“6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Sulh
MADDE 313- (1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.
Sulhun zamanı
MADDE 314- (1)Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
(2) (Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.
(3) (Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.
Sulhun etkisi
MADDE 315- (1)Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
(2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.”
Sulh, devam etmekte olan bir uyuşmazlığa dair tarafların kısmen veya tamamen anlaşmazlığı sona erdirmek için mahkeme huzurunda sonuca ulaşmalarını sağlayan bir sözleşmedir. Sulh kavramı, yargılama mercii önünde yapılan anlaşmayı tanımlayan bir hukuki tabirdir. Sulhün mahkeme nezdinde yapılmamış olması ancak onun mahkemeye sunulup sulh anlaşması olarak kabulüyle ve tarafların. Buna dair iradelerinin mahkemece kayıt altına alınmasına bağlıdır.
Mahkeme dışı yapılan sulh Türk Borçlar Kanunu’na tabi olup, HMK hükümleri buna dair değildir ve anlaşmazlığa dair yargılamada yargılama merciine sunularak kayda geçirilmediği sürece mahkeme dışı anlaşmanın sulh olarak yargılamaya etki etmesi söz konusu olmaz.
Sulhun; emredici kanun hükümlerine, ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olması veya konusunun imkansız olması durumunda maddî hukuka göre mutlak butlan sebebiyle hükümsüzlüğü gündeme gelir. Hata, hile, tehdit gibi irade sakatlığı halleri ile gabin durumunda da maddî hukuka göre iptal edilebilirlik söz konusu olacaktır.
Sulh Sözleşmesi Hangi Aşamalarda Yapılabilir?
Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Kanun yolu aşamasında yapılsa dahi konuya muhatap olan bölge adliye mahkemeleri de bu doğrultuda karar vermek durumundadır.
Sulh olunan bir konuda temyiz karar mercileri de aynı şekilde sulhe bağlı kalmak ve buna göre ek karar vermek durumundadırlar.
Dolayısıyla sulh ilk derece yargılamasında hüküm verilinceye kadar yapılabileceği gibi sonraki kanun yolu aşamalarında yapılan sulh de mahkemeleri bağlar ve uyuşmazlığa dair sulhe göre ek karar ile dosyanın incelenmeksizin sonuçlandırılması sağlanmış olur.
Bir anlaşmanın SULH kabul edilebilmesi için mahkeme huzurunda uyuşmazlığa dair yapılmış olmalıdır.
Mahkeme dışında yapılan sulhün ise mahkeme huzurunda yapılan sulhe dönüştürülmesi gerekir. Mahkeme dışında yapılmış olan sulh sözleşmesinin mahkeme içi sulhe dönüşebilmesi için mahkemeye sunulması ve mahkeme tarafından tutanağa geçirilmesi, duruşmada taraflara okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın taraflarca imzalanması gerekmektedir. Sulhe teşvik yargılama sürecinde mahkemeye kanunla verilmiş ön incelemede (HMK Md. 320) bir yükümlülük olduğu için mahkeme dışı sulhun de sunulması halinde mahkemece dikkate alınması gerekmektedir.
Mahkeme Huzurunda Yapılan Sulhün Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Sulhün sonuçları bakımından CMK Md. 315’te düzenleme yapılmıştır. Buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
Sulh ile ilgili düzenlemeye göre Mahkeme, sulhe göre karar verebileceği gibi
Sulh sözleşmesinin yapılmasında taraf olan kişinin irade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Sulh Olunan Konuda Tekrar Dava Açılabilir Mi?
Sulhün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurması kabul edilmiştir. Sulhe konu olan uyuşmazlık bakımından aynı konuda dava açılması mümkündür ancak bu davanın davalının itirazı ve sulhü ileri sürmesi halinde aleyhe sonuçlanması olasıdır.
Bu yönüyle açılan dava gerekçe gösterilerek ve sulh olunduğu ileri sürülerek derdestlik itirazında da bulunulabilir.
Nitekim HMK Md. 114 gereğince aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması ve aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması bir dava şartıdır. Sulh olunan bir konu dava şartı bakımından bir eksiklik olarak dava açılmasına engel teşkil edecektir.
Sulh Taraf Vekilleri Olmadan Yapılabilir Mi?
Sulh, taraf sıfatını taşıyan kişiler arasında uyuşmazlık konusu hakkında taraf vekilleri olmadan da yapılabilir. Hukukumuzda dava açma kişiye tanınmış bir haktır ve bu hakkı kişi Vekili olmadan da kullanabilir.
Ancak Vekil hukuk bilgisi ve deneyimi itibariyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince bu işi kamu görevi olarak ücreti mukabilinde yapan kişidir. Bu sebeple hak kaybı yaşamamak bakımından ve hakların elde edilmesi yönüyle avukatın hukuki yardımından yararlanmak ve onun takibinde davayı yürütmek ve sulh gibi hukuki işlemleri yapmakta fayda vardır.