Vergi Müfettişi – Geç Atanma – Maaş Farkı İadesi

Vergi Müfettişi Yardımcısı iken yeterlilik sınavında başarı gösterenler Vergi Müfettişi olarak atanmaktadırlar. Ancak bazı durumlarda adaylar tarafından başarı gösterilmesine rağmen bu kişilerin atamaları idareler tarafından geciktirilmektedir.

Bu gecikmelerden kaynaklı olarak ataması geç yapılan Vergi Müfettişlerinin maaş farklarını alamamaları sorunsalı ortaya çıkmaktadır.

Bu yazımızda, ataması geç yapılan ve Vergi Müfettişi olarak görev yapan kişilerin geç atamadan kaynaklı olarak maaş farklarını nasıl alacağını anlatacağız.

İlgili Mevzuat

31/10/2011 günlü, 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği‘nin;

“Vergi Müfettiş Yardımcılığına giriş” başlıklı 10. maddesinde; “Vergi Müfettişliği mesleğine özel yarışma sınavıyla Vergi Müfettiş Yardımcısı olarak girilir.”

“Vergi müfettiş yardımcılığı giriş sınavı” başlıklı 11. maddesinde; “Vergi Müfettiş Yardımcılığına atanmak için, vergi müfettiş yardımcılığı giriş sınavını kazanmak şarttır.

(…..) Giriş sınavı yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamalı bir sınavdır. Yazılı sınavda başarılı olamayanlar sözlü sınava alınmazlar. (…..)”

“Vergi Müfettiş Yardımcılarının yeterlik sınavı” başlıklı 30. maddesinde; “Vergi Müfettiş Yardımcıları, fiilen üç yıl çalışmak ve yardımcılık döneminde performans değerlendirmesine göre başarılı olmak şartıyla yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Aylıksız izinler ile raporlu gün sayıları fiilen çalışılan sürenin hesabında dikkate alınmaz.
Yeterlik sınavı ile Vergi Müfettiş Yardımcılarının görev ve yetki alanlarına giren yürürlükteki mevzuat ve bu mevzuatın uygulamasını; inceleme, teftiş ve soruşturma yöntemleri hakkındaki bilgilerini; mesleğin gerektirdiği diğer bilgi ve nitelikleri kazanıp kazanmadıkları ölçülür.
Başkanlıkça belirlenen esaslar çerçevesinde yapılan yeterlik sınavı, yazılı ve sözlü olmak üzere iki bölümden oluşur.”

“Atanma” başlıklı 34. maddesinde; “Yeterlik sınavında başarı gösterenler Vergi Müfettişi olarak atanırlar.”

Mevzuatta yer verilen hükümlerden hareketle, Vergi Müfettişi yardımcısı olarak görev yapan ve yeterlilik sınavında başarılı olanların Vergi Müfettişi olarak atanacağı belirtilmektedir. Yönetmeliğin bu hükmü emredici nitelikte bir hükümdür. Yeterlilik sınavında başarılı olanların idare tarafından en kısa zamanda atamasının yapılması gerekir. Atamanın geç yapılması idarenin kusurunu ortaya çıkarır.

İdarenin Kusur Sorumluluğu

T.C. Anayasası’nın 125.maddesinde belirtildiği üzere, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.

Buradan hareketle, idarenin kusurun bulunduğu durumlarda, idare ilgililerin işlem veya eylem nedeniyle uğradığı zararları tazminle yükümlüdür.

İdarenin kusur sorumluluğu üç halde karşımıza çıkmaktadır: hizmetin kötü işlemesi, hizmetin geç işlemesi veya hizmetin hiç işlememesi.

Vergi Müfettişi olmak için sınavı kazanan ancak ataması yapılmayan kişiler açısından burada idarenin sorumluluğu hizmetin geç işlemesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ilgili kişiler atamanın geç yapılmasından kaynaklı maaş farklarını isteyebilirler. Aynı zamanda halen atamaları yapılmadıysa atamalarının yapılmasını da isteyebilirler.

Atanmaya hak kazanmasına rağmen bir kişinin atamasının yapılmaması veya ataması yapılmasına rağmen maaş farklarının verilmemesi;

Hem bireylerin tüm eylem ve işlemlerde devlete güven duyabilmesi ilkesini ifade eden hukuki güvenlik ilkesine; hem de idarenin yaptığı iş ve eylemlerde makul süre içerisinde hareket ederek bireylerin mağduriyetini engelleme işlevi olan hukuki belirlilik ilkesine aykırı olacaktır.

Bu çerçevede yeterlilik sınavı geçmesine rağmen Vergi Müfettişi kadrolarına atanmayan ve Vergi Müfettişi kadrolarına geç atanan ve maaş farkları ödenmeyen kişilerin hangi yolları izleyeceğini anlatacağız.

Yeterlilik Sınavını Geçmesine Rağmen Vergi Müfettişi Kadrolarına Atanmayanların İzleyeceği Yol

Bu kişiler, yeterlilik sınavını geçmelerine ve makul bir süre geçmesine rağmen atamaları yapılmamış ise;

  • Atanmalarının yapılması için kurumlarına bir dilekçeyle başvururlar.
  • Bu talepleri reddedilirse veya dilekçenin verilmesini müteakip 60 gün geçerse bunu zımni ret kabul ederek,
  • Ret veya zımni ret tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemelerinde dava açabilirler.

Konuyla ilgili açılan davalarda, idari yargı temyiz merci olarak görev yapan Danıştay’ın davacıların lehine olacak şekilde emsal kararları bulunmaktadır.

Vergi Müfettişi Kadrolarına Ataması Yapılan Ancak Geç Atamadan Kaynaklı Olarak Maaş Farklarını Alamayan Kişilerin İzleyeceği Yol

Bu kişiler, yeterlilik sınavından başarılı olmuşlar ve makul bir süre geçtikten sonra atamaları yapılmışsa, geç atanmadan dolayı alamadıkları maaş farklarının taraflarına verilmesi için;

  • Bir dilekçeyle idareye başvurarak maaş farklarının faiziyle birlikte ödenmesini isteyebilirler.
  • Bu talepleri reddedilirse veya dilekçenin verilmesini müteakip 60 gün geçerse bunu zımni ret kabul ederek,
  • Ret veya zımni ret tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemelerinde dava açabilirler.

Açılacak davalarda faizin ne zamandan itibaren istenebileceği konusu uygulamada tartışma konusu olmaktadır. Bununla ilgili verilen kararlarda Danıştay faizin idareye başvuru tarihinden istenebileceğini belirtmektedir. Aynı zamanda faiz İdare Mahkemelerinde açılan dava tarihinden itibaren de istenebilir.

Maaş farklarının istenmesine ilişkin durumlar mülkiyet hakkını ilgilendirdiğinden, her idari başvuru dava açma süresini yeniden canlandırır. Eğer bir başvuru yapılmış ancak gerekli süreler içerisinde İdare Mahkemelerinde dava açılmamışsa; idareye yeniden başvuru yapılarak bu başvurunun reddi veya zımnen reddi üzerine 60 gün içinde İdare Mahkemelerinde dava açılabilir.

Bu yazımız Vergi Müfettişi kadrolarına ataması yapılmayan ve geç atanmadan kaynaklı maaş farklarını alamayan kişiler özelinde yazılmakla birlikte, aynı hususlar iş müfettişleri veya diğer kurum müfettişleri için de geçerlidir.

İdari başvuruların yapılması ve dava açılması aşamasında herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından alanında uzman bir İdare Avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır.

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Ohal Komisyonu Ret Kararına İtiraz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.