İddet (Bekleme) Süresinin Kaldırılması

İddet (Bekleme Süresi) Nedir?

          İddet, bir bekleme süresidir ve İslam hukukundan kaynaklanır ve Türk Medeni Kanunu’nda da düzenlenmiştir.

İslam hukukunda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için geçmesi gereken  süreyi ifade etmektedir ve bu süre TMK’da bekleme süresi olarak düzenlenmiştir. Bir nevi kadının yeniden evlenmesi bakımından kadının doğurganlığı yönüyle bedensel olarak bir engel halin ve sakıncalı durumun kalmaması hali olarak kabul edilebilir.

           “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

2. Kadın için bekleme süresi

Madde 132- Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.

Doğurmakla süre biter.

Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.”

 Evlendirme Yönetmeliği’nde “kanuni bekleme süresi”, “kan karışımını önlemek amacı ile evliliği son bulan kadının yeniden evlenmesi için gereken üçyüz günlük bekleme süresini ifade eder” şeklinde düzenlenmiştir.

İddet Süresi Ne Kadardır?

          Evliliğin sona ermesi bakımından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 132/1 inci maddesi boşanan kadının yeniden evlenmesi bakımından boşanma kararı kesinleştikten sonra yasal olarak 300 günlük bir sürenin geçmesini içermektedir. Bu hüküm emredici bir düzenleme olup, ancak belirli hallerde bu süreye ilişkin bekleme süresinin kaldırılmasına imkan sağlanmıştır.

          300 günlük bu bekleme süresi evliliğin sona ermesi halinde doğabilecek çocuk bakımından soybağının korunmasını amaçlamaktadır. Buna bağlı olarak TMK Md. 285’te de tamamlayıcı bir düzenleme yer almaktadır:

          A. Babalık karinesi

          Madde 285 – Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.

          Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür.

          Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.”

Evlenme Engeli Olarak İddet Süresi

            TMK’nın 132 inci maddesi hükmü yeniden evlenme bakımından yasal bir engeldir ve kişinin durumunun belirlenmesi ile bu durumun da kanun hükmü gereğince kaldırılmasına imkan sağlanmıştır. TMK’nın 132/3 maddesi hükmü ile kişinin tıbben gebe olmadığının belirlenmesine bağlı olarak yetkili Mahkemeye iddet müddetini kaldırma talebinde bulunma imkanı sağlanmıştır.

          Evlendirme Yönetmeliği’nin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde evlenme engelleri arasında “c) Kadın için kanuni bekleme süresinin dolmamış olması; Boşanmış, evliliğin butlanına hükmedilmiş veya kocası ölmüş kadın, boşanma veya evliliğin butlanına dair mahkeme kararı veya kocasının ölüm tarihinden itibaren üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Ancak kadın üç yüz günlük süre dolmadan önce doğum yaptığı veya mahkemece bu sürenin kısaltılmasına veya kaldırılmasına karar verildiği takdirde, kadın için bekleme süresi ortadan kalkar.” hükmüne yer verilmiştir.

İddet Süresinin Kaldırılması Davası

          TMK’da düzenlenen ve boşanan kadın bakımından yeniden evlenme yönüyle boşanma sonrasında sınırlama getiren iddet müddetinin kanuni koşulları oluştuğunda kaldırılmasına Mahkeme yetkilidir.

          Bu konuda boşanmaya karar veren Aile Mahkemesinden talepte bulunulması mümkündür.

          Ancak boşanma davasından ayrı olarak da bağımsız bir talep olarak yerleşim yerindeki Aile Mahkemesinde dava açılabilir.

          Bu dava bir çekişmesiz yargı işidir ve Mahkeme kaldırma kararı bakımından tıbbi tespit yapıldıktan sonra ancak karar verebilir.

          Kadın, boşandığı önceki eşiyle yeniden evlenecek olsa dahi bu sürenin kaldırılması gerekmektedir. Kanun bu yönüyle hakime bir takdir hakkı tanımamıştır ve buna ilişkin işlemlerin yapılması kanun gereğidir.

2025 yılı itibariyle İddet (Bekleme Süresinin) Kaldırılması Davası bakımından belirlenen Ankara Barosu tavsiye ücreti 77.750TL’dir. Ancak işin kapsamı ve niteliği ile karşılaşılabilecek muhtemel zorluklar ve yapılacak iş ve işlemlerin mahiyeti bakımından bu ücretin daha fazla olması da mümkündür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Boşanmada mal paylaşımı davaları kapsamında avukatın müvekkiline sunduğu değer artış ve katkı payı alacağı dava dosyası.
Değer Artış (Katkı) Payı Alacağı

Değer Artış (Katkı Payı) Alacağı

Türk Medeni Kanunu m. 227 uyarınca, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız olarak katkı sağlaması durumunda talep edebileceği alacak hakkıdır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden farklı olarak, doğrudan spesifik bir mala yapılan maddi veya emek bazlı katkıyı ifade eder.

Katkı Payı Alacağının Doğması İçin Gereken Şartlar
Geçerli Bir Evlilik: Katkının yapıldığı dönemde taraflar arasında resmi evlilik bulunmalıdır (nişanlılık dönemindeki katkılar genel hükümlere tabidir).

Karşılıksız Katkı: Yapılan katkı karşılığında uygun bir bedel alınmamış olmalıdır.

Bağışlama Olmaması: Katkının net bir şekilde bağışlama (jest) amacıyla yapılmamış olması gerekir.

Olağan Yükümlülükleri Aşması: Ailevi görevler kapsamındaki sıradan, ufak tefek yardımlar veya iş görmeler katkı payı sayılmaz.

Feragat Edilmemesi: Eşlerin bu alacak hakkından yazılı bir sözleşme ile vazgeçmemiş olması şarttır.

Hesaplama ve Tasfiye Kriterleri
Rayiç Bedel Esası: Alacak miktarı, malın katkı sağlandığı andaki değerine göre değil, tasfiye (mahkeme karar) tarihindeki güncel rayiç değerine göre hesaplanır. Bu değer bilirkişi ve keşif yoluyla belirlenir.

Değer Kaybı Durumu: Eğer mal değer kaybetmişse, hak kaybını önlemek için katkının başlangıçtaki (ilk yapıldığı andaki) değeri esas alınır.

Katkının Kaynağı: Katkı yapan eş kendi kişisel malından harcama yaptıysa değer artışının tamamını talep edebilir. Eğer katkıyı edinilmiş malından yaptıysa, değer artışının yarısı oranında alacak hakkı doğar.

Elden Çıkarılan Mallar: Eğer tasfiyeye konu mal daha önce satılmış veya elden çıkarılmışsa, hakim hakkaniyet ilkesine göre alacak miktarını belirler.

Mavi gökyüzü arka planında, elinde terazi ve kılıç tutan beyaz adalet heykeli ve "Hukuk Fakültesi Nedir?" yazısı.
Hukuk Fakültesi Nedir?

Eğitim Süreci: Hukuk fakültesi; hakim, savcı ve avukat yetiştiren 4 yıllık bir lisans programıdır (bazı okullarda yabancı dil hazırlığı bulunabilir). Özellikle 3. ve 4. sınıflarda yoğun ders çalışma ve okuma gerektiren, ilgiye dayalı zorlu bir eğitimdir.

Öne Çıkan Üniversiteler: 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki 94 fakülte arasından Ankara, İstanbul, Hacettepe, Hacı Bayram-ı Veli, Marmara ve Galatasaray Üniversiteleri en iyi devlet okulları olarak öne çıkmaktadır. Ankara ve İstanbul üniversiteleri en köklü ekollerdir.

Avukat Olma Şartları: Mezun olduktan sonra avukatlık mesleğini yapabilmek için; Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nı (HMGS) geçmek, 1 yıllık (6 ay adliye, 6 ay avukat yanı) zorunlu staj sürecini tamamlamak ve baroya kayıt yaptırarak ruhsat almak zorunludur.

Stajyerlik ve Ücret: Staj başvurusu için diploma ve adli sicil kaydı gibi çeşitli resmi evraklar istenir. Stajyer avukatlar için kanunla belirlenmiş standart bir maaş yoktur; ücret ödemesi çalışılan büronun büyüklüğüne ve şartlarına göre değişir.

CMK ve Baro Avukatlığı: Maddi gücü olmayan vatandaşlara baro tarafından tahsis edilen avukatlara “baro avukatı” denir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) avukatı olabilmek için ise ruhsat aldıktan sonra baroların düzenlediği özel meslek içi eğitim seminerlerini başarıyla tamamlamak ve sisteme kaydolmak şarttır.