Sözleşme Dışı Yapılan Fazla İş ve İmalatların Bedelinin Ödenmesi

Sözleşme Dışı Yapılan Fazla İş ve İmalatların Bedelinin Ödenmesi – Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin E: 2018/5055 E,  K: 2018/5149 Sayılı Kararı

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Karar

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itirazın-iptali ve takibin-devamı istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne, koşulları oluşmadığından icra ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Ancak davacının-iddiası ve davalının-savunması ile taraflar arasında davalının dairesinde mobilya ve tamirat işlerinin yapımı konusunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır.

Tarafların İddia ve Savunmaları

Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki savunmalarında dava konusu tadilat işlerinin toplam bedelinin 16.500,00 TL olduğunu belirtmiştir. Ayrıca işin eksik ve kusurlu yapıldığını ve iş bedelinin ödendiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Banka IBAN numarası … ad ve soyadı 10.000,00 TL alındı, … Yapı Malzemeleri … T.C. No ve adres yazılı kaşe ile üzerinde imza bulunan ve altında da toplam 16.500,00 TL, bunun altında 1.000,00 TL alındı, onun da altında 15.500,00 TL kalan yazılı ancak bu kısımda imza ve kaşe bulunmayan belgeyi ibraz etmiştir.

Davacı vekili 04.09.2014 tarihli cevaba cevap dilekçesinde tarafların başlangıçta 16.500,00 TL’ye anlaşmış olduklarını kabul etmiştir. Ancak yapılacak işler ve dolayısıyla da kullanılacak malzemeler ile davalının bizzat talep ettiği malzemelerin miktarı artmıştır. Haliyle davalının ödemesi gerektiği paranın da arttığını ileri sürmüş, ödemeleri kabul etmemiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

İcra takibi iki-adet toplam 24.561,70 TL’lik faturaya istinaden yapılmışsa da; kargoyla gönderilmesine rağmen tebliğ-edilemediğinden TTK’nun 21/2.maddesi uyarınca fatura içerikleri kesinleşmemiştir.

Davalının iş bedelinin 16.500,00 TL olduğuna dair savunması ve davacının cevaba cevabında sözleşmenin 16.500,00 TL üzerinden kurulduğu ancak fazla imalât ve malzeme nedeniyle bedelin artmasını ileri sürmesi karşısında; sözleşme kapsamı dışında fazla iş ve imalât yapıldığının ispat külfeti davacıya ait olmaktadır. Yazılı sözleşme mevcut değilse de; sözleşme kapsamının tanık beyanları ve her-türlü delille ispatlanabileceği Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarında kabul edilmektedir.

Tarafların kabulünde olan 16.500,00 TL’lik sözleşmede bedel toplam olarak kararlaştırıldığından götürü bedellidir. Götürü bedelli sözleşmelerde hak edilen bedelin sözleşme kapsamına göre gerçekleştirilen iş ve imalâtın eksik ve ayıplar düşülmek suretiyle tamamına göre fiziki oranı tespit edilip bu oranın götürü bedele uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekir. Yine sözleşme dışında iş ve imalâtlar yapıldığının yüklenici tarafından ispatlanıp iş sahibinin yararına olduğunun anlaşılması durumunda 6098 sayılı TBK’nın 526 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleri ile bedeli hesaplanıp, sözleşme kapsamında hakedilen bedele eklenmesi gerekir.

İlk Derece Mahkemesince Yapılacaklar

Bu durumda mahkemece; davalı tarafından dosyaya sunulan ve yukarıda içeriği açıklanan kartvizit içeriği ve imzayla ilgili davacı vekilinin beyanı alınmalıdır. Bu alındıktan sonra gerekirse davacı yüklenici isticvap edilip yazı, rakam, kaşe ve kaşe üzerindeki imza konusunda beyanı alınmalıdır. Kabul-edilmemesi-halinde davalıya bu belge-aslı ibraz ettirilip davacının imza ve yazılı incelemesine esas-olacak yazı ve imzalarının bulunduğu belge-asılları bulundukları yerlerden getirtilmelidir. Huzurda yazı ve imza örnekleri de alındıktan sonra söz konusu belge üzerindeki rakam, yazı ve imzanın davacı …’e ait olup olmadığı konusunda sahtecilik ve grafoloji uzmanından rapor alınmalıdır.

Bu incelemeden sonra taraf tanıkları sözleşmenin kapsamı ve yazıların davacıya ait olması halinde HMK’nın 202. maddesi gereğince tarihsiz belgedeki ödeme konusunda dinlenip sözleşme kapsamı belirlenmelidir. Davacının sözleşme dışında davalı iş sahibinin yaptığını ileri sürdüğü ilave imalât ve malzemeler yönünden inceleme yapılmalıdır.

Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hükme esas raporu düzenleyen teknik bilirkişiden sözleşmenin saptanacak kapsamına göre değerlendirmeler yapılmalıdır. Öncelikle sözleşme bedelinin 16.500,00-TL olduğu dikkate alınarak, sözleşme-kapsamındaki işlerden eksik ve kusurları dikkate alarak ve düşülmek suretiyle fiziki-gerçekleşme-oranı hesaplanmalıdır. Ayrıca bu oran 16.500,00 TL götürü bedele uygulanarak sözleşme kapsamında hakedilen iş bedeli belirlenmelidir.

Toplanacak delillere göre davacı yüklenicinin sözleşme dışı fazla-imalât ve malzeme verip yaptığını kanıtlaması halinde bunun davalı işsahibi yararına olup-olmadığı tespit edilmelidir. Yararına ise yapıldığı ileri sürülen 2013 yılı mahalli piyasa rayiçleri ile bedeli konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp davacının sözleşme kapsamı ve sözleşme dışı iş imalât ve malzemelerden doğan toplam alacak miktarı hesaplanmalıdır.

Bu şekilde davacı yüklenicinin hak ettiği toplam iş bedeli bulunduktan sonra yapılacak incelemeye göre, davalının ispatladığı kabul edilen ödeme miktarı toplam alacaktan mahsup edilmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmelidir.

Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu davanın yazılı miktar üzerinden kısmen kabulü doğru olmamıştır. Kararın bozulması uygun bulunmuştur.

Sonuç

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 19.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Konuyla ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz.,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.

Askerlikten Muafiyet Ve Koşulları

Türkiye’de askerlik yükümlülüğü genel bir vatandaşlık görevi olmakla birlikte bazı sağlık sorunları, engellilik durumları ve özel mesleki statüler nedeniyle askerlikten muafiyet mümkündür. Bu yazıda askerlikten muafiyet şartları, sağlık raporu süreci, muafiyet sağlayan hastalıklar ve askerliğe elverişli değildir raporunun nasıl alındığı detaylı olarak açıklanmaktadır.