İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu (TCK m. 117)

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu Mevzuatımızda Nerede Düzenlenmiştir?

İş çalışma hürriyetinin ihlali 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 117. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni;

“İş ve çalışma hürriyetinin ihlali

Madde 117- (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

Madde gerekçesi aşağıdaki şekildedir;

“MADDE 117.– Anayasamızda herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip bulunduğunu ve özel teşebbüsler kurmanın ser­best olduğu açıklanmıştır. Bu suç tanımı ile söz konusu temel hürriyetin güvence altına alınması amaçlanmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suç ola­rak tanımlanmıştır. Suçun oluşması için, bu ihlâlin cebir veya tehdit kullana­rak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla gerçekleştirilmesi gerekir. Bu fıkradaki suçun soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlıdır.

Maddenin ikinci fıkrasında belirtilen durumlar içinde bulunan kimse­leri rızaları ile de olsa, sömürerek insan onuruna aykırı biçimde ve koşullar altında çalıştırmak suç hâline getirilmiş ve böylece Devletin Anayasada be­lirtilen sosyal devlet olmak niteliğini koruyan ve vurgulayan değerlerden çok önemli birisi ceza himayesi altına alınmıştır.

İş ve çalışma hürriyetinin kullanılışında kişilerin insan onuruna uygun koşullar içinde çalıştırılmaları esastır. Demokratik toplum kişilerin çaresizli­ğinin sömürülmesine dayalı bir serbest piyasa sisteminin uygulanmasıyla, elbette ki, bağdaşamaz. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrası kaleme alınmış­tır.

İkinci fıkrada yer alan suç, kişilerin çalışmalarının sömürülmesini en­gellemek amacını taşımaktadır. Kimsesiz, çaresiz veya belirli kişilere çeşitli nedenlerle bağımlı kişi, onun bu hâlinden yararlananlar sömürücü kişiler tarafından insanlık dışı durumları kabule veya bazı koşullara katlanmaya sevk edilebilmektedir.

Bu gibi fiilleri önlemek amacı ile maddenin üçüncü fıkrasında, kişileri ikinci fıkrada belirtilen duruma düşürmek üzere tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakil fiilleri de suç sayılmıştır. Kişileri, ikinci fıkrada belirlenen hâle düşürmemek için söz konusu hazırlık hareketlerini cezalan­dırmak yerindedir.

Maddenin dördüncü fıkrasında ayrı bir suç tanımına yer verilmiştir.

Söz konusu suçun oluşması için, cebir veya tehdit kullanılarak, işçi veya işverenlerin ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenler­den başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlanması ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olunması gerekir. “

Anayasamızın 49. maddesine göre çalışma herkesin hakkı ve ödevidir. Bu nedenle iş ve çalışma hürriyeti anayasal bir haktır. Bireyler istediği alanda çalışabilir, sözleşme hürriyetine sahiptir ve özel teşebbüsler kurabilir. İş ve çalışma hürriyetini ihlal suçunun ihdası ile bireylerin bu özgürlükleri güvence altına alınmıştır.

Bu suçun ihdası ile korunan hukuki değer kişinin her türlü baskıdan uzak olarak ve üçüncü kişilerin müdahalesine uğramadan çalışabilmesidir. Bu hem bağımsız olarak çalışmayı hem de birisi ile birlikte ve onun idaresi altında çalışma faaliyetini kapsar.

TCK m. 117/1’deki suç tipinin konusu iş ve çalışma hürriyetidir. 2. ve 3. fıkralardaki suç tiplerinin konusu ise orantısız ücretle çalıştırılan ya da insan onuruna yakışmayan çalışma ve barınma koşullarına tabi kılınan kişi ya da kişilerdir. 4. fıkradaki suçun konusu da önceden yapılan anlaşma veya durdurulan, sona erdirilen ya da durmasının devamına sebep olunan iştir.

Suçun Maddi  Ve Manevi Unsurları Nelerdir?

TCK m. 117/1. fıkrada düzenlenen ve genel mahiyetteki iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçunun maddi unsuru mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması yahut da başka bir hukuka aykırı davranışla mağdurun iş ve çalışma özgürlüğünün ihlal edilmesidir. Cebir fiziken zor kullanmak iken, tehdit ise kendisi veya yakınlarının bir zarar uğratılacağından bahisle mağdurun iradesinin baskı altına alınmasıdır. Hukuka aykırı başka bir davranış ise suç teşkil edebileceği gibi suç teşkil etmeyen ancak hukukun da cevaz vermediği her türlü davranış olabilir. Burada önemli olan bu davranışın iş ve çalışma hürriyetini ihlale elverişli olmasıdır.

TCK m. 117/2’de düzenlenen suç tipinin maddi unsuru iki seçimlik hareketten oluşmaktadır. Birincisi çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak çalıştırmak iken; ikincisi bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılmaktır.

TCK m. 117/3. fıkrada düzenlenen suç tipinin maddi unsuru ise 2. fıkrada  belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veyahut da bir yerden diğer bir yere nakletmektir.

TCK m. 117/4. fıkrada düzenlenen suç tipinin maddi unsuru ise cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlamak ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olmaktır.

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu icrai ya da ihmali davranışlarla işlenebilir.

Suçun manevi unsuru kasttır. TCK m. 117/1. fıkrada düzenlenen suç tipinin oluşabilmesi için failde iş ve çalışma hürriyetini ihlal etmeye yönelik genel kast bulunması yeterlidir. 2. fıkradaki suç tipinde ise fail mağdurun çaresiz, kimsesiz ve bağlı halde olduğunu, buna rağmen ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştırıldığını veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kıldığını bilerek ve isteyerek hareket etmiş olması gerekir. Aksi halde TCK m. 117/2. fıkradaki suç tipi için aranan kast oluşmamış sayılır. TCK m. 117/3. fıkradaki suç tipinde ise failin, mağdurun çaresiz, kimsesiz ve bağlı halde olduğunu ve de yönlendirdiği kişinin de mağduru ücret vermeksizin, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılarak çalıştıracağını bilerek tedarik, sevk veya nakletmelidir.

TCK m. 117/4. fıkradaki suç tipinde aranan kast ise failin cebir ve tehdit kullanarak anlaşmanın değiştirilmesi amacını taşımasıdır. TCK m. 117/4. fıkranın ikinci bölümündeki bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olma eyleminde ise failin durma , sona erme yahut durmanın devamını bilmesi ve istemesi ve de bunu sağlayabilmek üzere cebir ve tehditte bulunması yeterli olup saik aranmaz.

Bu suçun taksirle işlenebileceğine dair açık bir kanun hükmü bulunmadığından taksirle işlenmesi mümkün değildir.

Suçun Faili Ve Mağduru Kimlerdir?

Bu suçun faili herkes olabilir. Fail olmak için ek bir nitelik aranmamıştır ancak bu suçun kamu görevlisince nüfuzunu kötüye kullanarak işlenmesi artırım nedenidir.

TCK m. 117/1. fıkrada düzenlenen suçun mağduru herkes olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus mağdurun iş ve çalışma hürriyetine sahip bir kimse olmasıdır. Bu sebeple çok küçük yaştaki bir çocuğun iş ve çalışma hürriyetinin ihlalinden bahsedilemeyecektir.

TCK m. 117/2. ve 3. fıkralarda düzenlenen iş gücünü sömürmek veya sömürmek amacıyla iş gücünü tedarik etme, sevk etme ya da nakletme suçlarının mağdurlarının; mağdurun çaresizliği, kimsesizliği ya da bağımlılığı sebebiyle sömürülmeye müsait kimseler olması gerekmektedir. Çaresizlik; mağdurun hayatını idame ettirebilmek, karnını doyurmak, barınmak ve iş bulmak konusunda yapacak bir şeyi olmaması, muhtaç durumda bulunması madde ya da alkol bağımlılığı yahut bedensel veya ruhsal sorunları nedeniyle özgür iradesini kullanamayan halde olmasıdır. Mağdurun bakım ve iaşesini sağlayabilecek hiç kimsesinin olmaması hali ise kimsesizlik olarak ifade edilebilir. Bağlılık da mağdurun ailevi yahut sözleşmesel sebeplerle yahut içinde bulunduğu başka şartlar nedeniyle birilerine vazgeçilemez şekilde bağımlı olması halidir. Bu özelliklerin tamamının mağdurda bulunması şart değildir, bir tanesi dahi bulunuyorsa kişi, TCK m. 117/2 ve 3. fıkralarda düzenlenen suç tipinin mağduru olabilir.

TCK m. 117/4. fıkrada düzenlenen suç tipinde ise anlaşmanın değiştirilmesine zorlama söz konusu olduğundan, ancak bu anlaşmanın tarafı olan işçi ve işverenler bu suç tipinin mağduru olabilir.

Suçun Takibi Şikayete Bağlı Mıdır?

TCK m. 117/1’de düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun takibi şikayete bağlıdır ancak bu suç TCK m. 119’da düzenlenen artırım nedenleriyle birlikte işlenirse o halde suçun takibi şikayete bağlı olmayacaktır. Hürriyete karşı suçlar için ortak hüküm niteliğinde bulunan TCK m. 119 metni şu şekildedir;

Madde 119- (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

TCK m. 117/2,3 ve 4.  fıkralarda düzenlenen suç tiplerinin takibi ise şikayete bağlı olmayıp re’sen soruşturulup, kovuşturulurlar.

Suç Uzlaşmaya Tabi Midir?

TCK m. 117/1. fıkrada düzenlenen suç tipleri 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253/1. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabidir. Bu suç tipi her ne kadar TCK m. 119’daki halleri içermesi halinde şikayete tabi olmasa da uzlaşmaya tabi olmaya devam eder.( 24/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik CMK m. 253 uyarınca)

Suça sürüklenen çocukların üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları işlemeleri halinde fiil uzlaşma kapsamında kalacaktır.

Suçu Kovuşturmayla Görevli Mahkeme Neresidir?

TCK m. 117’de düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarını yargılamakla görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Suçun Yaptırımı ve Nitelikli Halleri Nelerdir?

a. İş ve Çalışma Hürriyetini İhlal Suçunun Temel Şekli(TCK m. 117/1)

TCK m 117/1’e göre cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

b. İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Nitelikli Halleri (TCK m. 117/2,3 ve 4)

TCK m 117/2’ye göre çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

TCK m. 117/3’e göre 2. fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

TCK m. 117/4’e göre cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Suçun Cezasını Ağırlaştırmayı Gerektiren Haller Nelerdir?

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun cezasını ağırlaştırmayı gerektiren haller TCK m. 119’da düzenlenmiştir. Bu madde hürriyete karşı işlenen bir kısım suçlar için ortak hüküm niteliğindedir. TCK m. 119 hükmü aşağıdaki şekildedir;

Madde 119- (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

Buna göre iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun silahla işlenmesi, birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi, suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu etkiden yararlanılarak işlenmesi ve kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılacaktır.

Suçun Tabi Olduğu Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıl, ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıldır.

İŞ VE ÇALIŞMA HÜRRİYETİNİN İHLALİ SUÇUNDA YARGITAY UYGULAMASI

Hükümden sonra, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun uzlaştırma kapsamına alındığından CMK.nın 254. maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekir

Sanık … ile temyiz dışı sanık …’ın olay günü mağdurun kullandığı aracın önünde durarak, “senin aracın bağlı” diyerek minibüs hattında yolcu götürüp getirmesine, çalışmasına izin vermedikleri anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 117/1, 119/1-c maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 223/1. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması,

Hükümden sonra 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik CMK.nın 253/1. madde hükmü uyarınca, 5237 sayılı TCK.nın 117/1, 119/1-c maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında; CMK.nın 254. maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bozma nedenidir. ( Y 8. CD 26.10.2021 T, 2021/8074 E.,  2021/19770 K.)

İş ve çalışma hürriyetini ihlal suçlarında olağan zamanaşımı süresi 8 yıldır

Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 154 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki ile iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçları uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 19.04.2013 sorgu tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozma nedenidir. ( Y 8. CD  03.10.2023 T,  2021/6940 E.,  2023/6882 K.)

Sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekir

Katılan sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden;

Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, katılan sanık müdafinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Sanık … hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından, katılan sanıklar …, … hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından kurulan hüküm yönünden;

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34 ve 230 uncu maddeleri ve Ceza Genel Kurulu’nun 18.11.2014 gün, 2013/8-830 Esas ve 2014/502 sayılı Kararı uyarınca hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekirken, gerekçesiz olarak hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. ( Y 8. CD 14.12.2023 T, 2020/19891 E.,  2023/10093 K.)

Gerçekleşen eylemler kül halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu halde, eylem sırasında kullanılan tehdit içerikli sözlerin, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğunun kabulü bozma nedenidir

6.01.2013 tarihinde sanık …’in, …, … ve suça sürüklenen çocuklar …, … … ve …’ı yanına alarak gece 23:30 sıralarında EMSA şirketine ait yere yanlarında pitbul cinsi köpek ve av tüfekleri ile geldikleri, EMSA Şirket çalışanları olan işçileri yemekhanede topladıkları, dışarıya çıkmalarını engelledikleri, itirazı olana pencere önündeki pitbul cinsi köpeği havlattıkları ve burada tüfek ve köpek baskısı altındaki işçilere tehdit içeren sözler söyleme şeklinde gerçekleşen eylemlerinin kül halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu halde, eylem sırasında kullanılan tehdit içerikli sözlerin, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğunun kabulüyle ceza tayin edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması,

Sanıklar Mürsel ve Gürkan hakkında da 05.01.2013 tarihindeki eylemleri iş ve çalışma özgürlüğünü ihlal kabul edilerek ceza tayin edilirken iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu farklı tarihlerde birden fazla kez işledikleri gerekçesiyle TCK.. 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına esas kabul edilmesi bozma nedenidir. ( Y 8. CD 09.03.2021 T, 2020/9378 E.,  2021/3618 K.)

TCK.nın 117. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurları oluşmadığı halde mahkumiyet kararı verilmesi bozma nedenidir

 Sanık … hakkında tehdit, kasten yaralama, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde ise;

Sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği sırada katılanı basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaraladığı ve tehdit ettiğinin tüm dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, mevcut yaralanma ve tehdit fiilinin TCK.nın 109/2. maddesinde düzenlenen suçun cebir ve tehdit unsurları içinde kaldığı gözetilerek sadece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza tayini gerekirken, sanık hakkında tehdit ve yaralama suçundan da hükümler kurulması ve TCK.nın 117. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden, yüklenen suçtan sanığın beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi bozma nedenidir. ( Y 8. CD 24.12.2019 T,   2019/2241 E.,  2019/15638 K.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler