Yazılı Tahliye Taahhüdü Sebebiyle Kiralananın Tahliye Davası

Yazılı Tahliye Taahhüdü Sebebiyle Kiralananın Tahliye Davası

Yazılı bir taahhüde dayalı olarak TBK Md. 352/1 gereğince kiralananın kiraya veren tarafından belirli koşulların varlığı halinde tahliyesi mümkündür.

          6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

          “2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle

          MADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.

  1. Kiralamaya Konu Konut veya Çatılı İşyeri Söz Konusu Olmalıdır

Yazılı tahliye taahhütnamesi alınması bakımından kiralanan taşınmazlar konutlar ve çatılı işyerleri olarak kanunda belirlenmiştir.

Genel hükümlere tabi taşınmazlar bakımından İcra İflas Kanunu’nun Md. 272 gereğince akdin sona ermesi halinde ve 1 Ay içinde tahliye davası açılması veya icra takibi yapılarak tahliye istenmelidir.

II. Kiracı Kiraya Verene Sözleşme Tarihinden Sonra İmzalanmış Geçerli ve Yazılı Bir “Tahliye Taahhüdü” Vermiş Olmalıdır

          “Yazılı Taahhüd” belirli nitelikleri taşımalıdır:

          1. Geçerli bir Taahhüd Olmalıdır

          TBK Md. 39 gereğince iptali istenmemiş bir taahhütname söz konusu olmalıdır. İrade sakatlığı sebebiyle iptali istenmemiş bir taahhüt var olmalıdır.

          Taahhüde dair bir ceza soruşturması veya kovuşturması söz konusu ise bunun sonucuna göre işlem yapılmasında fayda bulunmaktadır.

          Kira sözleşmesinin süreli olmasına rağmen kiracı yazılı bir tahliye taahhütnamesi ile kiralananı erkenden tahliye etme yükümlülüğü altına girebilir.

          Tahliye taahhütnamesinin verilmesi tek başına kiralananı boşaltmayı gerektirmez ve tahliye bakımından kiraya verene bir hak doğurmaz.

          2. Tahliye Taahhüdü YAZILI olmalıdır.

          Şifahi bir taahhüt geçerli bir sonuç doğuramaz. Yazılı olan taahhüt ile kiraya veren ancak tahliye işlemi başlatabilir.

          Sözleşmede Özel bir kısımda yer alan Tahliyeye dair ibarelerin geçerli olduğu kabul edilmektedir.

          3. Tahliye taahhüdü Kiraya Verene verilmelidir.

          Kiraya veren konusuzunda olan kişiye verilmelidir. Kiraya veren olmayan malike verilen taahhüdün sonuç doğurması ve geçerli olması mümkün değildir.

          4. Tahliye Taahhüdü Kiracı tarafından verilmelidir.

          Sözleşmeye taraf olan bütün kiracılar tarafından verilmelidir. Şirket adına taahhüt verenin de Şirket adına Yetkili olması gerekir.

          Ayrıca eşin rızasını içermeyen ve iradesinden yoksun olan Taahhüdün de geçersiz olduğu kabul edilmektedir.

          5. Taahhüd, Sözleşme Yapıldıktan ve Kiralananın Tesliminden Sonra Verilmelidir.

          Serbest irade ile müzayaka altında olmadan verilmiş olan Taahhütleri kanun geçerli kabul etmektedir. Sözleşme kurulmadan önce veya kurulma anında kişinin içinde bulunduğu zoruluklar sebebiyle kiralama amacıyla vereceği taahhütlerin geçerli olması mümkün değildir.

          Tahliye taahhüdü sözleşme süresi içerisinde herhangi bir tarihte verilmiş olmalıdır.

          Tahliye taahhüdünden sonra yenilenen kira sözleşmesi ile taahhüd geçersiz hale gelir.

          6. Tahliye Taahhüdünün İçeriği Tartışmaya ve Kuşkuya Sebep Olmayacak Şekilde Olmalıdır

          Tahliye tarihi belli olmalı ya da içerikte kullanılan ifadelerden belirlenebilir nitelikte olmalıdır.

          Örneğin imzalandığı tarihten itibaren 40 gün sonra veya 3 ay sonra gibi netlik içeren ifadelerin geçerli olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

III. Dava 1 Aylık Süre İçerisinde Açılmalıdır

          Tahliye için taahhüt edilen tarihten sonraki 1 ay içerisinde tahliye davası açılmalı veya taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmalıdır.

          İcra takibi tahliye davası açılması bakımından süreyi keser.

ÖNEMLİ NOT:

Dava açılmaksızın icra yoluyla da Tahliye Taahhüdünün 1 ay içerisinde icraya konulması mümkündür.

GÖREVLİ ve YETKİLİ MAHKEME

Görevli Mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemedir. Yetki bakımından kesin yetki söz konusu olmayıp, HMK Md. 12 uygulanam imkanı bulmaz ve bu dava kiraya verenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Dava değeri dava açılmasında önem arz etmez.

Basit yargılama usulü uygulanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.