Zimmet Suçu, Cezası ve Nitelikli Halleri

Zimmet suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 247 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Buna göre, görevi gereği zilyetliği kendisine devredilen ya da koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı zimmetine geçiren kamu görevlisi 5 ila 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılacaktır.

Suçun faili ancak bir kamu görevlisi olabilir. Kimlerin kamu görevlisi sayılacağı hususu Türk Ceza Kanunu’nun md.6/1-c’de belirtilmektedir. Bununla birlikte mevzuatımızdaki bazı özel kanunlarda “kamu görevlisi sayılır” ya da “kamu görevlisi gibi cezalandırılır” şeklindeki düzenlemeler de suçun niteliğini belirlemede dikkate alınmalıdır (Örnek olarak 399 sayılı KHK md.11/b).

Taşınır ya da taşınmaz mallar suçun konusu olabilir. Ayrıca malın kamuya, özel hukuk tüzel kişisine veya özel kişiye ait olmasının önemi yoktur.

Zimmete geçirmek, suç konusu mal üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunmayı ifade etmektedir. Bu tasarruf farklı şekillerde olabilir. Eylem icrai ya da ihmali davranışla işlenebilir. Fail ya kendisi adına malikmiş gibi tasarrufta bulunmalı ya da başkasının mülk edinmesini sağlamış olmalıdır.

Fail kamu görevlisi değilse ya da kamu görevlisi olup zilyetliği devredilen mal görevi gereği devredilmemişse ya da mal üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü yoksa şartların oluşması halinde TCK md.155 de düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

Özel hüküm-genel hüküm ilişkisinden dolayı, özel düzenleme olan zimmet suçu söz konusu olduğu durumlarda, ayrıca genel düzenleme olan görevi kötüye kullanma suçundan (md.257) cezalandırma söz konusu olmaz.

Zimmet Suçu İle İlgili Nitelikli Haller

Maddenin 2. fıkrası, suçun nitelikli halini düzenlemektedir. Buna göre, zimmet suçu, eylemin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. TCK’nın 212. maddesi uyarınca, hileli davranışın belgede sahtecilik suretiyle işlenmesi durumunda ise, sadece TCK’nın 247/2. maddesi uyarınca cezalandırma yapılmaz. Burada her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırma yapılacaktır. Hilenin, basit bir incelemeyle ortaya çıkarılamaz boyutta ve nitelikte olması gerekmektedir. Aksi halde suçun temel şekli söz konusu olacaktır.

Zimmet Suçu İle İlgili Cezayı Azaltan Sebepler

Zimmet suçu için iki tane cezayı azaltan sebep düzenlenmiştir:

  • Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, ceza yarı oranına kadar indirilebilecektir.
  • 249. maddeye göre ise zimmet suçunun konusu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilecektir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, ilk durumda mahkemeye takdir hakkı tanındığı halde ikinci durumda cezanın mutlak olarak indirilmesi öngörülmüştür.

Zimmet Suçunda Etkin Pişmanlık (md.248)

Malın aynen iade edilmesi ya da uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde etkin pişmanlık durumu söz konusu olacaktır. Bu maddeye göre etkin pişmanlık durumu 3 zaman dilimine göre düzenlenmiştir.

  • Soruşturma başlamadan önce ise verilecek cezanın üçte ikisi,
  • Kovuşturma başlamadan önce ise verilecek cezanın yarısı,
  • Kovuşturmadan sonra fakat hükümden önce ise, cezanın üçte biri, indirilir.

İade koşulları bakımından, kullanılan malın ya da paranın aslı ile birlikte nemasının da tamamen iade edilmesi veya tazmin edilmesi gerekmektedir. Suçun iştirak halinde işlenmesi halinde de iade ya da tazmin tam yapılmalıdır. Şeriklerden birinin tam iade ya da tazminde bulunması halinde, diğer şerikler TCK’nın 40/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamazlar.

Zimmet suçunda, soruşturma izni alınmasını öngören 4483 sayılı kanun hükümleri uygulanmaz ve Cumhuriyet savcıları doğrudan soruşturma yapabilmektedirler(3628 SK md.17/1).

Görevli mahkeme 5235 sayılı kanunun 12 ve 14. maddeleri uyarınca ağır ceza mahkemesidir. Zimmet suçundan beraat kararları ve zimmet suçu yargıtay kararları emsal kararlar başlıklı bölümümüzde yayınlanacaktır. Zimmet suçunun özel nitelikli yapısı ve kamu görevlisi açısından aynı zamanda disiplin cezası da gerektirmesi nedeniyle alanında uzman bir Ağır Ceza Avukatı ve İdare Avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.