Gayrimenkul Alım Satımında Vergilendirme Esasları

Gayrimenkul alım satımında vergilendirme yapılması ve bu vergilendirmenin hangi esaslara göre yapılacağı uygulamada mükelleflerin karşılaştığı problemlerden biridir.

Gayrimenkul alım satımında süreklilik bulunması halinde vergilendirme ticari kazanç hükümlerine göre yapılır. Burada gayrimenkulün alış değeri ile alımı için katlanılan vergi, harç vb. maliyet unsurları gayrimenkulün satış değerinden çıkarılarak matraha ulaşılmaktadır. Alış bedelinin tespit edilemediği durumlarda Danıştay ilgili daireleri tarafından verilen kararlardan hareketle satış bedelinin %20’sinin maliyet olduğu kabul edilir.

Gayrimenkul alım satımında süreklilik bulunmaması halinde vergilendirme değer artış kazancı hükümlerine göre yapılır. Burada gayrimenkulün alış değeri ile alımı için katlanılan vergi, harç vb. maliyet unsurları gayrimenkulün satış değerinden çıkarılarak matraha ulaşılmaktadır. Ticari kazanç da olduğu gibi oranlama suretiyle alım değerine ulaşılması usulünü vergi mahkemeleri genellikle kabul etmemektedirler.

Gayrimenkul Alım Satımında Ticari Kazanç – Değer Artış Kazancı Ayrımı Neye Göre, Nasıl Yapılır?

Gayrimenkul alım satımında ticari kazanç – değer artış kazancı ayrımı alım satımın sürekli olup olmamasına göre yapılır. Alım satım sürekli ise ticari kazanç, sürekli değil (arızi) ise değer artış kazancı olarak vergilendirilecektir. Tabi ki değer artış kazancı olarak vergilendirilebilmesi için başka şartların da bulunması gereklidir.

Gayrimenkul alım – satımı nedeniyle ticari kazanç mükellefiyeti için hem alışlarda, hem de satışlarda süreklilik aranır. Danıştay kararlarına göre bir yılda birden çok alış – satış veya takip eden yılarda birer alış – satış bulunması durumunda sürekliliğin var olduğu kabul edilir.

Gayrimenkul Alım Satımı Nedeniyle Beyanname Vermemeden Ötürü Ceza Kesilebilir Mi?

Vergi idareleri gayrimenkul alım satımından bahisle mükellefiyet tesis ettikleri vatandaşlar adına gelir, gelir geçici ve katma değer vergisi beyannamelerini internet ortamında vermemeleri nedeniyle 213 sayılı Kanunun mükerrer 355/1. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezaları kesmektedirler.

Ancak, burada önemli olan husus, vergi idarelerince vatandaşların adına mükellefiyet tesis ettirildiğinin bildirilmesinden sonraki dönemler için ancak özel usulsüzlük cezası kesebilecekleri, mükellefiyet tarihinden itibaren ceza kesme yoluna gidemeyecekleridir.

Gayrimenkul alım satımından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, haksız ve hukuka aykırı vergi tahakkuk ettirildiğini düşünen mükellefler vergi mahkemelerinde dava açma yoluna gidebilirler.

Bir Yanıt

  1. Merhaba,

    Vergi Dairesi memurlarının yanlış yönlendirmesi ve 7440 sayılı yapılandırma kanunundan beni yararlandırmamaları neticesinde gayrımenkul satışımdan kaynaklı pişmanlıkla gelir vergisi beyannamesi vermek durumunda kalmıştım. Vergi dairesi kendi sistemlerinden beyanname doldurup elime borç tahakukunu verdiler. Aynı gün içinde farklı kanallardan 7440 sayılı yapılandırma kanununundan yararlanabileceğmi öğrendiğimde vergi dairesine geri dönüp tahahhuku iptal etmelerini matrah artırımında bulunmak istediğimi belirttim. Vergi dairesindeki memur tahakkuku
    o an için iptal edemeyeceğini ,dilekçe yazmamı ve matrah artırımı beyannamesini doldurup evrak kayıttan geçirip kendilerine teslim etmemi istedi. Vergi dairesi müdürüne görüş sunacaklarını onun kararına göre iptal edilebileceği söylendi.Belirttikleri şekilde işlemleri gerçekleştirdim.Gelinen noktada hiç bir şekilde yardımcı olmadılar ve aynı konudan tarafıma hem pişmanlıkla verilmiş beyanname borcu hem de matrah artırımı borcu olarak iki borcu ödememi istiyorlar. Ya da kendileriyle uzlaşma yapabileceğimi belirttiler. Gelinen son noktada vergi mahkemesine gitmekten başka çarem kalmadı. Sizden öğrenmak istediğim yürütmenin durdurulması şartıyla dava açtığımda vargi dairesi banka hesaplarıma ve maaşıma el koyabilir mi ? Nasıl bir yol izlemeliyim bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim.

    Sevgiler

    SEVGİ ÖLMEZ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.