Darp Raporu Nedir? Nasıl Alınır?

Arapça bir kelime olan darp, “vurma, çarpma, vuruş” gibi anlamlara gelir. Darp, ceza hukuku bakımından kasten vurma sonucunda kişinin vücudunda iz, hasar, ezilme, ekimoz vb. yani yaralanma kabul edilebilecek durumların meydana gelmesi gerekir. “Darp Raporu” da bu yaralanma halini ortaya koyan ve tıbben kişinin maruz kaldığı fiziki saldırının bedensel anlamda onda oluşturduğu sonucu belirleyen bir sağlık raporudur.

Darp Raporu, kolluk kuvvetlerine yapılan başvuru üzerine ya da bizzat kişinin kendisi adli rapor düzenlemeye yetkili kamuya ait veya özel bir sağlık kuruluşuna başvurarak bu Raporu alabilir.

Adli bir konuya dair rapor alınmak üzere başvuru yapılan sağlık kuruluşu derhal durumu kolluk birimlerine bildirmek ve bu konuda gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

5237 sayılı TCK’nın “Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi” başlıklı 280 inci maddesinde, görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubunun cezalandırılması düzenlenmiştir. Bu maddenin uygulanmasında “sağlık mesleği mensubu” deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.

Darp Raporu Nereden Alınır?

Darp Raporu, kamuya ait hastanelerden, sağlık muayenesi yapmaya ve rapor tanzim etmeye yetkili adli tıp birimlerinden ve adli rapor olarak kabul edilebilecek sağlık raporu tanzim edebilen özel kişilere ait sağlık kuruluşlarından alınabilir.

Darp Raporu Nasıl İspatlanır?

Darp Raporu’nda yer verilen tespitler, o sırada ya da o tarihte bir yaralama fiilinin işlendiğine dair emare ve göstergelerdir ve suça dair bir şüphe oluşturur. Bunun yanında bu tespitlerin, iddia olunan kişi tarafından işlendiğine dair diğer ispat araçlarına da ihtiyaç bulunmaktadır. Darp Raporu’na girilen tespitlerin, kişinin fail olduğunu iddia ettiği kişi tarafından işlenmesine dair tanık beyanları, kamera ve fotoğraf kayıtları ile ses kaydını içeren bilgiler de yaralamayı ispata imkan verir ve Darp Raporu’nda yer alan gerçekliğin fail tarafından işlendiği iddia olunan fiille gerçekleştiğini ortaya koyar.

Bunun yanında kamu görevlilerince olayı ortaya koyan tutanak vb. şekillerde tutulan ve bu evraka dercedilen bilgiler de ispat aracı olarak işlev görür.

Darp Raporunun Süresi Var Mıdır?

Darp Raporu bir tespit raporudur ve düzenlendiği tarihte kişinin bedenindeki var olan yaralanmaları ortaya koyar. Buna göre düzenlendiği zamana dair bir veridir ve delil niteliğindedir.

Darp Raporu’nun geçerlilik süresi bakımından hukukumuzda bir süre öngörülmemiştir. Ancak TCK’da belirli suçlar bakımından şikayet süresi öngörülmüş olup, TCK Md. 73/1 hükmüne göre koruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Şikayet, şikayette bulunan kişi bakımından sonuç doğurur.

Aile içi gerçekleşen ve kadınla erkek arasında işlenen darp ve yaralama suçlarında 6 ay içinde şikayet etme şartı aranmaz.

Darp Raporu Alındıktan Sonra Süreç Nasıl İlerler?

Darp raporu alındıktan sonra veya öncesinde olay kolluğa intikal eder. Adli Kolluk, el koyduğu suça ilişkin özellikle darp olarak şikayette bulunulan suçlarda, derhal durumdan Cumhuriyet savcısını haberdar eder ve suçun soruşturmasına dair talimatını alır ve bu talimatı yazılı hale getirir.

Talimata göre öncelikle darbedilen kişinin yazılı şikayeti kayda geçirilir ve “Müşteki” sıfatıyla başvurusu alınır. Sonrasında fail hakkında Cumhuriyet savcısı talimatıyla davet veya yakalama işlemi yapılır ve Şüpheli olarak ifadesi alınır. Bunun ardından kişi mevcutlu olarak veya serbest bırakılarak Cumhuriyet savcılığına soruşturma evrakı ile sevk edilir. Cumhuriyet savcısı mevcutlu olarak sevk edilen kişi hakkında tutuklama talep edebilir ya da tutuklama istemeden soruşturmanın devamına karar verebilir. Bunun ardından şikayet çerçevesinde soruşturmanın sürdürülmesi ve İddianame tanzim edilip edilmeyeceğine ve kamu davası açılıp açılmayacağına karar verilmesi gerekir.

Darp Sebebiyle Dava Açılabilir Mi?

Darp hukuken kasten yaralama kabul edilen ve kişinin vücut bütünlüğüne (dokunulmazlığına) yönelen bir suçtur. Darp eyleminde kast vardır ve bu nedenle diğer yaralama türlerinden ayrılır. Darp kişide bir acı verme eyleminin gerçekleştirilmesi ve vücuduna zarar verilmesi ile tamamlanmış olur. Darp eyleminin, kamu görevi yapanlarca, silahla veya canavarca hisle işlenmesi ağırlaştırıcı sebeptir. Bazı haller ağırlaştırıcı sebep olarak TCK’da düzenlenmiştir.

Darp sebebiyle kişi hakkında kamu davası açılması her zaman mümkündür. İddianame tanzim edilmesi ile darp suçundan dava açılması söz konusu olur.

Darp Sebebiyle Ne Gibi Cezalar Alınabilir?

Darp bir kasten yaralamadır.

5237 sayılı TCK’nın 86/1 gereğince kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

Nitelikli halleri söz konusu olursa verilecek ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenirse bir katı oranında artırılır.

Neticesi sebebiyle ağırlaşan kasten yaralama suçları ise TCK Md. 87’de düzenlenmiştir.

Bu ve benzeri bir durum ile karşı karşıya kaldıysanız hemen şimdi uzman ceza avukatlarımız ile iletişime geçebilirsiniz.

Bir Yanıt

  1. Eniştem bize3kisiyle saldırdı ve bana başımdan ayağıyla vurarak beni darbetti ve bilincimi kaybettim burnum kırıldı bunun cezası nedir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.