Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir?

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir__

Bir taşınmaz üzerinde sonradan teşkil edilen yapı ve şeylerin kime ait olduğuna dair açılan ve taşınmaz mülkiyetinden ayrı olarak açılabilen bir gayrimenkul davası türüdür.

Muhdesat, başkasına ait bir taşınmaz/arazi üzerinde teşkil edilen yapılar ile ekilen ve dikilen şeyleri ifade eder. Muhdes olan sonradan teşkil edilen demektir. Bazı kanunlarda bu tabire yer verilmiştir. Muhdesat geçici olmayan ve taşınır nitelikte olmayan bina ve ağaç gibi şeyler anlamına gelir. Hukuki anlamıyla muhdesat, TMK. m. 724 ve m. 729 çerçevesinde taşınmaz üzerinde yer alan inşaat, bitki, bağ, bahçe gibi şeyleri ifade etmektedir. Eşya sonradan oluşturmaya uygun nitelikte olmalıdır.

          Bir taşınmaz üzerinde geçici olmayacak şekilde oluşturulmuş olan ve taşınmazı tamamlayıcı nitelikte olan eserlerdir. Teknik kullanılarak taşınmazın/arazinin üstüne veya altına bağlanan her şeyin, duvarların, köprülerin, su arklarının, direklerin, demirlerin, demiryolunun, toprağın altında yapılan galerilerin, sığınakların, depoların da bu anlamda yapı olarak kabulü gerekmektedir. Yargıtay kararlarında muhdesatın ne olduğu bakımından çeşitlilik arz etmektedir.

          “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

          III. Arazideki yapılar

          1.Arazi ve yapı malzemesi

          a.Mülkiyet ilişkisi

          Madde 722- Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur.

          Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir.

          Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.

          b. Tazminat

          Madde 723- Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.

          Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir.

          Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.

          c. Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi

          Madde 724- Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.

          IV. Araziye dikilen fidanlar

          Madde 729- Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.”

          Taşınmaz üstündeki yapı ya da var olan “muhdes” nitelikteki eşyanın kim ait olduğunun belirlenmesi bakımından açılan davaya muhdesatın aidiyetinin tespiti davası denilmiştir. Bunun sebebi de aidiyetin tespitinin taşınmazın mülkiyetinden ayrı olarak değerlendirilemeyecek olmasıdır.

          Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, hukukî olarak bir “tespit davası”dır (HMK. m. 106). Bu davanın konusu, muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin ya da kime ait olduğunun belirlenmesidir.

          Muhdesatın tespiti istemi tek başına bir tespit davasına konu olabilir. Aynı şekilde, söz konusu istem terditli dava kapsamında da ileri sürülebilir (HMK. m. 111).

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Hangi Hallerde Açılabilir?

          Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası bu davayı açmakta hukuki yarar söz konusu ise açılabilen bir davadır.

          tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (HMK m. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması, Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi hükmünün uygulanma imkânının bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir…(Yargıtay HGK.T.22.10.2019, E.2017/8-1854 K.2019/1096).

          Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası hukuki yarara ilişkin ancak belirli hallerde söz konusu olan bir davadır. Bu haller;

          * Taşınmazın da içinde olduğu malvarlığı hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılmış bulunması

          *Taşınmaza ilişkin kentsel dönüşüm uygulaması bulunması

          *Taşınmaza ilişkin kamulaştırma söz konusu olması

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Ne Zaman Açılmalıdır?

          Muhdesatın tespitine ilişkin kanunlarda açıkça bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bu durumda hakkın tespitinin gerekli olduğu hallerde ve özellikle ortaklığın giderilmesi davası açılmış olması hallerinde hak sahibi olduğunu düşüne kişilerce bu davanın da açılması gerektiği görülmektedir.

          Ancak kadastro geçen taşınmazlar bakımından ilgili kanunda 10 yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğü için kadastro işlemleri yapıldıktan sonra buna ilişkin hakkını ileri süren kişi 10 yıl içinde dava açmalıdır.

          Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.

Muhdesatın Aidiyeti Nasıl Tespit Edilir?

          Dava sonucu alınan karar ile muhdesat olan yapı yada eşyanın davacı kişi tarafından meydana getirildiğine karar verilmiş olur.

          Muhdesatın tespiti davası sonucunda sadece tespit hükmü ile mahkeme kurucu değil açıklayıcı nitelikte bir karara varmış olur. Tespit hükmü kesin hüküm niteliği taşır ve artık bu konuda yeni bir dava açılamaz.

          İspat yükü Davacı olan ve aidiyetin tespiti isteminde bulunan taraftadır. Tanık dahil her türlü delil ile bu durum tespit edilebilir. Yargıtay muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda iddiaları ispatlayan bir belge bulunmadığı takdirde tanık delili ve tarafların sunduğu diğer delillerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

          Ayrıca taşınır nitelikte olan ve muhdesat niteliğinde olmayan ve taşınmazla bir bağı yapılma şekli itibariyle söz konusu olmayan eşya hakkında tespit karar verilemez ve talep reddedilir.

          Muhdesatın tapu sicilinde gösterilmesi ise adi karine teşkil eder ve bu karine kesin ispata imkan vermez.

Muhdesat Bedeli Nasıl Hesaplanır?

          Muhdesat taşınmazın değerinde bir artış meydana getirmeli ve Yargıtay kararları gereğince de muhdesatın bedeli, taşınmazın genel bedeline oran kurulmak suretiyle tespit edilmelidir.

          Belirlenen taşınmaz bedeli üzerinden muhdesatı karşılayan değer davacıya ödenmelidir.

          Kamulaştırma Kanununun 19/son maddesi uyarınca başkasına ait zemin üzerinde bulunan muhtesatın bedelinin zilyede ödenmesi gerekir.

          Muhdeatın taşınmazın değerinde bir artış meydana getirdiği ve bedelinin buna göre belirlenemsi gerekli ise Bilirkişi İncelemesi yaptırmak suretiyle piyasadaki emlak ve eşya fiyatları göz önünde bulundurularak değerlendirme yapmak gerekmektedir.

Konu hakkında detaylı bilgi almak için gayrimenkul avukatı ile şimdi iletişime geçin!

4 Responses

  1. Dedeme ait bir yer kamulaştırılmış.bir miktar yerinede başkası bina yapmış. Bu dava nasıl sonuçlanır.avukat tutmaya değer mi

  2. 1966 da muris Baba tarafından inşa edilmiş, 2003 ve 2006 da küçük bir tadilat görmüş bir ev, 2011 de miras malı haline geldiğinde, izaleyi şıyu devam ederken mirasçılardan biri kimin yaptiği belgelenemeyen bu ev için muhdesat aidiyeti davası açabilir mi. Teşekkürler.

  3. Babalarından kalan araziye amcam kendine düşen yere 1985 yılında amcam tarafından ev yapılıyor fakat yaptığı ev 2016 yılında kapu kaydı alırken amcamın evi bizim tapuda görüldü komşu arazide kendi yeri varken 4 odanın dördü de bizim tapuda çıktı ne yapmalıyım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.