Eser Sözleşmesinde Ayıp İhbarının Yapıldığının İspatı Kime Aittir?

Ayıp ihbarının yapıldığının ispatının kime ait olacağı eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar açısından önem arz etmektedir. Çünkü eserin ayıplı imal edilmesinden doğan seçimlik hakların kullanılabilmesinin ayıp ihbarı yapılmış olması şartına bağlı olduğu durumlarda süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığının ispatı sorunu ortaya çıkacaktır.

Ayıp ihbarı niteliği gereği def’î olduğundan, yüklenici tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı savunması ileri sürülmedikçe, mahkemece resen dikkate alınıp değerlendirilemez. Bu nedenle araştırılması gerekmediğinden kanıtlanması için delil sunulması da gerekmez.

Davalı, davaya cevap vermez ise, davayı inkâr etmiş sayılacağından mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekmeyecektir.

Yüklenici ayıba ilişkin ihbarın süresinde yapılmadığı savunmasında (def’inde) bulunur ise, ihbarın süresinde yapıldığını iş sahibi ispatlamak zorundadır. Süresi içinde ayıp ihbarının yapıldığı (tacirler arasında bile olsa) tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Sözleşmede garanti süresi varsa ayıp ihbarı bu süre içinde de yapılabilir.

İhbarın yapıldığı ikrar veya kesin delillerle ispatlanmış ise, takdiri delillerle aksi ispat edilemez.

İhbarın süresinde yapılmadığı kanıtlanmış olsa-bile, yüklenici ayıbın giderilmesini gösteren davranışlar içine girmişse, ihbarın süresinde yapılıp-yapılmadığının araştırılmasına ve kanıtlanmasına gerek yoktur.

Süresinden sonra yapılan ayıp ihbarına rağmen ayıbın giderilmesi kabul edilmişse artık ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı savunmasında bulunulması MK’nun 2.maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacaktır.

Emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin E:2013/2829, K:2013/4913 Sayılı Kararı

“İçtihat Metni”

Mahkemesi : ……Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiştir. Ancak miktar itibariyle duruşma isteğinin reddine karar verilmiştir. İncelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Karar

Dava, ayıplı olduğu iddia olunan hijyenik mendiller için ödenen iş bedelinin iadesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı iş sahibi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

…….sözleşmesine dayanan ilişkilerde, akdi ilişkinin varlığını kanıtlama yükümlülüğü yükleniciye aittir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Mahkemece taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı kabul edilerek, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu gerekçeye karşı davalı yüklenici şirket tarafından temyiz yoluna başvurulmadığından, taraflar arasındaki akdi ilişkinin davalı yüklenici şirket tarafından da kabul edildiği sonucuna varılmıştır.

Ayıp ihbarında bulunma yükümlülüğü davacı iş sahibi şirkete aittir. Ayıp ihbarı niteliği itibariyle def’i olduğundan, yüklenici tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı savunması ileri sürülmedikçe, mahkemece re’sen dikkate alınıp değerlendirilemez.

Somut olayda davalı yüklenici şirket ayıp ihbarının yapılmadığı veya süresinde olmadığı savunmasında bulunmadığına göre, davacı iş sahibi şirketin süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu kabul ederek uyuşmazlığın çözümlenmesi zorunludur.

Ayıbın varlığını ve miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacı iş sahibi şirkete aittir. Bunun için davacı iş sahibi şirketten elinde bulunan tüm mendiller istenmelidir. Mendiller üzerinde konunun uzmanı bir bilirkişi aracılığıyla gerekirse keşif de yapılarak inceleme yaptırılmalıdır. Ayıplı olan mendil varsa miktarları ve dava dilekçesinde dava konusu yapılan tüm iş bedeline oranı dikkate alınarak, davacının iadesini isteyebileceği miktar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Yapılan inceleme sonucu mendillerin ayıplı olmadığı belirlendiği takdirde verilen kararda olduğu gibi davanın reddedilmesi gerekir.

Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Sonuç

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davacı işsahibi şirket vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı-yararına BOZULMASINA, ….09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İdare Hukuku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.