Kiracı Tahliyesi Nedir?

Kiracı Tahliyesi Nedir_

Konut ve çatılı işyeri kiralanmasında, kiraya veren belirli sebeplere bağlı olarak kiralananın tahliyesini talep edebilir. Bu haller 6098 sayılı Kanun’da belirlenmiş olup, uygulamada önem arz etmektedir.

Tahliye talebinin gerekçesi açılan davada mutlaka “sebep” olarak gösterilmelidir Mahkeme bu sebebi tespitle görevlidir.

Kiracı tahliyesi kanunda yazan sebeplerden birisine dayalı olarak kiralananı kiracının boşaltmasının kiraya veren tarafından istenmesidir. Tahliye ile kiralananın, kiracı tarafından kullanımı sona erer ve Kira Sözleşmesi son bulur.

Kiracı Tahliye Davası Kadar Sürer?

Kiracı tahliye davaları mahkemelerin iş yoğunluğuna ve eldeki sübut vasıtalarının ve delillerin yeterliliğine göre 6 aydan 2 yıla kadar olağan koşullarda sürebilen davalardır.

Ancak ülkemizde ekonomik değerlerde meydana gelen değişme ve pandemi sonrasında gayrimenkul sektöründe ortaya çıkan maddi değişim doğrultusunda kiracı tahliye davalarında anormal ve beklenmedik sayıda artış olmuştur. Bu sebeple 2023 yılı itibariye davaların 30 ay ile 50 ay arasında değişen sürelerde sonuçlanması öngörülmektedir.

Kiracı Tahliyesi Süreci ve Adımları

Kiracı tahliye sebeplerine ve yasal dayanaklara bağlı olarak da tahliye sürecinin yürütülmesi farklılaşır.

Tahliye davası ihtiyaç için açılacaksa sözleşmenin yasal bitme süresinden sonra 1 ay içinde dava açılmalıdır.

Fesih bildirimi yapılacaksa bildirimden sonra sözleşmenin sona ermesiyle 1 ay içinde dava açılmalıdır.

Bildirimler ispat bakımından yazılı olarak yapılmalıdır.

Süreler dikkatle takip edilmelidir. Sürelerin geçirilmesi halinde dava açma hakkı bakımından da kayıplar yaşanacağı muhakkaktır.

Tahliye Davasında Kiracının Hakları

Kiracı açılan davanın yasal olmadığını ve Kanunda düzenlenen sebeplere dayanmadığını dava aşamasında ileri sürebilir.

Ancak hukuk davası olan bu davalarda belirli bir usul ile savunma yapılması zorunlu olduğundan cevap süreleri ve Mahkemenin taleplerine dair açıklamalar zamanında ve kanuni süresi içerisinde yapılmalıdır.

Kiracı, 1 yıldan uzun süren ve belirsiz süreli niteliği kazanan Sözleşmelerde olağan hallerde 10 yıl oturma hakkına sahiptir. 10 yılın sonunda fesih yapılmazsa Sözleşme 1 yıl daha uzar.

Kiracı, tahliye taahhüdüne istinaden açılan tahliye davalarında ise taahhüdün niteliği ve içeriği hakkında, imzanın yeterliliğine dair, kiralananın aile konutu olması sebebiyle eşin taahhütte imzası bulunmadığına dair ve taahhüdün geçersiz olduğuna dair savunmalar yapabilir.

Kira borcu ödenmemesi sebebiyle açılan davalarda ise kira borcunun ödendiği ve davanın haksız olduğu gerekçesiyle itirazların sunulması gerekmektedir.

Kira Borcu Nedeniyle Hızlı Tahliye İşlemi Gerçekleştirilebilir mi?

Hukukumuzda ve uygulamada hızlı tahliye şeklinde bir düzenleme mevcut değildir. Yukarıda yer verildiği üzere 6098 sayılı Kanun, kira borcunun ödenmemesi halinde Md. 352/2’de kiraya verene tahliye bakımından bir hak tanımıştır.

Bu kapsamda borcun ödenmediği yılın bitiminden başlayarak 1 ay içinde dava açarak kiralananı tahliye etme hakkı vermiştir.

Bunun dışında kiracının önceden imzalayıp ve usulüne göre verdiği Tahliye Taahhüdü ile en kısa sürede kiralananı tahliyesi mümkün olmaktadır. Bu durumda da açılmaksızın icra yolu Taahhütte belirtir boşaltma tarihinde sıra 1 ay içerisinde taşınmazın bulunduğu yer İcra Müdürlüğü’ne başvurarak fiilen işlem yapılması mümkündür.

Tahliye Anlaşmazlıklarında Hukuki Destek

Tahliye davaları bakımından detaylı ve yaşadığımız hukuki sorun kaynaklı bilgilere or.av.tr web adresimizden ulaşabilir ve hukuki destek için bizden danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.