Yağma Suçu Mevzuatımızda Nerede Düzenlenmiştir?
Kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek..” şeklinde tanımlanmıştır.
Yağma suçunun basit hali 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 148. maddesinde, nitelikli yağma suçu ise TCK’nın 149. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metinleri;
“Yağma
Madde 148- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.
Nitelikli yağma
Madde 149- (1) Yağma suçunun;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
h) Gece vaktinde,
İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.’ şeklindedir.
Madde gerekçeleri aşağıdaki şekildedir;
“MADDE 148.– Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.
Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir.
Malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade eder.
Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür.
Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda, gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir.
Maddenin ikinci fıkrasında senedin yağması düzenlenmiştir. Cebir veya tehdit kullanılarak bir kimsenin, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet hâline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi de yağma sayılmıştır. Senedin bunu imzalayan için “borç doğurucu” olması gerekir. Bu borç para borcu olabileceği gibi, bir işi yapmaya veya yapmamaya, bir taşınmazını hibe etmeye, kira ile oturulan bir binayı boşaltmaya, var olan bir borca kefil olmaya da ilişkin olabilir. Bir alacağı tahsil etmemeye, herhangi bir davayı açmamaya, vasiyetnamesini değiştirmemeye yönelik bir vaadi içeren yazılı beyanlar da “borç doğurucu” senet sayılırlar. Şu hâlde mağduru iktisaden değerlendirmeye elverişli olan bir hakkını kullanmamasına yol açan her türlü belge, borç doğurucu senet tanımına girer.
Maddenin son fıkrasında, mağdurun herhangi bir vasıta ile kendini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesinin, örneğin uyku ilacı ile uyutulmasının, yağmada cebir sayılacağı açıklanmıştır.
MADDE 149– Madde metninde, yağma suçunun nitelikli hâlleri tanımlanmaktadır.
Birinci fıkranın (a) bendinde, yağmanın silâhla işlenmesi nitelikli bir hâl sayılmıştır. Silâhın cebir veya tehdit amaçlı olarak kullanılmasının bir önemi yoktur. Bu bakımdan, silâhın mağdura gösterilmesi veya yöneltilmesi suretiyle tehditte bulunulması ya da cebir aracı olarak kullanılması hâlinde, bu nitelikli unsur dolayısıyla cezaya hükmolunacaktır.
Fıkranın (b) bendinde, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle yağma suçunu işlemesi hâlinde, cezanın artırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Tanınmamak için tedbirler alınması hâlinde de bu bent hükmüne göre cezaya hükmolunacaktır. Tehdidin mektupla yapılması hâlinde, mektubun imzasız olması, korku salmış bir kimsenin ismi ile veya rumuzla yahut sahte imza ile imzalanmış olması, bu duruma ilişkin örnekleri oluşturmaktadır.
Fıkranın (c) bendine göre, yağma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Bu nitelikli hâlin varlığı için, yağma suçunu iki veya daha fazla kişinin müşterek fail olarak işlemesi gerekir. İki veya daha fazla kişinin suçu birlikte işlemesi hâlinde bir iştirak ilişkisi vardır ve bu kişilerin hepsi müşterek faildir. Ancak, yağma suçunun iştirak hâlinde işlenmesine rağmen, müşterek faillik ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, örneğin diğer suç ortaklarının azmettiren veya yardım eden olması hâllerinde, bu nitelikli unsur dolayısıyla cezada artırma yapılamayacaktır.
Bu hükmün kabulünde, yağma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinin mağdur üzerinde oluşturabileceği zorlayıcı etki göz önünde bulundurulmuştur.
Fıkranın (d) bendinde, yağma suçunun yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde işlenmesi nitelikli bir hâl sayılmıştır. Yol kesme hâlinde fiilin doğrudan doğruya mağdura karşı işlenmiş olması gerekir; yol kesme süresi kısa veya uzun olabilir.
Fıkranın (e) bendinde, yağma suçunun var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi, suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.
Fıkranın (f) bendine göre, yağma suçunun suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla işlenmesi, söz konusu suçun nitelikli unsurunu oluşturmaktadır. Örgütün suç işlemek maksadıyla meydana getirilmiş olması gerekir.
Bu nitelikli unsurun varlığı için, örgüte yarar elde etmek maksadıyla hareket edilmesi gerekir; ancak, örneğin yağma sonucu elde edilen paranın örgüte aktarılması şart değildir. Yarar deyiminin de geniş şekilde anlaşılması gerekir. Mağdurun böyle bir örgüte üye olmaya ve aidat ödemeye veya bağışta bulunmaya zorlanması hâlinde de, bu bent uygulanır.
Fıkranın (g) bendinde, yağma suçunun gece vakti işlenmesi hâlinde, failin suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılması kabul edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir. ”
Yağma, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması suretiyle bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmaktır.
Yağma suçu malvarlığına karşı işlenen suçlardandır ancak yağma suçu ile korunan hukuki değer yalnızca malvarlığı değil aynı zaman da kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. Çünkü fail malın alınmasını ya da verilmesini sağlamak için zilyet üzerinde cebir veya tehdit kullanmaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Suçun Maddi Ve Manevi Unsurları Nelerdir?
Yağma suçunun maddi unsuru, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmaktır. Cebir ve tehdit kullanmak bu suçun temel unsurlarındandır. Cebir ve tehdit sayesinde mağdurun fail karşısında başka bir seçeneği kalmaz ve mağdur malı teslim etmek yahut malın alınmasına karşı koymamak zorunda kalır.
Cebir fiziki olarak zor kullanma iken, tehdit ise bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle korkutmaktır. Cebir ve tehdit kullanan fail bu şekilde mağdurun iradesini baskı altına alarak onun uhdesindeki malı ele geçirmektedir.
Yağmanın kanuni tanımında, kanun metninde manevi unsur olarak faydalanma maksadına yer verilmemekle birlikte suçla korunan hukuki değerden ve suçun ratio legis’inden hareket edildiğinde, yağma suçunda malın faydalanma maksadıyla alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mala zarar verme gibi diğer suçlarda ayrım bakımından da bu maksadın aranması gerekir. Diğer taraftan hırsızlık suçu yağmanın bir unsuru olduğuna göre hırsızlık suçunun haksızlık unsurlarını yağma bakımından da gerçekleşmesi gerekir.
Yağma suçunda failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca yağmaladığı maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur. Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, yağmalanan malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır.
Suçun Faili Ve Mağduru Kimlerdir?
Yağma suçunun faili herhangi bir gerçek kişi olabilir. Failin birden fazla olması yani yağma suçunun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi ağırlaştırıcı bir hal olarak düzenlenmiştir.
Bu suçun mağduru da herkes olabilir, mağdur olmak için ayrıca bir özellik aranmamıştır. Mağdur yağma olunan malın zilyedi bulunan yahut yağma esnasında zilyedin yanında olup malı koruyan veya mağdura yardım ettiği için kendisine karşı da cebir ya da tehdit kullanılan kimsedir. Mağdurun beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bir kimse olması ise cezanın ağırlaştırılması nedenidir.
Suçun Takibi Şikayete Bağlı Mıdır?
TCK m. 148 ve 149’da düzenlenen yağma suçunun takibi şikayete bağlı değildir ve re’sen soruşturulup kovuşturulur.
Suçu Kovuşturmayla Görevli Mahkeme Neresidir?
Suçu kovuşturmaya görevli mahkeme ağır ceza mahkemeleridir.
Suçun Yaptırımı, Nitelikli Halleri, Daha Az Cezayı Gerektiren Haller Nelerdir Ve Etkin Pişmanlık Halinde Ne Olur?
Yağma Suçunun Temel Şekli (TCK m. 148/1)
Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Senedin Yağması (TCK m. 148/2)
Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde dealtı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
Yağma Suçunun Nitelikli Halleri ( TCK m. 149)
TCK m. 149 uyarınca yağma suçunun nitelikli hallerinin işlenmesi halinde fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Yağma suçunun nitelikli halleri şunlardır;
*Silahla Yağma (TCK m. 149/1-a)
Silah mağdur üzerindeki korkutucu etkiyi arttırdığından, yağma suçunun silahla işlenmesi cezayı ağırlaştıran nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Nelerin silahtan sayıldığı TCK m. 6/1-f uyarınca belirlenmelidir. Silah olmasa bile görünüşe göre silah izlenimi veren araçların kullanılması dahi bu suça vücut verecektir. Yağma eyleminin silahla işlenmiş sayılabilmesi için silah ya da silah izlenimi verilen eşyanın mağdura gösterilmesi ya da dokundurulması gerekir.
* Kişinin Kendisini Tanınmayacak Hale Koyması Suretiyle Yağma (TCK m. 149/2-b)
Eylemin mağdurun tanımadığı ya da kim olduğu belli olmayan kişilerce gerçekleştirilmesi hem mağdur üzerindeki korkuyu arttıracağından hem de failin teşhisini zorlaştıracağından cezayı ağırlaştıran nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir. Bu suç tipinin gerçekleşmesi için failin dış görünüş itibarı ile kendisini olduğundan farklı ve kendisine benzetilmeyecek bir hale getirmiş olması gerekir. Bu dış görünüşün tamamen değiştirilmesi ile mümkündür.
*Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi (TCK m. 149/2-c)
Eylemin birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirilmesi halinde mağdura karşı yönelen saldırının şiddeti arttığından ve mağdurun direnci daha rahat kırıldığından, bu durum cezayı ağırlaştıran nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir. İki veya daha fazla kişinin suçun icra hareketlerini birlikte gerçekleştirmesi ve olay yerinde bizzat olması gerekir. Suça azmettirme veya yardım etme hallerinde bu nitelikli hal uygulanmaz.
*Yol Kesmek Suretiyle Ya Da Konutta, İşyerinde Veya Bunların Eklentilerinde İşlenmesi ( TCK m. 149/2-d)
Eylemin insanların geçeceği yol, patika, tarla, bağ, bahçe ve sair bir yerde mağdurun önüne çıkarak işlenmesi halinde bu nitelikli hal oluşacaktır. Ancak bu suç tipinin oluşabilmesi için failin bunu tasarlayarak mağdurun yoldan geçmesini bekliyor olması gerekir, tesadüfi karşılaşmalar bu suç tipini oluşturmaz.
Suçun konut ya da iş yerinde veyahut da eklentisinde işlenmesi halleri de cezayı ağırlaştırıcı nitelikli haller olarak düzenlenmiştir. Buna göre failin buralara hukuka uygun olarak girmiş olmasının bir önemi yoktur, yağma suçu işlenmeye başladığı andan itibaren bu suç tipi oluşacaktır. Bu nitelikli halde faile konut yahut işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından ayrıca ceza verilmez.
*Beden Veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi (TCK m. 149/2-e)
Mağdurun yaş yahut sakatlık nedeniyle fiziksel ve ruhsal olarak kendini koruyamayacak halde olması durumu cezayı ağırlaştıran nitelikli hallerdendir.
*Var Olan Veya Var Sayılan Suç Örgütlerinin Oluşturdukları Korkutucu Güçten Yararlanılarak İşlenmesi (TCK m. 149/2-f)
Eylemin bir suç örgütünün sahip olduğu korkutucu etkiden faydalanılarak işlenmesi hali cezayı ağırlaştıran nitelikli hallerdendir. Örgütün suç örgütü olup olmadığı TCK m. 220’ye göre belirlenir. Bu suç tipinin oluşabilmesi için eylemin var olan ya da var olduğu varsayılan suç örgütünün korkutucu etkisinden yararlanılarak işlenmiş olması gerekir.
*Suç Örgütüne Yarar Sağlamak Maksadıyla İşlenmesi ( TCK m. 149/2-g)
Bu suç tipinin oluşması için yağma suçunun suç işlemek maksadıyla kurulan bir örgüte fayda sağlamak amacıyla işlenmiş olması gerekir. Burada da örgüt unsuru TCK m. 220’ye göre belirlenecektir.
*Yağma Suçunun Gece vaktinde İşlenmesi (TCK m. 149/2/h)
Yağma suçunun gece vakti işlenmesi mağdurda daha korkutucu etki doğuracağından ve mağdur daha savunmasız olacağından eylemin gece vakti işlenmesi cezayı ağırlaştıran nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir. Gece vakti TCK m. 6/1-e uyarınca gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi anlaşılmalıdır.
Daha Az Cezayı Gerektiren Haller
TCK m. 150 uyarınca kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Yağmaya konu malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.(TCK m. 150/2)
Etkin Pişmanlık
TCK m. 168/3. fıkraya göre yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, 163/1. fıkraya giren hallerde yarısına, 163/2. fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir. 163/1. fıkrada yağma suçu tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi söz konusu iken, 163/2. fıkraya göre ise etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi söz konusudur.
Suçun Tabi Olduğu Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
Yağma suçunun dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.
Yağma Suçunun İşlenmesi Sırasında Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten Yaralama Halinin Oluşması
Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (TCK m. 149/2)
YAĞMA SUÇUNDA YARGITAY UYGULAMASI
Ortaya çıkan zararla alıkoyma fiili arasında uygun nedensellik bağının kurulamadığından, sanıklar tarafından mağdura karşı gerçekleştirilen eylemler neticesinde mağdurun maruz kaldığı ekonomik kayıp yağma suçunun konusunu oluşturur
Sanık … ve inceleme dışı diğer sanıklar tarafından mağdura karşı gerçekleştirilen eylemler neticesinde mağdurun maruz kaldığı ekonomik kaybın yağma suçunun konusunu oluşturduğu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı ayrıca ekonomik bir kaybının söz konusu olmadığı, ortaya çıkan zararla alıkoyma fiili arasında uygun nedensellik bağının kurulamadığı anlaşılmakla, sanık hakkında şartları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. ( Y 8. CD 30.04.2024 T, 2024/14153 E., 2024/3646 K.)
Cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında yağma suçu tamamlanmış sayılacaktır
İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
Yağma suçunu düzenleyen TCK’nın 148. maddesi şöyledir; “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”.
Madde gerekçesi ise şu şekildedir; “Hırsızlık suçundan farklı olarak yağma suçunun oluşabilmesi için mağdurun rızasının cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade eder. Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur. Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir.”.
TCK’nın “Suça teşebbüs” başlıklı 35. maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir; “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.”
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ihtilaf; malvarlığına karşı işlenen bir suç olması itibarıyla aynı hırsızlıkta olduğu gibi yağma suçunda da suç konusu taşınır malın sanığın hâkimiyet alanına sokulması anına kadar gerçekleştirilen icra hareketlerinin teşebbüs aşamasında kalmış sayılmasının mümkün olup olmadığı ile ilgilidir.
Yapısı itibarıyla yağma, teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı teslim alamadığı hâllerde, yağma suçu teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. Bu hususta doktrin ve uygulamada bir ihtilaf yoktur.
Ancak Özel Dairenin düşüncesi şu sebeplerle mümkün ve isabetli görülmemiştir:
a. Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz (TCK madde 42). Esas itibarıyla birden fazla bağımsız suçun, unsur veya ağırlaştırıcı neden ilişkisine dayanılarak normatif/hükmi bir nitelik izafe edilmek suretiyle hukuken tek fiil, dolayısıyla tek suç sayıldığı bu suç tipinin kendine özgü, bileşenlerinden tamamen farklı ve yeni, bağımsız bir suç olarak ortaya konduğu açıktır. Bu hâliyle diğer usul ve/veya maddi ceza hukuku nomları ile olan ilişkilerinin de bu kimliği üzerinden değerlendirilmesi ve belirlenmesi gerekir. Netice itibarıyla mürekkep suç içinde erimiş olan bileşen suçlar hakkında belirlenen ilke ve uygulamaların, mutlak bir kabul ve kıyasla mürekkep suç yönünden de tatbikinin her zaman isabetli sonuç vermeyeceği bilinmelidir.
TCK’nın 148. maddesinde düzenlenen yağma suçu da tehdit veya cebir ile hırsızlık suçlarından mürekkep bir bileşik suçtur (CGK’nın 01.03.2016 tarihli ve 2014/263 E. – 2016/107 K. sayılı kararı). Her ne kadar hırsızlık suçu ile birlikte TCK’da Onunucu Bölüm’deki “Malvarlığına Karşı Suçlar” kapsamında yer almakta ise de gerek hukuken koruduğu değer(ler) gerekse suçun unsurları yönünden hırsızlıktan farklı bir suç olduğu hususu tartışmadan varestedir.
b. Bu cümleden olarak, hırsızlık suçunda olduğu gibi malvarlığına karşı işlendiğinde ve hukuken mülkiyet/zilyetlik hakkını koruduğunda kuşku bulunmayan yağma suçunun, bununla birlikte kendisini oluşturan diğer suçların korudukları kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı gibi değerleri de koruduğu açıktır.
Cebir veya tehdidin etkisiyle mağdurun malı teslim etmesi veya alınmasına karşı koyamaması hâlinde mülkiyet/zilyetlik hakkından bağımsız olarak mağdurun kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı hakkının ihlali, yani bileşen/araç suç tamamlanmış olacaktır. Yağma suçu araç hareketler (bileşen bazı suçlar) bakımından kişiye, amacı bakımından ise zilyetlik ve mülkiyete yönelik bir saldırıdır (Mahmut Koca – İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 671).
c. Madde gerekçesinde de vurgulandığı üzere yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Görüldüğü gibi korunan hukuki değerlerden de hareketle suçun unsurları ile tamamlanıp tamamlanmadığı hususu sanık değil ve fakat mağdur merkezli olarak belirlenmiştir. Böylece suçun tamamlanıp tamamlanmadığı yönünden belirleyici kriterin, suç konusu taşınır malın sanığın hâkimiyet alanına sokulup sokulmaması değil, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelip gelmemesi olduğu anlaşılmaktadır.
Keza, “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak” şeklinde tanımlanan hırsızlık bakımından suçun tamamlanmış sayılmasının, yarar sağlamak saikine atfen uygulamada geliştirilen, yarar sağlamanın asgari zorunluluğu bağlamında failin malı egemenlik alanına sokması şartına bağlanması, anılan suça özgü, istisnai bir durumdur. Bu kriterin kıyasen yağma suçu yönünden de uygulanmasına hukuki bir dayanak olmadığı gibi istikrar kazanmış uygulamaların değiştirilmesini gerektirir haklı bir neden de görülmemiştir.
Malın teslim edilmesi veya alınması ise suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp kaçarken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir (Nur Centel – Hamide Zafer – Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt:1, 4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406). Madde gerekçesinde verilen örneğe göre de, evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur. Yüksek Ceza Genel Kurulunun 01.03.2016 tarih 2014/263 -2016/107 ve 05.04.2023 tarihli ve 2022/64 E. – 2023/204 K. sayılı kararlarında da aynı sonuçlara ulaşılmıştır.
Suça sürüklenen çocuğun bıçak göstermek suretiyle şikâyetçinin cep telefonunu alarak ara sokağa gitmesi şeklindeki tipe uygun hareket ile yağma suçundaki malın alınması unsurunun gerçekleştiği ve şikâyetçinin mal üzerindeki tasarruf olanağının ortadan kalktığı anlaşılan olayda müsnet yağma suçunun tamamlandığı, bu aşamadan sonra şikâyetçinin ara sokakta bulundukları sırada suça sürüklenen çocuğun elinden cep telefonunu geri almasının yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı şeklinde yorumlanamayacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. ( YCGK 20.11.2024 T, 2024/354 E., 2024/357 K.)
Sanıklarınn suça konu köpeği ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastı ile aldıkları hususunun şüpheli kaldığı ve atılı yağma suçunun unsurları bulunmadığından, sanıkların kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerekir
…somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanıklar ile mağdur arasında çıkan tartışma sonucu sanıkların mağdura bıçak göstermek suretiyle korkuttukları ve mağduru basit tıbbi müdahele ile giderilebilir şekilde yaraladıkları, sonrasında ise mağdura ait köpeği alarak olay yerinden ayrıldıkları, mağdurun şikayetçi olmak üzere polis merkezinde bulunduğu sırada arkadaşı olan …’ın köpeği sokakta gezerken bulduğu ve mağdura haber vererek mağdurun babasına teslim ettiği olayda, sanıkların aşamalardaki savunmalarında mağdurun aralarında yaşanan tartışma sonrasında olay yerinden ayrıldığını, suça konu köpeğin ise orada sahipsiz kaldığını, mağdura teslim etmek üzere alıp araçlarına koyduklarını savunmaları ve mağdurun da olay nedeniyle sanıklarda şikayetçi olmadığını ve aynı gün köpeğini teslim aldığı yönündeki beyanı dikkate alındığında, sanıklarınn suça konu köpeği ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastı ile aldıkları hususunun şüpheli kaldığı ve atılı yağma suçunun unsurları bulunmadığından, sanıkların kasten yaralama suçu yerine yağma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. ( Y 6. CD 08.01.2025 T, 2024/6279 E., 2025/309 K.)
Nitelikli yağma suçu bakımından kanun maddesinde öngörülen cezanın alt sınırına göre, 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafii bulundurulmadan hüküm kurulamaz
Sanık … müdafiinin hükmün kurulduğu 08.05.2024 tarihli celse öncesinde dosyaya sunduğu dilekçesi ile mazeret bildirerek duruşmaya gelmediği, 5271 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince “Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir.“ şeklindeki düzenleme karşısında, mazeret dilekçesi veren müdafiinin yokluğunda karar verilemeyeceği, nitelikli yağma suçu bakımından kanun maddesinde öngörülen cezanın alt sınırına göre, 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafii bulundurulmadan hüküm kurulmak suretiyle aynı Kanun’un 289/1-e maddesine aykırı davranılmış olması bozma nedenidir. ( Y 6. CD 07.01.2025 T, 2024/6207 E., 2025/196 K.)
Suç tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 150/2. maddesiyle sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi bozma nedenidir
Dosya arasında yer alan kamera kaydı görüntülerinin incelemesinde, sanığın mağdurun cebinden bir şey aldıktan sonra diğer cebine de bakmaya çalıştığı bu esnada katılanı tutarak iteklediği ve cebinden zorla eşyalarını aldığı, sanığın cebir kullanmak suretiyle katılanın direncini kırdığı ve bu suretle yağma suçunu işlediği sabit olmakla, tebliğnamedeki bozma kararı verilmesini talep eden görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 150/2. maddesiyle sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 03.10.2024 tarihli ve 2024/3030 Esas, 2024/3223 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, gerekçesi Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA karar verildi. ( Y 6. CD 12.12.2024 T, 2024/5952 E., 2024/13294 K.)
Yağma suçunda sanığın faydalanma kastı bulunmalıdır
Somut olayımızın incelenmesine gelince; Her ne kadar sanık … mağdura ait telefonu olay tarihinden üç gün sonra teslim etmişse de, sanığın tüm aşamalardaki telefonu yanlışlıkla aldığına ilişkin savunmaları, mağdurun soruşturma aşamasında arkadaşını aramak istemesi üzerine sanığın telefonunu elinden aldığına, kovuşturma aşamasında sanığın telefonunu kendisinin zannederek aldığına yönelik beyanları dikkate alındığında, sanığın mağdura karşı yönlendirdiği cinsel eylemin tanıkları ve mağdur ile yüz yüze gelmemek amacı ile mağdura ait telefonu iade hususunda gecikme gösterdiği, sanığın tanık …’ı arayarak telefonu gömdüğünü ve mağdura ulaştırmasını istemesi üzerine tanığın telefonu gömüldüğü yerde bularak emniyet güçlerine teslim ettiğinin anlaşılması karşısında sanığın faydalanma kastı bulunmadan hareket ettiği kanaatine varılmıştır. ( Y 6. CD 18/12/2024 T, 2024/5844 E., 2024/13509 K.)