Google AdSense Sistemi Üzerinden Elde Edilen Gelirlerin Vergilendirilmesi

Google gelirlerinin vergilendirilmesi, Google reklam gelirlerinin vergilendirilmesi ile Google Adsense sistemi üzerinden elde edilen gelirlerle ilgili olarak son günlerde vergi incelemeleri yapıldığını ve vatandaşlar adına gelir vergisi, gelir geçici vergisi ve katma değer vergisi tarhiyatları salındığını duymaktayız.

Peki, alınan bu vergi ve cezalar hukuki midir? Yasal dayanağı nedir? Böyle bir vergi ve cezayla karşılaşıldığında neler yapılmalıdır? Yazımızda bu hususlar üzerinde durmaya çalışacağız.

Genel Olarak Google Adsense Sistemi Nedir? Nasıl çalışır?

Google AdSense, Google tarafından geliştirilen üst düzey bir reklam ağıdır. Kullanıcıların Adwords ile verdikleri reklamların Admob, Youtube, web siteleri gibi platformlarda gösterilmesine aracılık eder. Google üzerinden reklam vermek isteyen kişi veya kurumlar, Adwords’e kayıt olduktan sonra kendi belirledikleri bütçe ve anahtar kelimelerle reklamlarını yayımlatabilirler. Google AdSense yayıncılara, sundukları online içerik üzerinden para kazanabilecekleri bir yol sunar. Google daha sonra reklam türüne bağlı olarak reklamlara yapılan kullanıcı tıklamalarına veya reklam gösterimlerine göre reklamlar için ödeme yapar.

Google AdSense yoluyla kazanç elde etmek için Google AdSense hesabı oluşturmak gerekmektedir. AdSense hesabı oluşturulduktan sonra para kazanmak için bu hesabın etkinleştirilmesi gerekir. AdSense hesabı tamamen etkinleştirildiğinde reklam ayarları yapılandırılır ve para kazanmaya başlanılır.

Google AdSense ödeme döngüsü aylıktır. Ay boyunca tahmini kazançlar tahakkuk eder, takip eden aybaşında kazançlar kesinleşir ve ödeme sayfasındaki bakiyeye eklenir. Bakiye ödeme eşiğini aşarsa ve herhangi bir ödeme bekletmesi yoksa ödeme ayın 21’i ile 26’sı arasında yapılır. Söz konusu ödemeler genel itibariyle Google İreland Limited firması tarafından Citibank’ta bulunan hesabı üzerinden gönderilmektedir. (https://support.google.com/AdSense)

Google Adsense sisteminden elde edilen gelirler gelir vergisine konu olur mu?

Google Adsense sisteminden elde edilen gelirin vergiye tabi olabilmesi için arızi değil, sürekli olması gerekir. Kural olarak arızi şekilde elde edilen kazançlar vergiye tabi değildir. Bir kazancın arızi olup olmadığı ise, kazancın elde edilmesi sayısı ile ilgilidir. Sıklıkla, birden fazla şekilde, sürekli olarak bir kazanç elde edilme durumu varsa bu arızi olmaktan çıkar ve vergiye tabi olur.

Şayet sürekli ise bu kazancın hangi gelir unsuruna (ticari, sınai, serbest meslek faaliyeti vb.) girdiğine baktığımızda özelgelerde genellikle ticari kazanca sokulduğunu görmekteyiz.

Pekala ticari kazanç nedir?

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37’nci maddesinde, her türlü ticari ve sınaî faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.

Ticari faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup bulunmaması böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin “ticari faaliyet” olma niteliğine etki etmemektedir.

Ancak bir faaliyetin “ticari faaliyet” sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Yukarıda yer verilen tanım bağlamında somut olaya bakıldığında, emek-sermaye organizasyonuna dayanan, kazanç elde etme gayesi bulunan ve süreklilik arz edecek şekilde internet üzerinden Google Adsense sistemi ile gelir elde edildiği dikkat alındığında bu faaliyetin bir ticari faaliyet olduğu söylenebilir.

Bu nedenle, Google Adsense sistemi üzerinden süreklilik arz edecek şekilde gelir elde eden vatandaşların adlarına gelir vergisi mükellefiyeti tesis ettirerek bu kazançlarını beyanname ile bildirip vergilerini ödemeleri gerekir.

Google Adsense sistemi üzerinden elde ettiği geliri kayıt ve beyan dışı bırakan vatandaşlar ne ile karşılaşabilir?

Beyan yükümlülüğüne uymayan vatandaşlar adına vergi müfettişlerinin hazırlayacağı raporlar veya takdir komisyonu kararları üzerine cezalı vergi tarhiyatları yapılabilir. Ancak, bu cezalı tarhiyatlar yapılırken gerçek gelirin vergilendirilmesinin amaçlanması gerekir. Bunun için de elde edilen gelirler yanında, bu gelirlerin elde edilmesi için katlanılan maliyet-giderlerin araştırılarak doğru bir şekilde hesaplanması gerekir.

Ancak, uygulamada gerçek giderin araştırılması yerine varsayıma dayalı olarak gelirin belli bir oranının(genellikle %50’ si) gider olarak dikkate alındığını görmekteyiz. Bu durum gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesine aykırıdır.

Böyle bir durumla karşılaşan vatandaşların bu durumu Vergi Mahkemesi önüne taşıyarak sonuç almaları mümkündür.

Google Adsense sistemi üzerinden elde edilen kazançlar katma değer vergisine konu olabilir mi?

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesine göre Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisinin konusuna girmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ortada ticari faaliyet kapsamında bir hizmet teslimi bulunduğu açıktır. Peki, bu hizmet tesliminden nerede yararlanılmaktadır? Daha doğru ifade ile Türkiye’de mi yararlanılmaktadır? Bu sorunun cevabı verilen hizmetin katma değer vergisine tabi olup olmayacağını belirlemektedir.

Şayet verilen hizmetten Türkiye’de yararlanılıyorsa, yani verilen reklamlar Türkiye’ye özgü reklamlarsa, içerik Türkçe ise bu hizmet teslimi katma değer vergisine tabi olacak, değilse tabi olmayacaktır.

Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11/1-a maddesinde, ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetlerin vergiden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, yurt dışındaki müşteriler için verilen hizmetler, bu manada yurt dışındaki kişiler için verilen reklam hizmetleri de katma değer vergisinden istisna tutulacaktır.

Google Adsense sistemi üzerinden gelir elde eden kişilerin varlık barışından yararlanmaları adlarına vergi tarhiyatı yapılmasını engeller mi?

Bu konuda akla gelen sorulardan biri de Google Adsense sistemi üzerinden gelir elde eden kişilerin varlık barışından yararlanmalarının adlarına vergi tarhiyatı yapılmasını engelleyip engellemeyeceğidir.

7186 sayılı Gelir Vergisi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2. maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 90. madde ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 31/12/2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilebileceği, beyan edilen söz konusu varlıkların 31/12/2019 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebileceği, vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden % 1 oranında vergi tarh edileceği ve bu verginin de tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Yine aynı maddenin devamında da madde kapsamında bildirilen/beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatının yapılmayacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen yasal düzenlemede Türkiye’de bulunan, ancak yasal defter ve belgelerde kayıtlı olmayan varlıkların, Kanun’da belirtilen tarihe kadar defterlere kaydedilip beyan edilerek %1 oranında verginin ödenmesi şartıyla bu varlıklar nedeniyle hiçbir şekilde vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılamayacağı belirtilmiştir.

Bu açık düzenleme karşısında somut olay değerlendirildiğinde, Google Adsense sistemi üzerinden yurt dışı kaynaklı olarak elde edilen kayıt dışı gelirlerin (paranın), yasal defterlere kaydedilip beyan edilip vergisi ödendikten sonra, bildirilen bu parayla ilgili olarak hiçbir şekilde vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılamayacağı görüşündeyiz.

Görüşümüz doğrultusunda konuyla ilgili olarak mükellefler lehine verilmiş vergi yargısı kararları da mevcuttur.

Sonuç olarak;

Google gelirlerinin vergilendirilmesi, Google reklam gelirlerinin vergilendirilmesi ile Google Adsense sistemi üzerinden süreklilik arz edecek şekilde gelir elde edilmesi durumu söz konusu ise, bu gelirle ilgili vergi mükellefiyeti tesis ettirilip, bu gelirin kayıt ve beyanlara yansıtılması gereklidir.

Yine aynı şekilde verilen hizmetten Türkiye’de yararlanılma durumu söz konusu ise katma değer vergisi mükellefiyeti de tesis ettirilmesi gereklidir. Şayet verilen hizmet yurt dışındaki müşterilere yönelik ise katma değer vergisinden istisna olacağı için katma değer vergisi mükellefiyeti tesisine gerek yoktur. Buna rağmen, mükellefiyet tesis ettirilip cezalı tarhiyatlarla muhatap olunursa olayın Vergi Mahkemesi’ne taşınarak olumlu sonuç alınması mümkündür.

Diğer taraftan, anılan sistem üzerinden elde edilen gelir kayıt ve beyan dışı bırakılmış ve bu nedenle cezalı tarhiyatlarla karşılaşılmışsa da, bu tek başına yapılan cezalı tarhiyatların doğru olduğunu göstermez.

Bu durumda cezalı tarhiyata ilişkin vergi inceleme raporunu tetkik edilip gelir ve giderlerin nasıl hesaplandığına bakılmalı ve doğru argümanlarla konu Vergi Mahkemesi önüne taşınmalıdır.

Daha önce de defaatle belirttiğimiz üzere, vergi yargısı özel bir yargı alanıdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu yanında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda da usule ilişkin özel düzenlemeler mevcuttur. Vergi tekniği bilgisi yanında vergi hukuku bilgisi de gerektirir. Bu nedenle vergi yargısına taşınacak davaların alanınca uzman vergi hukukçuları tarafından yürütülmesi olumlu sonuç alabilmek açısından elzemdir.

Google adsense vergi konusunda bir sıkıntı yaşamamak için hukuki destek almanızı tavsiye ederiz. Or Hukuk ve Danışmanlık ofisi vergi hukuku konusunda uzman kadrosu ile; google gelirlerinin vergilendirilmesi, adsense gelirlerinin vergilendirilmesi, google adsense vergi, adsense gelir vergisi, adsense vergi 2020 gibi konularda her zaman yanınızdadır.

Vergi Hukuku ile ilgili diğer makalelerimize buradan ulaşabilirsiniz.

4 Responses

  1. Çok temiz bir yazı, bazı merak ettiğim konular da vardı ama olsun.

  2. adsense için yeni çıkan vergi kanunu youtube kapsıyor anladığım kadarıyla Web adsenseyi kapsadığına dair bir açıklama göremedim youtube yönelik açıklama yapılmış

  3. Merhaba Türkiyede ikamet eden yabancı ülke vatandaşı google adsense gelirlerinden dolayı vergiye tabi olur mu? Konuyla ilgili bilgilerinizi ricaederim.

    Saygılarımla

    1. zafer bey merhabalar düzenli bir geliri olması durumunda türkiyede ikamet sahibi ise vergiye tabi olacaktır. detaylar için lütfen danışmanlık almak adına ofisimizle irtibata geçiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

İMAR KİRLİĞİNE NEDEN OLMA (TCK Md. 184) SUÇUNDAN BERAAT KARARI

TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu kapsamında açılan kamu davasında, dava konusu imalatın bina vasfı taşımadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı değerlendirilerek sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?

Gizli Ses Kayıtlarının Suç Niteliği ve Delil Değeri Özeti
Türk hukuk sisteminde, davalarda kullanılacak delillerin mutlaka yasal yollardan elde edilmiş olması zorunludur. Metin, rıza dışında alınan gizli ses kayıtlarının Türk Ceza Kanunu (TCK Md. 132) kapsamındaki suç teşkil eden yapısını ve mahkemelerdeki geçersizliğini şu temel noktalarla açıklamaktadır:

Suçun Oluşma Şartları: Kişiler arasında yüz yüze gerçekleşen ve aleni olmayan (başkalarının duymayacağı inancıyla yapılan) konuşmaların, taraflardan en az birinin rızası olmaksızın cihazla (telefon, kayıt cihazı vb.) kaydedilmesi suçtur. Konuşmanın içeriği (özel hayat, ticari veya mesleki) bu durumu değiştirmez.

Haberleşme vs. Yüz Yüze Konuşma: TCK Md. 132 kapsamındaki suçun oluşması için konuşmanın yüz yüze olması şarttır. Telefon gibi araçlarla yapılan görüşmelerin dinlenmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” kapsamına girer. Ayrıca bir cihaz kullanmadan salt kulak misafiri olup başkasına aktarmak (dedikodu) bu madde kapsamında suç sayılmaz.

Delil Niteliğinin Olmaması: Kamusal alanda alınmış olsa dahi gizli kayıt yapmak özel hayatın ihlalidir. Suç işlenerek ve hukuka aykırı yollarla elde edildikleri için, bu tür gizli ses kayıtları ceza davalarında (CMK Md. 217) ve boşanma gibi aile hukuku davalarında kesinlikle delil olarak kullanılamaz.

Mahkemeye Sunmanın (İfşa) Riski: Gizli bir ses kaydını haklı olduğunuzu ispatlamak amacıyla mahkemeye delil olarak sunmak, aynı zamanda eylemin açığa çıkarılması (ifşa) anlamına gelir. Bu durumda kaydı sunan kişi, TCK Md. 132/1-3 kapsamında hem “hukuka aykırı kaydetme” hem de “ifşa etme” olmak üzere iki ayrı suç işlemiş sayılabilir.

Turuncu kılıflı bir cep telefonunun ekranında işlem yapan bir kişinin elleri, arka planda dizüstü bilgisayar ve üst kısımda "HTS Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
HTS Kayıtları Delil Olur mu?

HTS (Historical Traffic Search), cep telefonu görüşmeleri, mesajlaşmalar ve baz istasyonu sinyalleri gibi iletişim verilerinin geriye dönük trafik kayıtlarıdır.

İçerik Değil, Trafik Bilgisi Sunar: HTS kayıtları iletişimin kiminle, hangi saatte ve hangi baz istasyonundan yapıldığını gösterir. Ancak konuşmaların veya mesajların içeriğini barındırmaz. Nokta atışı bir konum vermez; baz istasyonunun bulunduğu bölgeye göre 0 – 35 km arasında değişen yaklaşık bir lokasyon sunar. Operatörler bu verileri 2 ila 5 yıl arasında saklar.

Delil Olarak Kullanımı ve Yetersizliği: HTS kayıtları hem ceza davalarında (cinayet, örgüt üyeliği vb.) hem de hukuk davalarında (boşanma, aldatma vb.) delil olarak kullanılabilir. Ancak içerikten yoksun olduğu için tek başına kesin bir delil değildir ve mutlak suretle tanık, fotoğraf veya sosyal medya kayıtları gibi diğer somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Erişim Şartları (Hukuka Uygunluk): HTS kayıtlarına sadece mahkeme/hâkim kararıyla erişilebilir (CMK Md. 135). Usulsüz elde edilen veriler mahkemelerde hukuka aykırı delil sayılarak reddedilir. Talep yolları üçe ayrılır: Savcılık soruşturmaları (Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla), istihbarat faaliyetleri ve kişisel hukuk davaları (Mahkeme kararıyla).

AYM ve Yargıtay’ın Yaklaşımı:

Anayasa Mahkemesi (AYM), içeriği belli olmayan görüşme kayıtlarının ve HTS verilerinin bir kişiyi tutuklamak için gerekli “kuvvetli suç belirtisi” olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Yargıtay kararlarına göre de içeriği tespit edilemeyen sinyal kayıtları, telefonun başkası tarafından da kullanılabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, tek başına mahkûmiyet için yeterli bir kanıt oluşturmaz.

Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?

İletmiş olduğunuz metnin özeti aşağıdadır:

WhatsApp Kayıtlarının Delil Niteliği Özeti

WhatsApp şirketinin merkezinin ABD’de bulunması ve veri gizliliği politikaları sebebiyle, yazışma kayıtlarının doğrudan şirketten istenmesi (devlet güvenliği gibi çok istisnai haller dışında) mümkün değildir. Bu nedenle yargı mercilerine sunulan kayıtlar doğrudan taraflar tarafından temin edilmektedir. Kayıtların değiştirilebilir dijital veriler olması sebebiyle, ekran görüntüsü yerine akışı gösteren orijinal bir video kaydı ile sunulması delil değerini artırır; aksi takdirde mahkemelerce bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulur.

WhatsApp kayıtlarının üç temel yargı alanındaki değerlendirmesi şu şekildedir:

Ceza Hukuku Bakımından: Soruşturmalarda şüpheyi ortaya koyan veya destekleyen önemli bir delildir. Ancak, bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmesi şarttır. Başkalarının haberleşme gizliliğini ihlal ederek veya suç işlenerek elde edilen kayıtlar, CMK Md. 217 kapsamında hukuka aykırı sayılır ve delil olarak kabul edilmez.

Hukuk ve İş Davaları Bakımından: HMK Md. 199 kapsamında elektronik delil olarak kabul edilir. Yasal sınırı aşmayan borç/alacak davalarında ispat aracı olarak kullanılırken, iş davalarında (iş akdi feshi, işyeri gruplarındaki yazışmalar vb.) uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınır.

Aile Hukuku (Boşanma Davaları) Bakımından: Aldatma gibi kusurların ispatında sıklıkla kullanılsa da teknolojik olarak manipülasyona (ekleme/çıkarma) çok açıktır. Bu nedenle Yargıtay kararları gereği, WhatsApp yazışmaları tek başına “kesin delil” niteliği taşımaz. Hükme esas alınabilmesi için mutlaka diğer maddi delillerle (tanık, fotoğraf vb.) desteklenmesi ve orijinalliğinin teyit edilmesi gerekir.

Ahşap zemin üzerinde iki ayrı ev maketi ve ebeveyn-çocuk figürlerinin ortasında duran hakim tokmağı ile üstte "Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?" yazısı.
Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?

Çocuğun Velayeti ve Velayetin Değiştirilmesi Özeti
Velayetin Süresi: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre velayet, kural olarak çocuk 18 yaşına gelip ergin oluncaya kadar devam eder. Erginlikle birlikte velayet son bulur (ancak kanuni şartlar oluşursa kişi vesayet altına alınabilir).

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri: Şartların değişmesi halinde 18 yaşından önce velayet değişikliği davası açılabilir. Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, sağlık sorunları, çocuğun bakımının aksatılması veya diğer ebeveynin talebi bu değişikliğe gerekçe oluşturabilir.

Çocuğun İradesi (12 Yaş Kriteri): 12 yaş ve üzerindeki çocukların idrak gücü gelişmiş kabul edildiğinden, mahkemeler velayet kararlarında çocuğun tercihini ve beyanını büyük ölçüde dikkate alır.

Aile Yükümlülüklerinin İhlali (TCK Md. 233): Velayet sahibi ebeveynin çocuğun eğitimini aksatması veya kötü alışkanlıklara/madde bağımlılığına yönelmesine göz yumması suç teşkil eder ve doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebidir.

Yaş Gruplarının Önemi: Çocuğun bulunduğu spesifik yaş grubu (0-3, 4-7, 8-12, 13-17), hem velayetin ilk kime verileceği konusunda hem de sonrasındaki velayet değişikliği davalarında mahkemeler için belirleyici bir kriterdir.