Hasta Hakları Nelerdir?

Hasta Hakları Yönetmeliği ile belirlenen ve hastanın sağlık hizmeti sunumunda haklarının neleri içerdiğini gösteren haklar bütünüdür. 

Yönetmeliğin 4/1-e maddesinde hasta hakları,  sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası andlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını ifade eden bir kavramdır.

Hasta haklarını genel olarak;

  • Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı,
  • Eşit muameleye tabi tutulma hakkı,
  • Sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirme hakkı,
  • Sağlık hizmeti alacağı sağlık personelinin belirleme ve seçme hakkı, tanıma hakkı ve bu kişiler hakkında önceden bilgi alma hakkı,
  • Sağlık sorunu hakkında tıbbi gereklere uygun muamele yapılmasını isteme hakkı,
  • Sağlık hizmetlerinin sunumunda öncelik sırasının belirlenmesini isteme hakkı,
  • Tıbbi gerekkilikler dışında müdahale yapılmaması,
  • Bilgilendirilme hakkı (hastalığı, tedavisi, kurumun yapabilecekleri vb. ) ve bilgi taleplerine cevap verilmesini isteme hakkı,
  • Kendisi hakkında tutulan kayıtları inceleme, talep etme ve gerekli ise düzetilmesini isteme hakkı,
  • Mahremiyetine her aşamada saygı duyulması ve mahremiyetine müdahale kabul edilebilecek eylemlerden uzak tutulması,
  • Rızası dışında tıbbi bir işleme maruz bırakılmaması,
  • Tedaviyi durdurma ve reddetme hakkı,
  • Rızası dışında tıbbi bir muameleye tabi tutulmama hakkı,
  • Sağlık hizmetleri sunumunda güvenliğinin sağlanması,
  • İnsani bir muameleye tabi tutulma ve temel insan haklarının sağlık işlemleri sırasında gözetilmesini isteme hakkı,
  • Haklarının ihlal edilmesi halinde gerekli adli ve idari mercilere başvuru hakkı ve bu konuda sağlık kurumunca gerekli incelemenin yapılmasını isteme hakkı ve gerekli kolaylaştırıcı işlemlerin kurumca yapılması,

Gibi haklarının bulunduğu kabul edilmektedir. 

Hastanın Bilgilendirilme Hakkı Nedir?

Bilgilendirilme ya da sağlık hizmetlerine dair aydınlatılma hakkı bir sağlık hizmeti sunumunun temelini oluşturan bir haktır. Yönetmelikte bilgi isteme hakkı denilmişse de bilgilendirilme hakkı, sağlık hizmetinin sunumu ve kapsamı ile ücretlendirilmesi dahil olmak üzere sağlık hizmetinin verilmesi öncesine, sunumu sırasına ve sonrasına dair kapsamlı bir açıklamanın hastaya her aşamada sunulması anlamına gelmektedir.

Bilgilendirme hakkı hastanın kendisiyle ilgili sağlık hizmeti almada karar vermesinde belirleyici ve etkili bir süreci ifade etmektedir.

Hastanın bilgilendirme hakkı kapsamında bilgi istemesi de aktif boyutu teşkil etmektedir. Pasif bir konumda olan değil bilgiyi talep ederek detaylı bilgi alma hakkına sahiptir. Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usülleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir. 

Hasta Mahremiyeti Nasıl Korunur?

Tıbbi işlemlerin yapılmasında hastalığa ve hastanın kimlik bilgilerine dair bilgilerin saklı tutulması ve yetkisi olmayanların ve hastanın rızası bulunmayan kişilerin bu bilgileri edinememesi için gerekli tedbirlerin ve koruyucu önlemlerin alınması mahremiyet kapsamındadır. 

Yönetmeliğin 21 inci maddesi hükmü gereğince hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilmelidir.  

Bu hak;

a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini, 

b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini, 

c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini, 

d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını, 

e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına  müdahale edilmemesini, 

f) Sağlık harcamaların kaynağının gizli tutulmasını, 

kapsar. 

Ölüm, mahremiyetin bozulması hakkını vermez. Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır. 

Mahremiyetin muayene ve tedavi dahil her aşamada korunması gereklidir. İşlemler sırasında kayıtların erişime açık olmaması, tıbbi kayıtların bilgisi olması gerekmeyen dışındakilerden saklanması, kimlik bilgilerinin hastanın rızası bulunmadıkça ve yasal yönden izin verilmedikçe kimsenin bilgisine sunulmaması anlamına gelir.

Mahremiyet, tamamen sağlık hizmeti verilen kurum içi iş akışı ve personelin bu konuda eğitimli olması ve işlem prosedürlerinin belirlenmiş olması ve görev alan kişilerin eylemleri ile sağlık kurumunun uygulama prosedürleri ile doğrudan ilgilidir. Her aşamada sağlık hizmetlerinde mahremiyetin sağlanması gereklidir. Bunun da sağlık kurumunca dizayn edilmesi ve korunması ve konu hakkında hastanın sağlık hizmeti sunumu başlangıcında ve sonrasında buna uygun bir şekilde bilgilendirilmesi ile sağlanabileceği açıktır.

Ayrıca sağlık kurumunca kişisel verileri işleme prosedürleri ve kullanma da en fazla ihlalin gerçekleştiği bir alan olup, kişisel verilerin korunması ve kullanılmasında hastanın yapılan işlemleri her zaman talep edebileceği dikkate alınmalıdır. Anonimleştirilmemiş kişiye özgü bilgilerin yasa dışı ve tıbbi gereklere aykırı paylaşımı ve kullanılması hakları ihlal edecektir. 

Sağlık Hizmetine Eşit Erişim Hakkı Nedir?

Eşitlik ve ayrımcı muameleye tabi tutulmama Anayasal bir haktır ve hastaya sağlık hizmeti hakkaniyete uygun bir şekilde ve adil bir surette sunulmalıdır. Hasta hakkaniyete aykırı bir işlem yapılmayacağı konusunda kani olmalı, yapılan ve görünen işlemlerde hakkının ihlal edilmediği inancını taşımalı ve sağlık hizmeti sunumunda kimseye konumu ve statüsü ve diğer nitelikleri itibariyle ayrımcı ve farklı muamele yapılmamalıdır. 

Herkes, sağlık hizmetine aynı kapsam ve nitelikte ve sadece insan ve hasta olması kaynaklı erişebilmeli ve bu erişim o kişi bakımından engellenmemeli ya da erişimi sekteye uğratacak muameleler konusunda kaygı duymamalıdır.

Ülkemizde özellikle kamusal sağlık hizmetlerinin sunumunda öncelikler ve belirli kişiler bakımından sağlanan ayrıcalıkların kaldırılması sadece ağır engel (% 90 ve üzerinde) durumu bulunan kişiler ile acil müdahale edilmesi gerekenler bakımından öncelikli kişilerin belirlenmesi gerektiği açıktır. Eşit erişim, herkesin sağlık hizmeti sunumunda aynı şekilde muamele görmesi ve öncelik uygulamasının da çok sınırlı hastalar bakımından geçerli olamsı anlamına gelir. Ancak tıbbi görevlilerinin kişisel ilişkileri, yardımcı olma kaynaklı müdahaleler, sıralı işlemlerin arasına girme gibi tamamen sağlık kurumunun iç işleyişinde yerleşik hale gelmeyen ve kurumsallığı bulunmayan yanlış uygulamaların eşit muamele ilkesine zarar verdiği görülmektedir.

Hasta Hakları İhlal Edilirse Nereye Başvurulur?

Yönetmelik hükümleri gereğince hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır. 

Ayrıca İl Sağlık Müdürlüklerinde Hasta Hakları Kurulu’na başvurulabilir. Ancak buraya başvurulmadan önce kurumun iç iletişim yerlerine Hasta İletişim Birimlerine başvurulmalıdır.

Bu müracaatlar kamu makamlarına, idari mercilere ve CMK Md. 158 dairesinde suç teşkil etmekte ise adli makamlara da yapılabilir. 

İhlalin hem kurumsal hem de bireysel anlamda takibatı yapılmalıdır. Bunun yanında idari ve cezai sorumluluk da ortaya çıkabilir. Özel işletmeler bakımından suç mevcut değilse yapılacak kurumsal takibat ile kişiler hakkında kurumca ve ilgili sağlık haysiyet divanlarınca gerekli cezai tedbirler ve disiplin tedbirleri uygulanmalıdır.

Hasta Hakları İhlalinde Tazminat Talep Edilebilir Mi?

Yanlış tıbbi uygulamaların tazminat davası konusu olması mümkündür. Özel sağlık kuruluşları hakkında Sağlık Bakanlığı’nca kurumsal açıdan tedbir alınabileceği gibi tazminat davası açılarak buna dair takibat yapılabilir.

Sağlık kurumu bir kamu mercii ise İdare Mahkemelerinde yapılan yanlış tıbbi uygulamalar hakkında tazminat davası açmak mümkündür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.