Marka Tescili Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Marka tescili hakkında bilinmesi gereken hususlar bu yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Marka Nedir?

Bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan simge veya işaretlere marka denir. Sözcüklerden, şekillerden, harflerden, sayılardan marka üretilebilmektedir. Ayrıca çizimlerden, sembollerden, ürünlerin ambalajlamalarında ya da şekillerinde kullanılan üç boyutlu karakterlerden, hatta seslerden, renklerden bile marka oluşturulması mümkündür.

Marka Tescili Zorunlu Mudur?

Marka tescili bir zorunluluk değildir. Markanın gerçek hak sahibi olduğunuzu, markayı sizin yarattığınızı ve uzun yıllardır kullandığınızı ispatlayabildiğiniz sürece marka hakkı korumasından yararlanabilirsiniz. Bir başka deyimle, önceye dayalı tescilsiz kullanımlarınıza dayanarak hak iddia edebilmeniz için öncelikle ilgili mal ve hizmetlerde markanızın ticari kullanımını kanıtlamanız gerekmektedir. Diğer yandan, marka tescili ise size olası bir ihlal durumunda ispat kolaylığı sağlayacaktır.

Markamı Nasıl Tescil Ettirebilirim?

Marka başvuruları doğrudan Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapılmaktadır. Kurum ilk olarak marka başvurusu üzerinde şekli bir inceleme yapmaktadır. Şekli eksiklik bulunmaz ise başvuru mutlak ret nedenleri bakımından incelenmektedir. Mutlak ret nedenleri engelini geçen başvuru Marka Bülteni’nde yayınlanmaktadır. Başvuru yayınlandıktan itibaren iki ay içinde başvuruya karşı üçüncü kişilerin itiraz etmesi mümkündür. Kurum bu itirazlar hakkında karar vermeye yetkili mercidir.

  • Başvuruya karşı herhangi bir itiraz gelmediği veya
  • Kurum’un gelen itirazları reddettiği takdirde başvurunuzun tescil edilmesine karar verilebilecektir.

Tescilli Marka Koruması Kaç Yıl Sürer?

Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10 yıldır. Bu süre, onar yıllık dönemler halinde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılacak başvuru aracılığıyla yenilenebilmektedir.

Marka Tescili Sahibi Olarak Haklarım Nelerdir?

Markanın sahibine tanıdığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade etmektedir. Marka tescili ile doğan hak uyarınca üçüncü bir kişi; tescilli markanın aynısını, aynı mal ve hizmetler üzerinde kullanamaz. Yani marka sahibinin, markasının taklit edilmesini önleme hakkı vardır. Yine marka sahibinin, kendi tescilli markası ile aynı olmayan fakat markasıyla karıştırılacak derecede benzer olan bir işaretin kullanılmasını önleme hakkı da vardır. Ayrıca, marka sahibi işareti/işaretin

  • mal veya ambalajı üzerine konulmasını,
  • taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesini, bu amaçlarla stoklanmasını veya işaret altında hizmetlerin sunulmasını ya da sunulabileceğinin teklif edilmesini,
  • taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesini,
  • iş evrakı ve reklamlarında kullanılmasını,
  • ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimde kullanılmasını,
  • ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını,
  • hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılmasını,

yasaklama hakkına sahiptir.

Marka tescili ile ilgili daha fazla bilgi için internet sitemizde belirttiğimiz numaralardan bizleri arayabilirsiniz.

https://or.av.tr/faaliyet-alanlari/marka-avukati/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Marka ve Telif Hakkı Suçları Nelerdir?

Marka ve telif hakkı suçları, başkalarına ait marka, eser, yazılım, müzik, kitap ve diğer fikri mülkiyet ürünlerinin izinsiz kullanılması, çoğaltılması veya ticari amaçla değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan hukuka aykırı fiillerdir. Bu yazıda marka hakkına tecavüz suçları, telif hakkı ihlalleri, uygulanabilecek cezalar, şikayet süresi ve açılabilecek hukuk davaları detaylı olarak incelenmektedir.

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.