Menfi Tespit Davası Nedir?

Menfi Tespit Davası Nedir

Borçlu olarak icra takibinde gösterilen kişinin icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için açılması gereken ve durumun tespit bakımından icra takibi yönüyle olumsuz sonuç doğuran bir dava türüdür.

Borçlu, borcunu icra dairesine ödedikten sonra artık menfi tespit davası açamaz. Bundan sonra borçlunun aslında borcu olmadığı halde ödediği paranın geri alınması için açması gereken dava ise istirdat davasıdır.

Borçlu, alacaklı tarafından bir takip yapılmadan önce menfi tespit davası açabileceği gibi, takipten sonra takip sırasında da açabilir. Kanun buna imkan sağlamıştır. Ancak her ikisinin takip bakımından doğuracağı sonuçlar birbirinden farklıdır.

Bunun yanında dava sonucunda Kabul veya Red Kararı çıkması halinde Davacı’nın yükümlülükleri bakımından farklı sonuçlar geçerli olur.

Menfi Tespit Davasının İspat Yükü

İspat bakımından borcun var olmadığı ve geçerli olmadığı söz konusu ise ispat yükünün ağırlıklı olarak Davacı Borçlu gösterilen kişide olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Ancak Davacının savunmasında ileri sürdüğü ve davayı açmaya gerek gördüğü sebepler arasında Davalı Alacaklıya karşı bazı tespitler sıralanmış ise borca dair yer verilen konular bakımından ispat yükü davalıya geçebilir. Örneğin borç ilişkisinin vaki olmadığına dair bir iddia halinde Davalı bunun varlığını kanıtlamak durumundadır ya da sahte bir belge söz konusu ise bunun gerçekliğini ispatlamakla yükümlüdür.

Menfi Tespit Davası Nasıl Açılır?

6100 sayılı HMK hükümlerine göre hazırlanan Dava Dilekçesi ile yetkili mahkemede açılır. Genel hükümlere göre açılacak bir dava türü söz konusu olduğundan her türlü delile dilekçede yer verilebilir.

Menfi Tespit Davası Ne Zaman Açılır?

Alacaklı tarafından takip yapılmadan önce ya da takip yapıldığı sırada bu dava açılmalıdır. Bu şekilde açılan davaya menfi tespit davası denilmektedir.

Menfi Tespit Davasının Reddi Halinde Verilebilecek Kararlar

Davanın reddi yani alacaklı lehine sonuçlanması halinde, borcun varlığı kesin hükümle belirlenmiş olur.

Borçlu lehine ihtiyati tedbir kararı verilmişse bu kararla ihtiyati tedbir ortadan kalkar ve alacaklı takibe devam eder.

Daha önce itirazın kaldırılması aşamasında, borçlu aleyhine hükmedilip menfi tespit davası sonuna ertelenen tazminat ve para cezaları da tahsil edilir hale gelir (İİK Md. 68/VII, 68a/VIII).

Davanın alacaklının lehine sonuçlanmasıyla ihtiyati tedbir dolayısı ile alacağını geç almış olmasından dolayı, alacaklının talebine gerek olmaksızın, borçlu mahkeme tarafından re’sen %20’den az olmayan bir tazminata da borçlu olduğu anlaşılan Davacı mahkum edilir.

Menfi Tespit Davasında Zamanaşımı

Borçlu kabul edilen kişinin hukuki yararı varsa icra takibi başlatılmadan önce de her zaman bu davayı açabilir.

Aleyhine borç takibi yapılmışsa yine bir süreye bağlı olmaksızın bu davayı açabilir.

Kanunda buna dair hak düşürücü bir süre ya da dava ile takibi ortadan kaldıran bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Genel zamanaşımı sürelerinin borç ilişkisi bakımından uygulanıp uyulanmayacağı ise tartışmalıdır.

Ancak borcu ifa eden borçlu, ödediğini geri almak bakımından ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde istirdat davası açmalıdır.

Menfi Tespit Davasında Görevli Mahkeme

Menfi tespit davası, Davacı olarak borçlu tarafından Davalı alacaklıya karşı açılacaktır.

Bu davanın borcun alacaklıya ödenmesine kadar açılması gerekir. Bu dava görülürken ve yargılama devam etmekte iken ihtiyati tedbir kararı alınmamış olduğundan takibe devam edilip alacaklıya ödeme yapılmışsa bu durumda mahkeme herhangi bir talebe gerek olmaksızın davayı istirdat davası olarak sürdürebilecektir.

Menfi tespit davasında görevli mahkeme, kural olarak asliye hukuk mahkemesidir (6100 sayılı Kanun Md. 2).

Yetkili mahkeme; genel hükümler saklı kalmak kaydı ile davalının yerleşim yeri mahkemesi veya takibe başlandıktan sonra menfi tespit davası açılmışsa takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir (İİK Md. 72/VIII).

Dava dilekçesi genel hükümlere göre düzenlenir. Ancak bunun yanında tazminat ve ihtiyati tedbir de isteniyorsa bu konuda da gerekli açıklama ve talepler yapılmalıdır. Dava değeri ise borçlu olunmadığı iddia edilen miktardır.

Yeni içerik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Boşanmada mal paylaşımı davaları kapsamında avukatın müvekkiline sunduğu değer artış ve katkı payı alacağı dava dosyası.
Değer Artış (Katkı) Payı Alacağı

Değer Artış (Katkı Payı) Alacağı

Türk Medeni Kanunu m. 227 uyarınca, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız olarak katkı sağlaması durumunda talep edebileceği alacak hakkıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden farklı olarak, doğrudan spesifik bir mala yapılan maddi veya emek bazlı katkıyı ifade eder.

Katkı Payı Alacağının Doğması İçin Gereken Şartlar
Geçerli Bir Evlilik: Katkının yapıldığı dönemde taraflar arasında resmi evlilik bulunmalıdır (nişanlılık dönemindeki katkılar genel hükümlere tabidir).

Karşılıksız Katkı: Yapılan katkı karşılığında uygun bir bedel alınmamış olmalıdır.

Bağışlama Olmaması: Katkının net bir şekilde bağışlama (jest) amacıyla yapılmamış olması gerekir.

Olağan Yükümlülükleri Aşması: Ailevi görevler kapsamındaki sıradan, ufak tefek yardımlar veya iş görmeler katkı payı sayılmaz.

Feragat Edilmemesi: Eşlerin bu alacak hakkından yazılı bir sözleşme ile vazgeçmemiş olması şarttır.

Hesaplama ve Tasfiye Kriterleri
Rayiç Bedel Esası: Alacak miktarı, malın katkı sağlandığı andaki değerine göre değil, tasfiye (mahkeme karar) tarihindeki güncel rayiç değerine göre hesaplanır. Bu değer bilirkişi ve keşif yoluyla belirlenir.

Değer Kaybı Durumu: Eğer mal değer kaybetmişse, hak kaybını önlemek için katkının başlangıçtaki (ilk yapıldığı andaki) değeri esas alınır.

Katkının Kaynağı: Katkı yapan eş kendi kişisel malından harcama yaptıysa değer artışının tamamını talep edebilir. Eğer katkıyı edinilmiş malından yaptıysa, değer artışının yarısı oranında alacak hakkı doğar.

Elden Çıkarılan Mallar: Eğer tasfiyeye konu mal daha önce satılmış veya elden çıkarılmışsa, hakim hakkaniyet ilkesine göre alacak miktarını belirler.

Mavi gökyüzü arka planında, elinde terazi ve kılıç tutan beyaz adalet heykeli ve "Hukuk Fakültesi Nedir?" yazısı.
Hukuk Fakültesi Nedir?

Eğitim Süreci: Hukuk fakültesi; hakim, savcı ve avukat yetiştiren 4 yıllık bir lisans programıdır (bazı okullarda yabancı dil hazırlığı bulunabilir). Özellikle 3. ve 4. sınıflarda yoğun ders çalışma ve okuma gerektiren, ilgiye dayalı zorlu bir eğitimdir.

Öne Çıkan Üniversiteler: 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki 94 fakülte arasından Ankara, İstanbul, Hacettepe, Hacı Bayram-ı Veli, Marmara ve Galatasaray Üniversiteleri en iyi devlet okulları olarak öne çıkmaktadır. Ankara ve İstanbul üniversiteleri en köklü ekollerdir.

Avukat Olma Şartları: Mezun olduktan sonra avukatlık mesleğini yapabilmek için; Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nı (HMGS) geçmek, 1 yıllık (6 ay adliye, 6 ay avukat yanı) zorunlu staj sürecini tamamlamak ve baroya kayıt yaptırarak ruhsat almak zorunludur.

Stajyerlik ve Ücret: Staj başvurusu için diploma ve adli sicil kaydı gibi çeşitli resmi evraklar istenir. Stajyer avukatlar için kanunla belirlenmiş standart bir maaş yoktur; ücret ödemesi çalışılan büronun büyüklüğüne ve şartlarına göre değişir.

CMK ve Baro Avukatlığı: Maddi gücü olmayan vatandaşlara baro tarafından tahsis edilen avukatlara “baro avukatı” denir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) avukatı olabilmek için ise ruhsat aldıktan sonra baroların düzenlediği özel meslek içi eğitim seminerlerini başarıyla tamamlamak ve sisteme kaydolmak şarttır.