Takdiri İndirim (İyi Hal İndirimi) Nedenleri Nelerdir? (TCK 62)

Takdiri İndirim (İyi Hal İndirimi) Nedenleri Nelerdir

Takdiri indirim, 5237 sayılı TCK md. 62/de düzenlenmiştir. Genel Hükümler altında cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine dair hükümler arasında yer almaktadır.

          “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

           Takdiri indirim nedenleri

           Madde 62- (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.

          (2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri (…) göz önünde bulundurulabilir. (Ek cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.”

          Takdiri indirim denilen ve temel ceza kanun hükmüne göre belirlendikten sonra uygulama alanı bulan bu sebepler sanığın lehine olan ve hakimin işlenen suça yönelik cezalandırmada değer biçmesi anlamına gelen bir konudur. Sanığın geçmişteki kriminal durumu, sabıkasının var olup olmadığı, kamu düzeni bakımından geçmiş eylemleri, sosyal anlamda ilişkilerinin kriminal niteliği, yargılama sürecinde pişmanlık duyup duymadığı ve işlediği eylem bakımından nedametini gösteren bir tavır ve tutum içerisinde olup olmadığı ile tanığın yaşı ve geleceği bakımından tayin edilecek cezanın olası etkilerinin sonuçları da dikkate alınacaktır.

          Takdiri indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi sebepler gösterilmiş olmakla birlikte bu sebepler ile sınırlı olarak takdiri indirimi anlamamak gerekmektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 09.04.2019 tarihli, 2019/276 E. ve 2019/2151 K. sayılı kararına göre; takdiri indirim sebepleri sayıldıktan sonra kullanılan ifadeler yönüyle sadece belirli kıstaslara göre değerlendirme yapılması ile kanun takdiri indirim sebeplerini sınırlamamıştır.

          Kanun koyucu, kanunda takdiri indirim nedenleri bakımından sanığın mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışlarının dikkate alınmayacağını ayrıca düzenlemiştir. Suç teşkil eden fiilin icrasının ardından ve yargılama esnasında sanığın eylemleri ve yargılamadaki durumu bakımından bütün davranışlarının esas alınmasını değil, işlediği suç yönüyle pişmanlığının göstergesi olan tutum, hal ve hareketlerinin indirim sebebi olarak değerlendirilmesine imkan sağlanmıştır.

          Böylece kamuoyunda tartışılan ve işlenen suç bakımından önem taşımayan konuların takdiri indirim sebebi olarak dikkate alınması bakımından sınırlama yapılmıştır.

          Hâkim, gerekçesini kararında göstermek suretiyle bu nedenleri uygulayabilir ya da uygulamayabilir. Ancak bazı hallerde Yargıtay bu sebeplerin uygulanmasını zorunlu kabul etmektedir ve uygulanmaması ve uygulanmama gerekçesinin açıklıkla gösterilmemesi bozma sebebi kabul edilmektedir.

Takdiri İndirimin Cezaya Etkisi Nedir?

          TCK’nın 62/1 maddesi hükmüne göre failin lehine durum değerlendirmesi yapmaya imkan veren sebeplerin varlığı halinde temel ceza üzerinden sonuç cezaya ulaşmada bu sebepler dikkate alınır.

          Buna göre;

          *ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis,

          *müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis,

          cezası verilir.

          Diğer cezaların ise altıda birine kadar indirim yapılır.

İyi Hal İndirimi Nasıl Hesaplanır?

          Öncelikle TCK’da işlenen fiil için öngörülen cezanın alt ve üst sınırlarına göre uygulanacak ceza miktarı tayin edilir. Suçun işlenme zamanı, işlenme şekli ve suçu işlemede kullanılan araçlar gibi bir dizi unsur cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.

          Sonrasında suçun kast, taksir, olası kast ve bilinçli taksirle işlenip işlenmediğine göre ceza belirlenir.

          Suçun nitelikli halleri mevcut ise veya daha ağır ceza uygulanması gereken haller söz konusu ise bunlar uygulanarak ceza belirlenir.

          Belirtilen işlemlerden sonra teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler uygulanır ve son olarak sonuç ceza belirlenir.

Takdiri İndirimi Ne Zaman Uygulanır?

          Takdiri indirim temel ceza belirlendikten ve sonrasında suçun nitelikli hallerine göre ceza tayin edildikten ve teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı gibi hususların işlenen suçta söz konusu olup olmadığına göre ceza belirlendikten sonra en son aşama olarak takdiri indirim sebeplerinin yargılanan sanık bakımından söz konusu olup olmadığı değerlendirilir ve bunun ardından sonuç ceza hükmüne varılır.

TCK 62 Emsal Yargıtay Kararları

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Esas : 2023/17967 Karar : 2023/13116 Karar Tarihi:05.10.2023

“…3. Mahkeme tarafından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmama gerekçesi olarak gösterilen \”Sanıkların kişilik özellikleri tekerrüre esas sabıkalı oldukları, sanıklara verilen cezanın gelecekleri üzerindeki olası etkileri ve sanıkların tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkememizce olumlu kanaat hasıl olmaması suç işleme hususunda uslanmaz tavırlar göstermeleri sebebi ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesi uygulanmamıştır\” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/700 Esas, 2023/811 Karar kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenecek konular yönünden ve 5271 sayılı Kanunun 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA…”

* Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas : 2024/511 Karar : 2024/851 Karar Tarihi :12.02.2024

“…Sanığın eylemini kızına yönelik gerçekleştirmesi nedeniyle sanık hakkında belirlenen temel cezadan 5237 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereği (1/2) oranında artırım uygulanarak 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

Sanığın eylemi tahrik altında gerçekleştirmesi nedeniyle haksız tahrik indirim sebebi uygulanarak sanık hakkında belirlenen cezadan 5237 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği (1/4) oranında indirim uygulanarak 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,

Sanığın lehine takdiri indirim sebebi uygulanarak sanık hakkında belirlenen cezadan 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği (1/6) oranında indirim uygulanarak 5 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına,”

  •  
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Esas : 2022/7626 Karar : 2023/3469, Karar Tarihi: 23.05.2023

“…Sanık müdafiinin temyiz istemi; haksız tahrik hükümlerinin üst hadden uygulanmasına, takdîri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiği yönden;

1. Olay günü tarafların evde oldukları esnada maktulün telefonunun birden fazla kez aranması maktulün ısrarla çalan telefonuna bakmayıp reddetmesi üzerine sanığın eşi olan maktulün kendisini aldattığından şüphelendiği bu nedenle aralarında tartışma gerçekleştiği, arayan numaranın kim olduğunu sanığın araştırdığı kızı …’ya numarayı söyleyince; \”Annem 3-4 aydır … ile görüşüyor.\” dediği, aynı numaradan gelen ve \”…\” olarak kayıtlı olan kişi ile çok sayıda telefon görüşmesi ve mesajlaşmanın bulunduğu anlaşıldığından maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesine göre asgariye yakın indirim oranı belirlenmesi yerine asgari olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Sanığın kollukta ve duruşmada pişmanlığından bahsettiği halde suçtan sonraki pişmanlığı, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak verilen cezada 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanması tartışılmadan suç kastının yoğunluğu ve suçun işleniş biçiminden de bahsedilerek yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile takdîri indirim hükmünün uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.04.2022 tarihli ve 2022/770 Esas, 2022/1096 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanunun 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

İMAR KİRLİĞİNE NEDEN OLMA (TCK Md. 184) SUÇUNDAN BERAAT KARARI

TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu kapsamında açılan kamu davasında, dava konusu imalatın bina vasfı taşımadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı değerlendirilerek sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?

Gizli Ses Kayıtlarının Suç Niteliği ve Delil Değeri Özeti
Türk hukuk sisteminde, davalarda kullanılacak delillerin mutlaka yasal yollardan elde edilmiş olması zorunludur. Metin, rıza dışında alınan gizli ses kayıtlarının Türk Ceza Kanunu (TCK Md. 132) kapsamındaki suç teşkil eden yapısını ve mahkemelerdeki geçersizliğini şu temel noktalarla açıklamaktadır:

Suçun Oluşma Şartları: Kişiler arasında yüz yüze gerçekleşen ve aleni olmayan (başkalarının duymayacağı inancıyla yapılan) konuşmaların, taraflardan en az birinin rızası olmaksızın cihazla (telefon, kayıt cihazı vb.) kaydedilmesi suçtur. Konuşmanın içeriği (özel hayat, ticari veya mesleki) bu durumu değiştirmez.

Haberleşme vs. Yüz Yüze Konuşma: TCK Md. 132 kapsamındaki suçun oluşması için konuşmanın yüz yüze olması şarttır. Telefon gibi araçlarla yapılan görüşmelerin dinlenmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” kapsamına girer. Ayrıca bir cihaz kullanmadan salt kulak misafiri olup başkasına aktarmak (dedikodu) bu madde kapsamında suç sayılmaz.

Delil Niteliğinin Olmaması: Kamusal alanda alınmış olsa dahi gizli kayıt yapmak özel hayatın ihlalidir. Suç işlenerek ve hukuka aykırı yollarla elde edildikleri için, bu tür gizli ses kayıtları ceza davalarında (CMK Md. 217) ve boşanma gibi aile hukuku davalarında kesinlikle delil olarak kullanılamaz.

Mahkemeye Sunmanın (İfşa) Riski: Gizli bir ses kaydını haklı olduğunuzu ispatlamak amacıyla mahkemeye delil olarak sunmak, aynı zamanda eylemin açığa çıkarılması (ifşa) anlamına gelir. Bu durumda kaydı sunan kişi, TCK Md. 132/1-3 kapsamında hem “hukuka aykırı kaydetme” hem de “ifşa etme” olmak üzere iki ayrı suç işlemiş sayılabilir.

Turuncu kılıflı bir cep telefonunun ekranında işlem yapan bir kişinin elleri, arka planda dizüstü bilgisayar ve üst kısımda "HTS Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
HTS Kayıtları Delil Olur mu?

HTS (Historical Traffic Search), cep telefonu görüşmeleri, mesajlaşmalar ve baz istasyonu sinyalleri gibi iletişim verilerinin geriye dönük trafik kayıtlarıdır.

İçerik Değil, Trafik Bilgisi Sunar: HTS kayıtları iletişimin kiminle, hangi saatte ve hangi baz istasyonundan yapıldığını gösterir. Ancak konuşmaların veya mesajların içeriğini barındırmaz. Nokta atışı bir konum vermez; baz istasyonunun bulunduğu bölgeye göre 0 – 35 km arasında değişen yaklaşık bir lokasyon sunar. Operatörler bu verileri 2 ila 5 yıl arasında saklar.

Delil Olarak Kullanımı ve Yetersizliği: HTS kayıtları hem ceza davalarında (cinayet, örgüt üyeliği vb.) hem de hukuk davalarında (boşanma, aldatma vb.) delil olarak kullanılabilir. Ancak içerikten yoksun olduğu için tek başına kesin bir delil değildir ve mutlak suretle tanık, fotoğraf veya sosyal medya kayıtları gibi diğer somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Erişim Şartları (Hukuka Uygunluk): HTS kayıtlarına sadece mahkeme/hâkim kararıyla erişilebilir (CMK Md. 135). Usulsüz elde edilen veriler mahkemelerde hukuka aykırı delil sayılarak reddedilir. Talep yolları üçe ayrılır: Savcılık soruşturmaları (Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla), istihbarat faaliyetleri ve kişisel hukuk davaları (Mahkeme kararıyla).

AYM ve Yargıtay’ın Yaklaşımı:

Anayasa Mahkemesi (AYM), içeriği belli olmayan görüşme kayıtlarının ve HTS verilerinin bir kişiyi tutuklamak için gerekli “kuvvetli suç belirtisi” olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Yargıtay kararlarına göre de içeriği tespit edilemeyen sinyal kayıtları, telefonun başkası tarafından da kullanılabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, tek başına mahkûmiyet için yeterli bir kanıt oluşturmaz.

Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?

İletmiş olduğunuz metnin özeti aşağıdadır:

WhatsApp Kayıtlarının Delil Niteliği Özeti

WhatsApp şirketinin merkezinin ABD’de bulunması ve veri gizliliği politikaları sebebiyle, yazışma kayıtlarının doğrudan şirketten istenmesi (devlet güvenliği gibi çok istisnai haller dışında) mümkün değildir. Bu nedenle yargı mercilerine sunulan kayıtlar doğrudan taraflar tarafından temin edilmektedir. Kayıtların değiştirilebilir dijital veriler olması sebebiyle, ekran görüntüsü yerine akışı gösteren orijinal bir video kaydı ile sunulması delil değerini artırır; aksi takdirde mahkemelerce bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulur.

WhatsApp kayıtlarının üç temel yargı alanındaki değerlendirmesi şu şekildedir:

Ceza Hukuku Bakımından: Soruşturmalarda şüpheyi ortaya koyan veya destekleyen önemli bir delildir. Ancak, bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmesi şarttır. Başkalarının haberleşme gizliliğini ihlal ederek veya suç işlenerek elde edilen kayıtlar, CMK Md. 217 kapsamında hukuka aykırı sayılır ve delil olarak kabul edilmez.

Hukuk ve İş Davaları Bakımından: HMK Md. 199 kapsamında elektronik delil olarak kabul edilir. Yasal sınırı aşmayan borç/alacak davalarında ispat aracı olarak kullanılırken, iş davalarında (iş akdi feshi, işyeri gruplarındaki yazışmalar vb.) uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınır.

Aile Hukuku (Boşanma Davaları) Bakımından: Aldatma gibi kusurların ispatında sıklıkla kullanılsa da teknolojik olarak manipülasyona (ekleme/çıkarma) çok açıktır. Bu nedenle Yargıtay kararları gereği, WhatsApp yazışmaları tek başına “kesin delil” niteliği taşımaz. Hükme esas alınabilmesi için mutlaka diğer maddi delillerle (tanık, fotoğraf vb.) desteklenmesi ve orijinalliğinin teyit edilmesi gerekir.

Ahşap zemin üzerinde iki ayrı ev maketi ve ebeveyn-çocuk figürlerinin ortasında duran hakim tokmağı ile üstte "Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?" yazısı.
Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?

Çocuğun Velayeti ve Velayetin Değiştirilmesi Özeti
Velayetin Süresi: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre velayet, kural olarak çocuk 18 yaşına gelip ergin oluncaya kadar devam eder. Erginlikle birlikte velayet son bulur (ancak kanuni şartlar oluşursa kişi vesayet altına alınabilir).

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri: Şartların değişmesi halinde 18 yaşından önce velayet değişikliği davası açılabilir. Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, sağlık sorunları, çocuğun bakımının aksatılması veya diğer ebeveynin talebi bu değişikliğe gerekçe oluşturabilir.

Çocuğun İradesi (12 Yaş Kriteri): 12 yaş ve üzerindeki çocukların idrak gücü gelişmiş kabul edildiğinden, mahkemeler velayet kararlarında çocuğun tercihini ve beyanını büyük ölçüde dikkate alır.

Aile Yükümlülüklerinin İhlali (TCK Md. 233): Velayet sahibi ebeveynin çocuğun eğitimini aksatması veya kötü alışkanlıklara/madde bağımlılığına yönelmesine göz yumması suç teşkil eder ve doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebidir.

Yaş Gruplarının Önemi: Çocuğun bulunduğu spesifik yaş grubu (0-3, 4-7, 8-12, 13-17), hem velayetin ilk kime verileceği konusunda hem de sonrasındaki velayet değişikliği davalarında mahkemeler için belirleyici bir kriterdir.