Özel Esaslar (Kod) Listesine Alma Hukuki Midir?

Özel esaslar Kod listesi alınma, sahte fatura kullanma ve düzenlemenin sonucu olarak mükelleflerin listeye alınmasıdır. Günümüzde vergi mükellefleri bilerek veya bilmeyerek sahte fatura kullanma durumuyla karşı karşıya gelmektedirler.

Özel esaslar Kod listesi diğer bir ifadeyle maliyenin kara listesidir. Bu listedekilerin iade vb. tüm işlemleri daha sıkı prosedürlere tabi tutulmaktadır. İsmi bu listede yer alanlarla işlem yapanlar da sıkıntıya girmekte, vergi incelemesiyle karşılaşma ihtimalleri yüksek olmaktadır. Bu nedenle bu listeye giren mükellefler ciddi sıkıntıya girmekte, bu mükelleflerle ticaret yapılmak istenmemektedir.

Peki, özel esaslar listenin yasal dayanağı var mıdır? Varsa nedir?

Özel esaslara tabi mükellefler listesinin yasal bir dayanağı yoktur. Bu listenin dayanağı Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan KDV tebliğleridir. Tebliğler dışında herhangi bir dayanağı yoktur.

Yasal dayanağı bulunmayan sadece genel tebliğlere dayanan Koda alma işlemi hukuki midir?

Değildir. Koda alma işleminin ne yasal ne de Anayasal bir dayanağı yoktur. Anayasa’nın çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen 48. maddesinin 2. fıkrasında; devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı, “Çalışma Hakkı ve Ödevi” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında; devletin, çalışanların hayat seviyelerini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükmüne yer verilmiş, “Vergi Ödevi” başlığını taşıyan 73. maddesinin 3. fıkrasında; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilmiştir.

Buna göre, devletin, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeleri yapması ve buna dair tedbirleri alması görevken, çalışma, çalışanlar açısından hak ve ödevdir. Gerek bu alanda yapılacak düzenlemelerin, gerek çalışma hayatının bir sonucu olan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerle ilgili düzenlemelerin yasa ile yapılması ise zorunludur. DAYANAĞINI ANAYASA’YA UYGUN OLARAK ÇIKARILMIŞ OLAN KANUNLARDAN ALMAYAN DÜZENLEMELERLE BİR TAKIM HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLER GETİRİLEMEZ. Bu suretle çalışma barışının sağlanması yanında özel teşebbüslerin güvenlik ve karlılık içinde çalışması da temin edilmiş olur.

Gerek vergi idarelerinin, gerekse bağlı bulunduğu hiyerarşik üst makamların,  mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Anayasa’da da buna izin veren bir hüküm yer almamaktadır. Bu şekilde yasal dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırma, vergi barışını bozucu etki yaratacağı gibi Anayasa’da güvence altına alınan kişi hak ve hürriyetlerine de aykırılık teşkil eder.

Bu nedenle, hukuka aykırı bir biçimde vergi idaresinin kendi içinde oluşturduğu sınıflandırmayla mükellefler hakkında tesis ettiği özel esaslar listesine alma işlemi hukuka açıkça aykırıdır.

Nitekim, Danıştay 4. Dairesinin 14.01.2008 gün, E: 2007/4095, K: 2008/1 sayılı, Danıştay 9. Dairesinin 17.01.2008 tarih, E:2006/3921, K:2008/320 sayılı, Danıştay 3. Dairesinin 24.10.2011 gün, E:2009/6111, K: 2011/6209 sayılı, Danıştay 3. Dairesinin 13.05.2015 tarih ve E:2014/11851, K: 2015/3173 sayılı, Danıştay 3. Dairesinin 29.12.2016 tarih ve E: 2016/14882, K: 2016/9708 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Özel esaslar listesine alınma durumuyla karşılaşıldığında ne yapılmalı?

Özel esaslar listesine alındığında mükellefler iki şekilde hareket edebilirler.

  1. İdari itiraz yoluna başvurup itirazın reddi halinde dava açma
  2. Veya direk bu işleme karşı dava açma

Görüleceği üzere bu işlemden mükellefler ancak dava yolu ile kurtulabilirler. Açılacak davanın doğru bir zemine oturtulması, kullanılacak argümanların doğru seçilmesi ve dilekçenin usulüne uygun düzenlenmesi olumlu sonuç alınabilmesi için önemlidir.

Sonuç Olarak

Öte yandan, açılacak davada yürütmenin durdurulması talep edilmesi hukuka aykırı bu işlemden bir an önce kurtulmak için zaruridir. Vergi hukuku teknik/özellikli bir alan olduğundan, bu alanda uzman kişilerden destek alınması kısa sürede ve olumlu netice alınabilmesi açısından gereklidir. Bu konuda büromuzda yetkin vergi hukukçuları bulunduğundan, bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Vergi davaları ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.