Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Süresi

Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi ve sürenin tespiti uygulamada karşılaşılan problemlerden biridir. Bu çerçevede bu uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin nasıl belirleneceği yönündeki kriterleri aşağıdaki şekilde belirtmek mümkündür.

a)Genel Olarak

Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu ‘eksik bir borç’ haline dönüştürür. Alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır.

Zamanaşımı, borçluya def’i hakkı vermektedir. Borçlu veya davalı tarafından süresi içinde ileri sürülmesi halinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddi ve takibin durması veya iptali imkânını sağlar. İtiraz niteliğinde olmadığından hâkim tarafından kendiliğinden gözetilemez.

Zamanaşımı def’inden, bu hak doğmadan feragat edilmez, edilmiş olsa bile geçersizdir.

Zamanaşımı def’i ileri sürülmedikçe dikkate alınmaz ise de, itiraz niteliğinde bulunan hak düşürücü süre mahkemece kendiliğinden gözetilir. Hak düşürücü sürenin dolması, hakkın da ortadan kalkması sonucunu doğurur ve bu hakkın ileri sürülmesini tümüyle ortadan kaldırır. Zamanaşımı ise, hakkı ortadan kaldırmaz, sadece def’i yoluyla ileri sürülmesini engelleme imkânı sağlar.

Davalılardan biri tarafından ileri sürülen zamanaşımı savunması, aralarında dayanışmalı sorumluluk olsa bile, ileri sürmeyen diğer davalı veya davalılar bundan yararlanamaz.

Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Defi Ne Zaman İleri Sürülebilir?

Zamanaşımı def’inin cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekir. Cevap süresinin uzatılmasına karar verilmiş ise uzatılan süre içinde de zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi mümkündür.

Yargıtay HGK’nın 12/06/2013 tarih ve 2012/10-1633 E, 2013/825 K sayılı kararında cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ini ileri sürmeyen davalının cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def’ini ileri sürebileceği belirtilmiştir. Süresinde cevap dilekçesi verilmemişse ıslah edilebilecek bir cevap dilekçesi bulunmadığından sonradan ıslah yoluyla zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi de mümkün olmayacaktır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki Düzenleme

HMK’nın 141. maddesinde, ‘(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.

(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır’ denilmektedir. Bu çerçevede ön inceleme aşaması tamamlanmasından sonra karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın ve ıslah yoluna başvurmaksızın ileri sürülen zamanaşımı def’inin mahkemece incelenmesi ve değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.

Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hakim tahkikata başlamadan önce zamanaşımı hakkındaki def’iyi inceleyerek karara bağlar. Zamanaşımı def’i yerinde ise davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verir. Bu karar esastan verilmiş bir karardır.

Eser sözleşmesinden kaynaklanan borç, senetle kabul edilmiş; bir mahkeme kararı veya hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman 10 yıldır.

Zamanaşımını kesen sebepler mevcut ise, zamanaşımının kesilmesiyle yeni süre işlemeye başlayacaktır. Borçlunun faiz ödemiş olması veya kısmen ödemede bulunması zamanaşımını kesen sebepler arasındadır.

Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı yalnızca dava açılmış olan kısım için kesilir.

Davanın tamamen ıslahı halinde zamanaşımı, ıslah tarihine göre değil dava tarihine göre hesaplanır.

Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar (TBK m 149).

Muacceliyet

Eser sözleşmesine dayalı davalarda zamanaşımının başladığı tarihi belirlemek için muacceliyete dair kurallara bakmak gerekir. İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur. Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur (TBK m 479). Bu hüküm emredici düzenleme niteliğinde bulunmadığından taraflar sözleşmede aksini kararlaştırabilirler.

b)Türk Borçlar Kanunu’nda Eser Sözleşmesi İçin Zamanaşımı Süreleri

TBK’da eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar yönünden temel olarak zamanaşımı süreleri 146, 147 ve 478. maddelerinde düzenlenmiştir.

TBK’nun 147/6.maddesinde yüklenicinin yükümlülüklerini ağır-kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için zamanaşımı-süresi 5 yıldır.

Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TBK m. 478).

Yüklenicinin ayıplı bir eser meydana getirmesi halinde uygulanacak TBK 478. maddesi hükmü saklı kalmak üzere, TBK’nun 147/6. maddesinde istisna tutulan yüklenicinin yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi halinde ise TBK 146. maddede düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Ayıptan doğan sorumlulukta ise 478. maddedeki 2, 5 ve 20 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanacaktır.

İş bedelinin vekâletsiz iş görme hükümlerine göre istenebileceği hallerde vekaletsiz iş görme için özel düzenlenmiş zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Burada da TBK’nun 146. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

c)Eserin Ayıplı İmalinde Zamanaşımı Süresi

TBK’nun 478.maddesinde, yüklenici ayıplı-eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz-yapılar dışındaki eserlerde iki-yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Bu süreler, ayıplı imalatta iş sahibinin yükleniciye karşı açabileceği davalarda zamanaşımı süreleridir. Ayıplı imalat dışındaki uyuşmazlıkta bu maddedeki zamanaşımı sürelerinin uygulanması mümkün değildir. Ayrıca ayıplı imalattan doğan davalar için de bu madde dışındaki zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.

TBK’da açık ve gizli ayıp ayrımı yapılmadığından tüm ayıplarda zamanaşımı süresi eserin teslim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Kamu ihale sözleşmesi kapsamında yapılan işlerde tasfiye kesin hesabının onay tarihinden itibaren başlayacaktır.

d)Eksik İş Bedelinde Zamanaşımı Süresi

Eksik işlerin giderilmesi bedeli veya eksik işler nedeniyle fazla ödenen bedelin iadesi için açılacak davalarda zamanaşımı süresi genel kurala tabidir. Genel kural, TBK’nun 147/6. maddesine tabi olup 5 yıldır.

Eksik iş bedeline ilişkin alacak teslim tarihinde muaccel olacağından zamanaşımı süresi de teslim tarihinden başlayacaktır.

Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ise TBK 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.

e)Sözleşme Dışı İşlerde Zamanaşımı Süresi

Sözleşme dışı işlerde iş bedeli vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca istenebileceğinden zamanaşımı süresi 10 yıldır. Vekâletsiz iş görme bulunan hallerde eser sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaz.

Sözleşme dışı işlerde iş bedelinin sözleşme fiyatlarına göre hesaplanması gereken hallerde zamanaşımı süresi eser sözleşmesi hükümlerine tabi olup 5 yıldır.

Eser sözleşmesi bulunmasına rağmen sözleşme dışı işler de yapılmış olabilir. Bu durumda sözleşme kapsamındaki işler için 5 yıl, sözleşme dışı işler için 10 yıllık zamanaşımı uygulanır. Buradaki durum Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşme eki olması ve ilave işler yapılması durumunda da geçerlidir.

f)Gecikme Tazminatında Zamanaşımı Süresi

Eser sözleşmesi feshedilmediği sürece iş sahibi gecikme tazminatını alarak ifayı bekleyebileceğinden eser teslim edilmediği ve sözleşme ifa ile sonuçlanmadığı için, teslimi gereken tarih geçmesine rağmen zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır. Önceki döneme ait olsa bile gecikme tazminatıyla ilgili zamanaşımı süresi eserin teslimi ve sözleşmenin ifası ile sonuçlandığı tarihten itibaren başlayacaktır.

g)Cezai Şartta Zamanaşımı

Seçimlik cezalarda zamanaşımı süresi genel zamanaşımı süresine tabi olup TBK’nun 147/6. maddesi uyarınca 5 yıldır. Bu süre alacağın istenebilir olduğu tarihten başlayacaktır. Alacağın istenebilir olduğu tarih de seçimlik cezanın tercih edildiğinin karşı taraf borçluya bildirildiği tarihtir.

Borcun ifa edilmemesi sonucu ifayı beklemek ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararlarla ilgili tazminat davaları TBK’nun 147/6. maddesi hükmü gereğince 5 yıldır. Bu süre de alacağın istenebilir olduğu tazminat seçimlik hakkının borçluya bildirildiği tarihten işlemeye başlayacaktır.

Dönme cezasında zamanaşımı süresi 5 yıl olup, dönme cezası alacağının muaccel olduğu dönme(fesih) iradesinin açıklanıp karşı tarafa bildirildiği tarihten başlayacaktır.

h)Eser Sözleşmesinin Sona Ermesi Nedeniyle Açılacak Davalarda Zamanaşımı Süresi

Eser sözleşmesinden dönme nedeniyle taraflar bir birlerine verdikleri şeyleri geri isteyebilirler. TBK’nun 147/6.maddesi uyarınca ayıplı imalatlar dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacaklar ve bu arada dönme sonucu sona eren eser sözleşmesi nedeniyle istenebilecek alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi de alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar (TBK m. 149).

Borcun ifa edilmemesi nedeniyle ifayı beklemek ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararlarla ilgili açılacak tazminat davaları 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Burada söz konusu olan zararlar borcun ifa edilmemesi nedeniyle oluşan menfi zararlardır. Zamanaşımı süresi seçimlik hakkın borçluya bildirildiği tarihten başlayacaktır.

Sözleşmeden dönme halinde tarafların dönme nedeniyle isteyebilecekleri alacakları, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dönmede, tarafların iradelerinin birleştiği ya da kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihte, bedel karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi iradesinin karşı tarafa ulaştığı tarihte muaccel olur. Bu tarihlerden itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

Sözleşmeden dönme halinde tasfiye sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıca yapılır. Ancak burada uygulanacak zamanaşımının eser sözleşmelerinde uygulanacak zamanaşımı süresi olduğu Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiştir.

ı)Eser Sözleşmesine İlişkin Faiz Alacağında Zamanaşımı

Anapara faizine ilişkin alacakta zamanaşımı TBK’nun 147/1.maddesi uyarınca 5 yıldır. Gecikme faizi alacağına ilişkin TBK 146.maddesindeki genel zamanaşımı süresi ise 10 yıldır.

Asıl alacak zamanaşımına uğrar ise ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğrar. Asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi daha kısa ise temerrüt faizi için de bu süre uygulanır.

Temerrüt faizi asıl alacağa bağlı ise de asıl alacaktan farklı bir alacaktır. Asıl alacak ödenmedikçe temerrüt faizi de işlemeye devam eder. Asıl alacak zamanaşımına uğramışsa işlemiş temerrüt faizi de zamanaşımına uğrar. Asıl alacak zamanaşımına uğramamışsa geriye doğru zamanaşımını geçen süreye ilişkin temerrüt faizi ise zamanaşımına uğrar.

Asıl alacak için açılan davada zamanaşımı def’inde bulunulmamış olması, faiz için açılan ek davada zamanaşımı def’inin ileri sürülmesine engel teşkil etmez.

İdare Hukuku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.