Edit Content
KURUMSAL
FAALİYET ALANLARI
MEDYA

Rüşvet Suçu, Cezası ve Nitelikli Halleri

Rüşvet suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 252 ila 254. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması amacıyla kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde yarar sağlamasıdır.

Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Rüşvet suçu için temel nokta, elde edilen haksız menfaatin, hukuki-olmayan bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla temin edilmiş olması gerektiğidir. Bu suç yönünden fail, yapması gerektiği bir işi yapmamak ya da yapmaması gerektiği bir işi yapmak için yarar sağlamaktadır. Haklı bir işin gördürülmesi amacıyla kamu görevlisine menfaat temininin sağlanması halinde irtikâp suçu (TCK md.250) söz konusu olabilecektir.

Haksız bir işin yapılması ya da yapılmaması için çıkar sağlanması halinde hem çıkar sağlayan hem de lehine çıkar sağlanan kamu görevlisi suçun faili olmaktayken, haklı bir işin gördürülmesi amacıyla çıkar sağlanması halinde, lehine çıkar sağlanan kamu görevlisi suçun faili olmakta ancak çıkar sağlayan kişi yönünden eylem suç teşkil etmemektedir.

Rüşvet Suçu Bir Görev Suçudur

Rüşvet suçu bir görev suçu olması sebebiyle kamu görevlisinin görev ve yetki alanına giren bir işlemle ilgili çıkar sağlaması gerekmektedir. Bu nedenle kamu görevlisinin görev ve yetki durumu araştırılmadır. Görevine girmeyen bir işin yapılması ya da yapılmaması için yarar elde eden kamu görevlisinin fiili, şartlarının oluşması halinde yetkili olmadığı iş için yarar sağlama (TCK md.255) veya dolandırıcılık (TCK md.157) suçunu oluşturabilir.

Rüşvet suçu özel nitelikli görevi kötüye kullanma suçu (TCK md.257) olduğu için ayrıca 257. maddeye göre cezalandırma söz konusu olmaz.

Rüşvet karşılığı yapılacak işin sahte belge ile işlenmesi durumunda TCK’nın 212.maddesi gereğince her iki suçtan cezalandırma söz konusu olacaktır. Benzer şekilde, rüşvet karşılığında ihaleye fesat karıştırarak ihale şartlarını taşımayan bir kişiyi ihaleye kabul etme fiilinde, TCK’nın 235/4. maddesi uyarınca yine iki ayrı suç söz konusu olacaktır.

Rüşvet suçu, menfaatin temin edildiği anda tamamlanmış olur. Ancak işlenen suç siyaseti gereği, rüşvet anlaşmasının yapılması durumunda dahi suç tamamlanmış gibi cezaya hükmedilecektir (TCK md.252/3).

Rüşvet Suçunda Fail

Hem rüşvet alan kamu görevlisi hem de veren kişi müşterek fail olarak cezalandırılmaktadır. Ayrıca rüşvete aracılık eden ve lehine yarar sağlanan kişiler de müşterek fail olarak cezalandırılmaktadır ( TCK md.252/5-6).

Kamu görevlisi ya da kişi tarafından rüşvet alınması ya da verilmesi şeklinde teklifte bulunulması fakat bu teklifin karşı tarafça kabul edilmemiş olması halinde, rüşvet suçuna teşebbüs suçundan değil, 252/4. madde uyarınca uygulama yapılarak temel ceza yarı oranında indirilecektir. Kamu görevlisinin yaptığı rüşvet teklifi üzerine iş sahibinin kabul etmiş gibi görünerek istenen yararı vermesi veya vermeyi kabul etmesi, ancak yakalatmak için durumu yetkili birimlere bildirmesi halinde eylem rüşvet alan kamu görevlisi yönünden teşebbüs aşamasında kalacak veren kişi yönünden suç oluşmayacaktır. Rüşvet suçunda ajan kullanılmasıyla ilgili olarak ise rüşvet anlaşması varsa yine eylem alan kişi yönünden teşebbüs aşamasında kalacak veren kişi (ajan) yönünden ise suç oluşmayacaktır.

Rüşvet Suçunda Fail İle İlgili Özellik Arzeden Durumlar

Rüşvet alan kişinin kamu görevlisi olması gerekir (TCK md.6/c). Kimlerin kamu görevlisi sayılacağı hususu TCK md.6/1-c’de belirtilmektedir. Bununla birlikte mevzuatımızdaki bazı özel-kanunlarda “kamu görevlisi sayılır” veya “kamu görevlisi gibi cezalandırılır” şeklindeki düzenlemeler de suçun-niteliğini belirlemede dikkate alınmalıdır. İdareyle istihdam ilişkileri olmasa da kamusal faaliyete kamu hukuku usulünce katılan kişiler de kamu görevlisi sayılmaktadır. Örnek olarak; tanık, bilirkişi, avukat, noter, belediye meclis üyesi, il genel meclis üyesi vb.kişiler de yaptıkları işler kapsamında suçun-faili olabileceklerdir.

Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacaktır (252/7). Burada dikkat edilmesi gereken, rüşvet veren kişi yönünden de cezanın artırılacak olmasıdır.

Kamu görevlisinin sıfatı dikkate alınarak yapılan benzer bir düzenleme 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ek 11. maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre suç veya ceza tutanağını tutmakla görevli olanların ika edecekleri rüşvet suçu için verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Ayrıca 252/8. fıkrada tanımlanan kurum ve kuruluşlar adına hareket eden kişilere menfaat sağlanması da rüşvet suçu kapsamına alınmaktadır. Bu kişilerin kamu görevlisi sıfatı taşıyıp taşımadıklarının bir önemi yoktur.

Suçun oluşması için amaçlanan şeyin yapılmasına ya da yapılmamasına gerek yoktur.

Rüşvet Suçu ve Menfaat Kavramı

Rüşvet suçundaki “menfaat” kavramı ile TCK’nın 250. ve 255. maddelerinde belirtilen yarar ve menfaat kavramları aynı anlamdadır. Söz konusu olan “menfaat” kavramı, maddi ve manevi çıkarı içine alır biçimde geniş anlamda kabul edilmelidir. Menfaat kamu görevlisine sağlanabildiği gibi bir başkasına da sağlanması mümkündür.

3628 sayılı kanunun 18/2. maddesi uyarınca, rüşvet suçundan yapılan ihbar, takipsizlik kararı ve iddianame Cumhuriyet başsavcılığınca, Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ile varsa diğer ilgili kamu kurum veya kuruluşlarına bildirilir. Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması hâlinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır. Benzer şekilde, 5283 sayılı yasanın 4/c maddesi uyarınca “ sağlık hizmeti sunan personel ile ilgili açılmış ve açılacak davaların Sağlık Bakanlığı husumeti ile yürütüleceği” belirtilmektedir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı’na bildirim yapılması gerekmektedir. Yargıtay, ilgili bakanlıklara ya da kamu kurumlarına bildirilmeksizin hüküm verilmesi halinde bu durumu bir bozma sebebi olarak kabul etmektedir.

Rüşvet Suçunda 4483 sayılı Kanun Hükümleri Uygulanmaz

Rüşvet suçunda, soruşturma izni alınmasını öngören 4483 sayılı kanun hükümleri uygulanmaz. C. savcıları doğrudan soruşturma yapabilmektedirler (3628 SK md.17/1). İddianame ile dava açıldıktan sonra, suç niteliğinde değişme olduğu ve fiilin rüşvet olmayıp örneğin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kanısına varılırsa, durma kararı (CMK md.223/8) verip 4483 sayılı yasa kapsamında izin istemeye gerek bulunmamaktadır.

Rüşvet Suçu İle İlgili Diğer Hususlar

Görevli mahkeme, 5235 sayılı kanunun 12. maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesidir.

TCK’nın 253. maddesi ise lehine menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasını (TCK md.60) düzenlemektedir.

TCK’nın 254. maddesi ise etkin pişmanlık hükümlerine yer vermektedir:

Rüşvet alan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara haber vermesi halinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.

Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

Ceza davaları ile ilgili olarak Ankara Ceza Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler