Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar Nelerdir?

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar kapsamında basit ve nitelikli cinsel saldırı, basit cinsel taciz, nitelikli cinsel taciz, sarkıntılık, reşit olmayanla cinsel ilişki ve çocuklar bakımından cinsel istismar suçları söz konusudur. Bu suçlar TCK’da ayrı maddeler halinde ve nitelikli hallerini de içerecek şekilde düzenlenmiştir.

Düzenlenen suçlar, birbirini tamamlayan suçlardır ve mağdurun yaşı ve kişisel özelliklerine göre de işlenen suça uygulanacak ceza hükmünün belirlenmesi gerekir.

Cinsel Saldırı Suçu Nasıl Tanımlanır?

Cinsel saldırı, kişiye istemediği bir cinsel davranışın yapılması anlamına gelir ve vücut dokunulmazlığı bu eylem ile ihlal edilmiş olur. Vücuda temasın olmadığı eylemler cinsel taciz kapsamında kabul edilmektedir.

Saldırı fiili bir eylemdir ve cinsel tatmin amacına matuf olarak yapılmış olmalıdır ve yapılan saldırı eylemi bakımından kast söz konusu olmalıdır. Cinsel saldırı tabiri cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar tabirine göre daha dar kapsamlıdır ve belirli cinsel eylemleri içerir. Cinsel saldırının daha ağır hali vajinal, oral ve anal yoldan vücuda organ veya isim sokulması suretiyle işlenmiş olur.

Çocuklara Karşı Cinsel Suçlar Nelerdir?

Çocuklara yönelik cinsel suçlar TCK Md. 103’te “cinsel istismar” olarak ve Md. 104’te ise “reşit olmayanla cinsel ilişki” olarak iki ayrı maddede düzenlenmiştir.

Bununla birlikte çocuklara karşı yapılan sarkıntılık eylemleri ise TCK Md. 103/1’de düzenlenmiştir. Yetişkinlere yönelik sarkıntılık eylemleri ise Tek md. 102/1 2. Cümle kapsamında bir suçtur.

Özellikle çocuklara yönelik cinsel taciz suçunda TCK Md. 105 hükmü uygulama alanı bulmaktadır. Cinsel taciz ise “basit hali” ve “nitelikli hali” olmak üzere iki ayrı şekilde maddede düzenlenmiştir.

Özellikle cinsel istismar suçu, çocuklara yönelik ve vücuda temas içeren her türlü cinsel saldırıyı kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.

          “Cinsel istismar” deyiminden;

          a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

          b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

          anlaşılır.’ denilmiştir.

          Kanun, 12 yaşını tamamlamamış çocukları, 15 yaşından küçükleri ve 15-18 yaş arasındakileri birbirinden ayırmış ve bunlar bakımından farklı cezalar belirlemiş ve değişik eylemleri suç kabul etmiştir.

Cinsel Taciz Suçu Nasıl Kanıtlanır?

Cinsel taciz özellikle 12 yaşını tamamlamamış ve daha küçük çocuklar bakımından beyanları ile kanıtlanabilen ve bunun yanında ÇİM gibi çocukların izlemeye alınarak durumlarının değerlendirilerek cinsel bir saldırıya maruz kalıp kalmadıklarının raporlanması ile kanıtlanabilmektedir.

          Yetişkinler bakımından özellikle eylemi imkanlar ölçüsünde kayda alma, davranışları belgelendirme ve maruz kalınan saldırıyı içeren her türlü belge ve kayıt ile olaya tanık kişilerin beyanları ile suç kanıtlanabilir. Taciz kabul edilen eylem, söz, hareket, yazı vb. fiiller ile fail, bizzat mağduru hedeflemeli ve ona yönelik bu eylemler yapılmış olmalıdır.

          Cinsel taciz sözle davranışla ve yazıyla yapılabilir. Mağdurun vücuduna temas varsa cinsel saldırı ya da cinsel istismar söz konusu olur. Taciz vücuda temas içermeyen bir eylemdir. Cinsel taciz suçunda çoğu zaman sözler hareketlere eşlik eder. Ayrıca cinsel yönden söylenen söz rahatsızlık verici olmalıdır ve cinsel dürtüleri tatmin için sanıkça söylenmelidir.

          Özellikle tanıkların beyanları ya da yakın arkadaş beyanları, iletişim vasıtalarındaki kayıtlar ve taciz kabul edilen eylemi gösteren her türlü fail kaynaklı araç ispat vasıtasıdır.

Cinsel Suçlarda Mağdurun Hakları Nelerdir?

Mağdur ve şikâyetçinin de kendilerine karşı işlenen bir suçta Vekil görevlendirilmesini isteme hakları bulunmaktadır.

          *Cinsel saldırı,

          * Çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile,

          * Kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve,

          * Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda,

Baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme hakları vardır.

          Mağdur; onsekiz yaşını doldurmamış,  sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa istemi aranmaksızın ZORUNLU OLARAK bir vekil görevlendirilir.

          Mağdurun yürütülen suç soruşturması bakımından lehine olan bütün delillerin toplanmasını isteme ve soruşturmanın gerektiği gibi yürütülmesi için talepte bulunma hakkı da vardır.

          Mağdur, soruşturmanın yürütülmesinde müdahil olma ve sonrasında hüküm verilinceye kadar yargılamaya Katılan olarak iştirak etme ve hükme ilişkin istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurma hakları da söz konusudur.

          Katılan da kendi başına kanun yoluna başvurabilir. Cumhuriyet savcısının başvurusuyla bağlı değildir.

Detaylı bilgi için ceza avukatı sayfamıza hemen göz atabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

İMAR KİRLİĞİNE NEDEN OLMA (TCK Md. 184) SUÇUNDAN BERAAT KARARI

TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu kapsamında açılan kamu davasında, dava konusu imalatın bina vasfı taşımadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı değerlendirilerek sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?

Gizli Ses Kayıtlarının Suç Niteliği ve Delil Değeri Özeti
Türk hukuk sisteminde, davalarda kullanılacak delillerin mutlaka yasal yollardan elde edilmiş olması zorunludur. Metin, rıza dışında alınan gizli ses kayıtlarının Türk Ceza Kanunu (TCK Md. 132) kapsamındaki suç teşkil eden yapısını ve mahkemelerdeki geçersizliğini şu temel noktalarla açıklamaktadır:

Suçun Oluşma Şartları: Kişiler arasında yüz yüze gerçekleşen ve aleni olmayan (başkalarının duymayacağı inancıyla yapılan) konuşmaların, taraflardan en az birinin rızası olmaksızın cihazla (telefon, kayıt cihazı vb.) kaydedilmesi suçtur. Konuşmanın içeriği (özel hayat, ticari veya mesleki) bu durumu değiştirmez.

Haberleşme vs. Yüz Yüze Konuşma: TCK Md. 132 kapsamındaki suçun oluşması için konuşmanın yüz yüze olması şarttır. Telefon gibi araçlarla yapılan görüşmelerin dinlenmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” kapsamına girer. Ayrıca bir cihaz kullanmadan salt kulak misafiri olup başkasına aktarmak (dedikodu) bu madde kapsamında suç sayılmaz.

Delil Niteliğinin Olmaması: Kamusal alanda alınmış olsa dahi gizli kayıt yapmak özel hayatın ihlalidir. Suç işlenerek ve hukuka aykırı yollarla elde edildikleri için, bu tür gizli ses kayıtları ceza davalarında (CMK Md. 217) ve boşanma gibi aile hukuku davalarında kesinlikle delil olarak kullanılamaz.

Mahkemeye Sunmanın (İfşa) Riski: Gizli bir ses kaydını haklı olduğunuzu ispatlamak amacıyla mahkemeye delil olarak sunmak, aynı zamanda eylemin açığa çıkarılması (ifşa) anlamına gelir. Bu durumda kaydı sunan kişi, TCK Md. 132/1-3 kapsamında hem “hukuka aykırı kaydetme” hem de “ifşa etme” olmak üzere iki ayrı suç işlemiş sayılabilir.

Turuncu kılıflı bir cep telefonunun ekranında işlem yapan bir kişinin elleri, arka planda dizüstü bilgisayar ve üst kısımda "HTS Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
HTS Kayıtları Delil Olur mu?

HTS (Historical Traffic Search), cep telefonu görüşmeleri, mesajlaşmalar ve baz istasyonu sinyalleri gibi iletişim verilerinin geriye dönük trafik kayıtlarıdır.

İçerik Değil, Trafik Bilgisi Sunar: HTS kayıtları iletişimin kiminle, hangi saatte ve hangi baz istasyonundan yapıldığını gösterir. Ancak konuşmaların veya mesajların içeriğini barındırmaz. Nokta atışı bir konum vermez; baz istasyonunun bulunduğu bölgeye göre 0 – 35 km arasında değişen yaklaşık bir lokasyon sunar. Operatörler bu verileri 2 ila 5 yıl arasında saklar.

Delil Olarak Kullanımı ve Yetersizliği: HTS kayıtları hem ceza davalarında (cinayet, örgüt üyeliği vb.) hem de hukuk davalarında (boşanma, aldatma vb.) delil olarak kullanılabilir. Ancak içerikten yoksun olduğu için tek başına kesin bir delil değildir ve mutlak suretle tanık, fotoğraf veya sosyal medya kayıtları gibi diğer somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Erişim Şartları (Hukuka Uygunluk): HTS kayıtlarına sadece mahkeme/hâkim kararıyla erişilebilir (CMK Md. 135). Usulsüz elde edilen veriler mahkemelerde hukuka aykırı delil sayılarak reddedilir. Talep yolları üçe ayrılır: Savcılık soruşturmaları (Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla), istihbarat faaliyetleri ve kişisel hukuk davaları (Mahkeme kararıyla).

AYM ve Yargıtay’ın Yaklaşımı:

Anayasa Mahkemesi (AYM), içeriği belli olmayan görüşme kayıtlarının ve HTS verilerinin bir kişiyi tutuklamak için gerekli “kuvvetli suç belirtisi” olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Yargıtay kararlarına göre de içeriği tespit edilemeyen sinyal kayıtları, telefonun başkası tarafından da kullanılabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, tek başına mahkûmiyet için yeterli bir kanıt oluşturmaz.

Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?

İletmiş olduğunuz metnin özeti aşağıdadır:

WhatsApp Kayıtlarının Delil Niteliği Özeti

WhatsApp şirketinin merkezinin ABD’de bulunması ve veri gizliliği politikaları sebebiyle, yazışma kayıtlarının doğrudan şirketten istenmesi (devlet güvenliği gibi çok istisnai haller dışında) mümkün değildir. Bu nedenle yargı mercilerine sunulan kayıtlar doğrudan taraflar tarafından temin edilmektedir. Kayıtların değiştirilebilir dijital veriler olması sebebiyle, ekran görüntüsü yerine akışı gösteren orijinal bir video kaydı ile sunulması delil değerini artırır; aksi takdirde mahkemelerce bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulur.

WhatsApp kayıtlarının üç temel yargı alanındaki değerlendirmesi şu şekildedir:

Ceza Hukuku Bakımından: Soruşturmalarda şüpheyi ortaya koyan veya destekleyen önemli bir delildir. Ancak, bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmesi şarttır. Başkalarının haberleşme gizliliğini ihlal ederek veya suç işlenerek elde edilen kayıtlar, CMK Md. 217 kapsamında hukuka aykırı sayılır ve delil olarak kabul edilmez.

Hukuk ve İş Davaları Bakımından: HMK Md. 199 kapsamında elektronik delil olarak kabul edilir. Yasal sınırı aşmayan borç/alacak davalarında ispat aracı olarak kullanılırken, iş davalarında (iş akdi feshi, işyeri gruplarındaki yazışmalar vb.) uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınır.

Aile Hukuku (Boşanma Davaları) Bakımından: Aldatma gibi kusurların ispatında sıklıkla kullanılsa da teknolojik olarak manipülasyona (ekleme/çıkarma) çok açıktır. Bu nedenle Yargıtay kararları gereği, WhatsApp yazışmaları tek başına “kesin delil” niteliği taşımaz. Hükme esas alınabilmesi için mutlaka diğer maddi delillerle (tanık, fotoğraf vb.) desteklenmesi ve orijinalliğinin teyit edilmesi gerekir.

Ahşap zemin üzerinde iki ayrı ev maketi ve ebeveyn-çocuk figürlerinin ortasında duran hakim tokmağı ile üstte "Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?" yazısı.
Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?

Çocuğun Velayeti ve Velayetin Değiştirilmesi Özeti
Velayetin Süresi: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre velayet, kural olarak çocuk 18 yaşına gelip ergin oluncaya kadar devam eder. Erginlikle birlikte velayet son bulur (ancak kanuni şartlar oluşursa kişi vesayet altına alınabilir).

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri: Şartların değişmesi halinde 18 yaşından önce velayet değişikliği davası açılabilir. Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, sağlık sorunları, çocuğun bakımının aksatılması veya diğer ebeveynin talebi bu değişikliğe gerekçe oluşturabilir.

Çocuğun İradesi (12 Yaş Kriteri): 12 yaş ve üzerindeki çocukların idrak gücü gelişmiş kabul edildiğinden, mahkemeler velayet kararlarında çocuğun tercihini ve beyanını büyük ölçüde dikkate alır.

Aile Yükümlülüklerinin İhlali (TCK Md. 233): Velayet sahibi ebeveynin çocuğun eğitimini aksatması veya kötü alışkanlıklara/madde bağımlılığına yönelmesine göz yumması suç teşkil eder ve doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebidir.

Yaş Gruplarının Önemi: Çocuğun bulunduğu spesifik yaş grubu (0-3, 4-7, 8-12, 13-17), hem velayetin ilk kime verileceği konusunda hem de sonrasındaki velayet değişikliği davalarında mahkemeler için belirleyici bir kriterdir.