Takibi Şikayete Bağlı Suçlar Nelerdir?

Takibi Şikayete Bağlı Suçlar Nelerdir_

Ceza yargılamasında bazı suçlara ilişkin cezai takibatın başlatılması ve devamı bakımından “takibi şikayete bağlı olan suç” kavramı kullanılmaktadır. Takibatın başlaması, soruşturma yapılması ve kovuşturmaya geçilmesi bakımından TCK’da öngörülen koşulların sağlanmasına tabi olan suçlar bu kapsamdadır.

Kanun’da bazı suçların soruşturulması ve yargılama bakımından açıkça “şikayet koşulu” aranmaktadır.

Bu suçlara dair ilke ve esaslar genel anlamda TCK’nın 73 üncü maddesinde “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir.

  • Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
  • Süre kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

* Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

* İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

* Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.

Şikayete Bağlı Suçlar Nasıl Anlaşılabilir?

Şikayete bağlı suçların kamunun doğrudan takibini gerektiren ve nitelik itibariyle de ağır nitelikte olmayan suçlar kabul edildiği görülmektedir. Bu sebeple TCK’da suçun soruşturulması şikayet koşuluna bağlanmış olup, kanun metninde “mağdurun şikâyeti üzerine” şeklinde yer almaktadır.

Bazı hallerde ise şikayet aranmaksızın ibaresi kanunda geçmektedir ve bu hallerde şikayet olmadan kamu adına soruşturmaya başlanır.

Şikayete tabi suçlar kapsamında genel anlamda toplumsal tepkinin daha az olduğu suçlar ve daha çok bireyin iradesine göre takibatın şekillenmesinin benimsendiği suçlar yer almaktadır. Örneğin kişinin hayatına ve vücut bütünlüğüne yönelen tehdit suçunda şikayet şartı aranmazken, TCK Md. 106/1 hükmünün üçüncü cümlesinde düzenlenen “malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte” bulunulmuş ise mağdurun şikayeti üzerine soruşturma başlatılması kuralına yer verilmiştir.

Malvarlığına ve kişiye karşı işlenen suçlar bakımından kanunda temel ayrımlar yapılmış olmakla birlikte suçların tipine, neden olduğu zarara ve bireysel anlamda mağduriyet bakımından kişinin üzerindeki etkisine bağlı olarak cezai takibatın şikayet koşuluna bağlandığı görülmektedir.

Takibi Şikayete Bağlı Suçlarda Şikayete Hakkı Olanlar Kimlerdir?

Mağdur ve suçtan zarar gören her kişi şikayet hakkına sahiptir. Mağdur, doğrudan suçtan olumsuz etkilenen ve kendisine karşı suç işlenen ve suçun konusu olan kişidir.

Suçtan zarar gören ise hakkına işlenen suç ile zarar verilen ve kimi zaman da suçun dolaylı mağduru olan kişi denebilir.

Ancak bu kavramsal ayrışma halen hukukumuzda yerleşik ve tartışmasız bir terim olarak kullanılmamaktadır. Mağdur ve suçtan zarar gören kavramları birbirine karışmaktadır. Suç tipleri bakımından bu kavramları yerinde ve hukuka uygun şekilde ve suça uygun bir nitelikte kullanmaya ihtiyaç vardır.

Ayrıca çocuklar bakımından şikayet aranan suçlarda velinin şikayeti de söz konusu olabilir.

Ayrıca bazı suçların Cumhuriyet savcısının takibine ve gündemine getirilebilmesi bakımından şikayet yapılması gerektiği de açıktır. Aksi halde konuya kamunun müdahil olmasının mümkün olmayacağını da dikkate almak gerekir.

Kişinin iddiasını şikayetinde açıklıkla ortaya koyması da gerekir.

Şikayete Tabi Suç Örnekleri

TCK’da şikayete bağlı olarak düzenlenen bazı suçlar şunlardır:

  • Malvarlığına yönelik zarar verme ve sair kötülük içerikli basit tehdit,
    • Kamu görevlisine görevinden dolayı işlenenler hariç kişilere hakaret,
    • Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek kasten yaralama,
    • Israrlı takip,
    •  Kişilerin huzur ve sükununu bozma,
    • Cinsel saldırının basit hali,
    • Cinsel taciz,
    • Konut dokunulmazlığının ihlali,
    • Mala zarar verme,
    • Hakkı olmayan yere tecavüz.

Şikayete Bağlı Suçlar Kamu Davası Mıdır?

Suçun asli mağduru ve zarar göreni olan kişiler dışında devletin de dolaylı mağdur olduğu evrensel kabul gören bir husustur. Bazen suç soruşturması başvuru üzerine başlatılır ancak şikayet yapıldıktan sonra açılan dava bir kamu davasıdır ve bu davayı kamu adına Cumhuriyet savcısı açar ve takip eder (CMK Md.170).

İddia Makamı olan Cumhuriyet savcısı hukukumuzda davayı açmak bakımından ceza yargılaması yönüyle karar veren kişi konumunda olup 5271 sayılı CMK’nın 170/2 maddesine göre İddianame düzenler ve davayı açar.

CMK Md. 171’e göre de belirli hallerde kamu davası açılması bakımından takdir yetkisinin hangi hallerde kullanılabileceğine yer verilmiştir.

Takibi Şikayete Bağlı Suçlarda Şikayet Süresi

Fiilin meydana geldiği veya failin öğrenildiği tarihten itibaren yetkili merciye şikayet başvurusu mağdur, suçtan zarar gören veya ilgili kişi tarafından 6 AY İÇİNDE yapılmış olmalıdır. Örneğin bir çocuğa karşı işlenen bir eylemde şikayet aranmakta ise veli sıfatıyla baba ve anne de şikayette bulunabilecektir.

(Dava) zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.

Hukukumuzda cezai takibat bakımından 6 aylık bir süre benimsenmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.