Vergi Ziyaı Nedir?

Vergi ziyaı nedir ve vergi ziyaı cezası nasıl uygulanır

“Zayi olmak”, kayıp olan anlamına gelir ve devletin kanunen alması gereken vergi gelirinden mahrum olmasına vergi ziyaı (kaybı) denilmektedir.

Vergi ziyaı mükellefin eksik bildirimi, yanlış ya da hatalı işlemi veya ihmali gibi sebeplerle tahakkuk etmesi ve ödenmesi gereken verginin alınamaması anlamına gelir.

Vergi ziyaı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda  aynı zamanda suç olarak düzenlenen bir konudur ve bu kapsamda vergi ziyaına sebep olanlar hakkında cezai ve idari yaptırımlar da öngörülmüştür.

            Vergi ziyaı cezası

Madde 344 – (Değişik: 22/7/1998-4369/11 md.)

(Değişik, birleştirilen birinci ve ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/275 md.) 341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.

Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.

Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır.

(Mülga fıkra: 11/8/1999-4444/14 md.)

(Ek fıkra:28/7/2024-7524/9 md.) Vergi kanunlarına göre mükellefiyet tesis ettirilmesi gerektiği halde bu zorunluluğa uyulmaksızın vergi dairesinin ıttılaı dışında ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi durumunda, birinci, ikinci ve üçüncü fıkralara göre kesilecek vergi ziyaı cezası yüzde elli artırılarak uygulanır. Aynı vergi türü ve dönemine ilişkin daha sonra yapılacak tarhiyatlar nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezalarına da aynı artırım hükmü tatbik edilir.”

Vergi Ziyaı Hangi Durumlarda Uygulanır?

Vergi ziyaı hallerini şöyle sıralamak mümkündür:

            *Muhasebe hileleri yapmak, çift defter tutmak, defter kayıt ve belgeleri yok etmek veya tahrif etmek,

            * Gerçekte ve işlemle ilgisi olmayan kişiler adına hesap açmak veya kullanmak,

            *Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek veya bunları kullanmak,

            * Defter ve belgeleri, verilen süreye rağmen vergi inceleme elemanına ibraz etmemek,

            *Sahte belge düzenlemek, kullanmak veya basmak,

            *Ticari beyan ve bildirimleri zamanında yapmayarak ve kanundaki usule aykırı yaparak vergi kaybına sebep olmak ve vergi kazancına engel olacak her türlü diğer eylem.

Vergi Ziyaı Oranı 2025 Yılında Ne Kadardır?

VUK’nın 344’üncü maddesine göre vergi ziyaı cezası, suça konu fiile bağlı olarak ziyaa uğratılan verginin bir katı, üç katı ya da % 50’si oranında uygulanır.

            a) 2/8/2024 tarihinden itibaren mükellefiyet tesis ettirmeksizin kayıt dışı faaliyette bulunan ve bu suretle vergi ziyaına sebebiyet veren mükelleflere kesilecek vergi ziyaı cezası yüzde elli artırılarak uygulanacaktır.

            b) Vergi dairesinde kayıtlı olarak faaliyet gösteriliyor olsa bile kayıt dışı faaliyette bulunulan dönemlere yönelik aynı vergi türü ve vergilendirme dönemine ilişkin sonraki bir tarihte yeni bir tarhiyat yapılması durumunda aynı artırım hükmü uygulanacaktır.

            c) 213 sayılı Kanunun özel usulsüzlük cezalarını düzenleyen 353 üncü maddesinde değişiklik yapılarak özel usulsüzlük cezalarının her bir tespit için artan tutarda uygulanmasını öngören sisteme geçilmiş olup, bu kapsamda artırımlı olarak ve eylemin mükerreren işlenmesi dikkate alınarak ceza tatbiki gerekmektedir.

            “Özel usulsüzlük cezaları”nın hangi eylemlere uygulanacağı Md. 355’te ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Vergi Ziyaı İle Vergi Cezası Arasındaki Fark Nedir?

“Vergi cezaları” vergi tahsilatına bağlı olarak 213 sayılı Kanunda düzenlenen çok geniş kapsamdaki vergiye ilişkin adli ve idari nitelikteki cezaları ifade etmektedir. Bu sebeple vergi cezaları denilince hemen hemen her türlü vergilendirme kapsamında kanunda düzenlenen verginin tahakkukuna, tahsilatına ve usulsüzlüklere dair uygulanan adli ve idari cezaların tamamını anlamak gerekmektedir.

            “Vergi ziyaı cezası” ise daha dar kapsamlıdır ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirlenmiş olan vergi ziyaına sebep olan hallerde uygulanan cezaları ve idari yaptırımları kapsamaktadır. Kanunda hangi hallerin vergi ziyaına sebep olacağı da belirlenmiş olup, bu haller kapsamında eylemler aynı zamanda vergi cezası genel başlığında vergi ziyaı cezası olarak kabul edilmektedir.

Vergi Ziyaı Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

a) Vergi cezaları bakımından idari yönden ve adli yönden takibat yapılabilmektedir. Bu kapsamda adli yönden bir suç işlenmedikçe kesilen idari para cezalarına dair, ceza ihbarnamesinin mükellefe tebliğinden itibaren 30 gün içinde iptal davası açılabilir. Vergi ziyaı cezasının iptali davasına o yerdeki vergi mahkemesi yetkilidir.

b) Bazen kesilen vergi ziyaı cezaları yanlış ve hatalı olarak düzenlenmiş ise ve tespit edilen eylemle ilişkisi bakımından yanlışlıklar içermesi halinde Vergi Dairesi’nin bu hatayı düzeltebilmesi için itiraz yoluna başvurulabilir.

            Mükellefin düzeltme talebi halinde, 30 günlük iptal davası açma süresinden düzeltme talep etmek için harcanan gün sayısının düşülmesi suretiyle dava açma süresi hesaplanır. 30 günlük iptal davası açma süresi içerisinde yapılan düzeltme başvuruları iptal davası açma süresini kendiliğinden durdurur.

c) Bu konuda üçüncü bir yol da uzlaşma işlemleri sonrasında uzlaşma sağlanamaması veya uzlaşma yoluna gidilmesi sonrasında iptal davası açılmasına ilişkindir. Cezaya muhatap yükümlü, uzlaşma yoluna gittiği aynı vergi ziyaı cezası için uzlaşma talebinden önce iptal davası açmışsa, açılan dava, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenmez.

            Bu kapsamda mahkemece konu hakkında karar verilirse bu karar hükümsüz sayılır.

            Uzlaşmanın sağlanması halinde ise mükellef, üzerinde uzlaşılan vergi ziyaı cezası aleyhine artık iptal davası açamayacaktır.

            Uzlaşmanın sağlanamaması halinde ise muhatap, vergi ziyaı cezasına karşı uzlaşmanın sağlanamadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde yasal süresi içerisinde dava açabilecektir.  Bu takdirde, uzlaşma sürecinde iptal davası açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu süre tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar (213 sayılı Kanunu Ek- Md. 7).

Vergi Ziyaı Uygulamasında Zamanaşımı Süresi Var Mı?

Kanunda düzenlenen cezanın uygulanabilmesi, belirli bir süreyle sınırlıdır. Vergi Usul Kanunu’nun 374. ve 114. maddeleri çerçevesinde, vergi ziyaı cezası zamanaşımı süresi, vergi alacağının doğduğu yılı takip eden yılın başından itibaren 5 yıldır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.