olmadığından,
  • Olağan/güncel bankacılık işlemlerin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarından,
  • Kardeşi gerekçe gösterilerek müvekkilin kamu görevinden çıkarılmasının suç ve cezaların şahsiliği prensibini ihlal ettiğinden ve
  • Kamu görevinden çıkarma işlemiyle müvekkilin ulusal ve uluslararası hukukta ihlal edilen temel hak ve özgürlüklerinden, bahsedilmiştir.

Davanın ilerleyen aşamalarında, müvekkilin kardeşinin ceza davasından beraat etmesi üzerine, ceza mahkemesi kararı da idare mahkemesi dosyasına sunulmuştur. Aynı zamanda müvekkilin kardeşi beraat kararı sonrası görevine iade edilmiştir.

Davalı idare tarafından ise dosyaya sunulan evraklarda;

Müvekkilin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatını veya iltisakını ortaya koyabilecek başkaca bir hususa yer verilmemiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçe

Kocaeli 1. İdare Mahkemesi, duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucunda;

16.02.2021 tarihli ve E: 2019/1507; K: 2021/279 sayılı kararıyla özetle;

Dava konusu işlemin tesisine yönelik söz konusu tespitlerin, dava dosyasında bulunan bilgi-belgelerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilmiş;

  • Müvekkilin astsubay olan kardeşinin beraat ettiği ve görevine iade edildiği,
  • Müvekkil ve kardeşinin hesaplarının rutin olarak kullandığı, banka ile ilgisinin olağan bankacılık işlemleri kapsamında kaldığı,
  • Davalı idarece müvekkilin, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olduğu hususuna ilişkin olarak başkaca bir somut bilgi ve belgenin de ortaya konulamadığı,

Belirtilerek, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Yargılama duruşmalı olarak yapıldığından davalı idare aleyhine 3.110,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Mahkemenin iptal kararının tarafımıza tebliğinden sonra davalı idareye dilekçeyle başvuru yaptık. Dilekçemizde;

  • Astsubay olan müvekkilin mahkeme kararı doğrultusunda görevine başlatılması ve
  • Kamu görevinden çıkarılma nedeniyle uğramış olduğu parasal-özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesi talep edilmiştir.

Bu başvurular sonrası müvekkilimiz astsubay olarak tekrar görevine başlamıştır.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarma ya da rütbenin geri alınmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılacak davalarda, İdare Hukuku alanında uzman hukuk bürolarıyla çalışmak, davanın kazanılması noktasında önemli olmakla birlikte, davanın Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aşamalarına taşınması gerektiğinde, hak kaybı oluşmasını da engelleyecektir.

Polis Disiplin Cezalarına İtiraz ve Dava Yolu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Boşanmada mal paylaşımı davaları kapsamında avukatın müvekkiline sunduğu değer artış ve katkı payı alacağı dava dosyası.
Değer Artış (Katkı) Payı Alacağı

Değer Artış (Katkı Payı) Alacağı

Türk Medeni Kanunu m. 227 uyarınca, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız olarak katkı sağlaması durumunda talep edebileceği alacak hakkıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden farklı olarak, doğrudan spesifik bir mala yapılan maddi veya emek bazlı katkıyı ifade eder.

Katkı Payı Alacağının Doğması İçin Gereken Şartlar
Geçerli Bir Evlilik: Katkının yapıldığı dönemde taraflar arasında resmi evlilik bulunmalıdır (nişanlılık dönemindeki katkılar genel hükümlere tabidir).

Karşılıksız Katkı: Yapılan katkı karşılığında uygun bir bedel alınmamış olmalıdır.

Bağışlama Olmaması: Katkının net bir şekilde bağışlama (jest) amacıyla yapılmamış olması gerekir.

Olağan Yükümlülükleri Aşması: Ailevi görevler kapsamındaki sıradan, ufak tefek yardımlar veya iş görmeler katkı payı sayılmaz.

Feragat Edilmemesi: Eşlerin bu alacak hakkından yazılı bir sözleşme ile vazgeçmemiş olması şarttır.

Hesaplama ve Tasfiye Kriterleri
Rayiç Bedel Esası: Alacak miktarı, malın katkı sağlandığı andaki değerine göre değil, tasfiye (mahkeme karar) tarihindeki güncel rayiç değerine göre hesaplanır. Bu değer bilirkişi ve keşif yoluyla belirlenir.

Değer Kaybı Durumu: Eğer mal değer kaybetmişse, hak kaybını önlemek için katkının başlangıçtaki (ilk yapıldığı andaki) değeri esas alınır.

Katkının Kaynağı: Katkı yapan eş kendi kişisel malından harcama yaptıysa değer artışının tamamını talep edebilir. Eğer katkıyı edinilmiş malından yaptıysa, değer artışının yarısı oranında alacak hakkı doğar.

Elden Çıkarılan Mallar: Eğer tasfiyeye konu mal daha önce satılmış veya elden çıkarılmışsa, hakim hakkaniyet ilkesine göre alacak miktarını belirler.

Mavi gökyüzü arka planında, elinde terazi ve kılıç tutan beyaz adalet heykeli ve "Hukuk Fakültesi Nedir?" yazısı.
Hukuk Fakültesi Nedir?

Eğitim Süreci: Hukuk fakültesi; hakim, savcı ve avukat yetiştiren 4 yıllık bir lisans programıdır (bazı okullarda yabancı dil hazırlığı bulunabilir). Özellikle 3. ve 4. sınıflarda yoğun ders çalışma ve okuma gerektiren, ilgiye dayalı zorlu bir eğitimdir.

Öne Çıkan Üniversiteler: 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki 94 fakülte arasından Ankara, İstanbul, Hacettepe, Hacı Bayram-ı Veli, Marmara ve Galatasaray Üniversiteleri en iyi devlet okulları olarak öne çıkmaktadır. Ankara ve İstanbul üniversiteleri en köklü ekollerdir.

Avukat Olma Şartları: Mezun olduktan sonra avukatlık mesleğini yapabilmek için; Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nı (HMGS) geçmek, 1 yıllık (6 ay adliye, 6 ay avukat yanı) zorunlu staj sürecini tamamlamak ve baroya kayıt yaptırarak ruhsat almak zorunludur.

Stajyerlik ve Ücret: Staj başvurusu için diploma ve adli sicil kaydı gibi çeşitli resmi evraklar istenir. Stajyer avukatlar için kanunla belirlenmiş standart bir maaş yoktur; ücret ödemesi çalışılan büronun büyüklüğüne ve şartlarına göre değişir.

CMK ve Baro Avukatlığı: Maddi gücü olmayan vatandaşlara baro tarafından tahsis edilen avukatlara “baro avukatı” denir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) avukatı olabilmek için ise ruhsat aldıktan sonra baroların düzenlediği özel meslek içi eğitim seminerlerini başarıyla tamamlamak ve sisteme kaydolmak şarttır.