İcra Takibinde İtirazın İptali Davası Nedir? Hangi Hallerde Açılır?

İtirazın iptali davası nedir icra takibine itiraz sonrası süreç

İcra takibine esas olarak İcra Dairesince düzenlenen ödeme emrine borçlu olduğu iddia edilen kişi tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durması sebebiyle görevli ve yetkili mahkemede açılan ve takibin devam etmesini sağlamayı amaçlayan davaya itirazın iptali davası denilmektedir.          

          Yapılan bu itirazın ortadan kalkması söz konusu olmadan takip devam edemez. İtirazın ortadan kaldırılması için açılan ve Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen davaya itirazın iptali davası denilmektedir.

          2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre açılan ve alacağın var olduğunu tespite yarayan ve açılmış bulunan ve takibi duran icranın tekrar işlemesine imkan veren bu dava bakımından belirli koşullar var olmalıdır:

          1.Geçerli bir icra takibi bulunmalı ve ödeme emeri ile bu icra takibi fiilen işleme konulmuş olmalıdır.

          2. Düzenlenen icra takibine esas Ödeme Emrine itiraz edilmiş olmalı ve bu itiraz üzerine takip İcra Dairesince durdurulmuş olmalıdır.

          3.İcra dairesince verilen durdurma kararı sonrasında yasal süresi içerisinde itirazın iptali davası İcra Hukuk Mahkemesinde ve bulunmaması halinde ilgili mahkemede açılmış olmalıdır.

          4. Davanın açılması bakımından alacaklı yani takibi yapanın hukuki yararlı var olmalıdır ve alacağına erişmek bakımından bu davayı açmasında menfaati var olmalıdır.

Dava Açma Süresi

Dava açma süresi İİK Md. 67 gereğince 1 YILDIR. Süre ise borçlunun itirazının alacaklıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tarihte başlar.

          İtiraz borçluya usulüne uygun bir şekilde 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelik kapsamında tebliğ edilmediği müddetçe dava açma süresi başlamaz.

          İtirazın alacaklı tarafından tebliğ dışında herhangi bir şekilde öğrenilmiş olması dava açma süresini  başlatmayacağı kabul edilmektedir.

          Kanunda belirtilen dava açma süresi hak düşürücüdür. Hakim tarafından re’sen dikkate alınır.

Davanın Görüleceği Mahkeme

Özel hukuk ilişkisi bakımından görevli yargı yerleri ve görevleri 6100 sayılı HMK’da düzenlenmiştir. Bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava türüdür. Asli bir dava değil, icra takibinin durdurulması kaynaklı bir dava türüdür ve takibin devamı için gerekli olan bir davadır.

          İtirazın iptali davası, HMK hükümlerine göre asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır. Bununla birlikte uyuşmazlık konusu tayin edicidir. İcra takibine konu uyuşmazlık hangi mahkemenin görev alanına girmekte ise dava o mahkemede açılır. İşçi-işveren uyuşmazlıklarında görevli mahkeme iş mahkemesi; ticari davalar bakımından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalan işlerde görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir ve dikkate alınmalıdır.

          Davalının (borçlunun) yerleşim yeri mahkemesi veya icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

          Ticari niteliği bulunan takiplere yapılan itirazlarda, itirazın iptali davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulması da zorunludur.

          İcra takibinin yasal bir surette devamı bakımından açılması gereken bu davanın icra takiplerinin fiilen uygulanabilmesi bakımından bir tespit davası olduğu ve işlemin uygulanmasına matuf olduğu görülmektedir.           Verilecek kararı ile durdurulan takibin devamına imkan sağlanmış olur ve alacağın takibi yapılabilir hale gelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.