İngiltere’de Süresiz Oturum (Indefinite Leave to Remain – ILR) Nedir?

İngiltere ILR oturum izni görseli

Indefinite Leave to Remain (ILR), Birleşik Krallık’ta kişiye süresiz olarak yaşama, çalışma ve eğitim alma hakkı tanıyan oturum statüsüdür. ILR sahibi kişiler, vize süresi sınırlamasına tabi olmaksızın İngiltere’de kalabilir ve şartları sağladıkları takdirde ilerleyen aşamada İngiliz vatandaşlığı başvurusunda bulunabilirler. İngiliz göçmenlik sisteminde ILR’ye ulaşmak için farklı süre ve şartlara sahip birden fazla rota bulunmaktadır. Bu rotalar, başvuru sahibinin sahip olduğu vize türüne ve İngiltere’deki ikamet geçmişine göre değişiklik gösterir.

ILR’a Giden Başlıca Yollar

3 Yıllık Hızlandırılmış Rotalar

Bazı vize türleri, başvuru sahibine daha kısa sürede ILR başvurusu yapma imkânı tanır. Özellikle:

  • Global Talent Visa
  • Innovator Founder Visa

sahipleri, gerekli şartları sağlamaları hâlinde 3 yıl sonunda süresiz oturum (ILR) başvurusunda bulunabilirler. Bu rotalarda, başvuru sahibinin İngiltere’deki faaliyetlerinin başarılı ve sürdürülebilir olduğunun gösterilmesi esastır.

5 Yıllık Standart Rotalar

İngiltere göçmenlik sisteminde en yaygın ILR yolu 5 yıllık ikamet esasına dayanır. Aşağıdaki vize kategorileri bu kapsamdadır:

  • Skilled Worker Visa
  • Senior or Specialist Worker (eski ICT – belirli koşullarla)
  • Ankara Anlaşması (Turkish Businessperson) – mevcut vize sahipleri için
  • Aile vizeleri (eş/partner temelli rotalar)

Bu vize türlerinde, başvuru sahibinin genellikle aynı veya belirli farklı rotalar altında kesintisiz 5 yıl İngiltere’de bulunması, vize şartlarına uygun davranması ve gerekli dil ile Life in the UK(İngiltere yaşam-genel kültür testi) koşullarını sağlaması gerekir.

10 Yıllık Uzun Süreli İkamet (Long Residence) Yoluyla ILR

Yukarıdaki rotalara ek olarak, İngiltere’de uzun yıllar farklı vize türleriyle bulunmuş kişiler için ayrı ve bağımsız bir yol daha vardır: 10 yıllık uzun süreli ikamet (long residence).

Bu rota, belirli bir vize türüne bağlı olmaksızın, kişinin İngiltere’de 10 yıl boyunca yasal ve kesintisiz olarak bulunmuş olmasına dayanır.

10 Yıllık Sürenin Kapsamı ve Hesaplanması

10 yıllık long residence başvurularında, başvuru sahibinin İngiltere’de geçirdiği süreler dikkatle incelenir. Bu süre, tek bir vize türü üzerinden olabileceği gibi, farklı vize kategorilerinin birleşimi şeklinde de olabilir (örneğin öğrenci vizesi + çalışma vizesi).

Ancak her vize türü bu hesaba dâhil edilmez. Özellikle:

  • Visitor (ziyaretçi) vizeleri
  • Kısa dönem öğrenci vizeleri
  • Dönemsel işçi vizeleri
  • Immigration bail veya geçici izin statüleri

10 yıllık long residence süresine sayılmaz.

Kesintisiz ikamet değerlendirilirken, başvuru sahibinin İngiltere dışına çıkışları da dikkate alınır. Genel kural olarak:

  • Herhangi bir 12 aylık dönem içinde 180 günden fazla,
  • 11 Nisan 2024 tarihinden önceki dönemler için toplamda 548 günden fazla

İngiltere dışında kalınmaması gerekir. Bu sınırların aşılması hâlinde, gerekli olan devamlı ikamet şartı bozulmuş kabul edilebilir.

10 Yıllık Rota İçin Diğer Şartlar

10 yıllık ikamet süresinin tamamlanmış olması tek başına yeterli değildir. Başvuru sahibinin başvuru anında:

  • Geçerli bir oturum iznine sahip olması,
  • 18–65 yaş arasındaysa Life in the UK Test’i geçmiş olması,
  • Gerekli seviyede İngilizce dil yeterliliğini belgelemesi

gerekmektedir. Bu şartların sağlanamaması hâlinde, ILR yerine geçici olarak oturum uzatma başvurusu yapılması gündeme gelebilir.

Başvuru Süreci ve Sonrası

10 yıllık long residence kapsamında ILR başvuruları online olarak yapılır ve biyometrik bilgiler sunulur. Başvuru süresi devam ederken İngiltere dışına çıkılması, başvurunun geri çekilmiş sayılmasına yol açabilir. Başvurunun kabul edilmesi hâlinde kişi, İngiltere’de süresiz oturum hakkı kazanır. Ancak bu statüyle dahi, İngiltere dışında kesintisiz 2 yıldan fazla kalınması durumunda ILR kaybedilebilir.

Sonuç ve Hukuki Değerlendirme

İngiltere’de süresiz oturum, tek tip bir sistem değil; 3 yıl, 5 yıl ve 10 yıl gibi farklı süre ve şartlara dayanan birden fazla rota üzerinden elde edilebilen bir statüdür. Hangi rotanın uygulanacağı, kişinin sahip olduğu vize türüne ve geçmiş ikamet süresine bağlıdır.

Özellikle 10 yıllık long residence başvuruları, geçmiş vize kayıtları ve yurt dışı çıkış süreleri açısından son derece teknik bir inceleme gerektirir. Bu nedenle başvuru öncesinde göçmenlik geçmişinin detaylı şekilde analiz edilmesi, doğru rota üzerinden ve doğru zamanda başvuru yapılması büyük önem taşır.

Başvuru süreci hakkında detaylı bilgi için ofisimizle  irtibata geçebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

İMAR KİRLİĞİNE NEDEN OLMA (TCK Md. 184) SUÇUNDAN BERAAT KARARI

TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu kapsamında açılan kamu davasında, dava konusu imalatın bina vasfı taşımadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı değerlendirilerek sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?

Gizli Ses Kayıtlarının Suç Niteliği ve Delil Değeri Özeti
Türk hukuk sisteminde, davalarda kullanılacak delillerin mutlaka yasal yollardan elde edilmiş olması zorunludur. Metin, rıza dışında alınan gizli ses kayıtlarının Türk Ceza Kanunu (TCK Md. 132) kapsamındaki suç teşkil eden yapısını ve mahkemelerdeki geçersizliğini şu temel noktalarla açıklamaktadır:

Suçun Oluşma Şartları: Kişiler arasında yüz yüze gerçekleşen ve aleni olmayan (başkalarının duymayacağı inancıyla yapılan) konuşmaların, taraflardan en az birinin rızası olmaksızın cihazla (telefon, kayıt cihazı vb.) kaydedilmesi suçtur. Konuşmanın içeriği (özel hayat, ticari veya mesleki) bu durumu değiştirmez.

Haberleşme vs. Yüz Yüze Konuşma: TCK Md. 132 kapsamındaki suçun oluşması için konuşmanın yüz yüze olması şarttır. Telefon gibi araçlarla yapılan görüşmelerin dinlenmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” kapsamına girer. Ayrıca bir cihaz kullanmadan salt kulak misafiri olup başkasına aktarmak (dedikodu) bu madde kapsamında suç sayılmaz.

Delil Niteliğinin Olmaması: Kamusal alanda alınmış olsa dahi gizli kayıt yapmak özel hayatın ihlalidir. Suç işlenerek ve hukuka aykırı yollarla elde edildikleri için, bu tür gizli ses kayıtları ceza davalarında (CMK Md. 217) ve boşanma gibi aile hukuku davalarında kesinlikle delil olarak kullanılamaz.

Mahkemeye Sunmanın (İfşa) Riski: Gizli bir ses kaydını haklı olduğunuzu ispatlamak amacıyla mahkemeye delil olarak sunmak, aynı zamanda eylemin açığa çıkarılması (ifşa) anlamına gelir. Bu durumda kaydı sunan kişi, TCK Md. 132/1-3 kapsamında hem “hukuka aykırı kaydetme” hem de “ifşa etme” olmak üzere iki ayrı suç işlemiş sayılabilir.

Turuncu kılıflı bir cep telefonunun ekranında işlem yapan bir kişinin elleri, arka planda dizüstü bilgisayar ve üst kısımda "HTS Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
HTS Kayıtları Delil Olur mu?

HTS (Historical Traffic Search), cep telefonu görüşmeleri, mesajlaşmalar ve baz istasyonu sinyalleri gibi iletişim verilerinin geriye dönük trafik kayıtlarıdır.

İçerik Değil, Trafik Bilgisi Sunar: HTS kayıtları iletişimin kiminle, hangi saatte ve hangi baz istasyonundan yapıldığını gösterir. Ancak konuşmaların veya mesajların içeriğini barındırmaz. Nokta atışı bir konum vermez; baz istasyonunun bulunduğu bölgeye göre 0 – 35 km arasında değişen yaklaşık bir lokasyon sunar. Operatörler bu verileri 2 ila 5 yıl arasında saklar.

Delil Olarak Kullanımı ve Yetersizliği: HTS kayıtları hem ceza davalarında (cinayet, örgüt üyeliği vb.) hem de hukuk davalarında (boşanma, aldatma vb.) delil olarak kullanılabilir. Ancak içerikten yoksun olduğu için tek başına kesin bir delil değildir ve mutlak suretle tanık, fotoğraf veya sosyal medya kayıtları gibi diğer somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Erişim Şartları (Hukuka Uygunluk): HTS kayıtlarına sadece mahkeme/hâkim kararıyla erişilebilir (CMK Md. 135). Usulsüz elde edilen veriler mahkemelerde hukuka aykırı delil sayılarak reddedilir. Talep yolları üçe ayrılır: Savcılık soruşturmaları (Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla), istihbarat faaliyetleri ve kişisel hukuk davaları (Mahkeme kararıyla).

AYM ve Yargıtay’ın Yaklaşımı:

Anayasa Mahkemesi (AYM), içeriği belli olmayan görüşme kayıtlarının ve HTS verilerinin bir kişiyi tutuklamak için gerekli “kuvvetli suç belirtisi” olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Yargıtay kararlarına göre de içeriği tespit edilemeyen sinyal kayıtları, telefonun başkası tarafından da kullanılabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, tek başına mahkûmiyet için yeterli bir kanıt oluşturmaz.

Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?

İletmiş olduğunuz metnin özeti aşağıdadır:

WhatsApp Kayıtlarının Delil Niteliği Özeti

WhatsApp şirketinin merkezinin ABD’de bulunması ve veri gizliliği politikaları sebebiyle, yazışma kayıtlarının doğrudan şirketten istenmesi (devlet güvenliği gibi çok istisnai haller dışında) mümkün değildir. Bu nedenle yargı mercilerine sunulan kayıtlar doğrudan taraflar tarafından temin edilmektedir. Kayıtların değiştirilebilir dijital veriler olması sebebiyle, ekran görüntüsü yerine akışı gösteren orijinal bir video kaydı ile sunulması delil değerini artırır; aksi takdirde mahkemelerce bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulur.

WhatsApp kayıtlarının üç temel yargı alanındaki değerlendirmesi şu şekildedir:

Ceza Hukuku Bakımından: Soruşturmalarda şüpheyi ortaya koyan veya destekleyen önemli bir delildir. Ancak, bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmesi şarttır. Başkalarının haberleşme gizliliğini ihlal ederek veya suç işlenerek elde edilen kayıtlar, CMK Md. 217 kapsamında hukuka aykırı sayılır ve delil olarak kabul edilmez.

Hukuk ve İş Davaları Bakımından: HMK Md. 199 kapsamında elektronik delil olarak kabul edilir. Yasal sınırı aşmayan borç/alacak davalarında ispat aracı olarak kullanılırken, iş davalarında (iş akdi feshi, işyeri gruplarındaki yazışmalar vb.) uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınır.

Aile Hukuku (Boşanma Davaları) Bakımından: Aldatma gibi kusurların ispatında sıklıkla kullanılsa da teknolojik olarak manipülasyona (ekleme/çıkarma) çok açıktır. Bu nedenle Yargıtay kararları gereği, WhatsApp yazışmaları tek başına “kesin delil” niteliği taşımaz. Hükme esas alınabilmesi için mutlaka diğer maddi delillerle (tanık, fotoğraf vb.) desteklenmesi ve orijinalliğinin teyit edilmesi gerekir.

Ahşap zemin üzerinde iki ayrı ev maketi ve ebeveyn-çocuk figürlerinin ortasında duran hakim tokmağı ile üstte "Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?" yazısı.
Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?

Çocuğun Velayeti ve Velayetin Değiştirilmesi Özeti
Velayetin Süresi: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre velayet, kural olarak çocuk 18 yaşına gelip ergin oluncaya kadar devam eder. Erginlikle birlikte velayet son bulur (ancak kanuni şartlar oluşursa kişi vesayet altına alınabilir).

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri: Şartların değişmesi halinde 18 yaşından önce velayet değişikliği davası açılabilir. Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, sağlık sorunları, çocuğun bakımının aksatılması veya diğer ebeveynin talebi bu değişikliğe gerekçe oluşturabilir.

Çocuğun İradesi (12 Yaş Kriteri): 12 yaş ve üzerindeki çocukların idrak gücü gelişmiş kabul edildiğinden, mahkemeler velayet kararlarında çocuğun tercihini ve beyanını büyük ölçüde dikkate alır.

Aile Yükümlülüklerinin İhlali (TCK Md. 233): Velayet sahibi ebeveynin çocuğun eğitimini aksatması veya kötü alışkanlıklara/madde bağımlılığına yönelmesine göz yumması suç teşkil eder ve doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebidir.

Yaş Gruplarının Önemi: Çocuğun bulunduğu spesifik yaş grubu (0-3, 4-7, 8-12, 13-17), hem velayetin ilk kime verileceği konusunda hem de sonrasındaki velayet değişikliği davalarında mahkemeler için belirleyici bir kriterdir.