İlamsız İcra Takibi Nedir?

İcra hukukunda; ilamlı ve ilamsız icra takibi ve haciz yolu ile icra takibi ve rehnin paraya çevirilmesi yoluyla icra takibi şeklinde değişik yol ve takip yöntemleri bulunmaktadır.

İlamsız icra takibi, herhangi bir mahkeme kararı olmadan alacaklının alacağına ulaşmasına imkan veren bir icra takibi yoludur. Cebri icra işlemlerinin mahkeme kararı olmadan yapılabilmesine olanak verir. Para ve teminata ilişkin alacaklara mahkemeye başvurmadan ulaşmayı sağlayan bir yoldur.

          “2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu

          Para borcu ve teminat için takip:

          Madde 42 – Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz yoliyle veya rehnin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder.

          (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/8 md.) Yabancı devlet aleyhine ilamsız takip yoluna başvurulamaz.

          (Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/8 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/8 md.) İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.”

          Doktrinde, ilamsız icra takibini bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak kabul eden ve nitelendiren örüşler de bulunmaktadır.

          İlamsız icra takibinde üç temel özellik bulunmaktadır:

          * Mahkeme kararı veya belge olmaksızın alacaklının beyanının takibin başlatılması için yeterli olmasıdır. Tamamen alacaklının inisiyatifi ile gerçekleşen bir işlem niteliğindedir. Herhangi bir mahkeme hükmüne ihtiyaç yoktur, borcun varlığı yeterlidir.

          * Sadece para ve teminat alacaklarının elde edilmesi için başvurulabilecek bir yoldur.

          * Takibi başlatma ve sürdürme işlemleri herhangi bir yargılama fonksiyonu olmayan idari bir organ özelliği gösteren icra dairesi eliyle yürütülür. Mahkeme ise takibe karşı kullanılacak itiraz ve şikayet başvuru yolları söz konusu olması halinde devreye girmektedir.

          İlamsız icra yolu geçmişten bu yana ticari yaşamın sağlıklı devamı bakımından ve alacaklının alacağına ulaşmasını yargı yoluna başvurmadan ve yargıya bir iş yükü oluşturmadan sağlamayı amaçlayan bir cebrî icra yöntemidir. Mahkeme dışı bir yöntemle sorunu çözmeyi amaçlayan bir usuldür.

İlamsız İcra Takibinin Hukuki Dayanağı Nedir?

İlamsız icra takibi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 42-73 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir.

İlamsız İcra Takibi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan alt düzenleyici işlemlere göre yapılır.

İlamsız icra takibi, icra işlemlerinin % 80’den fazlasını teşkil etmektedir.

İlamsız İcra Takibi Nasıl Başlatılır?

İlamsız icra takibi de ilamlı takip gibi “Takip Talebi” ile başlatılan bir işleme dayanmaktadır. Takip talebine istinaden icra dairesi Ödeme Emri düzenlemek ve bunu borçluya tebliğ ederek onu ihtar etmek durumundadır. Ödeme emri borçlunun temerrüde düşmesini sağlayan bir işlemdir. Diğer yandan Ödeme Emri, borçluya borcunu ifa etmesi için bir davet niteliğindedir ve Ödeme Emrinin diğer yüzünü bu oluşturmaktadır. Ödeme Emri kısacası uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan borçlunun çözmesi için rol almasını sağlamayı amaçlar ve ona da fırsat sunar.

          İlamsız icra, düzenlenen ve İcra Dairesine sunulan Takip Talebi ile başlatılır ve icra dairesince yapılan inceleme sonrasında borçluya 3 gün içerisinde bir ödeme emri gönderilir.

İlamsız İcra Takibine Nasıl İtiraz Edilir?

Ödeme emrine borçlu tarafından, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine itiraz edilebilir.

          Borçlu kusuru olmaksızın yasal ve elinde olmayan bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir. Bu durumda itiraz gecikmiş bir itirazdır.

          Ancak borçlu, zamanında itirazın yapılmasına engel halin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve dayanaklarını/gerekçelerini bildirmeye ve müteakip fıkra için yapılacak duruşmaya taalluk eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.

İlamsız İcra Takibinde Haciz İşlemleri Nasıl Yapılır?

İcra takibinde alacaklı haciz yoluyla takibin yapılmasını da istemiş ise ödeme emrine ilişkin kanunda düzenlenen ön işlemler yapıldıktan sonra haciz ile alacağın elde edilmesini isteyebilir.

          Haciz istemek hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer (Kanun Md. 78/2). Ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde alacaklı haczi talep etmekle yükümlüdür.

          İcra dairesi, haciz talebinden sonra üç gün içinde haczi yapar (Kanun Md. 79). İcra dosyası açıldıktan sonra bir tarih vermek mümkün değildir. Ancak alacaklının haciz talebinden itibaren icra dairesi borçlunun tespit edilen taşınır mallarına ilişkin 3 gün içinde haczi yapar. Bununla birlikte bankalar ve taşınmazlar hakkında haciz işlemi ilgili hesaplar ve kayıtlar üzerinden yetkili kurum ve kuruluşlar eliyle haciz işlemleri icra edilir.

          Kişinin konut ve işyerine haciz gelmesi de mümkündür. Haczedilemeyecek eşya ve haczedilemeyecek gelirler Kanun’da düzenlenmiş olup, haciz işlemi yasal sınırlamalar doğrultusunda görevlendirilen icra dairesi memurları eliyle gerektiğinde kolluk marifetiyle zor kullanılmak suretiyle icra edilir.

Bir Yanıt

  1. Uzlaşmak istemem halinde ana parayı mı öderim yoksa faizi birlikte mi öderim. Bu konuda bilgi alabilir miyim?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.