İhraç Döneminde Sigortalı Çalışılarak Elde Edilen Gelirlerin Mahsup Edilmesinin Hukuka Aykırılığı

İhraç döneminde sigortalı olarak çalışılarak elde edilen gelirlerin, göreve iade edilme sonrasında yapılan toplu ödemeden mahsup edilmesi, uygulamada sık karşılaşılan problemlerden birisidir.

Genel olarak mahsup yapılması Danıştay içtihatları çerçevesinde hukuka uygun kabul edilmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin 29 Kasım 2023 tarihli ve 32384 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05.09.2023 tarihli ve 2020/12623 sayılı kararıyla bu durum değişmiştir.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı çerçevesinde elde edilen gelirlerin mahsup edilememesi için, kamu görevinden veya Devlet Memurluğundan çıkarma işleminin iptalini isteme yanında parasal ve özlük hakların da ödenmesi istenmelidir. Eğer böyle bir istem varsa ve İdare Mahkemesi de aynı yönde karar verdiyse, burada idarenin yapacağı mahsup işlemi hukuka aykırı hale gelmektedir. Zira Anayasa Mahkemesi bu durumda mahsup işlemini mahkeme kararının uygulanmaması şeklinde yorumlamaktadır.

Elde Edilen Gelirlerin Mahsup Edilmesinin Hukuka Aykırılığına İlişkin Emsal Karar

Müvekkilimiz İçişleri Bakanlığına bağlı Jandarma Genel Komutanlığı Bitlis İl Jandarma Komutanlığı Hizan Jandarma Tabur Komutanlığında Jandarma Uzman Çavuş olarak görev yapmakta iken kamu görevinden çıkarılmıştır.

Müvekkilin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle müvekkilin yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesi istemiyle tarafımızca dava açılmıştır.

Yapılan yargılama sonucunda Van 2. İdare Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli ve E: 2021/….; K: 2022/…. sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle müvekkilin yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmiştir.

Bu karar sonrasında müvekkil görevine iade edilmiş, sonra, mahkeme kararı doğrultusunda müvekkilin parasal ve özlük hakları 30.10.2023 tarihinde müvekkile toplu olarak ödenmiş; ancak kamu görevinden çıkarıldığı tarih ile görevine iade edildiği tarih arasında ödenen maaşında sigortalı çalışma 104.309,58 TL kesinti yapılmıştır.

Tarafımızca kesinti yapılan 104.309,58 TL’nin yasal faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.

Yapılan yargılama sonucunda Van 1. İdare Mahkemesi’nin 01.10.2024 tarihli ve E: 2023/….; K: 2024/…. sayılıkararıyla davamızın kabulüne, 104.309,58-TL’nin toplu ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmiştir.

Mahkeme gerekçesinde; müvekkilin göreve iadesine ilişkin mahkeme kararının, müvekkilin memurluktan çıkarıldığı tarih ile memurluğa iade edildiği tarihleri arasındaki yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini gerektirmesine rağmen,  davalı idarece müvekkilin özel sektörde sigortalı olarak çalışarak elde ettiği 104.309,58- TL gelirin mahsup edilmesi suretiyle ödeme yapıldığı ve bu hususun müvekkilin mülkiyet hakkını ihlal ettiği görüldüğünden, müvekkile toplu olarak ödenen tutardan hukuka aykırı olarak kesilen 104.309,58- TL’nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Dava Açılırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Elde edilen gelirlerin mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir dava açılırken bazı hususlara dikkat etmek gerekmektedir.

Öncelikle herhangi bir şekilde görevle ilişik kesilmesini gerektiren bir işlem varsa, dava açılırken bu işlemin iptali ile birlikte parasal ve özlük haklarının ödenmesi de talep edilmelidir. Parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebi yoksa, göreve iade sonrasında yapılan ödemede davalı idare kesinti yaparsa, kesintinin dava açma yoluyla alınması mümkün olmamaktadır.

Yine bu davaların kesinti yapıldığının öğrenilmesinden itibaren 60 gün içerisinde açılması gerekmektedir. Her ne kadar mülkiyet hakkı çerçevesinde değerlendirilse de İdari Mahkemeler 60 gün içerisinde açılması şartını aramaktadırlar. Süreyi geçirenlerin kesinti yapan idarelere başvuru yaparak ödemeyi istemesi, bu talebin reddi veya zımnen reddi üzerine dava açmaları gerekmektedir.

İdari yargılamada, davaların nasıl ve hangi taleplerle açıldığı büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle dava açarken alanında uzman bir İdare Avukatından yardım almak faydalı olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Boşanmada mal paylaşımı davaları kapsamında avukatın müvekkiline sunduğu değer artış ve katkı payı alacağı dava dosyası.
Değer Artış (Katkı) Payı Alacağı

Değer Artış (Katkı Payı) Alacağı

Türk Medeni Kanunu m. 227 uyarınca, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız olarak katkı sağlaması durumunda talep edebileceği alacak hakkıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden farklı olarak, doğrudan spesifik bir mala yapılan maddi veya emek bazlı katkıyı ifade eder.

Katkı Payı Alacağının Doğması İçin Gereken Şartlar
Geçerli Bir Evlilik: Katkının yapıldığı dönemde taraflar arasında resmi evlilik bulunmalıdır (nişanlılık dönemindeki katkılar genel hükümlere tabidir).

Karşılıksız Katkı: Yapılan katkı karşılığında uygun bir bedel alınmamış olmalıdır.

Bağışlama Olmaması: Katkının net bir şekilde bağışlama (jest) amacıyla yapılmamış olması gerekir.

Olağan Yükümlülükleri Aşması: Ailevi görevler kapsamındaki sıradan, ufak tefek yardımlar veya iş görmeler katkı payı sayılmaz.

Feragat Edilmemesi: Eşlerin bu alacak hakkından yazılı bir sözleşme ile vazgeçmemiş olması şarttır.

Hesaplama ve Tasfiye Kriterleri
Rayiç Bedel Esası: Alacak miktarı, malın katkı sağlandığı andaki değerine göre değil, tasfiye (mahkeme karar) tarihindeki güncel rayiç değerine göre hesaplanır. Bu değer bilirkişi ve keşif yoluyla belirlenir.

Değer Kaybı Durumu: Eğer mal değer kaybetmişse, hak kaybını önlemek için katkının başlangıçtaki (ilk yapıldığı andaki) değeri esas alınır.

Katkının Kaynağı: Katkı yapan eş kendi kişisel malından harcama yaptıysa değer artışının tamamını talep edebilir. Eğer katkıyı edinilmiş malından yaptıysa, değer artışının yarısı oranında alacak hakkı doğar.

Elden Çıkarılan Mallar: Eğer tasfiyeye konu mal daha önce satılmış veya elden çıkarılmışsa, hakim hakkaniyet ilkesine göre alacak miktarını belirler.

Mavi gökyüzü arka planında, elinde terazi ve kılıç tutan beyaz adalet heykeli ve "Hukuk Fakültesi Nedir?" yazısı.
Hukuk Fakültesi Nedir?

Eğitim Süreci: Hukuk fakültesi; hakim, savcı ve avukat yetiştiren 4 yıllık bir lisans programıdır (bazı okullarda yabancı dil hazırlığı bulunabilir). Özellikle 3. ve 4. sınıflarda yoğun ders çalışma ve okuma gerektiren, ilgiye dayalı zorlu bir eğitimdir.

Öne Çıkan Üniversiteler: 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki 94 fakülte arasından Ankara, İstanbul, Hacettepe, Hacı Bayram-ı Veli, Marmara ve Galatasaray Üniversiteleri en iyi devlet okulları olarak öne çıkmaktadır. Ankara ve İstanbul üniversiteleri en köklü ekollerdir.

Avukat Olma Şartları: Mezun olduktan sonra avukatlık mesleğini yapabilmek için; Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nı (HMGS) geçmek, 1 yıllık (6 ay adliye, 6 ay avukat yanı) zorunlu staj sürecini tamamlamak ve baroya kayıt yaptırarak ruhsat almak zorunludur.

Stajyerlik ve Ücret: Staj başvurusu için diploma ve adli sicil kaydı gibi çeşitli resmi evraklar istenir. Stajyer avukatlar için kanunla belirlenmiş standart bir maaş yoktur; ücret ödemesi çalışılan büronun büyüklüğüne ve şartlarına göre değişir.

CMK ve Baro Avukatlığı: Maddi gücü olmayan vatandaşlara baro tarafından tahsis edilen avukatlara “baro avukatı” denir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) avukatı olabilmek için ise ruhsat aldıktan sonra baroların düzenlediği özel meslek içi eğitim seminerlerini başarıyla tamamlamak ve sisteme kaydolmak şarttır.